Oktay Mahmuti-4 (Basketbolumuz Ve Anadolu Efes) Naci Özonay

- Reklam-

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;

Sevgili Mahmuti ile olan sohbetimizin son bölümünde, kendisinin antrenör olarak doğduğu yer olan Efes Pilsen’i ve ülke basketbolunu konuştuk.

TÜRK BASKETBOLU VE EN ÖNEMLİ SORUNU: ‘GELENEK’

Ülke basketbolunu nasıl gördüğünü kendisine sorduğumda;

Sevgili Mahmuti, Türk basketbolunun son elde edilen Euroleague şampiyonluğu ve Avrupa ikinciliğini artık fırsata çevirerek bir ‘GELENEK’ oluşturması gerektiğini belirtiyor.

Gelenek ve buna paralel sürekliliğin çok önemli olduğunu, kısa vadeli çözümlerden kaçınılması gerektiğini, kuşaktan kuşağa iletilen bir organizasyon yapısının hayata geçirilmesini, alınan kararların azimli ve sebatlı bir şekilde uygulanmasının önemini, uygulanmayan kararların kurumu yıpratmakla beraber güvensizliği de beraberinde getireceğini ifade etti.

Sevgili Oktay kendimize şu soruyu sormamız gerektiğini düşünüyor;

Biz ne istiyoruz?

Kendi tecrübesinden yola çıkarak, bizlerin üretmek yerine şikâyet etmeyi ve zorlukları dile getirmeyi sevdiğimizi söylüyor.

Kendi aramızda, başka ülkelerde yetişen basketbolcuların yetenekli olduğunu konuşuyoruz. Ülkemizdeki çocuklarımızın hepsinin yeteneksiz olması mümkün mü? 84 milyon insanımızdan yetenekli çocuklar bulamıyor muyuz? O zaman hepimizin aynaya bakması gerekir diye düşünüyorum.

Kendimize bu çocuklarımızı niye şekillendiremedik, bu çocuklarımız için niye çaba sarfetmedik, bu çocuklarımız için niye kafa yormadık? diye sormamız gerekir.

Bir basketbolcunun kimliğinin oluşması için en önemli yaş aralığı 18-21. Ancak bugünkü şartlarda bu yaş aralığında Türk sporcuların sahada söz sahibi olması mümkün değil. Bunun üstüne son yıllarda NCAA giden oyuncular eklendiğinde ülke basketbolu açısından sorun daha da büyük hale geliyor.

Tam burada sevgili Oktay’dan izin alarak şu tespitte bulundum:

“Bizler başaramadığımız işleri, bazı sorunları büyük yatırımlar ve para ile çözmeye çalışıyoruz. Ancak atladığımız bir konu var: ‘bu paranın da sonsuz olmadığını’ bilmemiz gerekir. ‘Türk oyuncuların önünü açmak istiyor muyuz-istemiyor muyuz?’ Bunun cevabını vermek zorundayız. Ve ona göre bir ‘GELENEK’ oluşturmalıyız.”

Sevgili Oktay;

Biz mağlup olmayı kaybetmekle, galip gelmeyi ise kazanmakla eşdeğer tutuyoruz…

Halbuki galip gelmek ve mağlup olmak bir maçlık şeyler. ‘Kazanmak ve kaybetmek’ ise uzun vadeli işler…

Tam da bu yüzden ‘rijit’ olunması gerektiğini söylüyor…

Ülke basketbolu için geçerli olan bu durumun spor kulüpleri içinde geçerli olduğunu belirtiyor.

‘BİZ EFESLİYDİK, EFES PİLSEN BİZİM İÇİN BİR OKULDU…’

Sevgili Oktay’a Efes Pilsen yıllarını, Anadolu Efes’in son yıllarda yaşadığı sıkıntıları ve bunun nedenlerini sorduğumda:

Sevgili Oktay derin bir nefes aldıktan sonra, yüreğini gösterdi;

“Naci Ağabey, Biz Efesliydik, Efes Pilsen bizim için bir okuldu. Bir şeyin altını çizmek istiyorum;

‘Yaşamımda en sevmediğim şey vefasızlıktır.’ Bugün basketbol dünyasında ki konumumu Efes Pilsen’e borçluyum. İlk şansı orada buldum ve oradan yükseldim. Dolayısıyla benim Anadolu Efes’le olan bağım profesyonel bir bağdan çok daha fazlasıdır. Çalıştığım süre içinde fikir ayrılığı ve ufak tefek sıkıntılar yaşanmıştır. Ancak bunların hiçbiri Efes Pilsen’e olan saygımı azaltmamıştır.

Ben Efes Pilsen altyapısında çalışırken bize tüm imkanlar sağlanıyordu. Büyük bir aidiyet duygusu ile çalışıyorduk. Bu aidiyet duygumuz oyuncu yetişmesine de neden oluyordu. Türkiye’de böyle başka bir kulüp daha yoktu. Efes Pilsen, çalışmamız ve gelişimimiz adına biz antrenörlere tüm imkanları sağlıyordu. Bizim yapmamız gereken tek şey çalışmaktı. Pano Ağabey Tuncay Beyle aramızda çok iyi köprü oluyordu.”

Sevgili Mahmuti’ye ‘Anadolu Efes son dönemlerde istikrarsız bir durumda, sen olsan ne yapardın?’ diye sordum…

Bu soruma sevgili Oktay “yaklaşık 9 senedir uzak durumdayım. Anadolu Efes’te nelerin olup olmadığını bilmiyorum. O yüzden bir yorumda bulunmam yanlış olur” dedikten sonra;

Anadolu Efes şu anda maalesef bir basketbol topu gibi değil, bir sonbahar yaprağı gibi, düşüyor ve yerde kalıyor. Basketbol topu ise yere düşüp yukarı doğru seker…

Ancak Anadolu Efes’in ‘güçlü genetik kodları’ sayesinde bu durumdan en kısa sürede çıkacağından hiçbir şüphesi olmadığını belirtti.

Değerli Okurlar;

Otobiyografini ya da biyografini yazmayı düşünür müsün? Soruma sevgili Oktay’ın Naci Ağabey ‘KİTAP YÜCE BİR ŞEYDİR’ sihirli cümlesinden bu yazı dizisine kavuştuk.

Sevgili Mahmuti soruma yazmayı düşünüyorum ya da düşünmüyorum türünden sıradan bir yanıt vermiş olsaydı bugün bu yazı dizisi ortaya çıkmayacaktı.

Başta ben olmak üzere kıymetli basketbolseverler sevgili Oktay’ın aile kavramına verdiği önemi, hayata bakışını ve vizyonunu öğrenemeyecektik.

Sevgili Oktay’ın Üsküp’te başlayıp Efes Pilsen’de taçlanan geçmişine ve yapmış olduğumuz uzun sohbetlere baktığımda; aile kavramını önceleyen, geleneklerine bağlı, asla vazgeçmeyen, yorulma nedir bilmeyen, çalışmayı ibadet olarak gören, kararlı-ilkeli ve tutkulu bir Oktay Mahmuti resmi ile karşı karşıya kaldım…

Bu arada kendisiyle yapmış olduğum özel sohbetler esnasında değerli kızları Lalin ve Alya’dan söz ederken sevgili Oktay’ın ‘baba’ yönünün ne kadar güçlü olduğunu görme şansına da sahip oldum.

Sevgili Oktay’la yapmış olduğumuz sohbette kendisinin sıklıkla kullandığı kelimeler şunlardı:

Aile, kızlarım, eğitim, kitap, tutku, aidiyet, rijit, gelenek, çok çalışma…

Sevgili Oktay’la ilgili yapmış olduğumuz sohbetler üzerine son yazımı kaleme alırken biraz buruk olduğumu söylemek istiyorum. Kendisiyle yapmış olduğum sohbetlerin bana da iyi geldiğini belirtmek isterim.

Eğitime olan inancı ve öğretmenlere olan saygısı beni derinden etkilemiştir. Görüşmeler esnasında kendisinden birçok şey öğrendiğimi ve bazı konularda kendimi güncellemem gerektiğini de gördüm. Basketboldan elde etmiş olduğu kazanımların yanı sıra kendisini vizyon olarak da zengin görmekten mutlu olduğumu belirtmeden geçmek istemiyorum.

EN GÜZEL GİDİŞLER ALKIŞSIZ VE SESSİZ OLANLARDIR…

Sevgili Mahmuti ile görüşürken kendisine basketboldan neden böylesine sessiz bir şekilde ayrıldığını da sordum?

Kendisi cevaben şunları söyledi:

Naci Ağabey, en güzel gidişler alkışsız ve sessiz olanlardır. Onur ve haysiyetin seyirciye ihtiyacı yoktur…

YETİŞMİŞ İNSAN KAYBI…

Sevgili Mahmuti tam elli yaşında basketbolu bırakma kararı aldı. Günümüz için çok genç sayılacak bir yaş. Bir insanın olgunlaştığı zaman dilimi de diyebiliriz.

Yetişmiş insan kaybı bir ülke için olabilecek en kötü durumların başında gelir. 4-5 yazımda da değindiğim gibi, insan canlı türleri arasında en zor yetişendir.

Son 10-15 yılda iyi yetişmiş çok sayıda insanımız sevgili Oktay’ın söylemlerine benzer gerekçelerle çalışma hayatından kenara çekildi. Açıkçası insan üzülmeden yapamıyor. Bu insanlarımızın en verimli çağlarında kenara çekilme kararı almaları ülkemiz adına da büyük bir kayıp. Acaba ‘ne oluyor da bu insanlarımız bir anda kenara çekiliyor’ diye bir soruyu kendimize sormamız gerekmiyor mu?

AİLE, KİTAP, EĞİTİM, VİZYON…

Bu arada bir tespitimi paylaşmadan yazımı noktalamak istemiyorum: Sevgili Oktay’ı anlatan yazı dizisi esnasında onlarca telefon görüşmesi yaptım. Okurlardan gelen mesaj ve yorumlara baktığımda; okurların çoğunun basketboldan ziyade sevgili Oktay’ın ‘aile, kitap, eğitim, vizyon’ açıklamalarıyla ilgilendiklerine ve sevgili Mahmuti’nin bu yönünü büyük bir takdirle karşıladıklarına mutlulukla şahit oldum…

Yazılarım yayına girmeden önce hataları en aza indirmek adına sevgili Oktay’ın değerli kızları sevgili Lalin Mahmuti ve sevgili Alya Mahmuti’den büyük yardım aldım. Yazıma vermiş oldukları katkı için kendilerine teşekkürü borç biliyorum.

Sevgili Oktay’ı almış olduğu karardan dolayı mutlu görmek çok önemli. Kendisine, değerli aile yakınlarına, biricik kızları sevgili Lalin ve Alya’ya bundan sonra ki yaşamalarında esenlik, huzur ve sağlık diliyorum…

Saygılarımla.

- Reklam-

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler