Cuma, Mayıs 24, 2024
spot_img

Fenerbahçe Tarih Yazdı! Final Four’dayız

Öne çıkanlar…
Monaco: Elie Okobo 15 sayı, 3 ribaund, 4 asist, Alpha Diallo 10 sayı, 2 ribaund, Donatas Motiejunas 16 sayı, 7 ribaund, Mike James 18 sayı, 3 asist
Fenerbahçe BEKO: Scottie Wilbekin 14 sayı, 3 ribaund, 2 asist, 4 top çalma, Tarık Biberovic 13 sayı, 5 ribaund, Marko Guduric 10 sayı, 2 ribaund, Nick Calathes 14 sayı, 6 ribaund, 4 asist

Fenerbahçe uzatma sonunda Monaco’yu 80-79 yenerek tarih yazdı. Maç boyu korkunç hücum edilirken üçlüklerle rakibi bertaraf ettik. Calathes maçın son 6 sayısını iki üçlükle sokarak damga vurdu. Tarihte 20. kez oynanan Euroleague play-offları 5. maçlar tarihinde ilk kez bir maç uzatmaya giderken ilk kez deplasman ekibi kazandı. Fenerbahçe Berlin’de Maccabi’yi eleyen Ergin Ataman’lı Panathinaikos ile eşleşti. Papagiannis ve Tarık Biberovic de maç boyu muhteşem oynayarak fark yarattı.

Maç iki takım adına da çok sıkıntılı başladı. Hücum sahasında iki taraf da korkunç oynarken Fenerbahçe savunmayla rakibiniz büyük sıkıntı çıkardı. Hücumda ise sürekli top kaybı yapmamız maçın ağırlığını kanıtlar nitelikteydi. İlk 7 dakikada 7 top kaybı yapmamıza rağmen 7-6 öndeydik. Monaco ilk çeyreği 15-13 önde tamamladı.

İkinci çeyreğin ilk dakikası içinde 5-0 seri verince mola da kaçınılmaz oldu. Biberovic ve Sestina’nın üçlükleri ile hayata döndük. 8-1’lik bir seri daha verdik ama biraz da şans isabetleriyle oyuna tutunduk. Dış atışlar hariç neredeyse hiç üretim yapamazken Monaco ilginç basketlerle kendine geldi. Devre sonunda daha iyi oynayan taraf yine Monaco olunca 40-35 geride gittik soyunma odasına.

Üçüncü çeyrek başında Motiejunas dışında isabet bulamayan Monaco’ya karşı oyunun kontrolünü ele geçiridk. 45-45 ile skor eşitlenirken rüzgar da arkamıza geçmiş gözüküyordu. Mike James sorumluluk aldı ve yakaladığı seriyle 7 sayı öne geçirdi ekibini. Ama çeyrek sonuna Tarık Biberovic damga vurdu. Biri ayağı çizgide 3 dış atış sokan Tarık şahsi 8-0’lık serisini yaptı ve son çeyreğe Fenerbahçe’yi 56-55 önde soktu.

Son çeyreğin ilk dakikasının sonunda yaklaşık 10 dakika oyun durdu. Oyun durması Monaco’nun ritmini bozdu. Rakibe nefes aldırmayan savunma yapınca kenar oyunu hariç 4 dakika sayı yemedik. Tarık Biberovic bu sefer de hücum ribaundlarıyla fark yarattı. Son 5 dakikaya girilirken takımımızda ilk kez Calathes dışında bir oyuncu serbest atış kullandı. Guduric’in muazzam üçlüğüyle farkı 4 sayıya çıkardık. Önce Mike James ardından Okobo sadece bireysel yetenekleriyle iki isabet bulup bitime 75 saniye kala Monaco’yu 1 sayı öne geçirdi. Scottie Wilbekin’in panyalı üçlüğü ile 2 sayı öne geçtik. Okobo bitime 45 saniye kala maçı eşitledi. Bu basket sırasında Tarık Biberovic de sakatlandı. Wilbekin maç topunda kararsız kalınca topu rakibine teslim etti. Maçın son hücumunu Monaco kullandı Okobo çok uzak bir dış atış kullanıp rezalet bir şutla maçın uzamaya gitmesine sebebiyet verdi.

Uzatmaların ilk isabeti Mike James’in üçlüğüyle gelirken 4-0’lık mini seriyle öne geçtik. Ama Monaco da sonraki 2 dakikada aynı şeyi rakibimiz yapınca son 1.16’ya 3 sayı geride girdik. Nick Calathes bitime 1 dakika kala sonunda boş üçlüğü sokarak maçı dengeye getirdi. James’in zor isabetine Calathes bir üçlük daha sokarak temsilcimizi 1 sayıyla öne geçirdi. Son savunmada kaosa sürükledik rakibi ve hava atışı oldu. Hava atışı sonu topu koruyarak 80-79 zaferi elde ettik.

12 YORUMLAR

  1. Şans bir kere de bize gülsün dedik güldü de ve en kötü şut atan oyuncumuz kel kartal kalp durduran maçın en kritik anlarında iki müthiş üçlükle F4 kapısını açtı ve Fenerbahçe bir kere daha kendine yakışır şekilde tarihe geçti. Tüm takımı,teknik ekibi, taraftarları kutlarım, umarım evimiz diyebileceğimiz Berlin’de bu sefer şampiyon oluruz, kupayı ülkemize getirelim, zor ama neden olmasın?

  2. FB basketbol organizasyonu bünyesinde görev alan, kulübe emek veren herkesi canı gönülden kutluyorum…
    Küçümsemek ,değersizleştirmek ,bahaneler uydurmak isteyenler olacaktır, oluyor da zaten fakat naçizane
    görüşüm bu final four katılımının önemli, büyük bir başarı olduğudur. Daha önceden düzenli bir Euroleague izleyicisiydim. Son iki sezondur ise ligi daha ziyade istatistikler ve haberler üzerinden takip ediyorum dolayısıyla yorumlarım çok doğru olmayabilir fakat FB o kadar ilginç ve tuhaf bir
    süreç sonunda final four yaptı ki maçlara uzak kalmama rağmen heyecanı ve mutluluğu fazlasıyla hissettim diyebilirim. Büyük umutlarla gelen eski koç İtoudis bütün tecrübesine ve kabiliyetine rağmen CSKA geçmişi yüzünden FB taraftarı için çok sempatik bir isim olamazdı, üstüne bazı oyuncularla, taraftarlarla ve yönetimle sağlıklı iletişim kuramayınca camia tarafından kabullenilmedi. Takım kurulurken yapılan transferlerin neredeyse tamamına yakını basketbolseverleri tereddüte sürükleyebilecek transferlerdi. İstikrarsız, fiziksel temastan kaçarak oynayan, baskı altında çok çabuk kontrol
    dışına çıkıp takım oyunundan uzaklaşan Wilbekin, Dorsey ikilisi , istatiski olarak şimdiden bir Euroleague efsanesi olmasına ve mükemmel pas/dripling tekniğine rağmen çok kötü bir şut mekaniğine sahip olduğundan gençliğinden beri özellikle karar maçlarında şut atmakta zorlanan,
    rakiplerin gönül rahatlığıyla riske edebildiği Calathes, Zalgiris ve Barcelona’da oynarken düz görev adamı görüntüsü veren Nigel Hayes Davis, takımın kaderinin performansına çok bağlı
    olduğu fakat maçtan maça ve maç içinde dakikadan dakikaya devamlılık problemleri yaşayan,
    Bogdanovic’in yerini bir türlü dolduramayan, taraftarı defalarca hayal kırıklığına uğratmış Guduric yetmedi sezona iyi başlayıp sonra düşüşe geçen Papagiannis , yetmedi Sestina… Itoudis’den sonra ise basketbol bilgisinden, karizmasından kimsenin şüphe edemeyeceği fakat Barcelona’da
    oyuncularla ve yönetimle ciddi sürtüşmeler yaşadığı için gönderildiği söylenen
    Jasikevicius kendi seçmediği bu kadronun başına geçti ve sezon ortasında yapılan aşı tutabildiği kadar tuttu. Başka bir takımın başına gelse o takımı dağıtabilecek 10 maçlık yenilgi serisi yaşayan takım dağılmadı, kendisi de zamanında egosu yüksek bir efsane yıldız oyuncu olan
    Saras Jasikevicius takımın skorerlerini iyi kötü verimli kullanabildi , normalde bir aylığına transfer edilen Amine Noua , sezonu FB’de bitirip bitiremeyeceği belli olmayan SEstina bile bazı maçlarda katkı verdiler. Yerinde bir transfer olduğunu önceki sezon takımın hem hücum hem savunmada en önemli
    oyuncularından birine dönüşerek kanıtlayan Nigel Hayes Davis istikrarını bu sene de korudu. Biberovic’in nihayet parlaması , sezon başında takımdan gönderilecekken tesadüfi ve mecburi olarak FB’de kalan ve performansıyla büyük bir profesyonellik örneği gösteren Calathes’in liderliği dikkat çekiciydi. Acaba, yetenekli bir oyuncu olduğunu bildiğimiz fakat neredeyse tüm kariyeri NBA’in orta karar takımlarında 3. gardlıkla geçen Neto sakatlanmasa FB Neto / Madar ikilisiyle yine başarılı olur muydu?
    Calathes Barcelona’nın üstüne FB’den de gönderilse final four yapabilecek bir takıma gidebilir miydi? Geçen sezon sakatlığı nedeniyle FB’nin hiç kullanamadığı Bjelica sağlıklı olsa Motley ve Hayes Davis bu derece öne çıkabilirler miydi ? Kısacası çok inişli çıkışlı, beklenmedik olaylarla dolu iki sezonun sonunda , taraftarları bazen umutsuzluğa bazen büyük beklentilere sokan FB aslında Kokoskov döneminde ya da Itoudis’in ilk sezonunda ulaşabileceği final four a ulaşmış oldu. Rahmetli Mehmet Baturalp’in Eczacıbaşı şampiyonluklarının ardından Orhun Ene ile takım arkadaşlarına verdiği bu şampiyonlukların, bu günlerin değerini iyi bilin öğüdüne benzer cümleleri çok seneler sonra Obradovic FB ile kazandığı son Türkiye Kupası şampiyonluğu ardından sarf etmişti. Bu iki basketbol adamının belirttikleri gibi şampiyonluklar çok değerli ,
    o değeri bilmek , başarılı zamanların her zaman sürmeyeceğini anlamak , yakalanan fırsatları iyi değerlendirmek lazım … Açıkçası FB’yi final four maçlarında favori görmüyorum, FB’de ciddi bir kadro revizyonu yapılabilir , yapılması da bence iyi olur fakat umuyorum ki FB oyuncuları kazanabilecekleri bir Euroleague şampiyonluğunun hem kendileri hem takımları için ne kadar
    önemli olduğunu anlarlar, bütün güçlerini ,çabalarını ortaya koyarlar , şans yüzlerine güler , bize unutulmaz bir final four yaşatırlar.

  3. Bizde herşey şeffaf kaybetseydik ; “üçlük ile gelen üçlük ile gider” yazacaktım… Kazandığımıza göre; “F8’e Calates getirdi , F4’e Calates götürdü!!!” Maçın analizine gerek yok , zaten serinin başından beri yazdık hatta bugün İbo bile çözdü, Motiejunas ‘ın üstüne oynamayı:))) Kötü bir seri oldu ama hakemlerin konuşulmadığı tek iddialı seri oldu.Fb’de iki kişi Monaco ‘yu 3-2 geçti biri Jasi biri Calates…Ki Calates sezon başı takım arıyordu!?!!!?! Diğerleri de istikrarlı olsalar seri zaten 3-0 biterdi. Hem dün Pana hem de bugün FB ile gördük ki; At – Avrat – Yunan Gard!!!(hiç sevmem bu lafın orijinalini kadınlarımız kusura bakmasın ama en kısa özet bu şekilde söylenir) Fb’li arkadaşları tebrik ederek meydanı onlara bırakalım…Tabiiiii 4.maçta sözünü verdiğimiz temennimizle; Evet bir tarafta Türk Koç bir tarafta Türk kulübü… Finale biri çıkacak diye mutlu oluruz amma velakin Ataman sözünü tuttu bunun ilerisi pastadaki çilek olur dolayısıyla UMARIM FB TURU GEÇER VE FİNALE ÇIKAR… Hayırlısı olsun…

    • Nick, abd doğma,büyüme,yetişme ve yunanca bilmeyen yunan kökenli ama abdli bir oyuncu, O’nu Atatürk pankartını tutmayan nankör ve yalancı şahısla karıştırıp yunan zannetme. Ve hayret ki ilk maçta pana ile karşılaşacak olan Fenerbahçe için umarım turu geçer finale çıkar diyorsun acaba atinada manevi babanla sirtaki sonrası uzoyu fazla mı kaçırdın?

  4. Bu maçtaki gibi korku filmi yazılmadı şimdiye dek. Gülen biz olduk, Türk sporunun ve basketbolunun lokomotoifi olan kulüp de Avrupa’da ait olduğu yere bir kaç yıllık aradan sonra geri döndü. Teknik anlamda acaip bir seri oldu, farklı stildeki iki takım baştan sona denkti, testilerden biri kırılıverdi, ama çok isabetli oldu, çok çeşitli bakımlardan.. Fenerliyiz veya Türk’üz geçelim oraları.. öncelikle özel olarak bu ülkenin sunucu ve yayıncıları Türk takımlarının adlarını özellikle ağzına almaz, garip telaffuzlarıyla bir takım kent adlarını gevelerler, “öğrensinler de gelsinler” bir dahakine. Bu “özgün” tavırlarıyla diğer Avrupa ülkeleri arasında “özel” bir yerleri bulunmaktadır bizler için. Ayrıca bizim kişilikli ve asil oyuncularımız tribüne gırtlak kesme yapmıyor, takımda öyle kişiliksiz ezikler yok, bizdeki çeşitli milletlerden oyuncular kendilerini yuhalayan seyirciyi maç sonunda alkışlıyor, asaletli kulübe böylesi yakışır. Bunlar olmasa maç içi hiç düşmemelerine ve atletik çevik özellikleriyle rakiplerine karşı dezavantajlarını sportif direnç ile kapatmalarına sempati duymaya hazırdım ama bu tür “ayrıntılar” yüzünden yenilmeleri ayrıca isabet oldu. Maçtaki kötü oyunumuz ise F4 maçları için ölçü değil, her maçın hikayesi farklıdır, her rakip oyunu farklı şekilde”bozar”, her rakibin vereceği gedikler de farklı olacaktır. Unutulmamalı ki beşinci maça sarkan seri giderek sinir harbine dönüşüyor, “şahane basketbol” görmek zor. İlk maçtaki FB basketbolunun aldığı övgüler hatırlansın. Bunu tekrarlanamayacağı belliydi. Tek tek maçlar ise bambaşka.

    • Eeeee aşkolsun… Tebrik bile etmemişsin… Tabi beni büyüğümüz Erman Kunter hocamızla(Ordinaryüs mü demeliydim?) beni karşılaştırdığın gün ufaktan gaza gelmedim değil amma velakin bak bakalım haksız mı çıktım yorumlarımda…
      https://basketfaul.com.tr/yazarlar/nefes-nefese-erman-kunter/
      Maç yorumumda da yazdım; ilk maç sonu belirtmişken, Monaco uzunları ve Sasa iliskisini, yorumcu İbo bile 5.maç uyandı Moteijunas’a deyu… Tabi ben kimim ki(Hollandalı abime selamlar) ama Kunter Hocam’a katılmamak haddimize değilse de fikrimizi belirmek yasak olmasa bea!?!!?

  5. Sevgili F.Bahçeli kardeşlerim ve arkadaşlarım. Roman, sinema için senaryo, öykü yazarken hep REJİSÖRÜN istediği bir olay vardır. ÇATIŞMA…Normal yaşamını sürdüren, kimseye bulaşmayan, kimseyle kavga etmeyen, her şeye hoşgörülü bakan insanların hikayeleri YÖNETMENLERE çok monoton gelir.” Bu roman okunmaz- Bu film seyredilmez” şeklinde eleştiri yapar ve mutlaka ÇATIŞMA çıkartılmasını isterler.. Bu sütunlarda da böyle oluyor.. Site çok okunsun, takip edilsin diye bulmuşlar AYKIRI BİR TİP, herkese bulaşıyor, sulanıyor, ak diyene kara, kara diyene ak diyor. Ataman ile kalkıp Ataman ile oturuyor. Sizler de bu tipe yanıtlar veriyorsunuz. Bundan memnun kalan ve bu sayede okur kazandığını sanan bu SİTE YÖNETİMİ, insanların sinir uçlarıyla oynayan bu tipin yazılarını yayınlarken sizinkilerin kini bazen kısıtlıyor.(Bana öyle yapıyor) Sizin yerinizde olsam asla bu tipe artık yanıt vermem. Boşuna sinirlerimi yıpratmam. Yani ÇATIŞMA ÇIKARTILMASINA İZİN VERMEM… Bu arada Dünyanın En Büyük Spor Kulübünün FİNAL FOUR başarısını kutlarım..

  6. Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
    Berlin’e bir kısrak başı gibi uzanan bu FINALFOUR, bizim.
    Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
    Ve ipek bir halıya benzeyen toprak bu cehennem, bu CENNET bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
    Yok edin hakemlerin oyunculara kulluğunu, bu dâvet bizim…
    YEHEEEEYT, Seninle görülecek bir hesabımız var bre BERLİN, BEKLE BİZİ GELİYORUZ…
    HEM DE DÖRTNALA…

  7. Bu seride Fenerbahçenin %51 ile favori olduğunu düşünüyordum. En sonunda iş gelmiş geçmiş en kötü şut atan guardlardan bir olan Calathese kaldı. Ve 2 kritik 3lükle perdeyi kapattı. Sene başında düşünülmeyen oyuncu FB’ye f4’ü getirmiş oldu. Kaderin cilvesi..
    Bu sene bence en çok hakkeden takımlar F4 yapmış oldu. Realin düşen formu, OLYnin tekrardan oluşturduğu kimya, Pananın F4 özlemi ve FB’nin Jasi dokunuşu düşünülürse her takım kupaya uzanabilecek kapasitede.
    Gönlümüz FBnin kazanmasından yana. Başarlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler