Pazartesi, Mayıs 20, 2024
spot_img

Bursaspor-Beşiktaş, Alimpijevic, Teknik Faul

Genç Dinazor kimdir? Basketbol ruhu genç ve enerjik olan, dinazor misali tecrübeli spor insanlarıdır.

Kadroda kimler var? Necip Kapanlı, Haydar Kemal Ateş, Selam Gökçe, Fatih Söylemezoğlu ve zaman zaman “Genç Dinazor” konukları.

Amacı nedir?

Türk Basketbol Kamuoyuna ve özellikle veli, oyuncu, antrenör, yönetici ve tüm “Genç Öz kaynak” gruplarına gündemde ait basketbolun saha içi ve saha dışı olaylarını farklı ve geliştirici bakış açısıyla değerlendirmek ve basketbol kamuoyuna farklı düşünce pencereleri açmak.

Bu haftaki konuğumuz sevgili Cem Gökçe… Gündeme ait konularla ilgili kendisinin görüşlerini alırken, Genç Dinazorlar olarak bizler de düşüncelerimizi aktarmaya çalışacağız.

Haftanın öne çıkan konuları;

Konu 1:

Bursaspor-Beşiktaş maçında yaşananlar.

Öncelikle yaşananları biraz hatırlayalım; Maç başlamadan kulübün görevlendirdiği kişiler içerisinde “ihanet” işlenen bir müzik çalıyor!

Devamında müziğe uygun şu an Beşiktaş antrenörü olan koç Alimpijeviç, menajer Nedim Yücel ve oyuncu Derek Needham’ın fotoğraflarını taşıyan ve para için Bursaspor’u terk ettiklerini resmeden bir pankart açılıyor. Ayrıca TRT’nin Bursasporun geçen sezon Eurocup’ta kazandığı başarı ile ilgili hazırladığı belgesel, sırf bu transferlere duyulan kızgınlık ve taraftar korkusu nedeni ile Bursaspor resmi sitesinde yayınlanamıyor.

Genç Dinazorların Görüşü:

Tüm bu olanlar bize göre A’dan Z’ye yanlış. Öncelikle profesyonel spor hayatında, etik değerlere saygı gösterilerek transfer olmak, kimsenin eleştireceği bir konu olmamalı. Devamında, içeriğinde hakaret barındıran ve şahısları hedef alan bir pankarta salonda izin vermek başka bir yanlış. Kulübün görevlendirdiği bir şahsın yine içinde “ihanet” geçen bir müzik çalması tesadüf ya da görevlinin kendi insiyatifi ile yapabileceği bir iş değil. Daha da kötüsü geçmişte birlikte büyük başarılara imza atmış bu insanların Beşiktaş’a geçmesi nedeniyle belgeseli kulüp hesaplarında paylaşmamak iş bilmezlikle geçiştirilecek bir konu değil.

Burada üst üste yapılmış birçok hata var. Ancak bizce ev sahibi takımın misafir takımı iyi ağırlamamış olmasının yanında önemli bir konu da federasyon ya da yetkilileri tarafından özellikle bu pankartın kaldırtılmaması. Eminiz ki, o pankart kendilerini eleştiriyor olsaydı, ya da hakemleri o zaman oradan kaldırılmadan maç başlamazdı!

Bu vesile ile seyirci olayları nedeni ile yaptırılan anons işinin hakemlerden alınarak, bu sorumluluğun başka görevlilere verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü hakemlerin sahada zaten bir sürü işi var, bari bu idari kararlarda federasyon taşın altına elini koyarak başkalarını görevlendirsin. Ki, geçmişte buna benze bir uygulama kullanılırdı.

Cem Gökçe’nin görüşü ;

Ben öncelikle bu tip gergin maçlarda seyircilerin boşaltılması görüşüne karşıyım. Çünkü seyirci bu oyunun tamamlayıcı bir faktörü olduğu gibi, enerjisi ile de oyunun seyir zevkini artırıyor. Dolayısı ile defektin seyircide değil, onları salonda tutarak kurallar dahilinde takımına katkı verecek seviyeye getiremeyen yöneticilerde olduğunu düşünüyorum.

Bir diğer olay, Beşiktaş’tan Bursa’ya transfer olan Enes ve Ömer Faruk’un aşırı konsantre olmaları ve aşırı sevinmeleri eleştiriliyor. Oyuncuların aşırı sevinmelerinde bir mahsur görmüyorum. Bu oyunun içerisinde olan bir şey, bence takım enerjisini yükseltmek için olmalıdır da.

Pankart konusu, federasyon görevlileri ve kurulları tarafından araştırılıp ona göre ceza verilmeli. Aydınlığa kavuşması gereken konu, bahse konu pankart tamamen seyirci organizasyonu mu? Yoksa olayda yöneticilerin bir dahli var mı!

Konu 2

Alimpijevic’in Türk oyuncular hakkında yaptığı genelleme.

Alimpijevic’in röportajında bahsettiği konu;

Özetle, Türk oyuncular yeteri kadar çalışmıyor. Yerlerini garanti ve yeterli görüp iş ahlaklarına zarar veriyorlar. Çünkü aç değiller ve kendi ülkelerinde bu kurallarla her zaman hak etmedikleri yüksek kontratlar alabiliyorlar demişti.

Genç Dinazorların Görüşü:

İstisnalar kaideyi bozmaz diyerek genel hatları ile Türk oyuncuların yeteri kadar çalışmadığı, gayret göstermediği eleştirisini zaman zaman bizler de yapıyoruz. Dolayısı ile bu söylemi ana fikir olarak doğru buluyoruz. Burada yanlış olan ise, ne söylediğinizden öte, nasıl söylediğiniz! Bu konumda, yabancı bir ülkede çalışan koçun bu tip konuşmalarda kelimeleri daha özenli seçerek yanlış anlaşılmalarla konunun özünden uzaklaşılmasına sebebiyet vermemesi gerekir. Ayrıca kendisini bazı davranış ve söylemleri ile eleştirsek de, koç olarak teknik anlamda sahada bir çok doğruyu da yapıyor. Hatta istatistiklere bakacak olursak, hem Türk oyuncuların gelişimine katkı veren, hem de onlara en fazla süre veren koçlardan birisi. O halde sorun sadece oyuncuların çalışmamasında mı? Yoksa gerekli süreleri alamamalarının da bu problemde bir sebep-sonuç ilişkisi var mı, buna da bakmak lazım. Sonuç olarak saha içi iletişimindeki yanlış tavırları ve açıklamalarında kullandığı yanlış kelimeler kendisini iletişim anlamında itici kılmaktadır.

Cem Gökçe’nin Görüşü:

Bunu sadece Alimpijeviç söylemiyor. Daha önce benzer söylemleri Obradoviç’de yapmıştı. Hatta hemen hemen bütün yabancı koçlar benzer şeylerden şikayetçi. Demek ki ortada düzgün gitmeyen bir şeyler var. O zaman öncelikle bu eleştirileri değerlendirip, aksaklıkları kabullenip, kendi oyuncularımızı daha iyi nasıl çalıştırırızı bulmamız lazım.

İşin başka bir boyutu da, Türkiye’de birçok yabancı antrenör çalışıyor. O zaman, madem Türk oyuncu yeteri kadar çalışmıyor, tembellik yapıyor bu durumdan kendilerini hiç sorumlu tutuyorlar mı? Bu durumu düzelmek için kendileri ne yapıyor? Biraz da kendilerini sorgulasınlar.

Konu 3:

Efes takımının erken dönem performansı

Genç Dinazorların Görüşü:

Öncelikle koç Erdem Can Efes’e geldiğinde devam eden kontratlar nedeni ile aşağı yukarı takımın yarısını değiştiremeden, Telekom’da birlikte çalıştığı Tyrique Jones ve Erkan Yılmaz’ı ve daralan bütçe sebebi ile de genelde daha önce Euroleague tecrübesi olmayan oyunculardan bir kadro oluşturdu. Her ne kadar şu ana kadar ki görüntü adeta güçlü bir Eurocup takımı gibi görünse de, zaman ilerledikçe ve takıma yapacakları takviyelerle daha iyi olacaklardır. Bunların yanında yerli genç oyunculara vermiş olduğu süre ve güven Türk basketbolu için en büyük katkı olacak gibi gözükmekte. Bilgi ve birikimine çok güvendiğimiz Erdem Can’ın tüm bunları bir potada eriterek, bu seviyede tecrübe kazandıkça beklenen başarılara ulaşacağına inancımız tam.

Cem Gökçe’nin Görüşü:

Erden Can’ı bu seviyede koç olarak henüz tecrübesiz ancak, teknik anlamda bilgi, birikimi ile çok donanımlı buluyorum. Efes’te henüz Euroleague seviyesinde olmayan bazı oyuncular var. Onların da gelişimlerine bağlı olarak, Euroleague’de çok tecrübeli olan diğer oyuncular ile uyumları ve yapılacak birkaç takviye ile zaman içerisinde taşların yerine oturacağını düşünüyorum. Özellikle ben de Erdem Can’ın yerli genç oyunculara süre vermesini Türk basketbolu adına çok değerli buluyor ve kendisine başarılar diliyorum.

Konu 4:

Fenerbahçe Euroleague maçındaki ilginç teknik faul kararı

Genç Dinazorların Görüşü

Son yıllarda hakemlikte “etki” faktörü maalesef neredeyse kalmadı. Artık ezbere hakemlik yapılıyor. Halbuki, etki faktörünü ortadan kaldırırsak oyun oyun olmaktan çıkar. Örneğin, serbest atışların hemen hepsinde birçok oyuncu tahditli bölgeye erken girer. Ancak hakemler çok bariz olanları değerlendirir, etkisiz erken girmeleri görmezden gelir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Koçların kendilerine ayrılan bölgenin dışına çıkmaları, ya da oyun saha çizgilerini istemsiz ihlal etmeleri. Hiçbir baskı yoksa top süren oyuncunun yaptığı ufak tefek ihlaller vs. gibi. Sonuç olarak hakemler birçok durumda kuralı uygularken etki faktörünü göz önünde bulundurur. Bulundurmak zorundadırlar da, çünkü oyun da bunu ister.

Bahse konu örnekte de oyuncunun ayağının ucu ile çizgiye dokunuyor olması hiçbir şekilde kimsenin avantajını kaybetmesine sebep olmuyor. Öyle ki hem savunma, hem de hücum oyuncusu hakem düdük çalınca şaşırıyor ne oldu diye! Çözüm, basketbolu bilen insanların vereceği eğitimlerde gizli…

Cem Gökçe’nin Görüşü:

Ben öncelikle geçen hafta konuştuğunuz, Yugoslav faulü sırasında oyuncuların topu potaya atıyormuş gibi yaparak atışlı faul kazanma çabaları ile ilgili fikrimi söyleyeyim. Bu durum bana göre net bir hakemi aldatmaya yönelik davranıştır ve cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum. En azından bunu yapan oyuncular uyarılmalı. Diğer konuda ben de sizlere katılıyorum. Oyuna hiçbir etkisi olmayan bu tip bir çizgi ihlali ya da benzer durumlarda sürekli oyunu kesip hakemin oyuna müdahil olması basketin güzelliklerini gölgeler diye düşünüyorum.

3 YORUMLAR

  1. KONU 4:
    Üstelik kadın hakem, savunma oyuncusunun çizgiyi geçmemesi uyarısı olan bilindik işareti yapmayarak (bana göre) hatayı kendi başlatıyor. Müsabakanın son saniyelerinde, oyuna bu denli etki oldukça acemi işi izlenimi veriyor. Ancak belki de oyunun her anında bu denli cesur karar verebilmenin önemi FİBA tarafından vurgulanıyordur, Kim bilebilir ki?

  2. Kariyerinin sonuna yaklaşmış oyuncuların az süre almayı, yedek kalmayı dert etmemesi normal karşılanabilir ancak genç oyuncular bunu asla kabullenmemeli, çünkü olan en başta kendi kariyerlerine oluyor. Oyuncunun hakkı yeniyorsa ya koç gider yeni koç gelir, oyuncu yeni koça kendisini gösterir, ya da oyuncu başka kulübe gider orada süre alıp kendisini kanıtlar. Dokuz on sene yedek oturup sürekli mız mızlanmak son derecek yanlış. Haksızlığa karşı cevap sahada verilir, voleybolda Gizem Örge’nin Guidetti’ye sahada verdiği cevap gibi.

  3. Bir Bursalı olarak Beşiktaş’a transfer olmuş kişilere sözüm yok bu profesyonel bir iş ama burda bizim taraftarin asıl sinirlendigi bir konu var onu hepiniz es gecmissiniz. Geçen sezon Beşiktaş bursa maçını kazandıktan sonra ligde kaldı ve Nedim yücel o maça gelmedi kendisinin Beşiktaşlı olduğunu besiktasin altyapısından yetistigini transferinde Tuvana hoş geldin şeklinde duyuruldugunu bilmeyen yoktur. besiktas maçı kazanıp ligde kalincada transferler birbir duyuruldu . Yani Bursaspor bütçede küçülmeye gitti kadro çok büyük oranda zaten değişti gerek needham gerek alimpijevic gerek Nedim Yücelin Bursa’ya çok emeği geçti ama ortada bir şaibe var

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler