Cuma, Temmuz 19, 2024
spot_img

Bırakın Çocuklarınız Spor Yapsın (Naci Özonay)

Basketbol Sporunun Çocuklarımıza Kazandırdıkları yazımı yazarken ara ara sevgili Gencer Baytimur’la konu ile ilgili olarak sohbet ettim. Bu esnada sevgili Gencer basketbol sahalarında velilerden kaynaklı yaşanan sıkıntılardan söz etti.

Daha önceki yazılarımda anne babaların eğitim ve spor sahalarında yapmaları gereken konulara kısa kısa değinmiş olsam da, sevgili Gencer Baytimur’un birikimlerinden de faydalanarak bu yazıda spor alanlarında anne ve babaların nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda daha geniş bir paylaşım yapma kararı aldık.

Değerli Anne ve Babalar,

Günümüzün en önemli sıkıntılarından biri her konuda bilgi sahibi olduğumuzu düşünmemiz ve ilgili uzmanları ya bilmiyor ya da yetersiz olarak görmemizdir.

Şu durumu baştan hepimizin kabul etmesi gerekir. Hiçbir antrenör işine karışılmasını istemez. Çalıştırdığı çocuğun anne ya da babası basketbol konusunda uzman bile olsa. Bu konu her antrenör için çok önemli ve hassastır, nedenine gelince;

Nedenine yanıt verirken anne ve babalara şu soruyu sormak istiyorum, biz antrenörler inşaat mühendisinin işine karışıp statik hesabını şöyle yapın diyor muyuz? ya da uzman bir doktorun koymuş olduğu bir teşhis için, bu teşhis doğru değil deyip kendi bildiğimiz tedaviyi uyguluyor muyuz? Tabi ki hayır. O yüzden antrenörler de işlerine karışılmasını istemez

Eğer anne ve baba dan biri basketbol konusunda uzman ise, çocuğunun çalıştığı antrenöre saygısından dolayı antrenörün işine karışmamalı. Çünkü ‘her yiğidin bir yoğurt yeme şekli vardır’ yani her antrenörün ayrı bir oyun anlayışı, felsefesi bulunmaktadır.

Anne babalara başka bir sorum da şu olur, hangi antrenör karşılaşmayı kaybetmek ister?

O yüzden antrenörün oyuna hangi 5 kişiyle başladığı, hangi oyuncuyla ne kadar süre oynadığı, nasıl bir oyun planı izlediği, oyuncu değişikliğini nasıl yaptığı ve benzeri tüm teknik ve taktik konular sadece ve sadece antrenörlerin ve ilgili ekibin işidir.

Velilerin tek yapması gereken şey, tribünde koltuklarına yaslanıp rakip takım oyuncularının anne ve babaları ile birlikte dostane bir şekilde müsabakayı izlemeleridir.

İşleri her yönden zorlaştıran bir diğer önemli konu ise, velilerin bir kısmının hakem arkadaşlarımızla olan olumsuz diyaloğu. Hakemlik konusu biz antrenörlerin bile sıkıntılı olduğu bir konu. Şöyle ki, biz antrenörlerin bir kısmı hakemlik eğitimi almış durumdalar, ayrıca her yıl hakem arkadaşlarımız tarafından antrenörlere yönelik eğitimler verilmekte ve değişen yeni kurallar anlatılmaktadır.

Veliler tribünden karşılaşmayı uygun olmayan açılardan seyretmektedirler. Ve uygun olmayan açılardan seyrettikleri pozisyonlara haksız itirazlarda bulunarak hem sporcuların hem de müsabakayı yöneten hakemlerin dengesini bozmaktadırlar.

Hakem arkadaşların vermiş oldukları kararlara yapmış olduğumuz itirazlar hiçbir şeyi değiştirmediği gibi, sporcular, takım ve önemle hakemler açısından işlerin çığırından çıkmasına neden olmaktadır.

Hakemin (seyirciye göre) vermiş olduğu yanlış kararı kendi takımımızın lehine başka bir yanlış karar vermek için baskılamak ise hiç doğru değildir. İki yanlışın asla bir doğru yapmayacağını unutmamamız gerekir.

