Fenerbahçe Beko koçu Saras Jasikevicius, Olympiacos yenilgisinin sorumluluğunu üzerine aldı. Jasikevicius şunları söyledi:
“Olympiacos’u ve koçları Georgios Bartzokas’ı tebrik ederim. Bugün kesinlikle daha iyi olan taraf onlardı. Gerçekten bugünkü performansımız hakkında konuşmak çok zor. Sanki bu iki günde takımı maça hiç hazırlayamamışım gibiydi. İstatistiklere bakarsak iki takımın rakamları birbirinden tamamen farklı. Vezenkov 11, Fournier de 11 ikilik denedi. Sadece ikiliklerden bahsediyoruz. Tyler Dorsey’i saymazsak Olympiakos’un tüm ana oyuncuları rahatça şut attı. Üç oyuncuları çift hanede, Walkup’ın 10 asisti var. Takımı maça iyi hazırlamadığım çok bariz. Belki takım da yaşadığımız tüm sorunları göz önünde bulundurunca kazanacağımıza pek inanmamıştır. Sonuçta bizim için ortaya kötü bir tablo çıktı, sezonun savunmada en kötü performansı.
Elbette Fournier, inanılmaz bir maç geçirdi. Neredeyse her şey istediği gibi gitti. Ancak sağına gittiğinde etkili olduğunu ve şut atmayı sevdiğini biliyorduk. Dolayısıyla sadece biz değil, her takım onu boyalı alana yönlendirmek gerektiğini biliyor. Yine de bugün 11 ikilik, 9 üçlük denedi. O yüzden Fenerbahçe koçunun takımı maça hazırlama konusunda çok kötü bir iş çıkardığı ortada. Bunun başka bir açıklaması yok.”





Bu sevgili koçumuzu aşan bir konu. “Yağmur yağdı dam aktı” masalına bizler inandırıldıktan sonra, Yunanlıların ulusal karakterleri gereği “Türklere karşı” nasıl ve neler “oynadıklarını” nereden bilecek ? Kupalarda oynayan kulüplerimizin – ve tabii ayrıca milli takımlarımızın – menejer veya genel kaptan gibi sorumlularının eski sporcular olmaktan başka, Avrupalı rakip ülkelerin tamamına yakınının – hele hele “eski tebamız” olan Balkanlılardan kimilerinin (Sırp-Yunan-Karadağ-Makedon-Bulgar) bize karşı saha dışında ne tür “önlemler” alabileceklerini hesaba katacak ve “karşı önlemler” almaya hazırlıklı olacak, ayrıca saha içinde bunların hırs ve dolduruluşlarına aynı düzeyde karşılık verebilecek bir ruh halini (bu maç örneğinde olmayan sert ve dirençli savunma gibi) takıma aşılayabilecek kadar bilgili, bilinçli kişiler olmaları gerekir. Dün gece yok yere ağır bir yenilgi aldık. Meşhur “savunmamız” yerle yeksan oldu, Yunanlılar ulusal bayram kutluyor, “Türk savunma modeli 104” diye dalga geçiyorlar. “Forniye’nin formiyesi” (formu) ile açıklayamazsınız. Bu maçlar tarihe sonuçlarıyla yazılır ve kalır, ayrıntıları ise unutulur. Sıralamada önemi var mı yok mu, kimse ona bakmaz. “Asıl önemli olan o” değil, hiç önemi yok onun. Cuma günü Milano’ları Bologna’ları istediğin kadar yen, normal sezonu da birinci bitir, farketmez. Dün geceki ağır mağlubiyetin tek bir telafisi vardır, o da bu rakibi bir dahaki resmî maçta 17’ye yatırmak ! Bilmem anlatabildim mi ?