Fenerbahçe Tarfin’in yeni transferlerinden Braxton Key, konuk olduğu Fenerbahçe TV’de hem kariyeri hem de Fenerbahçe basketbol organizasyonu ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
VOLEYBOL VE FUTBOL MAÇINA GİDECEĞİM
* Kulübün tüm branşlarında inanılmaz bir atmosfer var. Voleybolun da burada çok büyük ilgi gördüğünü fark ettim; bu yüzden birkaç voleybol maçına gitmek istiyorum. Futbol takımının da Şampiyonlar Ligi’ne kaldığını gördüm, bu gerçekten müthiş. Kesinlikle futbol maçlarına da gitmeliyim. Basketbol takımı ise son birkaç yılda birçok başarı elde etti ve üst üste iki ya da üç kez Final Four’a kaldı. Umarım bu sezon bir adım daha ileri giderek şampiyonluğu kazanabiliriz.
TRANSFER SÜRECİ
* Geçen sezon İspanya’da Valencia forması giyiyordum. Sezonun sonlarına doğru menajerim kulüple görüşmeye başlamış ancak bunun tam olarak ne zaman olduğunu bilmiyorum. Barcelona’yla oynayacağımız şampiyonluk serisinden hemen önce menajerim, Fenerbahçe’nin benimle ilgilendiğini söyledi. Ben de önce şampiyonluğu kazanmaya odaklanmak istediğimi; gelecek sezonu, kontratları ve diğer konuları daha sonra düşüneceğimi belirttim. Valencia’daki sezonum sona erdikten bir gün sonra Fenerbahçe’yle sözleşme imzaladım.
BASKETBOLCU AİLE
* Basketbol her zaman ailemin bir parçasıydı. Amcam Ralph Sampson da basketbolda inanılmaz başarılıydı; NBA Draftı’nda birinci sıradan seçilmişti. Böyle bir amcaya sahip olunca aile buluşmalarında veya bir araya geldiğimiz herhangi bir zamanda topu alıp basketbol oynamamız çok doğaldı. Çocukluğumuz boyunca sürekli basketbol oynadık. Hepimiz bir gün ondan daha iyi olabileceğimizi düşünüyorduk. Elbette onun seviyesine ulaşmak çok büyük bir hedefti ama hepimiz bunu denedik. Dört kez NBA All-Star seçilen ve All-Star MAÇINDA MVP’si olan amcam bana yardımcı oldu. Bugün hâlâ kendisiyle görüşüyorum; hatta daha dün konuştuk. Saha içinde ve dışında, basketbolla ilgili düşündüğüm konularda ona danışıp fikirlerini alabiliyorum.
HER GÜN ŞUTLAR GİRMEYEBİLİR
* Amcam bana en çok, her zaman elimden gelenin tamamını ortaya koymam gerektiğini öğretti. Bazı günler şutlarınız girer, bazı günler girmez; ancak tutumunuzun, mücadelenizin ve enerjinizin her gün aynı seviyede olması gerekir. Bunu yaptığınızda sonuçlar da zamanla ortaya çıkmaya başlar. Ben de her gün bu anlayışla hareket etmeye çalışıyorum.
BAŞKALARININ YAPMAK İSTEMEDİĞİ İŞLERİ ÜSTLENDİM
* Alabama’dan Virginia’ya geçtm. GGerçekten çok kaliteli bir takıma sahiptik. Sanırım o kadrodan altı oyuncu kariyerinin bir döneminde NBA’de oynadı. Ben de sahada etki yaratmanın en iyi yolunun savunma yapmak, ribaund almak ve başkalarının yapmak istemediği işleri üstlenmek olduğunu düşündüm. Böylece sahada daha fazla kalabilirdim. Koç Bennett’ın sisteminde son derece sabırlı, düşük tempolu bir hücum oynuyorduk. Hücum süresinin neredeyse tamamını kullanıp tek şut atarak rakipleri yıpratmaya çalışıyorduk. Bu yüzden hücumda sabırlı olmam; sisteme, teknik ekibe ve tüm sürece güvenmem gerekiyordu. Zordu ama benim için çok değerli bir ders oldu.
G-LEAGUE’DE YILIN SAVUNMACISI
* 2024-25 sezonunda NBA G League’de ‘Yılın Savunmacısı’ seçilmdim. Dürüst olmak gerekirse en büyük değişim özgüvenimdi. Oyunu zorlamak yerine akışına bırakıyordum. Sayı atmaya veya NBA’e yükselmeye odaklanmıyordum. Yalnızca her gün yüzde yüzümü vererek sahada yapabileceğimin en iyisini ortaya koymaya çalışıyordum. Ardından olumlu sonuçlar üst üste gelmeye başladı ve büyük bir ivme yakaladım.
ANLAM TAŞIYAN MAÇLAR OYNAMAK İSTEDİM
* G League’de bireysel ödüller ve önemli başarılar elde ettim. NBA’e yükselip bazı maçlarda oynama ve adımı duyurma fırsatı da buldum. Ancak G League’de oynamak son derece zorlu ve çok büyük bir bağlılık gerektiriyor. Ben artık gerçekten anlam taşıyan maçlar oynamak istiyordum. Sürekli, ‘NBA’e yükselmem gerekiyor,’ düşüncesine odaklanmak istemedim. Tutkulu taraftarların önünde, sonucu gerçekten önem taşıyan maçlarda oynamayı arzuluyordum. Oyuncuların yalnızca kendi istatistiklerine ve bireysel başarılarına değil, ‘Takım olarak nasıl kazanabiliriz?’ sorusuna odaklandığı bir ortamda bulunmak istedim. Basketbol anlayışımın bu yönünü daha fazla keşfetmeye ve işlerin nasıl ilerleyeceğini görmeye karar verdim. Geçen sezon Valencia’da çok iyi bir yıl geçirerek Final Four’a yükseldik. Dolayısıyla her şey benim için gerçekten istediğim gibi sonuçlandı.
PEDRO’YA SIK SIK TERS DÜŞMÜŞTÜK
Avrupa basketboluna çok hızlı uyum sağladığımı söyleyemem. Sezonun başında Pedro’yla sık sık ters düşüyorduk. Ancak sezon ilerledikçe Avrupalı antrenörlerin oyuncularından neler beklediğini anlamaya başladım. Burada antrenmanlarda çok yoğun çalışmanız bekleniyor. NBA’de ise antrenmanlar bu kadar sert geçmiyor; daha çok bireysel çalışmalar yapıp rutinleri uyguluyorsunuz. Avrupa’da antrenmanlarda da maçlarda da çok yüksek efor göstermeniz gerekiyor. EuroLeague veya yerel lig fark etmeksizin her maçın ve her pozisyonun büyük önemi var. Zihniyetimi tamamen değiştirip bunu kabullenmek benim için oldukça zordu. Fakat sistemi anladıktan sonra Pedro’yla ilişkimiz çok gelişti. Şimdi kendisini gerçekten çok seviyorum ve aramız gayet iyi.
4 NUMARA POZİSYONUNUN ÖNEMİ
* Beni takıma kazandırmak istediği dönemde Saras’la, EuroLeague’de dört numara pozisyonunun günümüzde ne kadar önemli olduğu üzerine konuştuk. Eski Fenerbahçeli Nigel Hayes-Davis gibi çok kaliteli oyuncular var. Valencia’daki serimizde ona karşı oynamak zorunda kaldım. Olympiakos’tan Sasha Vezenkov ve Chima Moneke de bu pozisyondaki önemli isimlerden. EuroLeague’de çok sayıda kaliteli dört numara bulunuyor. Bu oyuncuları savunmanız ve aynı zamanda hücumda da yorulmalarını sağlayarak sahanın iki tarafında zorlamanız gerekiyor. Benim görevim de rakipleri hem hücumda hem savunmada zorlamak; atletizmim, koşu gücüm ve savunmamla takımın ihtiyaç duyduğu katkıyı vermek. Bu sezon tempoyu biraz daha artırmamız da bekleniyor. Kanatlardan koşarak Valencia’daki oyunumdan bazı özellikleri buraya taşıyabilirim.
SARAS DETAYCI
* Şu ana kadar çok hoşuma gitti; her şey gayet iyi ilerliyor. Henüz bana çıkışmadı, bu yüzden bu soruyu bir-iki hafta sonra tekrar sorarsanız belki düşüncelerim değişebilir! Şaka bir yana, onunla çalışmaktan gerçekten büyük keyif alıyorum. Valencia’daki Koç Pedro Martínez’e benziyor. Söylediğiniz gibi son derece talepkâr ve detaycı. Küçük ayrıntıları fark etmesi benim için en dikkat çekici özelliği. Yalnızca isabetli şuta odaklanmıyor; o şut için alan yaratan perdeyi veya pozisyonu hazırlayan pası görüyor. Bazen şutu hazırlayan üçüncü pası bile önemsiyor. Detaylara böylesine odaklanması gerçekten çok hoşuma gidiyor.
POZİSYONSUZ BASKETBOLA UYUM
* Saras hücumda ve savunmada hızlı olmamı, çabuk karar vermemi ve her gün aynı yüksek enerjiyi ortaya koymamı istiyor. Ancak burada karar verme ve topu yönlendirme açısından çok daha fazla özgürlük bulunduğunu düşünüyorum. Oyuncuların yalnızca tek bir pozisyona bağlı kalmasını istemiyor; herkesin pozisyonsuz basketbola uyum sağlamasını bekliyor. Bazen bir pivot topu ön sahaya taşıyabilir, bazen de bir oyun kurucu toplu perde yapabilir. Hücumdaki bu akışkanlık, Golden State’in pozisyonsuz basketbolla başarılı olduğu dönemlere benziyor. Bu sistemin birçok yeni olasılık yaratacağını ve oyuncuların hücumdaki yeteneklerini daha fazla sergilemelerini sağlayacağını düşünüyorum. Savunmada ise hepimizin tamamen konsantre olup çok sert mücadele etmesi gerekiyor.
EN GÜÇLÜ YÖNÜM
* En güçlü yöönüm savunma yapmak ve bir numaradan beş numaraya kadar tüm pozisyonlardaki oyuncuları savunabilmek. Hem toplu oyuncuya karşı hem de topsuz alanda etkili olabiliyor, gerektiğinde yardım savunmasına gidebiliyorum. Ayrıca pozisyonları önceden sezerek olacakları gerçekleşmeden görebildiğimi düşünüyorum. Çok sayıda top çalabilmemin nedenlerinden biri de bu. Hücumda ise closeout’lara hücum etmek, potaya gitmek, ribaund almak ve doğru kararı vermek güçlü yönlerim arasında. Boyalı alana girdiğimde genellikle başka bir savunmacı yardıma geliyor; ben de boşta kalan takım arkadaşımı üç sayı çizgisinin gerisinde bulabiliyorum.
FENERBAHÇE BÜYÜK MARKA
* Geçmişte Fenerbahçe forması giyen oyuncular, kulüpten ayrıldıktan sonra bile Fenerbahçe’yi takip etmeye ve kulüple bağlarını korumaya devam ediyor. Eski oyuncularla kulüp arasında çok güçlü bir bağ var; Fenerbahçe’ye duydukları sevgi hâlâ sürüyor. Fenerbahçe markasının gerçekten çok büyük olduğunu düşünüyorum. Bu yaz Amerika’da, New York’ta antrenman yaparken insanlara Fenerbahçe’ye transfer olduğumu söylüyordum. Bana, ‘Gelecek sezon nerede oynayacaksın?’ diye sorduklarında ‘Fenerbahçe’de,’ diyordum. Onlar da, ‘Evet, İstanbul’daki o takımı biliyoruz,’ diye karşılık veriyordu. Bu da Fenerbahçe’nin ne kadar büyük bir marka olduğunu gösteriyor. Avrupa’da ne kadar güçlü bir kulüp olduğunu da biliyorum. Daha önce Fenerbahçe’ye karşı oynadım; taraftarları inanılmaz ve gerçekten harika. Kulübün büyüklüğünü tam anlamıyla ise maçlar başladığında daha fazla hissedeceğimi düşünüyorum. Şimdiden antrenmanlarımızı takip eden çok sayıda kişi var. Kulüp yöneticileri ve genel menajerler sürekli bizimle birlikte. Şu ana kadar kulübün içindeki bu güçlü birlikteliği görmek çok güzel.
ADALAR’A BAYILDIM
* şu ana kadar her şey son derece olumlu. İstanbul gerçekten çok güzel. Binaların bu kadar modern olmasına şaşırdım; açıkçası bunu beklemiyordum. Şehir ayrıca oldukça temiz ve yaşadığım New York’tan çok farklı. Tabii aynı zamanda çok büyük bir şehir. Sanırım 15 milyon kişinin yaşadığını söylediler; bu yüzden dışarı çıktığım her an çok sayıda insan görüyorum. Gerçekten çok etkileyici. Kadıköy’ü çok sevdim, çok güzel bir bölge. Boğaz çevresindeki her yeri de beğendim. İlk izin günümde ailemle tekneye bindik ve Adalar’a gittik.
YILIN SAVUNMACISI SEÇİLMEK İSTERİM
* Kazanabileceğimiz bütün kupaları ve mümkün olan her maçı kazanmak istiyoruz. Elbette bunu başarmak çok zor olacak ancak mümkün olduğuna inanıyorum. Son derece yetenekli bir kadromuz, iyi liderlerimiz, harika antrenörlerimiz ve yönetimde de çok güçlü isimler var. Baştan sona çok sağlam bir organizasyona sahibiz. Kişisel hedefim ise takımın kazanmasına yardımcı olmak için elimden gelen her şeyi yapmak. Hem EuroLeague’de hem de Türkiye Ligi’nde Yılın Savunmacısı seçilmeyi çok isterim.



