Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Anadolu Efes sonunda Pablo Laso ile anlaştı!
‘Igor Kokoskov’ başlıklı yazımdan sonra Burak Yılmaz isimli okurumuz bana şu mesajı yollamıştı:
“Kaleminize sağlık değerli Hocam. Erdem Can Anadolu Efes’ten gönderildiğini Litvanya dönüşü uçaktan inince medyadan öğrendiğini duymuştum. Öyle ya da değil, beni çok kötü etkilemişti. Erdem Can’ın başarılı olacağına inandığım ve sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla temel insani değerlerini kendiminkine yakın bulduğum için bu karara tepkim artmıştı. Sonra araştırdım ki Anadolu Efes de 15 senede 17 koç değiştirmiş bir ‘başkandan’ bahsediyoruz. Bu kafayla daha çoook koç değiştirir kendileri. 50 yıldır spor kulübü “yönetip” hatalarını göremiyor olması ve bir yatırımın zaman alacağını öğrenememesi çok dramatik…”
Sevgili Okurlar;
Türk basketbolunun lokomotifi olmuş, yıllarca birçok kulüp, antrenör ve idareci tarafından rol model olarak kabul edilmiş Anadolu Efes’in 50. yılında yaşadıklarına bir bakın lütfen. Akıl alacak gibi değil. Ben artık ülkemizde iyi yetişmiş yönetici-lider arayışını bıraktım.
Liderlik konusu ile ilgili araştırma yapmak üzere geriye baktığımda da karşıma yine benzer sorunlar çıktı…
Osmanlı’nın sıkıntılı günlerinde işler niye kötü gidiyor, biz ülkede bu kötü gidişi nasıl durdururuz diye devlet büyüğü tarafından bir araştırma yapılması ve kendisine rapor sunulması isteniyor.
Yapılan çalışma ve araştırma sonunda;
“Devletin içinde bulunduğu sıkıntının temel kaynağı olarak ‘KAHT-I RİCAL’ gösteriliyor.”
Yani, iyi yetişmiş devlet adamı kıtlığı, yetersiz ve kifayetsiz insanların lider-yönetici pozisyonunda olmaları…
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Açıkçası ben Anadolu Efes’in yaşamış olduğu bu kadar çalkantı dan sonra yoluna bir Türk Hoca ile devam eder düşüncesine kapılmıştım. Hatta hayal olarak biraz ileri gidip sevgili Aydın Örs Ağabeyin döneminde başarıldığı gibi; Aydın Örs, Ergin Ataman, Oktay Mahmuti, Hakan Demir tarzında Türk basketbolunun geleceğine de damga vuracak ‘Türk antrenör ekolunun’ başlayacağını bile tasarlar olmuştum.
Sevgili Okurlar;
Çok merak ediyorum basketbolun tüm kademelerinde bulunmuş başarılı olmuş ve insan olarak ta her yönüyle düzgün bir evladımız olan sevgili Orhun Ene niye düşünülmedi?
Anadolu Efes’in kendi çocuğu olan kulübün altyapılarında tüm kademelerde oynamış, ülkemizin önemli basketbolcuları arasında yer almış, bugüne kadar da çalıştığı takımlarda başarılı olmuş sevgili Ufuk Sarıca niye düşünülmedi?
Genç antrenörlerimiz arasında başarı grafiği her geçen gün yükselen, Anadolu Efes’ten haksız bir şekilde gönderilen şu anda da Türk Telekom takımını başarıyla yöneten sevgili Erdem Can niye tekrar düşünülmedi?
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Ülkemiz basketboluna yön veren kusursuz! Yöneticilerin ve kulüp idarecilerinin Türk insanına güvenmediklerini, inanmadıklarını ve yetersiz bulduklarını büyük bir üzüntüyle görüyoruz.
Bugüne kadar her başarısızlıkta antrenör değişikliği yoluna giden kıymetli ‘TÜRK’ yöneticilerimizden Türk antrenörlerini neden tercih etmedikleri hususunda bir açıklama istirham etsek acaba yaparlar mı?
Sevgili Okurlar;
Bir ülke düşünün ki kendi evlatlarına karşı bu kadar önyargılı olsun…
Bir ülke düşünün ki kendi iyi yetişmiş insanlarına karşı bu kadar acımasız olsun…
Bir ülke düşünün ki başarılı sporcularına karşı bu kadar merhametsiz olsun…
Bir ülke düşünün ki gençlerine karşı bu kadar sabırsız ve hoş görüşüz olsun…
Bir ülke düşünün ki evlatlarının güvenini yerle bir etsin…
Bir ülke düşünün ki evlatlarının başaracağına inanmasın…
Bir ülke düşünün ki evlatlarının güvenini yerle bir etsin…
Ahmet Hamdi Tanpınar;
“Türkiye, evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkânı vermiyor” derken sanırım haksız değildi…
Saygılarımla.




Merhaba Naci Abi,
Yazınızı her zamanki gibi tek nefeste okudum. Aklıma ister istemez ‘The Apprentice’ adlı yarışma geldi. Bu yarışma ilk olarak Abd’de yaynlanmıştı. Yarışmacılar patron Donald Trump’ın gözüne girebilmek için ‘kazanmak için her yol mübahtır’ düsturu ile piyasaya saldırıyorlardı. Yarışmacıların hedefi, Trump’ın verdiği hedefi tutturmaktı! Sonra da içlerinden biri Trump’ın ‘You are Fired!’ mottosu eşliğinde “Haftanın Eziği” ilan ediliyor ve yarışmadan eleniyordu. Bu noktada kişisel bir not:
Kovulmak herkesin başına gelebilecek bir durum ama milyonların gözü önünde Trump gibi bir anime karakter tarafından aşağılanarak kovulmak, insana ömür boyu travma yaşatabilecek bir deneyim olmalı! Birey bu tip olumsuz deneyimin üstesinden gelmek ve tekrar özüne dönebilmek için 20 sene harcamak zorunda kalabilir. O da dönebilirse!
Bu yarışmanın Türkiye versiyonunda ise başrol olarak Trump yerine Özilhan düşünülmüştü. Aşağıdaki makale o yıllarda iletişim Uzmanı-Gazeteci Ali Saydam tarafından kaleme alınmıştı. Makaledeki alıntıyı aynen aktarıyorum:
“Bu kez bir kişi için sonrası mühim. Tuncay Özilhan’a bu yarışmadaki rol öylesine yapışıp kalabilir ki, onu üstünden sıyırıp atmak için çok ciddi ve uzun dönemli iletişim stratejileri uygulaması gündeme gelebilir. İnşallah yanılıyorumdur… Özilhan ve Kent gibi değerler kolay yetişmiyor.”
Sanırım geçen yıllar Ali Saydam’ı bir açıdan haklı çıkarmış. En azından sizin yazınızdaki istatistik bunun ispatı gibi. Zira “Kazanan” kültürünün zehrine sadece elenenler değil eleyenler de maruz kalıyor.
Makalenin tamamını merak edenler için:
https://www.ali-saydam.com/bu-yar305351ma-rating-al305r-ya-oumlzilhan.html
Trump’ın yarışmada sırf eşcinsel olduğu için kovduğu yarışmacının videosu:
https://youtube.com/shorts/JK1bhOtDUns?si=-WtVd0gHJRytkCYx
Tuncay Özilhan’ın Çırak adlı yarışmada yarışmacıyı kovduğu video:
https://youtu.be/4aKUOm6-o9U?si=Meycl7xL08ix61dn
Sevgiler
Biz çünkü ülke olarak liyakatsizlikten besleniyoruz adamın varsa kralsın bu ülkenin çocuğu da olsan sınıf ayrımı…
Bunları içimizden temizleyemediğimiz için bu halde olmaya devam edeceğiz
Herkes kendi kapısını süpürmeli haketmeyeni kimin adamı olursa olsun defetmeli kendi ayağını kaydırsalar bile…
Elinize sağlık… Her ne kadar suçun büyük bir kısmı Yöneticilerde olsa da Türk koçlar da biraz olsun düşünmeli…Bizde de hata var mı diye!!!