Hakemlerin insan oldukları ve duyguları bulunduğu gerçeğinden yola çıkarak hakem arkadaşlarımızda ki ‘KREDİMİZİN’ sınırlı miktarda olduğunu unutmamız gerekiyor.

Altyapı maçlarını yönetme görevi genellikle eğitimin bir parçası olarak genç, tecrübesiz (hakem arkadaşların yetişmesi açısından) yeni başlayan hakem arkadaşlara verilmektedir. Dolayısıyla hakemliği öğrenmek için sahada bulunan hakem arkadaşların da sizin basketbol öğrenmeye çalışan çocuklarınız gibi hata yapabileceğini, henüz ‘öğrenme aşamasında’ olduklarını göz ardı etmeyerek onlara da yardımcı olmamız gerekir. Tecrübesiz hakem arkadaşların kontrollerini daha kolay kaybettiklerini unutmayıp seyirci olarak işlerini kolaylaştırmalıyız.

Kıyaslama konusu başlı başına bir sorun. Aslında evdeki iki kardeşin bile kıyaslanması son derece yanlış bir durum. Her çocuk farklı bir yapıda ve yaratılışta. Kıyaslamaların her açıdan büyük sıkıntılar yaratacağını unutmamamız gerekmektedir

Anne ve babalarımız objektif davranmayıp maalesef çocuklarını dev aynasında görmektedirler. Çocuklarını kendi oynadıkları takım arkadaşları ile kıyasladıkları gibi rakip takım oyuncuları ile de kıyaslama yoluna gitmektedirler. Bu durum takım içi arkadaşlıklara zarar vermekte ve rakip takım oyuncusunu, hatta zaman zaman kendi takım arkadaşını bile “düşmanı” gibi algılamasına neden olmaktadır.

Sonuçta çocuklarımız aktif spor yaşamlarını bitirip birer meslek sahibi olacaklar. Çocuklarımız yıllar sonra bir vesileyle karşılaştıklarında ki şu iki tabloyu anne ve babaların hayal edip canlandırmalarını rica edeceğim;

1- İki çocuğumuzun (rakipte olsalar) birbirini kucaklayarak karşıladıkları ve spor yaptıkları yıllarda ki anıları büyük bir keyifle dostane bir şekilde konuşup, mesleklerinde de birbirlerine destek oldukları,

2- Birbirlerinin elini sıkmadıkları gibi birbirlerinin yüzlerine de bakmadıkları ve yıllar önceki gibi düşmanca hareket ettikleri

Sevgili anne babalar hangi tabloyu seçmek istiyorsanız çocuğunuzu yaşama ona göre hazırlayın.

Şunu unutmamamız gerekir, mesleğimiz ekonomik durumumuz ne olursa olsun hepimizin öyle ya da böyle yaşam boyunca desteğe, yardıma ihtiyacı bulunuyor. Birbirimizin kapısını çalacak halimizin-yüzümüzün kalması gerekmektedir…

Velilerin çocuklarına yapacağı en büyük kötülüklerden biri, çocuklarıyla antrenörleri arasında bir sıkıntı olduğunda, antrenörleri ile ilgili olumsuz konuşması ve çocuklarına antrenörlerini kötülemesi olduğunu unutmaması gerekir.

Çocuğumuzla antrenörün arasında ara ara sıkıntıların olması gayet doğaldır.

Antrenör hakkında olumsuz konuşmaların sonunda çocuğumuzun antrenörüne hiçbir güveni kalmayacağını bilmemiz gerekir. Bu durumdan kaynaklanan en büyük zararı da çocuğumuz görecektir. Çünkü sonuçta çocuğumuz o antrenörle çalışmaya devam edecek olup, saygı ve güven konusunda ciddi sıkıntılar yaşayacaktır.

Anne ve babaların çocuğuna yapacağı en güzel yardım-öneri, sorununu antrenörüyle konuşup gidermesi olacaktır. Bu sorun ister oynama süresi olsun ister başka bir konu olsun. Çocuğumuz bu yolla kendini ifade etme, hakkını arama, ayakları üzerinde durmaya başlama ve birey olma ile ilgili büyük adımlar atmış olacaktır.

Değerli Anne ve Babalar,

Maç kazanma uğruna tribünlerde velilerimizin gelmiş olduğu durum içler acısıdır. Kazanma arzusu sportmenlik ruhu dışına çıkıp, anne ve babaların birbirine söylediği yakışıksız sözler, yumruklaşmaya varan fiziksel temaslar yaşanmaktadır. Öyle ki bu sözel sataşmalar saha içindeki rakip takım oyuncusuna (çocuğumuz yaşındaki) varacak şekilde yapılmaktadır. Bu durum asla kabul edilebilir değildir.

Bir maçı kazanma uğruna bu kadar insanlık dışına çıkıp ‘VAHŞİLEŞMEYİ’ doğru bulup bulmadığımızı sorgulamamız gerekmektedir…

Ayrıca tribünlerde ki bu yakışıksız, çirkin durumlardan sahadaki sporcu ve hakemlerin etkilenmemesi mümkün değildir. Zaman zaman sahadaki sporcuların oyunu bırakıp tribündeki veli tartışmalarını ayırmaya girdiklerini büyük bir üzüntüyle izlemekteyiz.

Veli toplantılarında anne ve babalara ifade ettiğim bir durum var,

“Her çocuk annesi ve babası kadardır. Ne fazla ne de eksik”

Velilerimizin şunu çok iyi bilmesi gerekiyor, çocukların doğumdan itibaren öğrenmeye başladıkları ilk canlılar anne ve babalarıdır. (Sonrasında bu öğrenme grubuna 4 yaştan itibaren öğretmenler ve 7-8 yaştan itibaren de antrenörler dahil oluyor.)

Neticesinde hepimiz büyüdüğümüz ev ortamlarının yani anne ve babalarımızın birer yansımayız. Anne ve babaların anlamaları gereken önemli bir durumu burada belirtmek isterim;

Biz öğretmenler ve antrenörler çocuklarımızın yapmış olduğu olumlu ya da olumsuz davranışları, öncelikle ev ortamından anne ve babalarından kodlamış- öğrenmiş olduklarını kabul ediyoruz. Yani çocuklarımızdan önce aile ortamını sorguluyoruz. Karar siz kıymetli anne ve babaların…

Değerli Anne ve Babalar,

Bir öneride bulunmak istiyorum;
Sporcu, hakem, anne, baba, seyirci, antrenör ve yaşamımıza giren tüm canlılarla hepimizin ‘EMPATİ’ yapmasını rica ediyorum. İnanın hayat çok daha yaşanılır ve huzurlu hale gelecektir.

Son sözü eski sporcularımdan ve her yönüyle de çok iyi yetişmiş örnek bir insan olan sevgili Emre Hakan Erdal’ın “Basketbol Sporunun Çocuklarımıza Kazandırdıkları” yazıma yaptığı yoruma bırakıyorum;

“Naci ağabey tüm bu anlattığınız katkıların yanında, basketbolun, basketbolcu olmanın, parke üzerinde olmanın kişiye verdiği inanılmaz bir mutluluk ve haz var. Belki ‘AŞK’ diyebiliriz buna. Mutlu birey olmaya da katkısı büyük.”

Sevgili anne ve babalar lütfen izin verelim çocuklarımız bu ‘AŞKI’ doya doya yaşasınlar.

Saygılarımla

Not: Bu yazının oluşması sırasında, yazının ilk satırından itibaren görüş alışverişinde bulunduğum sevgili Fatih Söylemezoğlu ve Gencer Baytimur’a vermiş oldukları destek için teşekkür ederim.

2 YORUMLAR

  1. Yılların tecrübesi ne güzel ve yapıcı bur şekilde kaleme alınmış. Anlamak isteyenler için yerine varacağını ufukları renklendirip güzelleştireceğinden eminim♥️

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler