Pazartesi, Nisan 22, 2024
spot_img

Öngören: NCAA’e çocuğumu neden gönderirim, neden göndermem?

Genç Dinozor kimdir? Basketbol ruhu genç ve enerjik olan, dinazor misali tecrübeli spor insanlarıdır.
Kadroda kimler var? Necip Kapanlı, Haydar Kemal Ateş, Cem Gökçe, Selam Gökçe, Fatih Söylemezoğlu ve zaman zaman “Genç Dinozor” konukları.
Amacı nedir?Türk Basketbol Kamuoyuna ve özellikle veli, oyuncu, antrenör, yönetici ve tüm “Genç Öz kaynak” gruplarına gündemde ait basketbolun saha içi ve saha dışı olaylarını farklı ve geliştirici bakış açısıyla değerlendirmek ve basketbol kamuoyuna farklı düşünce pencereleri açmak.

Bu haftaki konuğumuz TOFAŞ takımı Genel Menajeri Tolga Öngören…

VELİ KONUSU…
Fatih Söylemezoğlu: Kulüp olarak yıllardır alt yapıya yatırım yapıyorsunuz. Bugüne kadar alt yapıdaki veli sorunsalı için neler yaptınız, özel bir stratejiniz var mı? Varsa bunda başarılı olabiliyor musunuz?

Tolga Öngören: Dürüst cevap vereceğim, çalışıyoruz, ilerliyoruz ama net olarak çözdüğümüzü söyleyemem. Geçen hafta alt yapı velilerimiz ile bir workshop yaptık. Bu noktada bizim anlayışımızla ve spora bakış açımızla aynı yere gelmeyenlerle yolumuzu ayırıyoruz. Velilerimize herhangi bir davranışta bulunurken “öncelikle çocuğunuzu düşünün” diyoruz. Bizde A takım ve pilot takım haricinde 110 adet lisanslı oyuncu var. Bu grup 6-7 farklı doğum tarihini kapsıyor. Bunlardan bir kısmı profesyonel olarak oynayacak, bu sayı yaklaşık %20 civarı. Dünyada da bu oran aşağı yukarı böyle. Diğerleri her yerde olduğu gibi profesyonel olamayacak. Bunları da düşünmemiz lazım. Oyuncuların çevresinde çok farklı etkenler var, oyuncu menajeri, aile gibi. Oyuncularla sohbet ettiğimde ne yapmak istiyorsunuz diye sorduğumda, hepsi NBA veya Euroleague oyuncusu olmayı hayal ediyorlar. Hayal kurmak güzel ama kurduğun hayalin de altını doldurmak lazım. Kimse farklı kazanımlardan bahsetmiyor. Veli konusunda biz kulüp olarak tam olarak istediğimiz seviyede değiliz ama çalışmaya devam ediyoruz.

Yakın zaman önce Avrupa Futbol Kulüpler Birliğinin Danimarka’nın Farum şehrinde gerçekleştirilen ECA’s Youth Knowledge Exchange toplantısına kulübümüz adına altyapıdan zirveye uzanan yolu anlatmak üzere katıldım. Orada gördüğüm manzara da aynı, sorun onlarda da var.
Bu ciddi bir konu kulüpler bununla nasıl mücadele edecek, bu sorunun tam olarak çözümü var mı bilmiyorum. A Takımda da bu tip sıkıntılar olabiliyor. Velilere uyguladığımız kurallar var. Antrenman sahasının içine girmelerini istemiyoruz. Maçta da sadece seyredin ve destekleyin diyoruz ama bazen heyecanlarına yenik düşüp istemediğimiz davranışlar sergiliyorlar.

Fatih Söylemezoğlu: Kulüp olarak yabancı oyuncu sayısı hakkında ne düşünüyorsunuz? Yerli oyuncu yetişmemesi ile yabancı oyuncu sayısı arasında bir ilişki olduğunu düşünüyor musun?

İYİ OYUNCU HER YERDE OYNAR

Tolga Öngören: Kulübümüzün bakış açısı ve vizyonu bu konuda birçok kulübe göre farklı. Biz oyuncu yetiştirip oynatmaya odaklı bir kulübüz. Yabancı oyuncu sayısı ile yetişen yerli oyuncu sayısı arasında çok büyük bir etkileşim olduğunu düşünmüyorum. İyi oyuncu her zaman, her şartta oynar. Mühim olan kaliteli iyi oyuncuyu bulup yetiştirmek ve geliştirmek. Örneğin Alperen gibi üst yetenekte ve kaliteli oyuncular her şartta oynar. Dolayısıyla bizim kaliteli oyuncu havuzunu büyütmemiz lazım. Aslında yabancı oyuncu konusundan önce, bu havuza giren yerli oyuncuların yetişmesinde antrenör ve yöneticilerin bakış açılarının daha önemli olduğunu düşünüyorum.

BERKE NCAA’E GİTMESEYDİ…

Berke Büyüktuncel NCAA’ye gitmeseydi, biz Özgür, Berke ve Ege Demir üçlüsü ile başka bir yabancı formatına gidebilirdik. Berke NCAA’ye gidince tamamen değişik bir kimya kurmamız gerekti. Gitmese biz kulüp olarak oyuncuları kazanmak adına bu riski alabilirdik. Risk demek maç kaybetme ihtimalini göze almak demektir.

Dünya basketbolunda pozisyonların tanımları da değişti, 8-9 adet pozisyondan bahsediliyor NBA’de. En çok aranan oyuncu da pozisyonsuz oyuncu. Herkes artık size, atletizm ve beceriye bakarak oyuncu arıyor. Sonuç olarak ben yetenek havuzunun daha kaliteli hale getirilmesinden yanayım. Bunun yaptığınız takdirde yabancı oyuncu sayısı önemli değil. Şu an zaten Türkler süre alıyor. Bunlar yapıldığı takdirde süreler daha da artacaktır diye düşünüyorum.

HOME GROWN OYUNCULAR VE İSPANYA ÖRNEĞİ

Bir de bu noktada “Home grown player” (altyapıya küçük yaşta gelip yetişen yabancı oyuncu) konusunu konuşmamız lazım. Erken yaşta bir altyapıya katılan oyuncunun 4-5 sene yetiştirilip bir takım avantajlar kazanması, yani lokal liglerde yerli oyuncu statüsünde oynaması, oradan da kulübüne yetiştirici kulüp anlamında bir takım avantajlar sağlanması.
Örneğin İspanya’da Murcia ligin en önemli takımlarından birisi ve FIBA Şampiyonlar liginde mücadele ediyor. Kadrolarında 1 tane İspanyol oyuncu yok. Lokal oyuncuların hepsi home grown. Bir diğer örnek Malaga. Onlarda da bir tek Alberto Diaz oynuyor. Şimdi hal böyle diye İspanyol oyuncu yetişmiyor mu? Yetişiyor… Önemli olan o yeteneği bulup, kaliteli antrenörle buluşturmak. Dolayısıyla biz bu home grown oyuncu statüsünü önemsiyoruz.

Bizim ligimizde 20 tane daha Tarık Biberovic, Adem Bona gibi oyuncu olsa iyi mi olur kötü mü olur? Ligin kalitesi artar mı? Milli takım oyuncu havuzu genişler mi? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar “Home Grown” uygulaması için önemli bir veri olacaktır.

Cem Gökçe: Ben hem veliyim hem de eski bir basketbol antrenörüyüm. Velilerini arasında maç seyredince olayları daha iyi anlıyorum. Bence basketbol okulları ile kulüp organizasyonlarını altyapıda ayırmak gerekiyor. Basketbol okullarının ayrı bir ligi olması şart. Diğer yetiştirici kulüplerin para almadan hizmet vermesi gerekiyor bunlar da farklı bir ligde olmalı. İnce çizgi tam bu noktada bulunuyor. Bir de bu iki tarafın geçişini sağlamak lazım.

YILDIZ TAKIMINA KADAR BASKETBOL OKULLARI

Tolga Öngören: Öncelikle bazı gerçekleri kabul etmeliyiz. Hacim olarak basketbol okulları kulüp altyapılarının önüne geçmiş durumda. Basketbol okullarının bir regülasyona tabi olması gerekir. Acaba Tofaş, Efes, Darüşşafaka, Telekom, Karşıyaka gibi kulüpler yıldız takıma kadar altyapılarda basketbol okulları ile mi çalışsın? Basketbol okulları da yıldız takıma kadar oyunculara doğru basketbol öğretsin, yine bir program çerçevesinde tabii ki. Ticari olarak bu işin önüne geçilmesi mümkün gözükmüyor ama sistem bu şekilde daha doğru olabilir.

Cem Gökçe: Gelişim Koleji ile konuştuk, senin söylediğin gibi yapıyor az takıma odaklanıyor, ufak yaş grupları için spor okulu ile iş birliği yapıyor. TBF’nin bu konuda bir niyeti olup bu düzenlemeleri mutlaka yapmalı.

Necip Kapanlı: Çocuğunuz genç takım yaşını dolduran bir basketbolcu olsa neden Amerika’ya gönderirsiniz, neden göndermezsiniz?

Tolga Öngören: Amerika işi değişik bir boyuta çıktı. NCAA’deki basketbol seviyesinin Avrupa’daki üst liglerin altında olduğunu düşünüyorum. Eğer çocuğum 17 yaşında olsa ve Türkiye’de iyi bir kulüpte iyi bir seviyede ise göndermem ABD’ye. Ama seviyesi düşükse düşünebilirim.

Necip Kapanlı: Bu sezon NCAA’e 40’tan fazla oyuncu gitti. BSL’de ve BCL’de süre alan Berke Büyüktuncel de bunlardan biri. Amerika’ya giderken draftlarda ilk 20’de yer buluyordu ancak sezonu iyi geçmiyor ve artık draft tahminlerinde yer almıyor. Dönecek olursa nasıl karşılarsınız, bunu bir ihtimal olarak görüyor musunuz?

BERKE İLE 1100 BİREYSEL ANTRENMAN…

Tolga Öngören: Bu konuda bir iletişimimiz henüz yok. Berke’ye çok büyük yatırım yaptık. Samir Seleskovic Berke ile 5 yıl içerisinde 1.100 bireysel antrenman yaptı. Sırf buradan baksak bile yatırımın boyutu anlaşılabilir. Tabii ki ailesi de bu çalışmaya destek verdi, onu da unutmamamız lazım. Erken yaşta Avrupa’da 20 dakika üzerinde oynayan 3 oyuncudan birisi oldu. Orhun Ene de ona güzel bir kariyer planlaması yapmıştı.

Necip Kapanlı: Son yıllarda Avrupa’da farklı ülkelere giden oyuncular da var ama üst düzey oyuncu henüz çıkmadı.

İSPANYA, ÖMER KUTLUAY İÇİN DOĞRU KARAR

Tolga Öngören: Ülke değiştirmenin önemli zorlukları var. Kültür ve yaşam tarzlarına adapte olmak kolay değil. Biz bu çocuklara daha iyi neler yapabiliriz? Kulüpler bu oyuncuları oynatarak yatırım yaparak risk alabiliyor mu? TBF bunu destekliyor mu? Kulüpler bu oyuncuları yetiştirince ne kazanabilir? Bunlara bakmak lazım.
Biz Tofaş olarak altyapı organizasyonlarında daha iyi olmaya çalışıyoruz.
İbrahim Kutluay’ın oğlu Ömer bu konuda doğru örnek. Ömer çok yetenekli ve Real Madrid önemli bir basketbol okulu. Real Madrid İstanbul’a gençler turnuvasına geldiğinde İspanyol oyuncu sayısı yok gibiydi ama hepsi İspanyol statüsünü kazanmış oyunculardı. Bence Ömer için doğru bir karar.

Selam Gökçe: Bundan sonra da Ege Demir projeleri düşünüyor musunuz?

Tolga Öngören: Düşünebiliriz ancak Türk yapmak istemiyoruz. Ege’yi de TBF’nin isteğiyle Türk yaptık. Biz kendi yabancı oyuncumuzu yetiştirmek istiyoruz. Bu çok zor bir süreç, ama biz böyle yetenek arıyoruz.

Selam Gökçe: Pilot takım uygulamaları için görüşleriniz nedir?

TBL VE TB2L’DE 22 YAŞ ALTI 4 OYUNCU…

Tolga Öngören: Oyun o kadar değişti ki, fizik ve ölçü (size) çok gelişti. BGL iyi bir organizasyon ama A takıma geçişi için ara bir seviye daha olmalı. Biz kaliteli oyuncu çıkarmak işini sadece liglerdeki yabancı oyuncu sayısına bağlamamalıyız. TBL ve TB2L konusunda bazı hedefler koyup düzenlenme getirilebilir. Oyuncuların yetiştirilmesi için neler yapılabileceğine bakmalıyız. Önerim; TBL ve TB2L’nin U22’den 4’er oyuncu oynatma zorunluluğu olsa, 20 dakika ortalama üzeri oynatan kulüplerin kazanımları olsa farklı bir duruma gelebilir oyuncu yetiştirme süreci.

Genç Dinozorlar: Avrupa ve Dünya basketbolun da yetiştirici kulüplerin yeri ve sıkıntıları neler? Çözüm önerilerin neler?

NCAA ARTIK PROFESYONEL BİR LİG

Tolga Öngören: NCAA artık bir profesyonel lig oldu. Örnek olarak BIG Ten Konferansı seneye 18 takıma çıkacak. TV ve Sponsorluk gelirleri okulları konferans değiştirmeye yöneltiyor. Artık oyuncuların kazanımları legal hale geldi. NCAA’de yılda 500 bin doların üzerinde kazanan oyuncular var. Okullar vermese de sponsorlar ve okulların mezunları NIL adı altında bu ücretleri oyunculara vermeye başladılar. Avrupa’ya bakalım, oyuncunun sözleşmesi dahi olsa NCAA akademik şemsiye altında Avrupa’dan bir oyuncuyu transfer edebiliyor. Akademik olarak başarılı olamayanları da okullar kendi programlarına alarak NCAA’de oynatacak duruma getirebiliyorlar.
Örnek olarak, bir profesyonel oyuncunun ülkeler arası transfer olabilmesi için oynamış ülke basketbol federasyonlarından Letter of Clearance (İlişiksiz) belgesi alması gerekiyor. NCAA bunu bile sormuyor! Sözleşmesi olan oyuncuyu transfer ediyor ufak bir maç oynamama cezası veriyor. ABD’den dönünce eğer kontratı devam ediyorsa kulübün oyuncusudur. Ama sözleşmenin süresi bittiyse artık ABD’ dönüşü oyuncu serbest kalıyor. Doğal olarak burada büyük bir haksızlık var.
G-League’deki ücretlerin de arttığını düşündüğünüzde Avrupa’nın işi zorlaşıyor. Biz kulüp olarak bu konuları FIBA’ya aktardık. FIBA’nın NCAA ve NBA ile bu konuları masaya yatırıp kulüpleri koruyacak şekilde kararlar aldırıp uygulamaya geçebilmesi lazım. Kulüplere bir yetiştiricilik bedeli ödemesi lazım. Eğer şartlar kulüpler lehine değişmezse bazı kulüpler altyapı yatırımlarını sorgulayabilirler.


Necip Kapanlı: Altyapı oyuncuları ile uzun süreli kontratlar yapılırken takvime göre değil de, oyuncunun o takım için oynadığı süreye (gün, ay, yıl) göre sözleşme yapılabilir mi?

Tolga Öngören: Yapılabilir belki. Diyelim ki İspanyol oyuncu NCAA’e transfer oldu, sonra da NBA bu oyuncuyu draft etti. NBA takımı oyuncunun ilk kulübünü mevcut durumda tanımıyor. NBA, transferi yaptığı NCAA okulunu tanıyor. Dünya basketbolunda bu konuda en çok zarar gören Avrupa Kulüpleri oluyor.
Futbolda durum farklı, çünkü dünya futbolu tek bir elden yönetiliyor. NBA gibi bir futbol yapısı yok. UEFA tüm regülasyonları koymuş ve kulüpleri koruyor.
Kavga ederek çözüm bulunamayacağını düşünüyorum. Problemi çözerken bir fırsat yaratılmalı, basketbol dünyası büyürken konular ve sorunlar da değişiyor. Önemli bir sorun da kulüplerin ve liglerin yerel kahramanlarını kaybetmesi. Türkiye’den ve Avrupa’dan NBA’ye gidenlerin kariyerlerine baktığımız zaman, Türkiye’den NCAA gidenlerin drafta girme yüzdesi oldukça düşük. NBA olan oyuncularımızın hemen hemen hepsi Avrupa üst düzey liglerinde oynayıp basketbollarını geliştirerek gitmişler.

Genç Dinozorlar: Altyapı ve oyuncu menajerliği sisteminde değişmesini ve gelişmesini düşündüğü konular neler?

18 YAŞINDAN ÖNCE MENAJER OLMAMALI

Tolga Öngören: 18 yaşındaki her oyuncunun menajeri olmalı. 18 yaş öncesinde ise kulüpler ve okullara bırakılmalı. Oyuncuların kafaları karışıyor ve yetenekler kayboluyor. İspanya ve İtalya’da böyle bir gündem yok. Basketbol Akademilerine muazzam kaynak yaratıyor ve aktarıyorlar. Antrenör çok değerli bu noktada. Üç antrenör profili var; 1) Çok genç olanlar, 24 saat basketbolu takip ediyorlar, öğrenme istekleri ve enerjileri çok yüksek, sürekli sorguluyorlar. 2) Head Koç adayı olanlar. Kulüpler bu konu da mutlaka yatırım yapmalı. Genelde eski oyuncular. 3) Veteran antrenörler. Pedagojik formatı kuvvetli hem kişiliği oturmuş hem de antrenörlük felsefesi oturmuş olanlar. Cem Akdağ bunlara çok iyi bir örnek.
Antrenör altyapıda her şey demek.

Fatih Söylemezoğlu: BGL’nin bugünkü yapısı için ne düşünüyorsun?

BGL’DE 5 AYRI DOĞUMLU OYUNCU SAKINCALI…

Tolga Öngören: Bu Gelişim Liginde 5 ayrı doğumlu oyuncuların aynı ligde oynamasını sakıncalı buluyorum, bu doğru değil. Onun dışında iyi bir organizasyon. Ama geliştirmek için bazı değişikliklere ihtiyaç var. 16 yaş ile 21 yaş aynı ligde oynamaması iyi olur, belki bir başka ara lig daha yaratılabilir. BGL’nin dinamizminin kaybolmaması lazım. Kimler BGL’ye yatırım yapmak istiyorsa belki de sadece onlarla oynanmalı ligi. Yani zoraki katılımların da fayda sağlamadığını düşünüyorum. Genelde BGL iyi bir organizasyon diyebilirim.

Genç Dinozorlar: Ümitler Ligi için ne dersin?

Tolga Öngören: BGL’den sonra 1-2 sene içerisinde bu oyuncular A takımdaki 30 yaş grubu ile oynayacaklar. Ümitler ligi olabilir ama bence TBL ve TB2L’nin bu anlamda sorumluluğu olmalı. Oyuncu ve antrenör yetiştirmesi lazım bu liglerin. TBF bu konuda hamle yapması doğru olur ve sistemi geliştirir.

Genç Dinozorlar: Altyapı milli takımlarının yapısı hakkında ne düşünüyorsun?

Tolga Öngören: Alt yapı milli takımları belli bir program içerisinde olmalı. U16 takımını A takım gibi (Euroleague basketbolu anlayışıyla) oynatırsanız olmaz. U16 ilk milli takım, doğru basketbolun oynatılması lazım. Doğru basketbolun tanımını yapacak yeterli kapasitede antrenör ve basketbol adamımız var. Ülkemizin altyapı milli takımları için bu “doğru” kolaylıkla belirlenebilir.
Örneğin İsrail Pini Gerson’u altyapının başına getirdi. Böyle bir bakış açısı lazım. Bir de şöyle bir soru sormamız lazım; Altyapı Milli Takımları antrenörlerin yetiştirildiği bir yer mi? Yoksa bir ekolün uygulanacağı ve ülkeye yayılacağı liyakat sahibi, yetiştirici koç unvanı olan insanların görev alacağı, oyuncu yetiştirme yeri mi? Bunları yeniden değerlendirmek lazım. Bence ikincisi, antrenör yetiştirme yeri değil ama oyuncu yetiştirecek antrenörlerin olması gereken bir yer. Antrenörlerin yetiştirilmesi için seçilmiş antrenörlere yatırım yapılması çok önemli.


Necip Kapanlı: A Milli Takımımızın hali bizi üzüyor, bu işin düzeltilmesi için alt yapıdan başlayacak bir proje mi olmalı?

PLAN YAPMAK ŞART

Tolga Öngören: Burada Basketbolun konuşulması lazım ama aksiyon alınırken de altını doldurmak lazım. Orta ve uzun vadeli program yapmakta problemlerimiz var. Belki turnuvalara katılamadığımız bu dönemi fırsata çevirecek planlamalar yapılabilir. Sadece Ergin Ataman değil, tüm altyapı antrenörlerinin belirlenip, 5 yıllık bir planla başlanılabilir. Dolayısı ile bu geçiş dönemi avantaja çevrilebilir.

Değişen basketbola ayak uydurabilecek genç yetenekler programa dahil edilmeli. Risk alınmalı. Günlük sonuçlarla vakit kaybetmemek lazım. Sorumlu kişiler bu planlamayı mutlaka yapmıştır diye düşünüyorum.
Ülkemizde basketbola yapılan yatırımlara, sponsorlara bakalım. Çok güçlü ve çok sayıda yatırımcı var. Peki bu kaynağa rağmen biz basketbol için neler üretiyoruz? Bu üretimden mutluysak sıkıntı yok.
Fransa’ya bakalım, liglerine ve alt yapıya ayrılan kaynaklara bakalım. Doğru kaynak yönetimi ile dünyanın en iyi oyuncu yetiştirici ülkelerinden biri oldular.

Necip Kapanlı: Sponsorlar var ama kulüplere sorsan yerlilerin pahalı sözleşmelerini konu ediyorlar mazeret olarak!

Tolga Öngören: Arz talep, konu burada yatıyor. Home grown oyuncu olursa yerli havuzu genişleyecek bunu düşünmek lazım. Yabancı oyuncuya da biz aslında fazla para ödüyoruz. Marketi idare etmek kolay değil. Ülkemizde BSL, Kadınlar hatta TBL’de çok kuvvetli sponsorlarımız var. Basketbolu seviyorlar, koyduklarının karşılığını alamasalar da yıllardır basketbola yatırımlarına devam ediyorlar. Bu kaynağın karşılığında oyuncu üretimi konusunda bizim kendimizi sorgulamamız lazım. Birkaç tane NBA oyuncusu çıkarmak çok normal tabii ki çıkaracağız. Alperen, Cedi, Furkan bunlar normal ama dönüp bir de Fransızlara bakalım, onların alt yapıya ayırdığı kaynağa bakalım. Fransızların ligine bakalım. Fransa ligi oyuncularının ücretlerine bakalım, bizim çok gerimizde. Ama buna rağmen Fransa’dan üst seviye oyuncular çıkıyor. Her sene NBA draftlarında en yukarılarda oyuncuları var.

Necip Kapanlı: Kulüpler neticede hep oyuncu ücretlerinin yüksekliğinden şikayetçi ama hem altyapıya yatırım yapmayıp, hem de böyle bir serzenişte bulunmaya hakları var mı?

Tolga Öngören: Tabii ki yok. Cevabı zaten orada yatıyor. Arz talep derken home grown oyuncu konusunu bu nedenle söylüyorum. Yerli oyuncu havuzumuz dar olduğu için böyle bir sonuçla karşı karşıya kalıyoruz, çünkü oyuncu sayısı çok az. Home grown sistemini benimsersek otomatikman bu iş de bir dengeye gelecektir.
Aslında yabancı oyuncuya da biz fazla para ödüyoruz. Nedeni, market öyle çalışıyor. Kontrol edemiyoruz. Bunun önüne geçmek için, ya oyuncu henüz markete düşmeden gidip NCAA’den alacağız, ya da küçük liglerden yetenekli oyuncuları 2-3 yıllık kontratla getireceğiz. Biz zaman zaman böyle riskler alıyoruz. Burada kulüp olarak stratejiniz nerede bunlar süreci belirliyor.

Fatih Söylemezoğlu: Son sorumuz hakemlerimiz hakkındaki görüşlerin neler?

HAKEMLİK GERÇEK ANLAMDA PROFESYONEL OLMALI

Tolga Öngören: Bizim için en kolay şey hakemleri eleştirmek. Bana göre maç sırasında iki önemli unsur var, koç ve hakem. Oyuncular koçların ve hakemlerin kararları ile oyunu oynuyorlar. Önemli olan koçlar ve hakemlerin aynı dili konuşup, basketbola aynı pencereden bakıyor olabilmeleri. 20 yıllık bir tecrübeye sahip koç ile yeni genç tecrübesiz bir hakemin oyuna aynı seviyede bakması biraz zor. Ancak bunu asgari seviyeye çekebilmemiz için ortak bir dilimiz olabilmesi lazım.
Hakemler aynı oyuncular, koçlar ya da yöneticiler gibi hata yapacaklar. Burada önemli olan kabul edilebilir hata nedir, ya da aynı hata tekrar ediyor mu, buna bakmak lazım.
En büyük sorun hakemlerin aldığı ücretler. Hakemliğin net olarak bir profesyonel meslek olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Hakemin kendisine yatırım yapmasını, yabancı dil öğrenmesini istiyoruz. Fakat buna karşın sadece kontrat altında olan hakemler asgari ücret alıyorlar. Kontrat altında olmayanlarda o bile yok. Ayrıca sadece BSL’deki hakemler olarak bakmayalım olaya, alt ligler var, masa görevlileri var. Dolayısıyla hakemlere bu anlamda destek olunması lazım.
Burada bizim önerimiz, başka branşlarda olduğu gibi kulüpler bu alanı fonlayabilirler. Eğer hakem tanımı bizim için önemliyse, ki önemli, adım atmamız lazım. Hakemlerin gelişmediğini de söyleyemem, herkes iyi niyetle hareket ediyor ama yeterli değil.
Hakeme yaptığı iş için saygı duyulması gerekir. Hakemlerin de eğitici yönlerini alt yapı maçlarında ön plana çıkarmaları lazım. Burada iletişim çok önemli. Bu şekilde bir düzen kurulduğunda sorunların daha kolay aşılacağını düşünüyorum. Sadece BSL’de kulüp başına belli bir katkı ile hakemlik kurumunun birçok sorunun aşılabileceğini düşünüyorum.
Son olarak, bir konuya değinmek istiyorum. Bizim ligimiz de niçin hala “deplasman seyircisi” maçlara giremiyor. Bunu anlayabilmiş değilim. Bir an önce bu konunun da düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Tolga Öngören’e çok teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz…

Bu günlük de bu kadar…

Unutmayın, yaş sadece bir rakam. Basketbol ise ruhumuzun büyümeyen çocuğudur. Hem Dinozor hem de genç olabilirsiniz!

5 YORUMLAR

  1. “Yabancı oyuncu sayısı ile yetişen yerli oyuncu sayısı arasında çok büyük bir etkileşim olduğunu düşünmüyorum. İyi oyuncu her zaman, her şartta oynar. Mühim olan kaliteli iyi oyuncuyu bulup yetiştirmek ve geliştirmek. Örneğin Alperen gibi üst yetenekte ve kaliteli oyuncular her şartta oynar. Dolayısıyla bizim kaliteli oyuncu havuzunu büyütmemiz lazım. Aslında yabancı oyuncu konusundan önce, bu havuza giren yerli oyuncuların yetişmesinde antrenör ve yöneticilerin bakış açılarının daha önemli olduğunu düşünüyorum.” – Altı çizilmesi gereken cümleler, aklın yolu bir.

  2. Yıllardır aynı şeyler yeni keşfedilmiş gibi yazılır söylenir…. Oyuncu yetiştirmeyi/geliştirmeyi geçtim daha atletik özelliklere sahip çocuk seçerek ve hedef gruba dahil etmekten aciziz…..

  3. Aklı başında ülkelerde şöyle bir sistem de var, genç, fiziği uygun, istekli çocuklara bir çok spor dalını yaptırıp hangilerinde daha başarılılarsa veya yeteneği olduğuna inanıyorlarsa o branşlarda devam etmelerini sağlıyorlar biz de hala çocuk genç ve uzunsa hemen guard veya pivot yapmaya çalışıyoruz ve şu yaşta şu boy istiyoruz kafası da hala mevcut. Mesela Şehmus altyapılarda hep forvet oynatıldı,dış şutu da kötüydü top sürmesi de. Fb’ye geldi Djordevic onunla özel ilgilendikten sonra şutlarında belirgin ilerleme oldu ama top sürmesi hala istenen seviyede degil ,24-25 yaşında ondan guard yaratmaya çalışıyoruz. Forvet oynayan bir oyuncunun altyapılarda bilhassa top sürmesi nasıl geliştirilmez? Basketbolun temeli top sürmeyle başlar ama bakıyoruz kendi takımında ve milli takımda guard oynatılan oyuncu top süremiyor! Altyapı koçlarının bilhassa geçim sıkıntısı çekmeleri de yıllardır hallolmayan sorunlardan. Kafası karışık insan kimi,nasıl yetiştirir?Yabancı gelsin ama takıma ve takım arkadaşlarına her konuda katkı verecek olan gelsin,kendini parlatma hevesindeki benciller ve yeteneği düşük olanlar değil. Ayrıca yabancı sayısı 5 ama illa kulüpler 5 yabancı alacak diye bir kural da yok gerekirse 1-2 yabancıyla oynarsın potansiyeli olan Türk gençlere yol açılsın. Hiçbir oyuncu oynamadan,
    hata yapmadan gelişemez federasyon,koçlar ve kulüpler önce bunu iyi anlamalı oyuncular da takım idmanı haricinde bireysel idmanlara da çok önem vermeli. Çocuğa sabah 9 da bireysel idman var deniliyor çok erken kalkamam , öğleden sonraya idman koyulan bir başkası da gitar kursum var idman saatini ona göre ayarlayın diyor! Menajer oyunları da malum ve ciddi sorun ,o da bambaşka konu…

  4. Güzel bir röportaj olmuş. Genç dinazorların güzel soruları ve Öngören’in verdiği cevaplar gösteriyor ki, alt yapıya kafa yoran, basketbolu günlük başarılara endeksli olarak değil, uzun vadeli bir plan ve programla düşünen kulüplerin menejerleri hemen her soruya akılcı ve gerçekçi cevap verebiliyor.
    Her ne kadar basketbolumuzun bazı kesimleri bu röportajdan tatmin olmasalar da şu bilinmeli ki, bu oyununda bir çok doğrusu ve yanlışı barındırdığını da unutmamak lazım.
    Önemli olan, tüm basketbol yatırımcılarının, sponsorların, takım menejerlerinin, antrenörlerin ve yöneticilerinin bireysellikten uzak ve her konuda ve özellikle ileriye dönük alt yapı konusunda asgari bir nokta da birleşmeleridir.
    Yetenekli sporcular bizim ülkemizde “her şeye rağmen” yetişiyor. O sebeple sayısı da az oluyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler

izmir travesti
travesti izmir