Thomas Walkup’ın menajeri David Carro, ABD’li oyun kurucunun Dubai Basketball’a transferi öncesinde yaşanan krizin detaylarını paylaşırken, Walkup’ın Dubai devreye girmeden önce de Olympiacos‘tan ayrılma kararı aldığını ve sürecin EuroLeague tarihinin en yüksek bonservis bedeliyle noktalandığını açıkladı.
İspanyol AS gazetesine konuşan David Carro, Olympiacos, Panathinaikos ve Anadolu Efes’i kabadayılıkla suçladı, bu kulüplerin en yüksek bütçelere sahip olmalarına karşın, Dubai’nin piyasayı yükseltmekle suçlandığını söyledi.
“Aslında FIBA’nın tahkim organı olan BAT’a resmi bir başvuruda bulunulmuştu. Bu süreç ilerletildi. Daha sonra kulüpler arasında anlaşma sağlanınca başvuru geri çekildi ama olan olmuştu. Walkup konusundaki problem Dubai BC ile alakalı değildi. Oyuncunun doğrudan Olympiacos ile yaşadığı bir problemdi. Onca konuşma çabamıza rağmen şartları iyileştirmek için hiçbir adım atmadılar.
Gelişmelerden sonra oyuncunun geri dönmeyeceği çok netti. Gerekirse tazminat ödeyeceğini ve bunun mahkeme tarafından belirleneceğini bilerek tek taraflı fesih hakkını kullandı. Ardından EuroLeague’den üç takım teklifte bulundu ancak en ciddi ilgiyi gösteren taraf Dubai oldu. İki taraf için de kazançlı bir finansal anlaşmaya varıldı. Dubai memnun kaldı çünkü mali açıdan EuroLeague’de yükselen bir güç konumundalar. Oyuncu da istediğini aldı: Uzun vadeli bir proje. Çok fazla müzakere, büyük bir gerilim ve uykusuz geceler yaşandı ama bu işimizin bir parçası. Dubai’nin hukuk ekibi, EuroLeague tarihinin en yüksek bonservis bedelini ödeyerek anlaşmayı tamamlamak için Olympiacos ile yoğun bir mesai harcadı.
Bazıları piyasayı şişirdikleri gerekçesiyle Dubai ve Hapoel’i suçluyorlar ama bu gerçeği yansıtmıyor. Olympiacos, Panathinaikos ve Anadolu Efes kçok daha fazla para harcıyor. Tabiri yerindeyse, yıllardır ‘kabadayılık’ yapmaya alışmışlar. Her zaman büyük balık küçük balığı yedi. Şimdi ise Dubai veya Hapoel bu seviyede rekabet edebilecek finansal güce sahip.”



