Evi Ataşehir Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda Euroleague sezonunun açılışını yapan Fenerbahçe Tarfin, Virtus Bologna’yı son çeyrekteki etkili oyunuyla 78-68 mağlup ederek Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın ardından Euroleague sezonuna da galibiyetle başladı.
Talen Horton-Tucker, 13 sayıyla maçın en skorer oyuncusu olurken galibiyette ona 12’şer sayıyla Wade Baldwin ve Shavon Shields eşlik etti.
Konuk ekipte Marcus Carr’ın 12, Derrick Alston Jr.ın 10 sayısı galibiyet için yeterli olmadı.
Jasikevicius mücadeleye tıpkı Beşiktaş maçında olduğu gibi Forrest, Horton-Tucker, Shields, Key, Sertaç beşiyle başlarken
Alex Mumbru; parkeye Carr, Moore, Alston, Klintman, Diarra beşiyle çıktı.
Fenerbahçe Tarfin bugüne ister istemez yorgun geldi. Salı günü Cumhurbaşkanlığı kupasını kazanan takım 3 gün sonra Euroleague sezonuna başladı. Sarı lacivertliler yine de İstanbul dışına çıkmadığı için şanslı… Hoş, Abu Dhabi’den dönmelerinin üzerinden pek bir vakit geçmedi. Ev sahibi ekip mücadeleye düşük bir hücum temposunda rakip yarı sahaya yerleşerek başladı tabii ki. Bu düşük tempo, konuk Virtus Bologna’yı her topa yetişen iyi bir savunma takımı olarak gösterse de rolleri iyi dağılan yetenek zengini bir takım bir şekilde skor yapıyor. Sertaç Şanlı’nın ilk 5 başlaması da bu düşük temponun sebeplerinden birisi olabilir bu arada. Bu sezonki Fenerbahçe Tarfin’in kadro derinliği, geçen seneki Fenerbahçe Beko’nun derinliğinden daha kaliteli bence. Bir tarafta Bologna uzunları Diarra ve Diouf’a bol bol alley-oop kaldırıldığını, diğer tarafta Sertaç Şanlı’nın üçlük yayı gerisinden şutlarını bol bol görür olduk. Shields’ın maçın ilk bölümünde bıraktığı çok zorlu bir turnike var ki izlemediyseniz göz atmanızı tavsiye ederim. Önyargılarım var. Geçtiğimiz sezonlarda Zagars oyundayken bana ne hissettiriyorsa Sargiunas da aynısını hissettiriyor. Baby face Baltık oyuncularından daha sempatik olan fazla bir şey yok bana göre. Hele oyun kurucuysa 😀 Fenerbahçe Tarfin, ne savunmada ne de hücumda çok süper bir görüntü vermiyordu ama 3. viteste ilk çeyreği 23-17 önde kapattı.
İkinci çeyrekte de ev sahibi ekip maçı kontrolde götürdü bir süre ancak 2 dakikalık sekansta Carr ve Alston’dan gelen üst üste isabetler farkı 1’e indirince Jasikevicius molasına başvurdu. Mola dönüşü karşılıklı basketlere sahne oldu, backdoor cut’lar ön plana çıktı. Kessler Edwards ile Shields, karşılıklı şekilde backdoor cut’lardan beslendiler. Bologna’nın kısa gard deneylerinden Rasheed Bello özellikle savunmada çok sırıtsa da Trent Frazier ve Marcus Carr gelecek adına iyi sinyaller verdi bu çeyrekte. Çeyreğin sonlarına doğru boş dönülen hücum, Bologna hızlı hücumuna dönüştü. Hücum hızlı olunca bir İtalyan takımında topu kim sürer? Bugatti? Lamborghini? Hayır, Ferrari. Şaka değil. Will Clyburn, son hücumu blok yiyerek kullandı ama kalan 1.5 saniyede Wade Baldwin imdada yetişerek ilk yarıyı temsilcimizin önde kapatmasını sağladı. (39-38)
İkinci yarı temsilcimiz için iç açıcı başlamadı. Sayı bulmakta zorlanırken sayı izni veren bir takım vardı parkede. THT’nin zorlama stepback üçlüğü imdada yetişti belki ama bunlara kalmak asıl problem. Bir sonraki hücumda THT’nin açtığı alan sayesinde tepede boş üçlüğü Baldwin’le bulsak da isabet gelmedi ama hemen dönüşü Alston Jr. üçlüğü çok hızlı geldi. Sadece doğruları oynamak yetmiyor. Kaçan her şut büyük bir transition fırsatı. Bologna bunun kıymetini 2. çeyrekten beri daha fazla biliyor ama bu çeyrekte bambaşka bir rahatlıkla hızlı hücumları oynayan konuk ekip farkı 5’e kadar çıkarınca Jasikevicius molasına başvurdu (46-51). Fenerbahçe’ye mola da yaramadı. THT, Baldwin ve Melli’nin birlikte sahada olduğu dakikalarda bu derece verimsiz gördüğümü hatırlamıyorum daha önce. Baldwin’in karşısında Bello varken çok rahat sıyrılıp smaca gitmesi çok geç kalınmış çok doğru bir karardı. Son çeyrekten önce yaşandığına duacıyız tabii ki. Temsilcimiz biraz doğru yerde doğru oyuncuyu topla buluşturunca skoru dengeye getirmesini bildi kısa sürede. Yüzde artınca hızlı hücum da yenmeyince Bologna’nın zaten yarı saha hücumunda hiç şansı yok. (59-55)
Son çeyrek başında yine hızlı hücumdan smaç yedik ama onun dışında savunmada işler yolunda gözüktü. Marcus Carr’ın bireysel yeteneği üçlüğü getirmiş olabilir ama o kadar olur. Mumbru, faul itirazı sebebiyle teknik faulle cezalandırıldı. Marcus Carr top kullanma yüzdesini abarttı ama sonuç alamadığı için skor hala ortada çünkü Fenerbahçe’deki hücum problemleri biraz daha sürecek gibi; birkaç hafta, ay… Her şeyi çok iyi yapmak kolay değil, mükemmeliyeti aramak da biraz şımarıkça ama kağıt üzerindeki kadroya bakınca insan hücumda bundan fazlasını bekliyor. Saha içi problemler çözülemese de yorulan konuk ekip faul sayısını sıklaştırınca faul çizgisinden bulduğumuz isabetlerle farkı 5’e kadar çıkarmayı başardık. Bitime 2:30 kala Jasikevicius bugün için yeni bir şey denedi, bu sezon görmeyi en çok istediğim şeydi: Braxton Key tek pivot. Mumbru’nun etkisi büyük, teşekkürler. O da Klintman’i 5 oynattı çünkü. Faul çizgisi hizasında Key’e topu indirerek kolay faul aldık sayıya gittik. Son çeyrek bolca yaptık bunu aslında. Klintman 5. faulunu yapıp kenara geldi, Mumbru Diarra’ya döndü. Bologna’nın nefesinin tükendiğinin kanıtı olan bu bölümde 1:30 kala Forrest’ın rahat turnikesi farkı 8’e çıkardı ve süre az olmamasına rağmen fiilen galibiyeti getirdi. (78-68)



