TBF tarafından yapılan açıklamada FIBA Altyapı Gelişim Projesi kapsamında organize edilecek 2. Ulusal Basketbol Kampı 29 Mart-2 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirileceği açıklandı. İstanbul’da Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde düzenlenecek kampta, 24 antrenör ve 2012 doğumlu 80 basketbolcu yer alacak. Kamp süresince, antrenmanların yanı sıra çeşitli söyleşiler ve basketbolcu-antrenör eğitimleri düzenleneceği de açıklandı.
2016 yılından itibaren Türkiye Basketbol Federasyonu’nun (TBF) koordinatörlüğünde, Bulgaristan, Kuzey Makedonya, Kosova ve Romanya Basketbol Federasyonları ile yürütülen FIBA Altyapı Gelişim Projesi, Kız ve Erkek Milli Takımları için potansiyel sahibi olan oyuncuların, genç antrenörlerin ve yöneticilerin gelişimi hedeflenmektedir.
Erken Yaşta Ülke Çapında Oyuncu Taramalarının Faydaları
Öncelikle U14 gibi erken yaşta ülke çapında hem erkek hem de kız basketbolcuların seçiminin yapılması adına bu tür kamplar muhakkak çok faydalı olacaktır. Ayrıca gerek oyuncuların milli formayla erkenden tanışmalarının sağlanması ve basketbola olan bakış açılarının gelişmesi açısından, gerek oyuncu yetiştiren antrenörlerin onurlandırılmaları ve daha iyi şekilde gelişimlerinin hedeflenmesi açısından, gerekse de kulüplerin milli takım seviyesinde oyuncular yetiştirmelerini teşvik etme açısından, bu tür uygulamaların muhakkak ülke basketbolumuza birçok faydasının olduğunu ve bundan sonra da olacağını söyleyebiliriz.
Ayrıca 14 yaş ve altındaki basketbolcuların ülke çapında taranması ve seçilmesi gibi erken yaş döneminde yapılan bu tür seçme ve oyuncu takibinin, hem ülke basketbolumuzdaki oyuncu potansiyelinin erkenden tespitini, hem ülke basketbolumuzda altyapılarda yapılan hataların ve doğruların erkenden görülmesini hem de basketbolun ülke çapına yayılma durumu adına önemli verilerin ortaya konulması adına çok önemli olacağı şüphesizdir.
Ancak!… Ancak diyorum, çünkü 2016 yılından itibaren FIBA Altyapı Gelişim Projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların geçen 10 yıllık süreçte, ülke basketbolumuza olumlu anlamda ne gibi somut kazanımlar elde edildiğinin de ortaya konulmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir basketbol yazarı olarak 2019 yılında Kocaeli Kartepe’de yapılan U14 milli takım kampına da katıldığımı belirtmek isterim. Yazılarımı takip edenlerin de anlayacağı üzere özellikle milli takımlar konusunda (altyapı ve A Milli Takımlar) çok detaylı çalışmalar yapıyorum, çünkü benim önceliğim bu ülkenin çocuklarının en iyi yerlere gelmesi ve ülkemizi de en iyi şekilde temsil etmeleridir.
Daha önce de ifade ettiğim gibi bir devlet ortaokulunda matematik öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Herhangi bir ücret almadan ve tamamen gönüllü olarak çalıştırdığım kendi okul takımımla bu yıl hem kulüpler düzeyinde il şampiyonu olarak Türkiye U14 Kızlar Bölge Şampiyonası’na katıldık hem de aynı yaş kategorisinde okullarda Yıldız Kızlar Bölge gruplarına katıldık. Bu açıdan U14 yaş grubundaki özellikle kız basketbolu adına önemli gözlemlerde bulunduğumu da belirtmek isterim. Kısacası yazılarımı masa başında yazmadığımı belirtmek isterim. Hafta içi okul çıkışında, hafta sonu da 12.00’den 19.00’a kadar, bir basketbol sahasının alanının yarısından da küçük bir alana sahip olan okulumuz salonunda sıfırdan basketbola başlattığım öğrencilerimle üç farklı kategoride (yeni başlayanlar, küçük kız takımı-U12 ve yıldız kız takımı-U14) hemen her gün basketbol antrenmanları yaparak öğrencilerimle birlikte hem okulumuzda basketbol kültürünü oluşturmaya, hem de ülke basketbolumuza değer katmaya çalışıyoruz.
Doğru Basketbol Eğitimi Almayanlar, Basketbolu Nasıl Doğru İstikamete Götürebilir!
Katıldığımız iki şampiyonada da alan savunması, zone press ve toplu oyuncuya perdeleme yapmayan nadir takımlardan biri bizdik. Ancak, U14 gibi küçük yaş kategorisinde, hem kulüpler düzeyinde hem de okullar düzeyinde neredeyse bütün takımlar alan savunması ve zone press yapıyordu. Bu anlayış ile oyuncu yetişir mi, gelişir mi? Mümkün değil!…
Daha da kötüsü, bu basketbol anlayışıyla yetişen çocukların ilerleyen süreçte; yönetici, antrenör veya basketbol paydaşı olarak, ülke basketbolumuzdaki oyuncu yetişmeme ve gelişmeme sorununu çözebilme adına bir katkıları olabilir mi? Yoksa mevcut değer üretemeyen düzeni mi beslerler?… Kazanmak için her yol mübahtır anlayışı ile altyapılarda süreç odaklı bir anlayış mı? Yoksa sonuç odaklı bir anlayış mı hakim olur?
Biz sadece oyuncu yetiştirmiyoruz, ülke basketbolumuza olumlu ya da olumsuz bir düşünce de katıyoruz. Doğru basketbol anlayışıyla yetişmeyen nesiller, ülke basketbolumuzu doğru istikamete götüremez. Oyuncu yetişmemesi ve gelişmemesi sorununu bile göremezler, anlayamazlar ve dolayısıyla da çözemezler.
TBF Eğitim Kurulu Ülke Basketbolunu Ne Ölçüde Takip Ediyor?
TBF Eğitim Kurulu tarafından düzenlenen 6-7 günlük antrenör eğitimlerinin sonucunda antrenör sertifikası alan antrenörlerin, hem gelişim süreçlerinin takip edilmesi hem de onlara bu süreçte yol gösterici olunması da gerekiyor.
Antrenörlerin çalıştırdıkları takımlarıyla (çoğu altyapılarda çalışıyor) maçlarda oyuncu gelişimi adına zararlı olan alan savunması, zone press ve toplu oyuncuya perdeleme gibi yanlış uygulamaların yapılmaması konusunda nasıl bir yol haritası belirlenmiştir? Antrenör eğitimlerinin neticesinde en önemli olan şey, bu antrenörlerin çalışmaları (ürünleri), sahada takımlarının uygulamış oldukları basketbol ve oyuncularının gelişimleri değil mi? Yerel liglerde antrenörlerin uygulamalarını takip etmek zor olabilir ama en azından illerinde şampiyon olan veya katılım açısından kontenjan hakkı kazanan takımların özellikle U14 kategorisinde düzenlenen Türkiye Bölge Şampiyonalarını ve Anadolu Şampiyonalarını takip ederek, altyapılarda çalışan antrenörlerin ürünlerini ve hataların tespitini yaparak, ülke basketbolumuzun geleceği adına detaylı bir değerlendirme raporu hazırlanamaz mı?…
Bu sayede TBF Eğitim Kurulu olarak, düzenlemiş oldukları antrenör eğitimlerinin zayıf ve güçlü yanlarını tespit ederek, antrenör eğitimlerinin güncel olarak revize edilmesi yoluna gidemezler mi? Ülke basketbolumuz adına maalesef ne nitelikli oyuncu yetiştiğinden, ne yetişenlerin geliştiğinden, ne de antrenör eğitimlerinin yeterliliğinden söz edebiliyoruz. Ayrıca ülke çapında oyuncu havuzunun istenilen düzeyde geniş olmadığını ve basketbolun ülke çapına yayılmadığını da üzülerek görüyoruz. Antrenör sayısının hem nicelik hem de nitelik olarak artışı sağlanmadan, ülke basketbolumuzun hem yatay (nicelik) hem de dikey (nitelik) gelişiminin olmayacağı da ortada. Evet, kabul etmek gerekir ki ülke basketbolumuz adına en önemli sorunların başında, kulüp yöneticilerinin altyapıya ve basketbola bakış açılarındaki yanlışlar geliyor. Ancak, bu yöneticiler de sonuçta ülke basketbol paydaşı değiller mi? Bunların da birçoğunun yolu basketbol parkelerinden geçmedi mi? Pekala neden basketbola bakış açıları bu derece yanlış!? Çünkü, mevcut anlayıştaki gibi herkes basketbola sonuç odaklı olarak yaklaşırsa, bu fasit daire içerisinde kulüp yöneticilerinin de basketbola doğru bakmasını beklemek hayalcilik olur.
TBF, Geç Olmadan Net Kararlar Almalı
Asıl mesele TBF’nin net bir şekilde ülke basketbolumuzun geleceği adına altyapılar başta olmak üzere, profesyonel liglerimizde de uygulanacak kuralları koyması ve bu sayede de gerek yöneticileri gerek antrenörleri gerekse de bütün basketbol paydaşlarını doğru yöne bakmalarını sağlamakla olacaktır. Bu konuda kulüplerin onayını almak değil, kulüplerin hatalarından dönmelerinin sağlanması gerekir. Çünkü, şu göstermektedir ki; ülke basketbolumuzun hem erkekler hem de kızlar kategorisinde nitelikli oyuncu havuzu her geçen gün daralmakta ve A Milli Takımlar düzeyinde birkaç sene sonra üst düzey oyuncular bulmakta bile zorluk yaşayacağız…
Altyapı Milli Takımlarımızın teknik kadrolarına baktığımda hepsinin çok değerli isimler olduğunu söylemekle birlikte, maalesef birçoğunun da U14 gibi erken yaştaki oyuncularından oluşan takımlarıyla alan savunması, zone press ve toplu oyuncuya perdeleme gibi o yaş kategorisinde olmaması gereken uygulamaları yaptıklarına da üzülerek şahit oluyoruz.
Özellikle U14 ve U16 yaş kategorisindeki altyapı milli takımlarımıza, alan savunması, zone press ve toplu oyuncuya perdeleme yapan takımlardan antrenör ve oyuncu seçimi yapılmayacağını söylemek ve bunu da uygulamaya geçirmek bile başlı başına ülke basketbolumuzun geleceği adına çok önemli bir adım ve duruş olmaz mı?
(Yazı devam edecektir…)
Her şey Türk basketbolu için. Her şey A Milli Takımlarımız için.




Daha önce de ifade ettiğim gibi bir devlet ortaokulunda matematik öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Herhangi bir ücret almadan ve tamamen gönüllü olarak çalıştırdığım kendi okul takımımla bu yıl hem kulüpler düzeyinde il şampiyonu olarak Türkiye U14 Kızlar Bölge Şampiyonası’na katıldık hem de aynı yaş kategorisinde okullarda Yıldız Kızlar Bölge gruplarına katıldık. ALKIŞ ALKIŞ ALKIŞ… Sıfırdan basketbol öğretmenin ne kadar meşakkattli bir iş ve aynı zamanda sabır gerektirdiğini çalıştıran bilir.
Özellikle U14 ve U16 yaş kategorisindeki altyapı milli takımlarımıza, alan savunması, zone press ve toplu oyuncuya perdeleme yapan takımlardan antrenör ve oyuncu seçimi yapılmayacağını söylemek ve bunu da uygulamaya geçirmek bile başlı başına ülke basketbolumuzun geleceği adına çok önemli bir adım ve duruş olmaz mı? Yıllardır bu en basit çözümü bile yapamayanlara yazıklar olsun…
İlker hocam selamlar
Alan savunması yapmadığın için seni kutlayan oldu mu? Eğitim kurulu bunları dert etseydi şimdiye kadar bir gelişim görürdük. Bu kampların hepsi göz boymak için. Büyük kulüpler için taşradaki oyuncuları kendi takimlarina çekme kampıdır. Bu sitede yıllardır analizler yapıyorsun. Bir tane yetkili seni arayıp bu analizlerinden yararlanmak istedi mi?
Herhangi bir köyün herhangi bir ahırının türk basketboluna ne kadar faydası varsa federasyonunda o kadar faydası var