Son yıllarda altyapılarımızdan birçok çocuk NCAA’e gitti. Orada ciddi paralar da kazandıkları için bunu anlayabiliyoruz… Maalesef sadece Amerika’ya değil, Avrupa’nın çeşitli ülkelerine de altyapılarımızdan bir kaçış var… Maalesef onu da anlayabiliyoruz çünkü Türkiye’deki altyapıları yetersiz görüyorlar… İnanmıyorlar…
Çocuğunu basketbolla birlikte eğitimini sağlıklı yürütebilmesi için yurt dışına götüren bir veliye kısa iki sorumuz oldu… Neden o ülkeye gittiniz? Memnun musunuz?
Çocuğun, velisinin, gittiği ülkenin ismi bizde saklı… Türkiye’ye döndüklerinde birileri ile sorun yaşamamaları için..
Lafı uzatmadan bilinçli velinin yanıtlarına geçelim…
* Türkiye’de basketbol artık zengin sporu oldu. Çocuk basketbola spor okulunda başlamak zorunda. Tamamen ticari amaçlar taşıyan basketbol okullarının çoğunda da eğitim kalitesi son derece yetersiz.
* Antrenörler çocuklara adil davranmıyor ve bazı çocuklar yetenek konusundan da bağımsız olarak fazla süre alırken, bazıları çok az oynayabiliyor. Burada ise antrenörler 5’er dakikalık 8 periyodun en az ikisinde bütün çocukları oynatmak mecburiyetinde. Türkiye’de fark olana kadar 5 oyuncu genelde değişmez.
ALAY… HAKARET…
* Türkiye’de birçok altyapı antrenörü çocukla alay ediyor, hatta hakaret ediyor. Tavrı ise “Ben öğretiyorum, çocuk yapamıyor.” algısına dönük. Maç sırasında hata yaptığını düşündüğü çocuğu koçlar benchin son sırasına gönderiyor. Orası ceza çekme bölgesi.
* Burada torpil çalışmıyor. Hafa içi en az iki antrenmana gelmeyen çocuk hafta sonu maç kadrosuna alınmıyor. Türkiye’de ise maçta oynamak için çok farklı kriterler var.
* Antrenörlerin görevi çocukların psikolojilerini bozmak değil, basketbolu sevdirmek. Koçların pedagoji eğitimi alması lazım. Oysa oyunculara bağırarak özgüvenini yok ediyorlar. Çocuk da hata yapınca utanıyor ve hata yapma korkusuyla oynayamıyor. Şiddet uygulayarak eğitim olmaz.
40 FARK OLUNCA SKOR BOARD KAPATILIYOR
* Burada çocuğun basketbolu sevmesine o kadar önem veriliyor ki, fark 40 sayı olduğunda skor board kapatılıp sadece süre çalıştırılıyor. O yüzden de 120-18’lik skora rastlayamazsınız…
* Geçenlerde Sarunas Jasikevicius’un altyapılarımızla ilgili eleştirileri vardı. Adam çok haklı, o da çocuğundan dolayı hatalarımızı görüyor. Basketbolun temel tekniklerini bilmeyen çocuğa taktik çalışması yaptırmak nedir? Zone press, alan savunması, Euroleague setleri… Antrenörlerin işleri güçleri maç kazanıp yönetimin gözünü boyamak.
VELİLERE EĞİTİM
* Burada veliler maçlarda ancak destekleyici tezahürat yapabilir Farklı davranış seklinde ise uyarılar hem hakemden, hem kulüp yöneticilerinden gelir ve salon dışına çıkarılırsınız. Türkiye’de ise kafa göz yarılır.
* Türkiye’de guard pozisyonundakiler topu elinden bırakmaz, burada ise oyun hızlı oynanır ve topun bir oyuncunun elinde fazla kalması istenmez.
EĞİTİMLE SPOR BİRLİKTE…
* Beslenme ile ilgili olarak ailelere brifing verilir. Ailelerle yapılan toplantılarılar çocuğun gelişimi açısından önemli görülür. Velilere ayrıca maç sırasındaki davranışları öğretilir.
* Türkiye’de çocukların okulla basketbolu bir arada götürme şansı yok… Hele ki büyük kentlerde… Burada ise okul, çocuğun antrenman yapmasına olanak verecek şekilde, izinli sayıldığı dersleri daha sonra özel olarak çalıştırıyor… Okullar esnek davranıyor ama derslerde de geri kalmaması için yaptığı planlama ile çocuğu takviye ediyor.




İnsanlar artık sadece spor değil haksızlık, adaletsizlik, kötü eğitim ve sağlık sistemi, suç oranının rekor kırması, geçim dertleri ve buna sebep olanların da insanlara giderlerse gitsinler demeleri nedeniyle gidiyorlar ve bu kafa değişmezse daha çook giderler. Torpil 30 sene öncede sporda vardı şimdi tavan yaptı, koçların derdi sportif başarı ,iş ve para. Idealizm, sadece oyuncu değil insan yetiştirme bitti. Salonda silah çeken ,koçlara, hakemlere saldıran veliler de hala akıllarda. İbrahim Kutluay bile oğlunu İspanya’ya gönderdi sıradan vatandaş ne yapmasın tabii imkanı varsa yoksa çocukları da geleceğin harcanmışları arasına girecekler maalesef.
Yukarıdaki mevcut durum değerlendirmesinde hesap yine altyapı ekosisteminin şartlarına ve koçlarına kesilmiş. Bu konuda onlar bu ekosistemde hayatta kalmak için bilerek veya bilmeyerek yanlışları yapanlardır. Tamam. Ama yaptıranlar? Sanki yazı dikkat dağıtmak için yazılmış! Bu sakat ekosistemi yaratanlara kamuflaj yaratma yazısı gibi olmuş. Altyapıda söz sahibi organizasyonların koçlarını avuçlarının içinde tutan simsarlardan itina ile söz edilemiyor. Söz sahibi yerlerde çalışabilmek için hangi referanslar ve destekler gerekiyor?… Kimin ne kadar sorumluluk ve süre alacağına kimler karar veriyor?… NCAA’e giden çocukların aldıkları ücretler bütünüyle çocukların cebine mi gidiyor?… NCAA’de para yokken gidenler yine bu sayfalardan yargılanmadı mı?…. Şimdi ne değişti?…. Altyapılarımız önce değerlerle yetişen insanların yeri olmalı. Öyle mi?… Altyapılarımızı değerlerin ve basketbol gelişiminin mezbahası haline dönüştüren esas faktörler halen halı altına süpürülüp dile getirilemezken böyle bir yazının paylaşılması dikkatleri başka yöne çekme gayreti olmuyor mu?….
Yukarıdaki mevcut durum değerlendirmesinde hesap yine altyapı ekosisteminin şartlarına ve koçlarına kesilmiş. Bu konuda onlar bu ekosistemde hayatta kalmak için bilerek veya bilmeyerek yanlışları yapanlardır. Tamam. Ama yaptıranlar? Sanki yazı dikkat dağıtmak için yazılmış! Bu sakat ekosistemi yaratanlara kamuflaj yaratma yazısı gibi olmuş. Altyapıda söz sahibi organizasyonların koçlarını avuçlarının içinde tutan simsarlardan itina ile söz edilemiyor. Söz sahibi yerlerde çalışabilmek için hangi referanslar ve destekler gerekiyor?… Kimin ne kadar sorumluluk ve süre alacağına kimler karar veriyor?… NCAA’e giden çocukların aldıkları ücretler bütünüyle çocukların cebine mi gidiyor?… NCAA’de para yokken gidenler yine bu sayfalardan yargılanmadı mı?…. Şimdi ne değişti?…. Altyapılarımız önce değerlerle yetişen insanların yeri olmalı. Öyle mi?… Altyapılarımızı değerlerin ve basketbol gelişiminin mezbahası haline dönüştüren esas faktörler halen halı altına süpürülüp dile getirilemezken böyle bir yazının paylaşılması dikkatleri başka yöne çekme gayreti olmuyor mu?….
Her şeyi yabancı sayısına bağlayanlara, yerli oyuncuların hakkının yendiğini, hak ettiği süreler verilmeyerek mağdur edildiğini öne sürenlere karşı biz de dedik ki, bu bozuk altyapı düzeninde birkaç istisna dışında üst seviye oyuncu yetişmesine imkan yok. İşte bu yazıda anlatılanlar da söylediklerimizi doğrular nitelikte.
Doğru imkan yok ama yabancılara verilen krediler yerlilere verilmiyor, haksız rekabet var,
yabancılar hata yapsak bile sahada kalacağımızı biliyorduk diye demeçler vermediler mi? Böyle bir ortamda oyuncunun şevki kırılmaz mı? Menajer, yönetici dümenleri de apayrı mesele, bahis iddiaları da hiç konuşulmuyor. Kısaca basketbolda nereyi tutsan elinde kalıyor tıpkı ülkemiz gibi ne yazık ki.
Turkiye de oyuncu başarısı kolay: Güzel bir veli veya hocaya verimli! olacağını hissetiren ( ekonomik menfaat) bir veli yeterli.
Ülkemizin sorunları dağ gibi. Yukarıda yazılan basketbol altyapılarındaki yozlaşma örnekleri çooook hafif kalır spordışı başka meslek, branş ve başka şeylerde. Bu ülkeyi seven ve kendini bilinçli olarak sınııflandıran aile ve kişiler yurtdışına kaçışa teslim olmak bir yana karşı çıkmalıdırlar, bu ülkede okula gidebiliyorsa çocuk, altyapıya da haydi haydi gider. Bir de her basketbol altyapısında durum yukarıdaki kadar berbat olmadığı gibi bu branştan başka hiç bir branşta bu derece bozulma yok, yani bu ülke o kadar kötü değil aslında, kalınıp yapılabilecek çok çok şey var. Daha da kötüsü, sorunsuz yerlere gidildiği yada da gönderildiği sanılıyor çocuk ve gençlerin, oralarda Türkiye’de bulunmayan ne sorunlarla karşılacaklarınnı tasavvur bile edemez bu kendini bilinçli sanan aile ve kişiler. Yani bilinçli değil çok bilinçsizler aslında bu yolu tutanlar. Hele hele ergen yaşta lise çağındaki körpelerin yurtdışına – üstüne üstlük belki de yukarıda “adı açıklanmayan” kıytırık Balkan ülkelerine – gönderilmesi yok mu, içler acısı bir ebeveyn avanaklığından başka bir şey değil, bu cahiller çocuk oralarda kendi işine bakarsa kimsenin ona ilişmeyeceğini sanacak kadar polyana karakterliler. Bırak şunu-bunu ana-baba sorumluğu açısından çocuğun o yaşta kendilerinden ve mevcut arkadaş çevresinden kopartılıp uzağa gönderilmesi tam bir kepazeliktir. Bu firarları da ancak “demedik mi, Türkler yetişmiyor, bol yabancı gelsin” diye kullanmaya kalkışan simsar tayfası olumlar.
Üstad iyiniyetine, inancına hayranım,kaçmak değil de kalıp savaşmaktan yanayım ama iyi olan altyapılarda da kapasite belli, okul diyorsun belli okullarda okursan eyvallah ama diğerleri tarikat,cemaat rezillikleri sayesinde dökülüyor, insanlar çaresizlikten mecburen çareyi kaçmakta buluyor ki 23 yıldır ülkeyi her yönden mahveden siyasal islamcı iktidar sayesinde nereyi tutsan elinde kalıyor, onları da nereye kadar suçlayabiliriz? Düzelir mi evet ama uzuunn yıllar gerek ve mevcut insan profili ile siyasal islamın varlığıyla o da zor. Almanya,Fransa gibi ülkelerde basketbol altyapı ve eğitim kalitesi bizden çok ilerde, bunu yıllarca oralarda koçluk yapmış Erman ve Murat abiler de söyler, spor ve eğitim için bu ülkelere çocuklarını gönderebilme imkanı olanlar varsa göndersinler ama Balkan ülkeleri hele Sırbistan’da iş zor.
Hangi ülke olduğunu bilseydik,en azından bir ipucu…