Perşembe, Nisan 3, 2025
spot_img

Kalabalık Yalnızlık-Beyin Çürümesi (Naci Özonay)

- Reklam-

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarımız ve Okurlarımız;

Türk Dil Kurumu ve Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi işbirliğiyle alanında uzman isimlerden oluşan Değerlendirme Kurulu tarafından belirlenen 7 kelime ve kavram, Türk Dil Kurumu internet sitesinde halk oylamasına sunuldu.

Oylamaya değer bulunan kelimeler “yabancılaşma”, “algoritma”, “merhamet”, “kalabalık yalnızlık”, “yozlaşma”, “yapay zekâ” ve dijital yorgunluk” olarak belirlendi.

Yaklaşık 1 milyon kişinin katıldığı halk oylamasında “2024 yılının kelimesi ve kavramı” olarak “kalabalık yalnızlık” kelimesinin seçildiği açıklandı.

Değerlendirme kurulu, “kalabalık yalnızlık” kavramına ilişkin “2024 yılında insanların “kalabalıklar içinde kendilerini yalnız” hissettiklerini gösteren araştırmaların sayısında artış olduğunun gözlemlendiğini de belirtti.

Birbirlerinin zıddı gibi duran, teklik ifade eden ‘yalnızlık’ ile çokluk ifade eden ‘kalabalık’ aynı anda yan yana var olabilmektedir. Sosyolojik, psikolojik, iletişimsel gerekçelerle açıklanabilen bu durum, bireylerin gündelik yaşamlarında, kurdukları ilişki biçimlerinde de kendisini göstermektedir.

Sevgili Okurlar, günümüzde Sosyal medya ortamında takipçi, beğeni sayılarının önem kazanması, sözde ‘kalabalık’ bir ortam oluşturulması yalnızlık hissine çözüm gibi algılansa da yalnızlık hissini artıran bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Dijital dünyanın gelip geçici ilişkiler önermesi, yalnızlık hissini her geçen gün biraz daha derinleştirmektedir.

Sosyal Medya ve dijital iletişim, bağlantı kurmanın daha hızlı ve kolay bir yolunu sunuyor gibi görünse de derin bağlar kurmamıza engel olmaktadır. Birine mesaj atmak veya gönderiyi beğenmek, hiçbir şekilde gerçek bir sohbetin yerini tutmaz. Duygusal bağlar, ancak yüz yüze temas ve derin konuşmalarla kurulur. İnsanlar arasındaki bağlar, anlamlı bir etkileşimle güçlenir. Gerçek bir bağlantı kurmak, güven, açık iletişim ve karşılıklı anlayışı gerektirir.

Selçuk Şirin, Oksijen Gazetesinde “Yalnızlık Pandemisi” olarak kaleme aldığı yazısında yalnızlığın tüm dünyada pandemiye dönüşmüş durumda olduğunu, ancak ülkemizde yaşanan yalnızlaşma sürecinin daha ileri düzeyde bulunduğunu İPSOS araştırmasının da ortaya koyduğunu belirtmektedir.

İPSOS araştırmasına göre, tüm dünyada yalnızlık oranlarının en yüksek ülke olarak öne çıkmakta; nüfusun %54’ü kendini çok yalnız hissetmektedir. TÜİK’in verilerine göre de ülkemizde tek başına yaşayanların sayısı son 10 yılda %77 artarak 5 milyonu geçmiş durumdadır.

Prof. Dr. Derya Uludüz, kalabalık yalnızlığı “modern dünyanın sessiz çığlığı” olarak adlandırıp, kalabalıkların içinde sıkışıp kalan bu yalnızlığı, modern dünyanın bize oynadığı en büyük oyunlardan biri olarak tanımlarken, yalnızlığın sadece ruhumuza değil, beynimize ve bedenimize de zararlar verdiğini ifade etmektedir.

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;

2024 yılının bir diğer önemli kelimesi ise Oxford Sözlüğü tarafından seçilen “brain rot” yani “beyin çürümesi” oldu.

Oxford University Press ve Dilbilimci Susie Dent başkanlığındaki dört uzmandan oluşan bir jüri tarafından hazırlanan 6 kelimelik aday liste oylamaya sunuldu.

Aday kelime listesinde; “demure- ağır başlı”, “dynamic pricing- dinamik fiyatlandırma”, “lore-bir konu ya da kişi hakkındaki arka plan bilgisi”, brain rot- beyin çürümesi”, “romantasy- romantizm ve fantezinin birleşimi” ve “slop- yapay zekâ kullanarak çevrimiçi olarak üretilen düşük kaliteli içerikler” kelimeleri bulunmaktaydı.

37 bin kişi tarafından yapılan oylama sonucunda “brain rot-beyin çürümesi” yılın kelimesi olarak seçildi.

Brain rot ya da beyin çürümesi, “aşırı ekran süresinin neden olduğu zihinsel bulanıklık, dikkat süresinin kısalması ve bilişsel gerileme” durumları için kullanılıyor.

Sevgili okurlar, eğer ekranda amaçsızca dolaşmaya çıkıp farkında olmadan saatler harcıyor ama baktığınız içeriklerin hiçbirini hatırlamıyorsanız, ekranda geçen zaman içinde odaklanmanız yok ve dikkatinizi toplayamıyorsanız sizde beyin çürümesi yaşamış olabilirsiniz.

Selçuk Şirin, sosyal medya platformlarının tıpkı uyuşturucu imalatçıları gibi talebi karşılamak için sürekli algoritmayla oynayarak piyasaya daha hızlı tüketilebilecek içerik sürdüklerini ifade ediyor. Bu içeriklerin doğruluğunun araştırılmadığı gibi daha çok korku saldığını ve kaygı yaydığını da belirtiyor.

Bu sürecin kaçınılmaz sonucu olarak da insanların derinlemesine “DÜŞÜNME VE PROBLEM ÇÖZME” yetilerinde azalma olacağı gerçeğini bizlerin görmesini istiyor.

Selçuk Şirin, “kalabalık yalnızlık” ile “beyin çürümesi” kelimelerinin uzaktan akraba olduklarını belirtirken, dijital çağın sessiz tehdidi de olan beyin çürümesinin durdurulmasının mümkün ama kolay olmadığının altını çizmektedir.

Yapılması gerekenler konusunda ise şunları önermektedir:

· Beyin gelişimi devam eden gençlerin-çocuklarımızın akıllı telefonla olabildiğince geç tanışması

· Dünyada giderek artan bir uygulama olan ‘okulların telefonsuz kalması’

· Anne ve babaların rol model olup önemle de çocuklu ortamlarda ekran kullanımını yok denecek kadar az kullanması

· Anne ve babaların ekran zamanı kadar ekran kalitesine dikkat etmesi

· Arada bir durup “kalitesiz ekranlara” mola vererek dijital detoksa girilmesi

· Belli saatler, günler ve yılın belli dönemlerinde sosyal medya orucuna girilmesi

· En bağımlı olduğumuz platformlara sınır koyulması

Sevgili okurlar, dijital detoks sadece ruh sağlığımız için değil, aile huzuru ve bütünlüğü için olduğu kadar beyin sağlığımız için de şart durumda…

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;

“21. Yüzyılın Süper Gücü” yazımda;

“Algoritmaları tasarlayanlar kendi zamanlarını meditasyonla, kitap okuyarak geçiriyor, çocuklarına kendi tasarladıkları siteleri yasaklayarak, erken çocukluk yıllarında onları teknolojiden uzak okullara göndererek ‘kendilerini kendilerinden koruyorlar’ açıklamasını yaparken bu durum üzerinde durup düşünmemizi önermiştim.

Yazının son satırlarında ise, Ekonomi yazarı Eric Barker’in odaklanarak çalışabilmeyi 21. Yüzyılın Süper Gücü olarak nitelediğini ifade etmiştim.

Çok Değerli Antrenör ve Öğretmen Arkadaşlarım;

Sizlerin çocuklarımız ve gençlerimiz üzerindeki yaptırım gücünüzün hiçbir anne ve baba da olmadığını, çocuklarımızı motive etme ve etkileme gücünüzün çok güçlü olduğunu daha önceki yazılarımın birkaçında yazmıştım.

Bu söylemden yola çıkarak;

Bir öğretmen ve antrenör arkadaşınız olarak sizlerden istirhamım;

“Çocuklarımızın, uyuşturucu kadar tehlikeli telefon bağımlılığından kurtulmaları için çok geç olmadan siz kıymetli antrenör ve öğretmen arkadaşlarımızı destek ve yardıma çağırıyorum…”

Saygılarımla

Not: Sevgili okurlar, sosyal medya ağlarının yaratıcılarının ağzından beyan edilen ve sosyal ağların insanlar üzerindeki tehlikeli etkilerinin anlatıldığı “SOSYAL İKİLEM” filmini izlemenizi öneririm…

- Reklam-

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
37,761TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

popüler

zonguldak psikolog
zonguldak bireysel terapi
online terapi