Perşembe, Şubat 29, 2024
spot_img

Veli Terörü ve Itoudis’in Saygınlığı

Genç Dinozor kimdir? Basketbol ruhu genç ve enerjik olan, dinozor misali tecrübeli spor insanlarıdır. Kadroda kimler var? Necip Kapanlı, Haydar Kemal Ateş, Cem Gökçe, Selam Gökçe, Fatih Söylemezoğlu ve zaman zaman “Genç Dinozor” konukları.

Amacı nedir? Türk Basketbol Kamuoyuna ve özellikle veli, oyuncu, antrenör, yönetici ve tüm “Genç Öz kaynak” gruplarına gündemde ait basketbolun saha içi ve saha dışı olaylarını farklı ve geliştirici bakış açısıyla değerlendirmek ve basketbol kamuoyuna farklı düşünce pencereleri açmak.

Konularımız, veli terörü için çözüm önerileri ve Fenerbahçe’nin genel durumu.

Konuğumuz İstanbul Basketbol eski İl Temsilcisi İnan Şefkatli.

N.K: Veli terörüne çare önerilerin nedir? 20-30 sene önce bunlar yoktu. Sebepleri neler?

İnan Şekatli: Son 10 senedir sorunun paydaşları arasına veliler dışında menajerler ve eğitmenler (antrenörler) de dahil oldu. İl temsilciliğinde 5 senelik görev sürecimde bu sorunun ne kadar büyük olduğunu yaşayarak gördüm. İstanbul farklı bir büyüklüğe sahip bir şehir. Bir sezon içerisinde aşağı yukarı 10 salonda 17.000 civarında maç oynatılan çok büyük bir organizasyon.

Bu büyük sorun bana göre basketbolun büyük abisi olarak tanımladığım TBF’unun yapacağı uygulamalarla çözülebilir. Son 6-7 senede yaşadığım bazı olayları anlatırsam, alt yapıdaki veli profilimizin daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.

Örneğin, bir gün oğlumun maçında takım arkadaşının babası maç sırasında “oğlum pası kimseye verme! Kendin at! “diye bağırıyordu. İşte bu bir veli tipi ve maalesef birçok kulübümüzde var.

İkinci vereceğim örnek… Bir gece telefonum çaldı ve tanımadığım bir veli ”oğlum U14 ‘te oynuyor. Yarın akşam maçı var. Ama seyredemeyeceğim. Aynı saatlerde arkadaşlarımla akşam yemeğim var. Maçı başka bir güne erteleseniz olur mu? “ dedi. Şaştım kaldım.

Bir diğerinde ise, İl temsilciliğini bıraktıktan sonra, kısa süre bir kulüpte çalışmaya başladım. U16’daki bir oyuncumuzu, antrenörümüz ile birlikte karar vererek daha çok oynayabileceği bir takıma gitmesinin, basketbolunu geliştirmesine daha fazla yardımcı olacağına karar verdik ve takımımızdan ayrılması için görüşme yaptık. Velisi ertesi gün kulübe benimle görüşmeye geldi. Özetle oğlunun kesinlikle kulüpte kalmasını istediğini söyleyerek ve odamdan çıkarken “sizi bugün bu konuda yüksek makama sahip biri arayacak” dedi. Gerçekten de o arama oldu ve bana bir mesaj verildi.

Bu anlattığım 3 hikaye de aslında alt yapı velilerimizin durumlarını net şekilde anlatıyor olması lazım. Veliler aslında sadece ülkemizde değil, tüm dünyada da aşağı yukarı bu şekilde işin içinde oluyorlar.

Çözüm önerilerim:

Bu konuda aslında okul sporları kendilerine göre bir çözüm üretti. Velileri maçlara almıyorlar. Belki bu konu kulüp maçları için de çözüm olarak masaya konulabilir.

Bence bu işin ana aktörü olan antrenörler, velilerin işin içine girmemesi için doğru diyaloglar kurarsa uzun vadede bir konsensüs sağlanabilir. Ancak antrenörler açısından maalesef süreç böyle işlemiyor. Bazı antrenörler kendi takımlarındaki oyunculara para karşılığında özel ders vermeye başladıktan sonra o oyuncuların maçta aldıkları sürelerin arttığını birçok kulüpte gördük. Antrenörlerin bu etik dışı davranış şekli, sürece velilerin kolay dahil olmasını sağlıyor. Bu da sistemi kilitliyor.

H.K.A: Turgay Demirel federasyonu başkan olduğu dönemde benden altyapı için bir rapor istemişti. Bu konuda İtalya ve İspanya federasyonlardan da görüş almıştım. Bu vesile ile o ülkelerde de aynı problemlerin yaşandığını gördüğümde, problemin aslında psikolojik ve evrensel olduğunun .

Maalesef gelinen noktada tüm veliler;
-Çocuklarının NBA oyuncusu olacağını,
-Antrenörlerin kolay ele geçirilebileceğini,
-Sürece kolayca müdahale edebileceklerini düşünüyorlar.

Kulüplerde alt yapı veli koordinatörlüğü kurulması ve iletişimi onların sağlaması, bu süreci daha iyi yönetilebilmesini sağlayabilir. Antrenör ve velilere bir sözleşme imzalatılmalı, kulüpler bu konularda net kurallar koymalı ve uygulamalı.

CG: İskender’in düğümü gibi bir iş bu. Velinin, antrenörün ve oyuncunun kalitesi neyse süreç ona göre işliyor. 20 sene önce de bu problemler vardı. Basketbol okulları ve menajerler sürece daha kuvvetli şekilde girince işler daha çok karıştı.

Antrenörlerin kendi oyuncularına özel ders vermesi hiç etik değil. Velilere daha az odaklanıp, menajer ve antrenörlerin kontrol edilebilir kurallar dahilinde sistemde yer almalarını sağlamak daha doğru olur.

SG: Veli terörünün iki yönü var: Antrenöre ve hakeme. Alt yaş gruplarında oyuncuların kimlik kazanmalarını istiyoruz. Bu noktada 16 yaşa kadar bir genç oyuncunun menajer ilişkisinin olmasını engellemek lazım. Kontrol etmek lazım.

İkinci konu takıma giren ve lisanslı oynayan oyunculardan aidat alınmamalı.

Üçüncü çözüm önerim; antrenörlerin kendi oyuncularına özel ders verilmesinin engellenmesi.

İkinci konu… Ne olacak Fenerbahçe’nin hali?

S.G: FB kadrosunu EL düzeyinde oldukça güçlü buluyorum. Benim en çok ilgimi çeken konu bir takımda birçok oyuncunun sakatlanması tesadüf mü? Yanlış mı çalıştırılıyorlar? Bunu öğrenmek istiyorum.

C.G: Bu hafta itibariyle Fenerbahçe BEKO BSL’de birinci, EL’de ise sekizinci durumda. Dolayısıyla kağıt üzerinde bana göre aslında bir başarısızlık yok. Koç Itoudis’in söylemlerine baktığımda, genelde rakiplerinin kadrolarını olduğundan büyük veya kuvvetli göstermeye çalışarak sürekli hedef saptırıyor.

Fenerbahçe baş antrenörlüğü saygın bir pozisyon. Daha önce baş antrenörlük yapan Aydın Örs, Obradovic’e ve Bogdan Tanjevic’e saygı duyuyordum. Ama Koç Itoudis’in kenardaki tavırları ve saha dışındaki söylemleri bende bu saygı duygusunu ortaya çıkarmıyor. Koçluk bilgisi konusunu değerlendirmiyorum. Geçmişteki Fenerbahçe baş antrenörlerini düşününce, o saygıyı Itoudis sağlamıyor.

Spor sakatlıkları konusunda ise şöyle düşünüyorum, bazı sakatlıklarda koruyucu önlemlerden bahsetmek gerekebilir, ama bazı sakatlıklar ise sporun doğasında var. Fenerbahçe’de bu kadar çok sakatlık olması bende de merak yaratmıyor değil. Ancak sağlık ekibi eminim ki teknik ekiple bu konuları konuşup birlikte değerlendiriyorlardır.

NK: Itoudis’in gelişine bakacak olursak, Fenerbahçe futbol takımında işler iyi gitmiyordu. Pandemi döneminde sakatlık ve hastalıklar sebebiyle çok eksik kadrolarla oynayan Fenerbahçe basketbol takımının Rus takımları EL’de çekilince, onlarla oynadığı maçların puanları da silindi ve sezondaki pozisyonu değişti. Sarı lacivertli kulüp popüler bir operasyon yapmak isteyip Itoudis ile 2+1 yıllık sözleşme imzaladı. Filmi geriye sarsak acaba Fenerbahçe, Itoudis’le anlaşırlar mıydı? Sorsak söylemezler ama pişman olduklarından eminim.

Koç olarak söylemlerinle bahane yarattığında oyunculara da bir sığınma imkanı veriyorsun. Fenerbahçe eksiklerine rağmen kendinden daha zayıf kadrolara yenildi. Daha iyi yönetilip daha iyi sonuçlar almalarını bekliyoruz.

Haftanın son değerlendirmesi Kadınlar Süper liginde oynanan Kocaeli Belediyespor-Beşiktaş maçında yaşananalar.

F.S: Videoyu izlediğimde bir müsabakanın aşağı yukarı 90. saniyesinde, skor henüz 0-2 ve koç ile menajer diskalifiye oluyor. Bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, sporunda olağan akışına da aykırı olduğu aşikar.

Burada hayatımız boyunca kutsadığımız mesleğimiz ile ilgili hakem arkadaşları yapmamaları gereken hatalar nedeniyle, işin daha iyi yapılabilmesi için eleştiriyor, hatta bazen yerden yere vuruyoruz.

Ancak burada soru şu; henüz 90. saniyede bir hakem ne yapmış olabilir ki, koç atılacak kadar reaksiyon göstersin? Ben bu işin cevabını veremiyorum. Dolayısı ile koçun bu davranışının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Bunu basit bir hakem hatası ile (ki hata var mı, o bile tartışmalı) izah etmek mümkün değil.

Koça verilen cezanın açıklamasında, “samimi pişmanlığını belirttiği için” cezasının yarıya indirildiğini görüyoruz. Eğer bana göre samimi olmayan, beyana göre samimi olduğu kabul edilen bir “pişmanlık” varsa, demek ki hakem arkadaş doğruyu yapmış. Yani koç atılacak suçu işlediğini ve yapmaması gerektiğinin farkında olduğunu söylüyor. Bunun başka açıklaması var mı! Dolayısıyla hakem arkadaşı, “hakemlik kurumunun onurunu koruduğu” için kutluyorum. Ayrıca mesleki etik değerlere bu kadar önem veren TBF Eğitim Kurulu ve TÜBAD’ın bunca uğraşına rağmen “etik davranış bilincinden” bu kadar uzak insanların hala nasıl bu platformlarda hayat bulduklarını anlamakta zorlanıyorum.

İşin bana göre daha vahim olan kısmı ise, diskalifiye olan bu koçun A Kadın Milli Takım yardımcı antrenörü olması. Buradan milli takım yetkililerine ve federasyon yetkililerine sormak istiyorum; Bu mudur Türk milli takımını temsil ederek, genç antrenörlere örnek olması için seçilen insan?

N.K: Bir koçun 90. saniyede atılması için çıldırmış olması gerekir… Ya da o hakemle geçmişten kalan bir hesapları vardı. Nedeni ne olursa olsun, yönetimin antrenöründen ciddi olarak hesap sorması gerekir. Antrenörle sözleşme ilk dakikalarda atılması için değil, takımı iyi yönetmesi için yapılıyor.

Bu haftalık da bu kadar…

Unutmayın, yaş sadece bir rakam. Basketbol ise ruhumuzun büyümeyen çocuğudur. Hem Dinozor, hem de genç olabilirsiniz!

3 YORUMLAR

  1. Koçun ‘samimi pişmanlığı’ ne yapsak da ceza kesilecek bari daha az ceza ödeyelim düşüncesinden dolayı olamaz mı acaba? Koçlar, oyuncular,bench her düdüğe tepki veriyor ki hiç doğru değil ve hakemlerimiz de aşırı egolu ve çoğunlukla da sahada polis gibi hareket ediyorlar bu da hiç doğru ve etik değil.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler