Altyapı Milli Takımlarında Yeni Döneme Çağrı-1 (Murat Özyer)

- Reklam-

Bugün kahvaltıda okuduğum bir cümle zihnimde uzun süre yankılandı.
1529 yılında İtalya – Ascoli Piceno kentinde bir duvara yazıldığı bilinen şu söz, aradan geçen yüzyıllara rağmen hâlâ şaşırtıcı biçimde güncel:
İtalyanca orijinal metin:
“Chi può non vuole, chi vuole non può, chi sa non fa, chi fa non sa. E il mondo va così male.”
Türkçesi:
“Yapabilen istemiyor, isteyen yapamıyor. Bilen yapmıyor, yapan bilmiyor. Ve dünya böyle kötüye gidiyor.”
Bu cümlenin altındaki sarsıcı gerçek, sadece toplumlara değil, sporun geleceğini şekillendiren sistemlere de ayna tutuyor. Bu söz bir eleştiri değil, bir davettir. Kimseye değil, hepimize… Çünkü ilerleme; isteyenin, yapabilenin, bilenin ve cesaret edenin aynı masada buluşmasıyla başlar. Çünkü gelişim, suçlu aramakla değil, sorumluluk almakla başlar.
Özellikle ülkemizde alt yapı basketbolunun mutfağında emek veren, sahada ter döken, gece gündüz oyuncu yetiştiren antrenörler, yöneticiler ve basketbol emekçileriyle yaptığım sohbetlerin ardından; Milli takımlarımızda teknik ve yönetimsel açıdan yaklaşan yeni yapılanma öncesinde fikirlerimi paylaşmanın önemli olduğunu hissettim. En azından düşüncelerimin kayda geçmesi, tartışmaya alan açması ve belki de tüm bunları yazıya dökmenin bana iyi gelmesi için…
Uzun yıllar NBA ve Avrupa Kupası maçlarını takip etmekten büyük keyif almış biri olarak, bugün itiraf etmem gerekir ki U10–U16 yaş aralığındaki A–B–C ligleri, milli alt yapı maçları ve uluslararası gençlik turnuvaları bana artık çok daha fazla şey söylüyor. Çünkü hikâye orada başlıyor. Oyunun geleceği orada şekilleniyor. Bugünün 12 yaşındaki oyuncusunda yarının milli takım ruhunu, mücadele kalitesini, zihinsel dayanıklılığını, rekabet cesaretini görmek mümkün.
Sahada gözlemlediklerimi sosyal medya paylaşımlarında, birebir konuşmalarda ve basketbol ekosisteminin emekçileriyle yaptığım uzun değerlendirmelerde dillendirme fırsatı buldum. Buna paralel olarak Litvanya, İspanya, ABD, Avustralya gibi ülkelerin oyuncu geliştirme modellerini, seçim prensiplerini, yetenek yönetim felsefelerini ve alt yapı milli takım organizasyon yapılarını dikkatle inceliyorum.
Ve şuna net olarak inandım:
Türk basketbolu alt yapı milli takımları için değişim artık bir “yeni icat çıkarma” konusu değil, uzun süredir ertelenmiş bir “güncelleme” zorunluluğudur.
Bu yazı; bir eleştiri değil, bir çağrıdır.
Bir yıkma değil, yeniden inşa etme manifestosudur.
Ve en önemlisi; kimsenin kişisel alanına değil, sistemin geleceğine yapılmış bir yatırımdır

Lider önemlidir, ama onu değerli kılan sistemdir.
Bugün Türk basketbolunun altyapıdaki en kritik ihtiyacı daha fazla oyuncu değil, donanımlı ve dünya basketbol ölçeklerinde daha fazla oyuncu, daha az tesadüf, daha fazla sistemdir.
Evet, son yıllarda milli takım seçmelerinin ilk bölümlerinde 13-14 yaş grubu için fiziksel testler yapılıyor. Ama büyük soru şudur:
*Bu veriler, doğru yetenek havuzunu seçmek ve çocukların gelişimini yönetmek için yeterli mi?
Bence hayır.*
Çünkü ölçüm yapılabilir ama gelişim planı yapılmazsa ölçüm sadece istatistikte kalır.
Çünkü çıkan veriler:
• Sporcunun gelişim yoluna rehber olmalı,
• Antrenörün çalışma stratejisini şekillendirmeli,
• Aileye yön gösterici bir rehber sistemine dönüşmeli.
Sonuç:
📌 Büyük şehirde yaşayan veya küçük şehirden büyük şehre taşınan çocuklar avantajlı,
📌 Diğerleri yetenek havuzunun dışında kalma riski altında,
📌 Sistem adil değil.
Oysa büyük şehirde olmak doğru sistemde olmak anlamına gelmiyor.
Bugün yanlış bir sistem, büyük şehirde de yanlış kalıyor.
Bu yüzden:
• “Seçim modeli, sistematik değerlendirmeden çok uzman görüşüne dayalı karar süreçleriyle ilerliyor.”
• “Gelişim hedefleri standart değil, kişisel”
• “Yetenek tanımı evrensel değil, göreceli”
• “Sonuçlar tutarlı değil, şansa bağlı”
diyenlere yanlışsınız diyemiyoruz.
Çünkü sistem kişiyi aşmadığı sürece, başarı da kişiyi aşamıyor.

MİLLİ TAKIMA KAÇ OYUNCU VERDİN?
Son dönemlerin antrenörlükte ve hatta kulüplerin statülerinde rütbe belirlediği düşünülen soru bu. “Milli takıma kaç oyuncu verdin?” Bir altyapı antrenörünün en değerli kariyer kriteri kazandığı şampiyonluktan sonra “kaç milli oyuncu yetiştirdiği” olarak görülüyor.
Doğru.
Ama sorun şu:
Seçim kriterleri net değilse, yetiştirdiği düşünülen oyuncuyu aslında sistem değil, seçici belirlemiş olur.
Bu durumda:
• En çok oyuncu yetiştiren en iyi geliştiren değil,
• En çok oyuncu yetiştiren seçici ile aynı görüşü paylaşan olabilir.
Bu da performansın değil, uyumun ödüllendirildiği bir spor kültürü üretir.
Adil mi? Hayır.
Rasyonel mi? Hayır.
Sürdürülebilir mi? Kesinlikle hayır.

SEÇİM FELSEFESİ VE TEMEL PRENSİPLER
• Tüm değerlendirme süreci, sporcuyu en adil, en kapsamlı ve en objektif şekilde analiz etmek üzerine kuruludur.
• Kriterler, katı eleme kuralları değil, doğru karar vermeyi destekleyen bir değerlendirme çerçevesidir.
• Nihai seçim sorusu:
“Bu sporcu gelecekte Türkiye’yi uluslararası seviyede temsil edip madalya kazanmaya katkı sağlayabilir mi?”

ÖNCELİKLER NE OLMALI?
1. Ulusal yetenek tanımının netleşmesi
Tüm ülkede oyuncunun neye göre “yetenekli” sayılacağı ortak bir dil ve kriter üzerinden tanımlanmalı.
2. Seçim kriterlerinin ölçülebilir olması
Karar alma, hız, oyun görüşü, verimlilik gibi beceriler yorumla değil test ve analizlerle belirlenmeli.
3. Yaş grubuna göre ulusal gelişim müfredatı
U12–U16 seviyelerinde oyuncudan beklenen yetkinlikler ülke genelinde standart olmalı.
4. Seçim değil, tarama kültürü
“Beğendim seçtim” modeli değil, tüm ülkeyi tarayıp geniş havuzu izleme modeli uygulanmalı.
5. Karar veren değil, değerlendiren sistem konuşmalı
Sonuçlar kişilerden değil, algoritma, rapor ve objektif değerlendirme sürecinden çıkmalı.

YETENEK HAVUZU NASIL YÖNETİLMELİ?
✅ Kaynağa gidip standart yaratmak
✅ Ülke geneline minimum teknik gelişim kriteri koymak
✅ Kulüpleri, akademileri, bölgesel ligleri oyuncu üreten sistemlere dönüştürmek
✅ Yetenek havuzunu seçmek değil beslemek
Milli takım oyuncu seçen değil, oyuncu üretimini yöneten kurum olmalıdır.

Not: Donic’ten yazısına ara vermek için izin aldım bilginize.. 🙂

Murat Özyer
Basketbol İnsanı

- Reklam-

5 YORUMLAR

  1. Sevgili Murat merhaba. Sana asla vazgeçmeden fikir ürettiğin için hem Türk basketbolu adına hem de Türk çocukları adına teşekkür ediyorum.
    Sevgilerimle…

    • Naci Abi ilgin ve düşüncelerin için çok teşekkür ederim. “En azından düşüncelerimin kayda geçmesi, tartışmaya alan açması ve tüm bunları yazıya dökmenin bana iyi gelmesi için…” yazmaya devam ederim diye düşünüyorum.

  2. Sayin Ozyer
    Fikirleriniz cok degerli ve cogu dogru tespitler.Fakat sorun su ki bunlar bir altyapi antrenoru ya da anadolu da basketbola gonul vermis bir emekciden gelmiyor. TBF,BIDEV,TUBAD gibi kurumlarda yetkili siz kose yazisi yazma makaminda degil icraat yapma makamindasiniz.zira isminizin yananindaki kartvizitleri yazmaya bu sayfa yetmez.bu sebeple dusuncelerinizi,fikirlerinizi aksiyona cevirmeniz basketbola daha fazla katki saglayacaktir.yoksa bu konusmalar ve yazilarin kahvede memleket kurtarmakdan bir farki kalmaz.
    Tesekkurler

  3. Yazmaya devam ama etkisi olur mu günümūz basketbolunda zor zira herşey paraya,kişisel çıkara döndü maalesef. Kulüplere bakın yıl 2026 oluyor hala altyapı seçmelerinde şu yaşta şu boy talep ediliyor sonra da boyu 1.90 altında bir sürü yabancı transfer ediliyor. Aileler çocuklarını para kazanma aracı olarak görüyor, menajerler her işin içinde, altyapı koçları geçim derdinde, torpil hele bahis iddiaları ayyuka çıkmış ki Necip abi de bundan bahsediyor ama kimse kılını kıpırdatmıyor, yöneticiler sponsorluk,gelir derdinde, A takım koçları da kişisel menfaat peşinde, yeterli süreleri alamayacağını bilen gençler abd’ye gidiyor ilerde onlar da belki abilerine özenip A milli takıma davet gelince telefona çıkmayacaklar veya yorgunum diye gelmeyecekler kimbilir. Hal böyleyken bunların altyapı milli takımlara yansıması iyi olabilir mi? Hem bayan hem erkeklerde altyapı milli takımlar küme düşmedi mi? Bunun sorumlusu kim? Geçen Ricky Rubio genç yeteneğimiz Berk ile forma değiştirdi, döneminde altyapı milli takımımız İspanyolları elemişti o takımdan kaç gencimiz ilerde yıldız oyuncu oldu, kariyerleri nasıl gelişti mesela?
    7 yabancılı, 4+1 sistemle milli takımlar altyapılarda başarılı olsa ne, kulüplerde adil rekabet ortamı var mı, yok, çifte standart var mı,var, Larkin bir seferinde hata yapsak dahi oynayacağımızı biliyorduk demişti aynı ortam Türk oyunculara niye sağlanmıyor? Türk A takım koçlarının kaçı kaç Türk oyuncu yetiştirip, geliştirmiş,gençlerle olması gerektiği gibi ilgilenmiş? Mesela A milli takım koçu? Balık baştan kokar, federasyon başkanı yılın 9-10 ayını vatandaşı olduğu abd’de geçirirse,siyasi güç ve korku imparatorluĝuyla tekrar seçilirse, sezonun başında ligden çekilen Yalova için kılını kıpırdatmazsa, yeni yapılan salondan nemalanma derdinde olursa tarihin en kalitesi düşük avrupa şampiyonasında 2. olan milli takımın başarısını kendi çıkarı için kullanırsa ne desek boş…

  4. Büyük resmi görmemizi kolaylaştıran, basketbol emekçilerine çerçeve sağlayacak bir manifesto olmuş. Ağzınıza ve emeğinize sağlık Murat Abi.
    Not: ‘Basketbol İnsanı’ tabiri ne güzel!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler