“BURASI HESAP VERME YERİ DEĞİL”
2017’de Trabzonspor-Gaziantepspor maçının hakemi Çağatay Şahan ve yardımcıları karşılaşma sonrasında Avni Aker Stadı’ndan 4 saat mahsur kaldıktan sonra Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu şu açıklamayı yapmıştı:
“Yöneticilerime, sabaha kadar, ben gelene kadar o hakem, o stattan çıkmayacak’ dedim. Ama beni arayan o değerli insanın sözleri üzerine şehri terketmesine izin verdim.” Normalde 6222’den hüküm giymesi gereken Hacıosmanoğlu’nu futbol camiası koyacak yer bulamadı, değerli insanın talimatıyla oy veren delegeler onu Futbol Federasyonu Başkanı yaptı.
Uygar ülkelerde makam sahiplerinden hesap sorulur. Bu demokrasinin gereğidir. Hacıosmanoğlu ise kıt Türkçesiyle yanlış anladığı Fatih Terim’e sert cevapta, “Kimden hesap soracaksın? Burası hesap verme yeri değil.” diyerek demokrasi anlayışını net olarak ortaya koydu.
ÇABUK DÜŞÜN, ÇABUK UYGULA…
Takım sporlarında fiziksel kapasitelerin gelişimine de bağlı olarak savunmaları aşmak zorlaşıyor. Bu nedenle de çabuk düşünüp, çabuk karar vermek ve çabuk uygulamak zorundasınız. Basketbolda da böyle, futbolda da böyle… Savunmayı dengesiz yakalayamazsanız skor üretmeniz son derecede zor. Milli Futbol Takımı ise diklemesine oynamak yerine, son derece temposuz ve yan paslarla sürenin erimesinde rakiplerine yardımcı oldu. Ayrıca top kaybı yapmamak adına adam eksiltme girişimlerinden uzak durduk, çalımı denemedik, top hep bizde kaldı ama hiçbir işe yaramadı.
48 ÜLKELİ FİNAL Mİ OLUR?
Dünya Futbol Şampiyonası finallerine 1980’lere kadar 16 elit takım katılırdı. Bu sayı önce 24’e, sonra 32’ye, sonra da 48’e çıkarıldı. Ayağında 3 kez top sektiren herkes Dünya Şampiyonası’nda… Biz ise 24 yıl sonra finallere gitme hakkını elde edince bunu çok büyük bir başarı olarak gördük. hatta federasyon başkanı, belki iskan ruhsatına da yardımcı olması için futbolculara Bodrum’da villa vaad etti. Sonuçta ismini Dünya Şampiyonası sayesinde öğrendiğimiz Curaçao’dan erken elendik. Aslına bakarsanız, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yetişmiş gurbetçilerimiz olmasa, Curaçao kadar bile olamazdık.
İSTİKLAL MARŞINI SÖYLEYİN…
Gurbetçiler demişken… Almanya’da, Fransa’da, Hollanda’da, Belçika’da doğan futbolcularımızın yetiştikleri çevrelere bağlı olarak Milli Takım’a seçildiklerinde Türkçe bilmemelerine kimsenin bir itirazı olamaz… Ancak bu durum, Türkçe öğrenmelerine de engel değil. Maç sonu röportajlarını yıllardır İngilizce vermeleri açıkçası hoş görünmüyor. En azından Voleybol Milli Takımımızda oynayan ve bir Türkle evli olan Jack Kısal gibi İstiklal Marşı’nı söyleyin… Razıyız…




biz artık böyle bir ülkede yaşıyoruz
Sevgili Necip Ağabey merhaba.
Söylenecek her şeyi fazlasıyla söylemişsiniz. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
Sevgilerimle.