Çarşamba, Mayıs 29, 2024
spot_img

TVF’nin, TBF’den Farkı Ne! (İlker Yıldız)

A Milli Kadın Voleybol Takımımız, 2023 FIVB Milletler Ligi (VNL)’ndeki 11. maçında bugün güçlü Brezilya’yı 3-0 mağlup ederek, organizasyondaki 8. galibiyetine imza attı. Millilerimiz son dört yılda olduğu gibi bu yıl da FIVB Milletler Ligi’nde final etabına kalma başarısı gösterdi. Millilerimiz, 12-16 Temmuz 2023 tarihlerinde ABD’nin Arlington kentinde yapılacak olan finallerde mücadele edecek ve bizleri son yıllarda oldğu gibi hem gururlandırmaya hem de birçok gencimizin voleybola olan ilgisinin artmasını sağlamaya da devam edecektir.

Ülke Voleybolumuz Koşar Adım İleri, Ülke Basketbolumuz ise Koşar Adım Geri!

Türk voleybolumuz, son 20 yıldır A Milli Kadın Voleybol Takımımızın elde ettiği istikrarlı başarılar sayesinde dünya ölçeğinde üst sıralarda yer alırken; A Milli Erkek Voleybol Takımımız da, 2023 CEV Avrupa Altın Ligi’nde şampiyon olarak (son dört organizasyonun üçünde şampiyon olduk), 27-30 Temmuz 2023 tarihlerinde Katar’da düzenlenecek FIVB Challenger Kupası’na katılmaya hak kazandı. Bu sayede, tıpkı kadın milli takımımız gibi 2024 yılında milli takımlar düzeyindeki en önemli organizasyonların başında gelen FIVB Milletler Ligi (VNL)’nde yer alabilmek adına çok önemli bir fırsat yakaladı. 

VNL (FIVB Voleybol Milletler Ligi) ismini 2017 yılında aldı. Daha önceki ismi ise FIVB World Grand Prix (Dünya Ligi)’iydi ve 1993-2017 yılları arasında her yıl düzenlendi. 30 yıllık bir geçmişi olan bu organizasyona hemen her yıl hem ilginin arttığını hem de oynanan voleybol seviyesinin yukarı çıktığını görüyoruz. Demek ki VNL (veya Dünya Ligi)’nin başarılı olduğu görülmüş ki; 8 ülke takımıyla başlayan organizasyon, şimdi 16 ülke takımının katılımı ile başarıyla sürdürülüyor. Sonuç ortada: Çok keyifli, çok başarılı ve her yıl yeni yıldızlar izlediğimiz üst düzey bir milli takımlar ligi. Çoğu ülke voleybol federasyonu VNL’e katılım sağlamak adına hem ülke voleybolunu geliştirmeye hem de yerel ligleri ona göre dizayn etmeye başladı. Erkek milli takımımız da VNL’ye yükselmek için ciddi yol aldı. Ülke voleybolumuzda bu sürecin kazandırdığı bilinçle birlikte, birçok üst düzey erkek voleybolcunun da yetiştiğini memnuniyetle görüyoruz.

A Milli Kadın Voleybol Takımımızın, 2018 yılından itibaren düzenlenen ve dünyanın en iyi 16 ülke milli takımının yer aldığı FIVB Milletler Ligi (VNL)’nde; 1 ikincilik, 1 üçüncülük ve 2 dördüncülüğü bulunuyor. Millilerimizde hemen her yıl, dünya ölçeğinde üst düzey en az bir kadın voleybolcunun ön plana çıktığını da memnuniyetle görüyoruz.  

Bizler ise kendi ülke basketbolumuzu ve yerel liglerimizi baltalayan EL gibi organizasyonların seviciliğini yapıp, 10-12 yabancı oyuncuyla elde ettiğimiz kupalarla sevinerek, iyice kendi ülke basketbolumuza yabancı hale getiriliyoruz. Konu mühim ama anlayan ya da anlamak isteyen pek yok! Biraz dünyanın gidişatını okuyan herkes, sporda yaşanan süreci de anlayabilir diye düşünüyorum. Maalesef ülke basketbolumuzda yaşanan en büyük sorunlardan biri de, EL gibi milli takımların ve yerel liglerin önemini arka plana atan organizasyonların, tüketici katılımcısı olmaya devam etmemizdir. Değer üreten ve ülke basketbolumuz adına öncelikler hiyerarşisinde A Milli Takımlarımızın olduğunun bilinciyle hareket eden bir yapıya kavuşmamız gerekiyor. Aksi halde mevcut federasyon döneminde A Milli Takımlar düzeyinde yaşadığımız tarihi başarısızlıklar döneminin faturasını çok daha ağır ödeyebiliriz. 

Ülke Basketbolumuz, Voleyboldan Sonra Hentbolun da Gerisine Düşebilir!

Türkiye Voleybol Federasyonumuzu, gerek son 20 yılda A Milli Kadın Voleybol Takımımızın uluslararası organizasyonlarda elde ettiği üst düzey başarılarda ve yakın süreçte de A Milli Erkek Voleybol Takımımızın istikrarlı başarılarında gerekse de dünya çapında büyük voleybolcular yetiştirmemiz açısından izlemiş olduğu yolu ve milli takımları önceleyen anlayışını kutlamak gerekiyor. Benzer başarıyı basketbolda yakalamak bir yana, her geçen yıl A Milli Takımlar düzeyinde daha da kötüye giden durumumuz hakkında artık şapkayı önümüze koymamız gerekiyor! Ayrıca şunu da belirtmek gerekiyor ki; Türkiye Hentbol Federasyonu da son birkaç yıldır A Milli Hentbol Takımlarımızın uluslararası alanda istikrarlı başarılar elde edebilmesi adına ciddi projeler üretmeye ve hayata geçirmeye başladı. Yakın bir süre sonra hentbol branşının da, tıpkı voleybolun olduğu gibi basketbolu geride bıraktığına şahit olursak hiç şaşırmayın! 

Türkiye Voleybol Federasyonu ve Türkiye Hentbol Federasyonu, Türkiye Basketbol Federasyonu’na göre benzer koşullara hatta daha da kısıtlı imkanlara sahip olmasına rağmen, öncelikleri A Milli Takımlar ve değer üretimi olduğu için ciddi bir gelişim ve başarı yakalamaya başladıklarını görüyoruz. Benzer şekilde başarılı sürecin, ülkemizdeki diğer birçok spor brançı için de geçerli olduğunu görebiliyoruz.

EL Organizasyonu ve EL’nin Uzantısı Olan Kulüpler!

Basketbolda bizim gibi tüketici zihniyete sahip olan ülkelerde her geçen gün milli takımlar başta olmak üzere, büyük oyuncular yetiştirme konusunda ciddi sorunlar ve başarısızlıklar yaşanmakta olduğunu görüyoruz. En büyük hata, NBA ve EuroLeague gibi milli takım organizasyonlarının önünü tıkayıp, dünya basketbolunu tekellerine alarak tek tipleştirmeye çalışan bir yapıya prim verenlerdedir. Ülkemizde, EL organizasyonunda 10-12 yabancı oyuncuyla kulüp takımı olarak elde edilen başarıyı; milli takımlarımızın başarısından ve ülke basketbolumuzun değer üretiminden daha önemli gören kulüplerimiz, yöneticilerimiz ve paydaşlarımız var. Ayrıca bu paydaşların, ülke basketbolumuzu dizayn etme ve ülke basketbolumuzda hegemonya kurma gibi bir çabalarının da olduğunu üzülerek görüyoruz. Oysa, EL’nin küreselci bir yapıya sahip ve ulus devlet organizasyonlarını baltalayıcı bir organizasyon olduğunu görmek zor olmasa gerek!

Voleybolda FIVB ve CEV’in yaptığı milli takımlara dönük organizasyonlara olan ilgi ve bu organizasyonların verimi ortada. VNL’de dün Tayland, bugün de Brezilya ile oynadığımız maçlarda tribünleri gördük. Bizler gibi ekran başında ilgiyle ve heyecanla VNL maçlarını izleyen milyonların olduğu da bir gerçek. VNL gibi kulüp takımlarından ziyade milli takımların yer aldığı uzun soluklu ve üst düzey lig organizasyonları sayesinde, her ülke voleybolu kendi değerlerini ortaya çıkarma adına da ciddi bir altyapı hamlesi yapmak zorunda kalıyor ki; VNL gibi bir organizasyona katılmayı ve kalıcı olmayı başarabilsinler. Bu da VNL’de yer alan ülkelerin çoğunun planlı ve sürdürülebilir bir voleybol yapısına sahip olmasını sağlıyor.

EL gibi milli takımları ve yerel ligleri bitirici şekilde kurgulanmış olan bir düzen, tam da FIVB ve CEV’in zıttı bir yapılanmayı ön görüyor. FIVB Milletler Ligi gibi milli takımların katılımının sağlandığı uzun soluklu ligler sayesinde, dünya ölçeğinde (ülkemizde de geçerli olmak üzere) voleybolda birçok ülkede çok üst düzey oyuncular yetişirken; voleybolun popülaritesi ve izlenme oranını da her geçen gün artıyor. Basketbolda kulüp takımlarını her şeyin üstünde tutan NBA ve EL gibi organizasyonlar, voleybolda ise milli takımlar düzeyinde yapılıyor. Bakın bakalım hangi spor branşında daha çok gelişme yaşanıyor ve dünya çapında ilgi artıyor? Tabii ki milli takım organizasyonlarını önceleyen voleybol branşı.

Her geçen yıl NBA, WNBA, EL’ye hem ilgi azalıyor, hem ülkelerin yetenekli oyuncularının gelişimleri tamamlamadan transferleri ile gelecekte büyük oyuncu olma potansiyeline sahip oyuncular harcanıyor hem olay şov ve eğlence dünyasının bir tüketim ağı oluyor hem de basketbolda tek tipleşme ve tekelleşmeye doğru gidiliyor.

Voleybolda ve Futbolda Öncelik Milli Takımlarken, Neden Basketbolda Öncelik Kulüp Takımları?

Futbolda da FIFA ve UEFA’nın milli takımların resmi müsabaka sayısını arttırma ve dolayısıyla da futbola olan ilgiyi arttırmak için çeşitli organizasyonları var. Dikkat ederseniz, Avrupa ve dünya ölçeğinde futbola ilgiyi arttırmak adına milli takım organizasyonlarının ve milli takımların resmi maç sayılarının arttırılması yoluna gidiliyor. Son olarak milli takımlar düzeyinde organize edilen ve 2018 yılında başlayan UEFA Uluslar Ligi düzenlenmekte… Bu lig, Avrupa Şampiyonası’na ve Dünya Kupası’na katılım anlamında da ülke milli takımlarına imkan sunuyor. Ayrıca futbolda da EL benzeri kulüpler düzeyinde bir “Avrupa Süper Ligi” girişiminde bulunuldu ama bu girişimde bulunan takımlar tam olarak ağızlarının payını aldılar ve bu girişim akamete uğrayarak adeta derin dondurucuya konuldu!

Bir tek FIBA’dan ayrı bir şekilde ve sıkça da çatışma içerisinde bulunan, NBA ve küreselci yapıya eklemlenmiş olan, bir nevi dünya genelindeki spor organizasyonları arasından bu yapıların laboratuvarı olma özelliği taşıyan EL organizasyonu; kulüp takımlarını ön plana koyup, milli takımları ve yerel ligleri bitirme çabası içerisinde. Yakında bu organizasyonun (EL) kendisinin bitme noktasına geleceğinden eminim. EL’yi cazip hale getirecek her yolu deniyorlar ama taşeronluğunu yapan bazı kulüpler olmasa, milli takım organizasyonlarını ve yerel ligleri bitirme misyonu biçilen bu yapının ömrü çoktan tükenmişti…

Önceliğimiz Her Daim A Milli Takımlarımız ve Değer Üretimi Olmalıdır

Bir spor branşının ülke çapında gelişimi ve gençler tarafından o spor branşına olan ilginin artması; milli takımlara verilen önem, milli takımlar düzeyinde elde edilen başarılar ve dünya çapında yetiştirdiği büyük oyuncularla sağlanmaktadır. Bunlar olduğu taktirde, o spor branşına hem ilgi artacak hem de niteliksel gelişim sağlanmış olacaktır. 

Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı’mızın son yıllarda ülke sporumuzun gelişimi adına çok değerli çalışmaları oldu ve olmaya da devam ediyor. Ülke sporumuzda birçok branşta uluslararası alanda tarihi başarılar yaşandığını da mutlulukla görüyoruz. Ancak, birçok imkanı bulunan ülke basketbolumuzda ise, ülke sporumuzun birçok branşında elde edilen başarıların aksi yönde bir başarısızlık yaşanıyor! Bunu gerek A Milli Erkek Basketbol Takımımızın gerekse de A Milli Kadın Basketbol Takımımızın bizlere son yıllarda tarihi başarısızlıklar yaşatmasından da görebiliyoruz. Yerel basketbol liglerimizde oynanan maçlarda yerli oyuncularımızı takımlarında süre ve sorumluluk alma açısından adeta mumla arıyoruz. Bunca imkana ve bunca ilgiye karşılık olarak, ülke basketbolumuzun geldiği bu aşamanın kabul edilebilir olduğunu düşünmüyorum. 

Değerli Hocam Besim F. Dellaloğlu’nun “İkondan Kanona: Kültür ve Medeniyet Arasında” kitabında yer alan konumuz ile ilgili çok önemli bir cümleyi sizlerle paylaşmak isterim: “Zihniyet ve alet ancak bir arada olduklarında birbirlerine fayda sağlayabiliyorlar”. Bu cümleden de anlayacağımız gibi, hemen her türlü imkana sahip olan ülke basketbolumuzda, belki de en önemli ihtiyaç duyulan şey; zihniyet değişikliği olsa gerek. Kısacası, ülke basketbolumuzun bir paradigma değişimine ihtiyacı var. Ülke basketbolumuzun, “önceliğimiz her daim A Milli Takımlarımız ve değer üretimi olmalıdır” düşüncesine sahip yönetici zihniyetine ihtiyacı vardır. Ülke basketbolumuza, değer üretiminde bulunanlar ve ülke basketbolumuzun gelişimini ön plana koyanlar hakim olduğunda, her anlamda ülke basketbolumuzun olumlu anlamda düzeleceğine inanıyorum.

Herkesin mübarek Kurban Bayramı’nı tebrik ederim. Her şey Türk basketbolu için, her şey A Milli Takımlarımız için. Saygılarımla. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler