Kim 500 Milyar İster? (Murat Özyer)

- Reklam-

“Kim 500 Milyar İster?” Televizyon ekranlarında bu yarışmayı sadece seyretmekle kalmayıp, evinde ailesiyle ekran karşısında olsa bile bir şekilde sürece dahil olmayanımız yoktur. Sona doğru sorular her zaman zorlaşır. Örnek bir soru hayal edelim: “Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu kimdir?” Yarışmacı kararsız kalır, düşünür ve salondaki seyirci jokerini kullanır. Seyircinin %75’i “Cengiz Han” der. Yarışmacı da bu büyük çoğunluğa güvenerek cevabı yapıştırır: “Cengiz Han!” Tam o anda sunucu o meşhur şaşırtmacasını yapar: “Emin misin?”
Bazıları gerçekten “emindir.”
Oysa basketbol, sunucunun o soruyu sorduğu andaki gibi büyük yanılsamalarla doludur. Serinin ilk maçında alınan galibiyete aşırı güvenerek sahaya çıkmak; seyirci jokerinin rüzgarıyla, aslında emin olmadığın o yanlış şıkka doğru yürümeye benzer.
Kulüp kariyerinde 17’si Manchester United’da olmak üzere tam 19 büyük kupa kazanan, tüm zamanların en başarılı İrlandalı futbolcusu Roy Keane, milli takımımızın Dünya Kupasında Avutralya’ya 2-0 kaybettiği maçın ardından şu ikonik yorumu yaptı: “Türkiye, sahada bir şeylerin kendiliğinden olmasını bekleyen bir takım görüntüsü verdi. İşte fark buydu. Bir taraf mücadele etti, diğer taraf ise sonucun kendisine gelmesini bekledi.”
Sert ve pragmatik tarzıyla bilinen Roy Keane, final serisinin bu ikinci maçını seyretmiş olsa hiç şüphesiz aynı acımasız şeyi Beşiktaş için de söylerdi. Yoksa bizler, yaşanan bu yenilgiye satranç tahtasından daha iyimser bir felsefeyle yaklaşıp, “Bazen bir veziri feda etmek, savaşı kazanmanın tek yoludur” diyerek Alimpijevic’e bir kredi mi vermeliyiz? Orasını şimdilik bilemiyorum.
Maça Benim Gözlüklerimden Baktığımızda…
Fenerbahçe Beko ile Beşiktaş GAIN arasındaki final serisinin ikinci randevusu, ilk maçın o taktiksel esnekliğinden ve heyecanından uzak, tamamen “fiziksel güç, boyalı alan hakimiyeti ve kadro derinliği etkisiyle” geçti.
Beşiktaş cephesinde, “Biz ilk maçı deplasmanda alarak buradaki misyonumuzu tamamladık, bize bir galibiyet zaten yeter” düşüncesi bilinçaltına yerleşmiş olacak ki, siyah-beyazlıların mücadele gücü gözle görülür bir şekilde düştü. Sahada temaslı oyundan tamamen uzak kalan, pota altında Fenerbahçe’ye ciddi bir üstünlük veren bir Beşiktaş izledik. Siyah-beyazlılar boyalı alana hiç atak etmeden (paint touch) ve kadro dezavantajını kapatacak kadar hızlı hücum şansı yaratamadan, 5’e 5 set hücumlarında tamamen dış atışa yöneldiler. Haliyle, ilk maçtaki o akışkan hücum ritmini yakalayamadılar. Verilen arka arkaya hücum ribaundları ve Fenerbahçe kısalarının çok kolay yaptığı penetreler, daha 3. çeyrek bitmeden maçın kaderini belirleyen unsurlar oldu.
Ancak bu maçı sadece teknik verilerle anlatmak haksızlık olur. İlk karşılaşmada, daha 45. Saniyede alınan o tarihi Fenerbahçe molasından sonra, bu kez final serisinin 8. dakikasında Sarunas Jasikevicius 2 teknik faulle diskalifiye oldu. İşte o an Ülker Arena’daki seyirci tiyatroya değil, gerçek bir derbi maçına geldiğini fark etti. Salonun bir anda reaksiyon vermesi, maçın akışındaki değişikliklere direkt etki etti.
Karşılaşma, taktik hamleler kadar adeta bir genel kültür ve basketbol hafızası sınavı gibiydi. Hazırsanız, maçın o çok konuşulacak detaylarını bir “Kim 500 Milyar İster?” yarışması konseptiyle masaya yatıralım. Bakalım ligimizi ve bu finali ne kadar yakından takip ediyorsunuz?
KİM 500 MİLYAR İSTER: FİNAL SERİSİ ÖZEL
Soru 1:
Sarunas Jasikevicius, serinin ilk maçında ilk 5 başlattığı hangi oyuncuyu, bu maçta yabancı sınırından dolayı kadroya almayarak tribüne yolladı?
• A) Tucker
• B) Arturs Zagars
• C) Devon Hall
Soru 2:
Hafızaları zorlayalım: Hangi hakem, bütün sezon Beşiktaş maçında görev verilmeyip tam 1 yıl sonra final serisinin 2. maçında yine bir Beşiktaş maçına atandı?
• A) Emin Moğulkoç
• B) Yener Yılmaz
• C) Özge Bayraktar
Soru 3:
Maçın hemen başında, 1. çeyrekte Sarunas Jasikevicius’un arka arkaya aldığı 2 teknik faulle diskalifiye olması gecenin şokuydu. Peki bu ihraç en çok kime yaradı?
• A) Beşiktaş GAIN’e; saha kenarında Saras gibi bir baskı unsurunun kalmaması takımı rahatlattı.
• B) Fenerbahçe’ye; bu ihraçla birlikte hem Ülker Arena tribünleri hem de parkedeki oyuncular reaksiyon göstererek uyandı.
• C) Hakem üçlüsüne; maçın geri kalanında daha sakin ve stressiz bir yönetim sergilediler.
Soru 4:
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi talimatlarına göre; bir baş antrenör maç içinde diskalifiye edilirse, takımı resmi olarak kim yönetir?
• A) Türk olması gereken1.yardımcı koç
• B) Bench’teki bir antrenör
• C) Kulüp yönetiminin yetkilendirdiği herhangi bir koç
• D) Takım kaptanı
Not: Bence özellikle bu son soruda sakın telefon joker hakkınızı kullanmayın. Konuyla ilgili yürürlükte olan resmi talimatı bulun, okuyun ve 500 milyarı bileğinizin hakkıyla kazanın!
Güldük Eğlendik, Sadede Gelelim…
Seri şimdi 1-1’lik eşitlikle, Sinan Erdem Spor Salonu’na taşınıyor.
Normal sezonda Beşiktaş’ın en büyük taşıyıcı kolonu olan Jonah Mathews’un, play-off genelinde üçlük yüzdesinin %36’lardan %17’lere kadar inmesi zaten ciddi bir alarm sinyaliydi. Maç sonlarında ve karar anlarında mutlak yaratıcılık ve üretkenlik beklenen bir isim olan Mathews’un, gerek kendi düşük performansı gerekse rakiplerin savunmada aldığı sert önlemler sebebiyle eskisi gibi sorumluluğunu yerine getiremediğini hem istatistiklerde hem de çıplak gözle görüyorduk. Tam onun yeniden eski formunu yakalayabileceğini düşünürken, bu maçta Mathews’un da sakatlanarak daha önce sakatlık kabusu yaşayan Lamar ve Zizic’in yanına, tribüne çıkması Beşiktaş’ın rotasyonunu artık kırılma noktasına getirecek kadar daralttı.
Hatırlayalım; EuroLeague yarı finalinde Pablo Laso, tüm takım kimyası dezavantajlarına ve sakatlık krizlerine rağmen Fenerbahçe’ye karşı pes etmemişti. O dönem Laso’nun kurduğu o inatçı direncin, sarı-lacivertlilerle oynayacak her takıma büyük bir ışık tuttuğunu söylemiştik. Şimdi Alimpijevic’in de önümüzdeki maçta elindeki dar kadroya rağmen bu direnç şablonunu hatırlaması, Beşiktaş adına seride yepyeni ve farklı bir pencere açabilir.
Fenerbahçe ise ilk maçtaki açılış beşini ve mentalitesini bu kez Devon Hall – Talen Horton-Tucker – Tarık Biberovic – Nicolo Melli – Khem Birch birlikteliğiyle değiştirerek, Beşiktaş’a karşı daha önce galip geldiği maçlardaki o ana formülüne geri döndü.
Bakalım Sinan Erdem Spor Salonu’nun o ateşli ve devasa atmosferindeki taktik savaşında Beşiktaş, bu sezonki o karakterli ve onurlu oyununu sürdürüp salonu dolduracak kendi seyircisini onurlandırabilecek mi? Yoksa Fenerbahçe, o yüksek EuroLeague tecrübesiyle saha avantajını hemen geri mi alacak?
Sorular zor, ancak doğru cevabı bulursa ulaşacağı büyük ödül Alimpijevic ve Beşiktaş için çok ama çok büyük.
Murat Özyer
Basketbol İnsanı

- Reklam-

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler