Sreten Radovic, aktif hakemlik kariyerine noktayı koydu; ancak EuroLeague Basketbol Hakemleri Birliği (UEBO) Başkanı olarak görevini sürdürüyor. Radovic verdiği röportajda hakemlerin her maç 600 civarınad karar verdiğini ve 12 hatanın çok kabul edildiğini söyledi.
* EuroLeague’in yönetilmesi en zor ve en çok efor gerektiren organizasyonlardan biri olduğunu söyleyebilirim. Bu durum; oyuncuların ve koçların olağanüstü kalitesinden ve zekasından, özellikle play-off ve Final Four sürecinde her maçın taşıdığı büyük önemden ve takımlarıyla yatıp kalkan, olayları doğal olarak kendi pencerelerinden değerlendiren tutkulu taraftarlardan kaynaklanıyor.
* Günümüz basketbolunda, her olası açıyı çeken 10 ila 16 kamera varken, maçtan sonra hataları tespit etmek her zaman mümkündür. Ancak gerçek zamanlı olarak, sahada ve devasa bir baskı altındayken hakemlerimiz, maçları yönetme ve herkes için en iyi şekilde sonuçlandırma becerilerini istikrarlı bir şekilde kanıtlamışlardır.
* Hakemlerimiz, görev yaptıkları her yerde gerçek birer lider ve güvenilir profesyonellerdir. Onlar sadece kuralları uygulayan insanlar olarak değil; üst düzey eğitim almış profesyoneller ve organizasyonun vazgeçilmez bir parçası olarak görülmelidir.
* Hakemler de hata yapar ve bu hatalar önemli olduğunda dürüst ve profesyonel bir şekilde analiz edilmelidir. Hakemlerin 12 hata yaptığı bir maç normalde kötü yönetilmiş bir maç olarak tanımlanır. Pek çok insanın farkında olmadığı şey ise, bir maçta her hakemin yaklaşık 200 karar, yani tüm hakem ekibinin toplamda yaklaşık 600 karar verdiğidir. Eğer bu kararlardan 12’si yanlışsa, hakem üçlüsü yine de %98 doğruluk oranına sahiptir.
* Aynı standardı oyundaki diğer aktörlere de uyguluyor muyuz? Oyuncuların ve koçların mükemmel olamayacağını kabul ediyoruz, ancak hakemlerden düzenli olarak %95’in üzerinde bir isabet oranı bekleniyor ve buna rağmen yanlış yaptıkları birkaç karar yüzünden acımasızca eleştiriliyorlar.
* Küçük ya da büyük hatalar yapıyoruz. Bunlar insani hatalardır ve daha isabetli kararlar vermek için ne kadar çalışırsak çalışalım, bu hataları yapmaya devam edeceğiz. Bu bir mazeret değil; devasa bir baskı altında, gerçek zamanlı olarak yüzlerce karar vermenin getirdiği yalın bir gerçekliktir.
* Hakemler kararlarının hesabını kesinlikle vermelidir, ancak hesap verebilirlik ile günah keçisi ilan edilmek aynı şey değildir. Sorumlu eleştiri hakemliğin gelişmesine yardımcı olur; her mağlubiyetten sonra otomatik olarak suçlama yapmak ise hiçbir işe yaramaz.
* Son anlarda hakemler, maçın geri kalanında uyguladıkları kriterlerin birebir aynısını korumalıdır. Oyuncular ve koçlar oturmuş kriterlere göre kendilerini ayarlarlar; bu nedenle kriterleri herhangi bir aşamada ve özellikle de maçın sonunda değiştirmek tamamen yanlış olur. Oyuncuların ve koçların kabul etmekte en çok zorlandıkları şey zorlu bir kriter değil, istikrarsızlıktır: Aynı pozisyonların sahanın iki farklı ucunda veya maçın farklı anlarında eşit şekilde değerlendirilmemesidir.
* Bu nedenle ilke basit olmalıdır: İlk dakikadan son dakikaya kadar aynı pozisyon, aynı karar. Bu istikrar, hakemlikte adaletin ve güvenin en temel taşlarından biridir.
* Geçmişte sadece dört kamera ve sınırlı görüntü imkanı varken genel tablo çok farklıydı. Bugün her olası açıyı kapsayan 14 veya 16 kamerayla sunulan seyir deneyimi taraftarlar için harika, ancak hakemler için son derece zorlu.
* Sahada sadece üç ‘kamera’ var; o da üç hakemin gözleridir. Ve biz kararlarımızı tekrar oynatma veya ağır çekim olmadan, gerçek zamanlı olarak vermek zorundayız. Basketbol tenis, yüzme veya kayak değildir. İnsani takdir yetkisi sporumuzun kaçınılmaz bir parçasıdır ve insani takdirin olduğu yerde hata ihtimali de vardır. Teknoloji hakemlerin daha iyi kararlar vermesine yardımcı olmalıdır, ancak insani takdir yetkisinin basketboldan kaybolabileceği veya kaybolması gerektiği illüzyonunu yaratmamalıdır.



