Bir Düdük, Bir Vicdan (Coşkun Teziç)

- Reklam-

Salonda ışıklar yanıyor, tribün dolu, skor başa baş… Top havada. Ve kimsenin adını anons etmediği üç kişi, o maçın kaderini belirlemek üzere sahaya çıkıyor. Onlar sayı atmıyor, asist yapmıyor, ama bir düdükleriyle oyunun adaletini ya inşa ediyorlar ya da tartışmanın fitilini ateşliyorlar. İşte basketbol hakemliğinde etik, tam da bu ince çizgide başlıyor.
Hakem mi, İnsan mı? Asıl Soru Bu
Herkes hakemden “robot” olmasını bekler: duygusuz, etkilenmeyen, şaşmayan. Oysa hakem de insandır. Farkı yaratan şey, bu insanlığın karar mekanizmasına ne kadar sızabildiğidir. Büyük formaya bir tık daha fazla tolerans, yıldız oyuncuya bir adım fazla sabır… Kimse bunu yüksek sesle söylemez ama herkes hisseder. Etik hakem, işte bu sessiz kaymaları kendinde yakalayabilendir.
Tarafsızlık Kağıt Üzerinde Kolaydır
“Tarafsız olun” demek kolay. Zor olan, ev sahibi tribün ayağa kalkmışken deplasman lehine düdük çalmaktır. Zor olan, kulübede CV’si senden kalın bir antrenöre “hayır” diyebilmektir. Etik, en çok alkış alacağın anlarda değil; en çok yuhalanacağın anlarda sınanır.
Aynı Temas, İki Karar: İşte Kriz Burada Başlar
Maçın ilk periyodunda faul olan bir temas, son periyotta “oyna” oluyorsa sorun kuralda değildir. Sorun, hakemin maç içinde savrulmasıdır. Tutarlılık yoksa güven de yoktur. Oyuncu neye izin verildiğini bilemez, antrenör neye itiraz edeceğini şaşırır, seyirci ise komploya inanır. Etik hakem, oyunun başında çizdiği sınırları maç bitene kadar savunur.
Baskı Artık Sadece Tribünde Değil
Eskiden maç biter, tartışma salonda kalırdı. Şimdi bir pozisyon, saniyeler içinde sosyal medyada yargılanıyor. Yavaş çekimler, yorumcular, etiketler… Hakem, düdüğü çaldığı an sadece sahaya değil, dijital bir mahkemeye de karar veriyor. Etik duruş, bu gürültüye rağmen doğru bildiğini yapabilmektir.
Otorite Bağırmakla Kurulmaz
Bağıran hakem güçlü değildir; çaresizdir. Gerçek otorite, sakinliktir. Oyuncuya bir bakışla, antrenöre iki kelimeyle mesaj verebilmektir. Küçümseyen, alay eden, egosunu düdüğün önüne koyan hakem, oyunu değil kendini yönetir. Etik, iletişimde başlar.
Hata Yapmak Ayıp Değil, Saklamak Ayıptır
Hiç hata yapmayan hakem yoktur. Ama hatasını kabul etmeyen çoktur. Daha kötüsü, bir hatayı başka bir hatayla “dengelemeye” çalışmaktır. Bu, adaleti tamir etmez; zincirleme bozar. Etik hakem, hatayla yüzleşir ve yoluna devam eder. Çünkü basketbol, ego kaldırmaz.

Asıl Tehlike Saha Dışında
Hakemliğin etik sınavı bazen maçtan önce başlar. Tanışıklıklar, dostluklar, kulisler, “denk gelmesin”ler… Küçük görünen her çıkar çatışması, büyük bir inandırıcılık krizinin tohumudur. Hakemin bağımsızlığı zedelenirse, lig de zedelenir.
Son Bir Soru: Hakem Olmak Ne Demektir?
Hakem olmak, her pozisyonda sevilmemeyi göze almaktır. Herkesin bağırdığı yerde sessiz kalabilmek, herkesin sustuğu yerde düdük çalabilmektir. Etik değerler yoksa, kural kitabı sadece kağıttır.
Belki de basketbolun en zor rolü hakemliktir. Çünkü bazen bir maç değil, oyunun güveni kazanılır ya da kaybedilir. Ve bu, tek bir düdükle olur.

- Reklam-

3 YORUMLAR

  1. “Tarafsız olun” demek kolay. Zor olan, ev sahibi tribün ayağa kalkmışken deplasman lehine düdük çalmaktır. Zor olan, kulübede CV’si senden kalın bir antrenöre “hayır” diyebilmektir. Etik, en çok alkış alacağın anlarda değil; en çok yuhalanacağın anlarda sınanır.”

    Sevgili Coşkun çok güzel bir ‘etik’ tanımı. Eline, yüreğine sağlık…
    Sevgilerimle

    • Maçta kural gereği deplasman lehine düdük çalınması gerekiyorsa çalınmalıdır, “deplasman lehine düdük çalmaktır”
      cümleniz anlaşılma adına biraz sorunlu olmuş gibi, ne dersiniz?

  2. Sayın Teziç,
    Etik’ten söz edilirken, onur ve erdem yerine kullanılmadığını görürüz, ama düşünceme göre onur ve erdem de etik’e dahildir. Cervantes, Don Kişhot romanında “onur ve erdem ruhun süsüdür” der.
    Meslek Etiğini tanımlayan düşünürler; “Meslek etiğinin olmazsa olmazı, iyi bir mesleki eğitimdir” derler. İyi bir mesleki eğitime sahip olmayan kişilerin de, etik bir mesleki faaliyet yürütemeyeceklerinden bahsederler.
    Makalenizi okurken, belki her kamu görevlisi için ve/veya meslek mensubu için değil, ama yargı benzeri (hakemlik gibi) faaliyet içindeki tüm kamu görevlilerinin, etik bir mesleki faaliyet yürütebilmeleri için, iyi bir mesleki eğitim almış olmasının zorunlu olduğunu, ama yeterli olmadığını, onur ve erdeme de sahip olmaları gerektiğini düşündüm.
    Doğal ki, uzun zamandır bu değerlerin birçoğunu fanatizm, kişisel çıkarlar vs. nedeniyle yitirdiğimizi de düşünüp üzüldüm. Saygılarımla…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler