Obradovic’in Matruşkası (Murat Özyer)

- Reklam-

Basketbol dünyasında nadiren görülen bir disiplin ve karizma ile Avrupa Basketbolunun yaşayan efsane koçlarından Željko Obradović, Partizan’dan istifa süreciyle bir kez daha gündeme gelmek ile yetinmeyip her gün konu ile ilgili kutudan bir kutu daha çıkarıyor. Obradović’in, Panathinaikos maçının ardından verdiği istifa kararı, sadece Partizan kulübünü değil, Avrupa basketbolunu da yakından ilgilendirdi.

Bu süreçte Sırp basketbolunun duayenlerinden Svetislav Pešić’in Kida Show podcast’inde söylediği sözler özellikle dikkat çekici:
“İnsanlar Željko’yu olduğundan çok daha büyük gösterdi.” Bu cümlenin çevirisinden emin olmak için en az üç kaynak araştırdım. “People made Željko look much bigger than he is.” Bu cümlenin yorumunu siz okuyucularımıza bırakıyorum.
Pešić şöyle devam ediyor: “O büyük bir koç, muazzam tecrübe ve bilgisi var. Ancak yaşam değişiyor, öncelikler değişiyor, insanlar değişiyor, oyuncuların hedefleri değişebiliyor. Koçun gücü, başarı ve kaliteye rağmen azalabiliyor. Partizan özelinde Obradović çok fazla sorumluluğu omuzlamıştı. Bu, oyuncularla paylaşılması gereken bir işti.”

Pešić’in vurguladığı gibi, koçun omuzladığı sorumluluk ne kadar büyük olursa olsun, başarı ve sürdürülebilirlik için takım ve yönetim arasındaki denge kritik. Yoğun bir sezonda bu dengeyi tek başına yürütmek çok yıpratıcı. Obradović’in röportajında da bu denge eksikliği açıkça görülüyor: başkan Ostoja Mijailović’in istifa kararının “geri dönüşü olmayacak” şekilde olmasını istemesi, oyuncuların seyahat ve transfer süreçlerinde yaşanan anlaşmazlıklar, ve özellikle Avrupa’nın en güçlü oyuncu temsilcilerinden Misko Raznatovic’in temsil ettiği Dylan Osetkowski transferlerinde Obradović’in dışlanması, bunun en somut örnekleri gibi.

Obradovic’in Matruşkası (Murat Özyer)

Partizan Başkanı Ostoja Mijailović Kimdir?

Ostoja Mijailović, Partizan’ın başkanlığını yürütürken kulübün mali ve sportif kararlarını belirleyen isimlerin başında geldi. Sırp ve Yunan kaynaklarına göre; siyasi ve yönetimsel tarzı, güçlü otoritesi ve hızlı karar alma eğilimi ile biliniyor. Kulüp bütçesi ve transfer politikalarında kendi inisiyatifini ön plana çıkarması, koç ile yönetim arasında zaman zaman sürtüşmelere yol açtığı, Obradović’in istifasında da, taraftar tepkisi ile birlikte bu kararların kulüpteki iletişimsizliğin ve rol belirsizliğinin bir sonucu olduğu gözlemlendiği Sırp spor kamuoyu tarafından belirtiliyor.

Obradovic’ten Habersiz Transfer
Obradović’in özellikle vurguladığı bir diğer nokta, kendi onayı olmadan yapılan transferdi. Misko Raznatovic’in temsil ettiği Dylan Osetkowski’nin transferi, Obradović’in karar sürecine dahil edilmeden tamamlandığını Obradovic’in kendi röportajından öğrendik. Bu konuya Obradović gibi Avrupa’nın efsane bir koçunun sessiz kalmasını çok yadırgadığımı belirtmem lazım. Başka bir açıdan bakıldığında Avrupa basketbolunun, oyuncu (temsilcileri) menajerleri ve kulüp başkanları tarafından şekillendirilen karmaşık yapısını bir kez daha ortaya koyuyor. Bu durum, başarılı bir koçun karar alma süreçlerinde karşılaşabileceği en büyük zorluklardan biri olsa gerek.

Obradovic’in Matruşkası (Murat Özyer)

Alex, Misko ve NBA
Burada Misko Raznatović’ten de bahsetmek gerekiyor. Avrupa Basketbolunun son 25 senesini takip edenlerin bildiği gibi Obradovic’in oyuncu temsilcisi Alexander Raskovic ile, rahmetli Dusan Ivkovic’in ise Misko Raznatovic ile iyi iletişimde oldukları söylenir. Raznatovic’in kendi sosyal medyasından ( X hesabı) sırpça paylaştığı 1 milyon görüntülenme alan mesajı cep telefonları ile ilgili olması akıllara Obradovic’in soyunma odasındaki oyuncu davranışlarını kontrol etmekte yetersiz kaldığı mesajını hatırlattı : “2005’te bazıları egoistti ve sabah 5’e kadar ayakta kalıyordu, şimdi ise 2025’te tamamen cep telefonlarına odaklanıyorlar! Her zaman bir sorun çıkıyor 😂😂😂.” Bu yaz aylarında LeBron James’in uzun yıllardır birlikte çalıştığı iş ortağı Maverick Carter ile Avrupa basketboluna dair stratejik toplantılar gerçekleştiren Raznatović, Obradović’in istifa kararından bir gün sonra NBA şampiyonluk kupasıyla bir güç gösterisi yaptığı algılanan bir sosyal medya paylaşımı yapınca, spor kamuoyuna bu da mı tesadüf dedirtti. Instagram’da paylaştığı mesajlar, hem kendi etkisini hem de Avrupa basketbolundaki gücünü pekiştirir nitelikte sanki:

“Her New York’a gelişimde, NBA ofisini ziyaret etme ve bir toplantı yapma fırsatını kullanırım. Bugün de durum aynıydı, fakat fark şuydu ki, ilk defa takım elbise giydim. Hayatta her şeyin bir nedeni vardır.”
Obradović’in, NBA’in Avrupa’daki olası organizasyonlarına karşı olumsuz düşüncesi düşünüldüğünde, Misko’nun bu hamlesi ve özellikle zamanlaması dikkat çekiyor ve yakın gelecekteki etkisi kulüpler açısından önemli olacağı düşünülüyor.

Obradovic’in Matruşkası (Murat Özyer)

Obradović Etrafında Toplanan Güç: Partizan’da Yeni Dönemin İlk Sinyalleri
Obradović’in Partizan’daki çalkantılı süreci devam ederken Sırp basketbolunun ağır toplarıyla birlikte ortaya çıkan bu yemek fotoğrafı, kamuoyunda “yeni bir oluşumun ilk adımları” algısını güçlendirdi. Zamanlaması tesadüf olmayan bu kare, hem dayanışma hem de kulübün köklerine dönüş mesajı niteliği taşıyor. Fenerbahçe Basketbol takımının eski koçlarından Aleksandar Đorđević’in de bu süreçte eski koçuna açık destek vermesi dikkat çekici: Đorđević, “Partizan, Željko’yu kaybederek tarihinin en ağır mağlubiyetini aldı; böyle bir sonuca asla izin verilmemeliydi. Biz ’92 jenerasyonu olarak her zaman olduğu gibi en büyük koçumuzun yanındayız,” diyerek grubun tavrını net biçimde ortaya koydu. Bu buluşma ve bu açıklama, hem sembolik hem de pratik olarak Partizan cephesinde yeni bir dönemin kapısının aralandığı yönündeki yorumları güçlendiriyor; kısacası, “Maturşka kutusunun” bir parçasını daha yerine oturduğunu gösteriyor.

Koç ve Patron Arasında Tampon Alan
Son 25 yıl Türkiye basketboluna bakıldığında, başarılı başantrenörlerin hep yanlarında kritik konumda olup onunla kader birliği yapmış, kulübün çıkarlarını bilen bir yönetici olduğunu görürüz. Bu kişi, genel menajer, sportif direktör veya genel müdür olabilir; unvan fark etmez. Önemli olan, antrenöre ve oyunculara yaşam ve performans alanı sağlamak, olası sorunları öngörmek ve çözmek, iyi ve kötü polisi aynı anda olabilmesi en büyük özelliği olan ve basketbol sahalarında oyuncu veya antrenör olarak tecrübe yaşamış basketbol insanlarından olduklarını fark ediyoruz.
Koç ile patron arasındaki bu “tampon alan”ı yöneten kişi, adeta bir sünger gibi görev yapar: her şeyi iletmek zorunda olmadan, kritik bilgileri yönetir, iki tarafı da korur ve koçun, dolayısıyla kulübün sürdürülebilir başarıya ulaşmasını sağlar. Organizasyona değer veren yapılar bu rolü yöneticilerle doldururken, diğerlerinde arabuluculuk genellikle farklı kişilerce sağlanır. Tampon alanın eksikliği veya iyi yönetilememesi, bazen koç maçları kazansa, hatta şampiyonluğa ulaşsa da yıpranmasına yol açar.

Türkiye’de son çeyrek yüzyılda başarılı olmuş koçların hikayelerine bakıldığında, bu tampon alanın önemini görmek mümkün. Patron/başkan ve koçun “sıcak” teması ne kadar geç başlar ve ne kadar mesafeli kalırsa, koçun performans süresi ve kariyeri o kadar güvence altında, buna bağlı olarak kulübün başarı yüzdesi yüksek oluyor sanki. Siz ne dersiniz?

Ve final…
Obradović’in Partizan’daki son sürecine, yeni jenerasyonla birlikte hibrit koçluk perspektifinden bakmıştık. Son birkaç gün içinde konudan farklı başlıklar, kutulardan matruşka misali yeni kutucuklar çıkmaya başladı. Bu yeni gelişmeler, Avrupa basketbolunda koçların karşılaştığı zorlukları ve patron/başkan ile koç arasındaki ilişkinin başarının kritik bir bileşeni olduğunu ortaya koyuyor. Başarılı bir koçun sürdürülebilir şekilde performans gösterebilmesi için, kulüp yapısında tampon alanı sağlayacak bir yöneticinin varlığı bir kez daha önem kazanıyor. Murat Özyer
Basketbol İnsanı

- Reklam-

4 YORUMLAR

  1. Mişkonun etkinliğini kabul eden klüpler teker teker tarihteki yerimi alıyor. Onun yediği tavukların kemiklerini yalayan Türkiye uzantıları da Türk basketboluna zarar vermeye devam ediyor. İşte sırf bu yüzde Obra Efes yada Galatasaraya gelmelidir..

  2. Güzel bir analiz, hem derinlemesine hem de olaylara bir üst noktadan bakan bir yazı. Tabi meselede o kadar hassas noktalar var ki üzerine kitap bile yazılır. Ama Obra hele ki ülkesinde ve Partizanda artık mitlesmis bir karakter. Başarı bile gelse arkasından, onun karşısında durmak kolay değil. Bence önemli bir nokta Obra bu guce ulaşırken etik dışı bir tavır takinmadi, egoistce davranmadi ve sadikti kulüplerine bildiğim kadarıyla. İyi birinin başarısı gibi düşünürüm, ben hep bu gücü.

  3. Bir menajer uzerinden Avrupa basketbolunun dogusunu konusmak ne kadar gerekli bilemiyorum. Kendi dunyalarinda bir camur kavgasi. NBA kupasi onunde fotograf cektirip bunu spor mafyatik mesaja cevirmek en ucuz ornegi. Avukatim diye böbürlenen birinjn avukatlik nosyonuna bu kadar uzak davranması da ayrı garabet. Hangi fakulteden aldı diplomayi acaba ?
    Diger kanattakilerin de Fenerbahce’de yarattiklari kocluk kraliyetini unutmadim. İceri girebilmek icin elini opmek yetmezdi, nemalandirmak sartti. Maaile senelerce isgal edilen oteller, salonun Sirbistan Konsoloslugundan daha islevsel hale gelmesi gibi durumlari hepimiz biliyoruz. Bunlar Avrupa’nin batisinda pek olmaz, temel kultur izin vermez. Bu arkadaslar Turk olsalar emin olun Caglayan’i bir ziyaret ederlerdi, mecburen. Bu islerin hepsinin temelinde para var ve o parayi hicbiri mezarlarina tasiyamayacaklar. Biliyorlar, ancak iktidar hirsi ve doyumsuzluk basketbola karsiliksiz deger katmalarina izin vermiyor. Basketbol onlara deger(para) katiyor ama nereye kadar!
    Aradaki adama gelince; herkes isini yaparsa tampona falan gerek yoktur. Ama herkes isinin zirvesi yerine isinden fazlasının pesinde. Buna tampon diyor klasikler. Hatta kendilerine genel mudur dahi dediler zamaninda. Neyin geneli, neyin muduru!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler