Perşembe, Nisan 3, 2025
spot_img

EuroLeague… Ve Avrupa’da Yeni Lig (İlker Yıldız)

- Reklam-

Avrupa basketbolunda son yıllarda ciddi bir kaosun yaşandığını görüyoruz. Bu kaos ortamının yaşanmasının birinci sorumlusu ise hiç kuşkusuz Ticari Varlıkları (ECA)’dır! ECA’ya bağlı olan EuroLeague (ve ‘ın) organizasyonunun ticari anlayışı önceleyen “kapalı lig” olmasından dolayı; ülkelerin yerel lig organizasyonlarının değersizleştirilmesi, Avrupa basketbolunda kulüp takımları arasındaki rekabetin adil bir şekilde gerçekleşmemesi ve milli takım organizasyonlarının (‘nın düzenlediği milli takım pencerelerinde EuroLeague oyuncularının birçoğunun forma giyememesi) sağlıklı bir şekilde yürütülememesi gibi basketbolun ruhuna aykırı birçok sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur.

ECA ile FIBA arasında yaşanan suni anlaşmazlıklar, en başta milli takım organizasyonlarının verimli bir şekilde yürütülmesine engel olmaktadır. FIBA’nın düzenlediği milli takım pencerelerinin en iyi şekilde gerçekleşmesini engelleyici şekilde, EuroLeague’in müsabaka takvimlerinde değişikliğe bilerek gitmemesinden dolayı, Avrupa basketbolunda son yıllarda ciddi bir kaos ortamının yaşanmakta olduğunu görüyoruz. Bu kaos ortamını birinci derecede sorumlusu hiç kuşkusuz ECA’dır. Ülke liglerinin (yerel ligleri) ve milli takım organizasyonlarının değersizleştirilmesinin önüne geçilmesi adına, mutlaka ama mutlaka tekelci ve tek tipleştirici ticari organizasyonların hegemonyasına son verilmesi gerekmektedir.

ECA ile FIBA arasında yaşanan sorunların, ülke yerel liglerine ve milli takım organizasyonlarına büyük zarar verdikleri yetmiyormuş gibi şimdi de Amerikan Basketbol Ligi () ile FIBA ortaklığında “Avrupa’da yeni lig” projesinden söz ediliyor. Anlaşılan o ki, Avrupa ve dünya basketbolu tamamen ticari organizasyonların yönettiği bir yapı ile küreselci anlayışa teslim edilecek. Bu anlayışın, ülke yerel liglerini ve milli takımları ne derece önemsediğini hepimiz çok iyi biliyoruz!…

FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis’in açıklamasında yer alan şu cümle çok manidar: “Avrupa’daki yeni lig, NBA’in ticari başarısını FIBA’nın uluslararası uzmanlığıyla birleştirip yeni seyirciler ve yatırımcıları çekerek kulüp çıkarlarını en üst düzeye çıkaracaktır”… Ne demek kulüplerin çıkarlarını en üst düzeye çıkarmak! Amaç kulüplerin çıkarlarını en üst düzeye çıkararak, milli takım organizasyonlarını baltalamak ve bu kapalı ligler (güya dört takım değişecekmiş ve yerel lig başarıları da önem arz edecekmiş. Bunun sadece göz boyamadan öte bir şey olmadığını hepimiz biliyoruz) sayesinde basketbolun iyice ruhunu kaybetmesi, yetiştirici kulüplerin kapılarına kilit vurarak şimdi olduğu gibi kulüplerimizin çoğunun değil, artık tamamının tüketici konuma gelmesinin yolunun yapılmasıdır.

Sonuçta aslında şunu demek istiyorlar: Dünyayı olduğu gibi, basketbolu da şirketler yönetsin… Bu yapının, ulus devletleri ve mili ruhu ortadan kaldırıcı şekilde “Tek dünya devleti” anlayışını hakim kılma adına ahtapotun kolları gibi başta ekonomi alanında olmak üzere; siyaset, spor, sanat gibi her alanda amaçlarına ulaşacak şekilde hegemonya kurmaya çalıştığını biliyoruz. Bu derin yapının amacı: Ulus devletlerin olmadığı yani her anlamda insani olanın ve kültürel anlamda da zengin bir çeşitliliğin yerine, sadece 300’ler komitesi olarak adlandırılan büyük şirketlerin yönettiği tek dünya devletini hakim kılmaktır.

Üzülerek söylemek zorundayız ki, bu küreselci yapının spordaki laboratuvar ortamı basketboldur. Uzun yıllardan itibaren, spor branşları arasında özenle seçtikleri basketbol üzerinden, küreselci yapının amaçlarını gerçekleştirme adına çalışmalar yapılmakta ve küreselci anlayışın tam istediği şekilde de neticeler alınmaktadır. Futbolda da “Avrupa Süper Ligi” organizasyonu kurma adına benzer çalışmaların yapıldığı uzun süredir gündemi meşgul etmektedir. Hem “EuroLeague” hem de “Avrupa Süper Ligi” projelerinin ‘de de yazıldığını söylemeye gerek var mı bilmiyorum!… Bu da yetmezmiş gibi şimdi de dünyanın en büyük ticarileşmiş spor organizasyonu olan ve üstüne üstlük de kapalı lig formatında düzenlenen NBA’in bir benzerinin Avrupa’da düzenlenmesiyle ilgili hem de FIBA’yla ortak çalışmalar yürütülüyor olması… Gülsek mi, ağlasak mı anlayamadım!…

Ülke basketbolumuzun niteliğinin en önemli temsil noktası olan A Milli Takımlar düzeyinde yaşadığımız başarısızlıklar ve büyük oyuncular yetiştirememe sorununun temelinde, ülke basketbolumuzun öncelikler hiyerarşisini doğru tespit edememiş ve tekelci-tek tipleştirici bu yapının düzenlediği organizasyonların amacını tam olarak anlayamamış olan bir ülke basketbolumuzun olmasıdır. EuroLeague yetmezmiş gibi şimdi bir de Amerikan Basketbol Ligi (NBA) ile FIBA ortaklığında “Avrupa’da yeni lig” projesinin hayata geçmesi demek, ülke basketbolumuzun iyice tüketici konuma düşmesi demektir.

EuroLeague başta olmak üzere Avrupa kupalarında kulüp takımlarımızın Türk oyuncuların figüran kalarak ve kulüpsel anlamda sürdürülebilirlikten uzak bir yapıda hareket edilerek elde edilen başarıların, ülke basketbolumuza faydadan çok zarar verdiğini geç olmadan görmeliyiz. Ayrıca EuroLeague katılan takım sayımızın artması adına hedef belirlemeleri yapmak, kulüplerimizin EL’ye katılım konusunda istekli olmaları(!) ve EL’de yer alan takım sayımızın fazlalığı ile övünmek de ülke basketbolumuz adına ayrı bir ironi olsa gerek! Çünkü, ülke basketbolumuzum gerilemeye başlaması ile kulüp takımlarımızın EL başta olmak üzere Avrupa kupalarında yabancı oyuncu hegemonyası ile başarılar elde etmesi arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu görüyoruz. Bunu bizlere düşündüren en önemli somut veriler ise hiç kuşkusuz 2011 yılından itibaren yabancı oyuncu hegemonyasındaki kulüp takımlarımızın Avrupa kupalarında elde ettiği başarılar ve bu başarılara ters orantılı olarak da A Milli Takımlarımızın yaşadığı başarısızlıklardır. Basketbolda kulüp takımlarımızın erkekler kategorisinde Avrupa Kupaları tarihinde elde ettiği 8 şampiyonluğun 6’sının, 20 finalin de 17’sinin 2011 yılından sonra kazanıldığını; aynı dönemde ise A Milli Erkek Basketbol Takımımızın FIBA Dünya sıralamasında 6. sıradan 27. sıraya gerilediğini ve son 30 yılın en başarısız dönemini yaşadığımızı üzülerek görüyoruz.

Ülke basketbolumuzda hem yerel liglerin tekrardan nitelikli hale gelmesi (ligimizde takımları adına süre ve sorumluk alan üst düzey yerli oyunculara hasret kaldık) hem büyük oyuncular yetiştirmemiz hem değer üretebilmemiz hem yetiştirici kulüplerimizin çoğalması hem de A Milli Takımlar düzeyinde istikrarlı başarılar elde edebilmemiz için, bu tekelci ve tek tipleştirici ticari organizasyonlarda ya yer almayacağız ya da yer alacaksak da tüketici olmak yerine üretici bir yapıda olma adına bir duruş sergilemek zorundayız.

Ülke basketbolumuzu yöneten ve yönlendirenler ya basketbolumuzun yaşadığı bu büyük sorunu görmüyorlar, ya görmek istemiyorlar ya da bu durumdan şikayetçi değiller. Ülke basketbolumuzu yöneten ve yönlendirenler tarafından, ülke basketbolumuzun özellikle son 10 yıllardır yaşadığı ivme kaybına karşı önlem alınamaması da ayrıca üzüntü verici olsa gerek!…

Her şey Türk basketbolu için.

- Reklam-

2 YORUMLAR

  1. Hangi durum olursa olsun ,Dünyada Amerikan ulusunun kurtarıcı olarak gidip somurup curutmedigi tek bir değer varmıdir. Bence duruma böyle bakmak lazım.

  2. İlker Yıldız yine büyük resmi görmüş😂 Bence Türk basketbolunun ilerlemesi için hiçbir şey yapmayan sadece yapılanları eleştiren zihniyetten kurtulmamız lazım önce. Euroleague’in NBA’in hedefleri sizin hedeflerinizle örtüşmüyor diye bu organizasyonları eleştirmek komik. Evet Türkiye’den 2 takım EL’ de ve genç oyuncu yetiştirme konusunda katkıları yok. Peki milyonların döküldüğü Tbsl’deki diğer 14 takım ne yapıyor?? Efes ve Fener EL’deki sıkı rekabeti bahane gösterebilir diğer bb organizasyonlarının bahanesi ne?? Tbsl dükkanı kapatsa Türk basketbolu açısından yokluğu hissedilmeyecekse nasıl milliliği yok ediyor palavraları ile Nba ve El’yi eleştirebiliyorsunuz??

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
37,761TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

popüler

zonguldak psikolog
zonguldak bireysel terapi
online terapi