Obradović, Partizan’ın maçlardaki kötü gidişi sonrası, özellikle son dönemde Avrupa Ligi sonuçlarının arka arkaya gelmesiyle, istifa mektubunu sundu.
Kurul önce istifayı kabul etmedi; kulüp yönetimi, kendisine “koşulsuz destek” vereceklerini söyleyip görevine devam etmesini talep etti.
Ancak sonunda Obradović kararından dönmedi, yönetim onu ikna edemedi ve 29 Kasım 2025 itibarıyla görevinden resmen ayrıldığı açıklandı.
Resmî açıklamaları ve kendi sözlerine göre, kararın ardında yatan başlıca nedenler şöyle:
“Artık devam edecek gücüm kalmadığını” ifade etti; hem fiziksel hem ruhsal yorgunluktan bahsetti.
Bu sezon elde edilen kötü sonuçlardan (EuroLeague’de 13 maçta yalnızca 4 galibiyet gibi) dolayı “sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini” vurguladı.
Aynı zamanda kulüp içindeki “yönetim, iletişim ve saygı sorunları” ile ilgili rahatsızlıklarını ima etti. Yaptığı açıklamaya göre yönetim ve bazı kulüp karar mekanizmalarıyla yaşanan uyumsuzluk, ilişkilerdeki gerginlik istifaya neden oldu.
Kulüp yönetimi, özellikle başkan Ostoja Mijailović, istifayı reddetti, koça “tam destek” verdiklerini ve takımda istikrarı korumak istediklerini açıkladı.
Yönetim, oyuncu kadrosunda ve yapılanlarda radikal değişiklikler gibi alternatif çözüm önerileri de sundu. Ancak bu teklifler Obradović üzerinde ikna edici olmadı.
İstifa haberinin ardından bazı taraftarlar koça destek gösterisi yapmak isterken kulübün tesislerine yöneldi, protesto çıktı. Bazı kaynaklara göre cam kırma, antrenman iptali gibi olaylar yaşandı.
Bazı yabancı ve yerel medya analizleri, koçun sadece sonuçlardan değil; “kilit oyuncuların saygısızlığı”, “yönetim içi tutarsız kararlar”, “transfer/ kadro politikalarında çatışma” gibi daha yapısal sorunları ima ettiğini öne sürüyor.
Özellikle Avrupa Ligi’ndeki başarısızlık, sezon başında kurulan kadronun beklentileri karşılayamaması, soyunma odasında disiplin/odak sorunları olduğu iddia ediliyor.
Bir başka iddia: Bazı oyuncuların ve kulüp yönetiminin koç kararlarını saygısızca karşıladığı bu da Obradović’in “artık bu ortamda devam edemem” demesine yol açtı.
Kulüp ve koçun sunduğu versiyonlar arasında uyumsuzluklar var; örneğin ilk reddedilen istifa sonrasında yaşananlar, kulüp içi anlatımlardaki farklılıklar ve taraftar baskısı, karar sürecini karmaşık hâle getiriyor.
Bazı iddialar, özellikle “saygısızlık”, “yönetim içi çatışma”, “kadrolama ve transfer stratejisi” gibi ifadeler, resmi değil; medyada spekülatif olarak dolaşıyor. Bu yüzden hangilerinin kesin, hangilerinin söylenti olduğu hâlâ net değil.
Koçun “sağlık” gerekçesiyle çekildiği resmî beyanında olsa da, bu gerekçenin tam içeriği (psikolojik, fiziksel yorgunluk, stres vb.) kamuoyuna detaylı olarak yansımış değil.
Obradović’in istifa kararı, yalnızca deplasmanda alınan birkaç kötü sonuç ya da geçici moral bozukluğu değil. Görünüşe göre kulüp içi yönetim pratikleri, disiplin/uyum sorunları, baskı ve kişisel yorgunluk gibi daha derin ve kalıcı sorunların kombinasyonunun ürünü. Ancak şu anda tüm “iç dinamikleri” bilen taraflar yalnızca kulüp yönetimi ve koçun kendisi, bu yüzden dışarıya yansıyanlar, medya ve taraftar yorumları, her zaman tam resmi yansıtmıyor.
Bana göre; Günümüz koşullarında, geçmiş deneyimlere bakarak yön tayin etmek artık yeterli değildir. Artık “dikiz aynasına bakarak” değil, geleceği odaklayan bir perspektifle hareket etmek gerekmektedir. Spor alanında 50 yaş ve üzeri profesyonellerin geçmişten taşıdığı deneyimlerin, bugünün hızla değişen dinamikleri karşısında sınırlı bir fayda sunduğu görülmektedir. Bu nedenle, geçmiş tecrübelerin cazibesi ve belirleyiciliği büyük ölçüde azalmış; yerini mevcut koşullara uyum sağlayarak geleceği yeniden şekillendirme becerisine bırakmıştır.
Teknolojik gelişmeler, bilgiye erişim biçimlerimizi kökten değiştirmiş; iletişim alışkanlıklarımızı yeniden tanımlamıştır. Bu bağlamda, bilgiye erişememe ya da geçmiş deneyimlere aşırı bağlılık gibi yaklaşımlar artık günümüz ihtiyaçlarını karşılamamaktadır.
Ayrıca, otoriteye duyulan geleneksel saygı kavramı da dönüşüm geçirmiş; otoritenin sınırları, bireysel özgürlükler çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gereken bir konu haline gelmiştir. Bu nedenle, hem otoritenin hem de otoriter yönetim anlayışının günümüz şartlarına uygun şekilde yeniden tanımlanması gerekmektedir.
Sonuç olarak, spor sektöründe 50 yaş ve üzeri profesyonellerin değişen koşullara uyum sağlayamadıkları sürece kendilerini “tecrübesiz” konumunda değerlendirmeleri kaçınılmaz hale gelmektedir. Günümüzün hızla evrilen yapısında sürdürülebilir başarı, ancak yenilikleri takip eden, değişimi yönetebilen ve geleceğe dönük stratejiler geliştirebilen birey ve kurumlar tarafından elde edilebilecektir.
Obradovıc İstifası Ve Günümüz Gerçekleri… (Coşkun Teziç)

- Reklam-
- Reklam-



Sevgili Coşkun merhaba. Yazın her zaman ki gibi öğretici olmuş. Yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Eline sağlık.
Ben kaleme almış olduğun yazını tamamlayacak olan,
Bahar Eriş’in yazmış olduğu “Düşleyen Düşünen ve Dönüşen İnsan” kitabının okunmasını tavsiye ederim.
Elinize sağlık… Bir çok değerli spor adamımız başta Obradoviç için olmak üzere pek çok değerli yazılar paylaştılar… Ancak lütfen ve lütfen eski Efes Pilsen yeni Anadolu Efes’in koç/takım/İdare sorunsalını yazar mısınız!!! Basketbol çınarı bu takım daha önce ne zaman bu kadar kötü yönetildi her anlamda!!! değerlendirmelerinizi bekliyoruz…
Aslında sorun yaş ile alakalı da değil. Sorun güç elde eden otoritelerin organizasyonları kendi doğruları ile yönetmeye devam etmek istemeleri. Otoritelerin de koçluk almaları gerekir. Ama başarı ve güç onları daima aşağı çekecektir. Alvin Tofler’in “”Üçüncü Dalaga(1980)” kitabında sözünü ettiği değişimin hızı ve kütlesi her geçen gün katlanarak artmaktadır. 30 yaşında değişime uyum sağlayamayan insanlar göreceğiz. Dolayısıyla yaş sadece sayıdan ibaret. “Esneklik”, “Uyum”, “Evrimleşme”, ve “Açık Görüş” değişimle başedebilmenin tek yolu.. Her an her kes genç yaşlılara dönüşebilir.. Değişimi yaratan insan olduğu için insana yatırım yapmak, insanın kendisine yatırım yapması gerekiyor. Kaç yönetici profesyonel mentorluk alıyor?