Risklere Karşı Koymak mı, Riskleri Yönetmek mi? (Coşkun Teziç)

- Reklam-

Hayat da, spor da, iş de tek bir ortak noktada buluşur: risk. Riskten kaçmak mümkün değildir; asıl mesele onunla nasıl ilişki kurduğumuzdur. Peki doğru refleks hangisidir? Risklere karşı koymak mı, yoksa riskleri yönetmek mi?

Bu soru, sadece yöneticilerin ya da antrenörlerin değil; sahaya çıkan sporcunun, tribünde oturan ebeveynin ve karar alma sorumluluğu taşıyan herkesin önüne gelir.

Risklere Karşı Koymak: Cesaret mi, İnat mı?

Risklere karşı koymak, ilk bakışta güçlü ve kararlı bir duruş gibi görünür. “Geri adım atmam”, “Ne olursa olsun devam” cümleleri kulağa kahramanca gelir. Ancak çoğu zaman bu yaklaşım, duygusal bir savunma mekanizmasıdır.

Karşı koymak;

Tehlikeyi yok sayar

Kontrol yanılsaması yaratır

“Ben hallederim” egosunu besler

Sonuçta risk ortadan kalkmaz; sadece daha sert bir şekilde geri döner. Spor tarihinde bunun örnekleri boldur: Sakatlık sinyallerine rağmen oynatılan bir oyuncu, uyarıları dikkate almayan bir teknik ekip, değişime direnen bir kulüp kültürü…

Karşı koymak çoğu zaman anlık güç hissi, uzun vadede ise bedel üretir.

Riskleri Yönetmek: Korkaklık Değil, Akıl

Risk yönetimi ise daha sessizdir. Gösterişli değildir ama etkilidir. Riskleri yönetmek;

Tehlikeyi kabul eder

Olasılıkları hesaplar

Zarar senaryolarını önceden düşünür

Bu yaklaşımda amaç, riski sıfırlamak değil; kontrol altına almaktır. Tıpkı iyi bir savunma gibi… Rakibi tamamen oyundan silmezsiniz ama onun en güçlü silahlarını etkisizleştirirsiniz.

İyi bir risk yöneticisi şunu sorar:

“En kötü ne olabilir ve buna ne kadar hazırım?”

Bu soru korkunun değil, olgunluğun ürünüdür.

Sporun İçinden Bir Gerçek

Basketbolda risk almadan maç kazanılmaz. Ancak plansız risk, maç değil sezon kaybettirir.

Genç bir oyuncuya sorumluluk vermek risktir; ama onu yalnız bırakmak daha büyük risktir.

Sert savunma yaptırmak risktir; ama faul problemine karşı plan yoksa bu bir kumardır.

Başarılı takımlar risk alır, başarısız olanlar ise riske teslim olur.

Asıl Soru Şu: Kim Kazanıyor?

Risklere karşı koyanlar genelde “haklı çıkmayı” ister.
Riskleri yönetenler ise oyunda kalmayı.

Günümüz dünyasında kazananlar;

En yüksek sesle direnenler değil

En soğukkanlı şekilde uyum sağlayanlardır

Çünkü risk, düşman değil; iyi okunursa yol göstericidir.

Sonuç Yerine…

Risklere karşı koymak cesur görünür.
Riskleri yönetmek ise gerçekten güçlü olmayı gerektirir.

Ve gerçek güç, riski inkar etmekte değil;
onu tanımakta, ölçmekte ve doğru zamanda doğru hamleyi yapmaktadır.

Hayatın ve oyunun dili nettir:
Direnenler yorulur, yönetenler yol alır.

- Reklam-

1 Yorum

  1. Sevgili Coşkun merhaba.
    Güne yazılarınla başlamayı kendi adıma çok güzel bir durum olarak görüyorum.

    Sayende hem yazdığın konu hakkında hem bilgi sahibi oluyor hem de konuyu araştırma düşünme yoluna gidiyorum…

    Risk konusunda yazdıklarına katılmakla beraber, risk almayı seven insanların (başarısızlık ihtimalini de göze alarak) engellerle karşılaştıklarında kolay vazgeçmediklerine, pes etmediklerine ve riskleri de bir fırsat olarak gördüklerine şahit oluruz.

    Sporda her türlü riske karşı pes etmeyenlerin ve vazgeçmeyenlerin elde ettikleri başarıları sen hepimizden çok daha iyi bilirsin…

    İşleri kötü giden biri için örnekleyecek olursam; yeni kurulan bir iş yerinde 1-2 yıl işlerin yolunda gitmemesi durumunda ‘vazgeçmeyerek’ ve pes etmeyerek sağlıklı analizler yaparak başarıya ulaşması mümkün olabilir…

    Ben risklerden kaçınan insanların o güne kadar elde ettikleri kazanımları da (ki bunlardan en önemlisi ‘vazgeçmemek ve pes etmemek’ tir) kaybedeceğini düşünenlerdenim…

    Sevgilerimle…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler