Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Selçuk Şirin hocamızın son çıkan ‘Yetişin Babalar’ kitabında ki Babalık Nedir? Bölümünde “Ebeveynlik” denince ‘uzunca bir süre yalnızca anneler anlaşılmış’ satırını okuyunca okul idareciliği yaptığım yıllara gittim…
İdarecilik yıllarımda her sene başında 5 ve 9.sınıf velilerine Zümre Başkanlarımızın da katıldığı bir toplantı yapardık. Bu toplantıda birlikte olacağımız 4 sene boyunca işleyişin nasıl olacağı, nelere dikkat edileceği, okulla ilgili kuralları ve olmazsa olmazlarımızı velilerimize aktarır onlardan gelecek sorulara da yanıt vermeye çalışırdık.
İdareciliğimin ilk senesinde dikkatimi çeken bir durum söz konusu olmuştu. Gelen velilerimizin neredeyse tamamını anneler oluşturuyordu. Babalar ortada yoktu! Anne ve babanın birlikte katıldığı veli sayısı da neredeyse yok denecek kadar azdı.
Merakımı çeken bu konuyu toplantıya gelen annelere sorduğumda, eşlerinin; “hanım sen toplantıya gidiyorsun benim gitmeme gerek yok” ya da “hanım çocuğun eğitim işini zaten sen takip ediyorsun, o yüzden veli toplantısına sen git” tarzında mazeretlerle! Babaların büyük önem taşıyan veli toplantısına gelmediklerine şahit olurduk.
Biz sonraki veli toplantılarının tamamında babaların toplantıya katılım sıkıntısını şu şekilde aştık: Veli toplantısı olacağı hafta başında sınıflara bizzat ben Okul Müdürü olarak girerek çocuklarımıza; “Veli toplantısına anne ve babalarınızın birlikte gelmesini istiyoruz. Eğer sadece bir veli gelecekse, gelecek veli olarak ‘BABA’ nın gelmesini bekliyoruz” diyerek, babaların veli toplantısına ‘isteksiz’, biraz da ‘metazori’ olarak katılımlarını sağlamayı başardık!
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
4 yaşını henüz geçmiş torunumuzu tüm aile hep birlikte büyütürken, (geriye dönüşü ve telafisi asla mümkün olmayan zaman dilimi olan 0-48 aylık dönemde) üzerimize düşen görevleri eksiksiz yapmak adına Selçuk Şirin hocamızın kitaplarını, yayınlamış olduğu makaleleri ve sosyal medyada ki konuşmalarını hepimiz kendimize rehber edindik. Torunumuzda Sevgili Selçuk hocanın bebek kitapları ile büyüdü.
Yazılarımı okuyanlar Selçuk Şirin hocamızın hem kitaplarından hem de Oksijen Gazetesindeki yazılarından alıntılar yaptığımı bilirler.
Selçuk Şirin hocamız ‘Yetişin Babalar’ kitabını neden yazdığını şöyle açıklıyor:
“Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de çocuk yetiştirme konusunda bir kriz olduğunu, uzman sıfatıyla karşımıza çıkanların yeterliliklerinin ölçülemediğini, popüler ebeveynlik kitaplarının tamamına yakınının yabancı kaynaklardan çeviri olduğunu, sonuç olarak Türkiye gerçeğiyle pek bağı olmayan pek çok yaklaşımın ortaya çıktığını belirttikten sonra, ‘çocuk yetiştirmenin şakaya gelmeyeceğini’ bir ebeveyne bir konuda somut öneride bulunmadan önce iki değil iki yüz defa araştırma ve sorgulamanın yapılması gerektiğinin” önemine vurgu yapıyor.
Sevgili Selçuk Şirin hocamız giriş bölümünde Yetişin Babalar kitabının neden geç kalmış bir çalışma olduğunu ise şöyle anlatıyor:
“Çeyrek asırdır erken çocukluktan yetişkinliğe dair onlarca makale yayınladığını, yıllardır bu alanda okuduğunu, ders verdiğini, bilimsel kongreler organize ettiğini ancak buna rağmen babalık üzerine konuşma konusunda hassas olması gerektiğini ifade ettikten sonra, teorinin pratikle terbiye edilmesi gerektiğine inandığını söylüyor. Bir baba, öğretmen, yol gösterici olarak yıllardır çocuklarla, gençlerle bir arada olduğunu, ne zaman literatürden bildiklerini çocukları ve gençler üzerinde uygulamaya kalksa makalede yazanla hayatta olan arasında hep bir makas olduğunu anlattıktan sonra, babalık, hocalık ve mentorlukla geçen çeyrek asır sonunda babalığın kitabını yazmaya kendini hazır hissettiğini belirtiyor.”
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Yetişin Babalar kitabında günümüzde hepimizin çocuklar konusunda zorlandığı pek çok konuya yanıtlar bulacağınızı düşünüyorum. Bunlardan birkaçına örnek vermem gerekirse;
Türkiye’de ki beş farklı baba modelini okuyunca kendinizin hangi baba sınıfına girdiğini yapılmış olan araştırmalarla göreceksiniz.
Çizgi dışı babaların oranının ülkemizde %1-2 civarında olduğunu ve nedenlerini okuyacaksınız.
Çocuk gelişimi bölümünde “insanlar dünyanın her yerinde aynı şekilde mi gelişir, yoksa insan doğası ve gelişimi kültürden kültüre farklılık arz eder mi?” sorusunun yanıtını bulurken, “bir çocuğu yetiştirmek için neden bir köy gerektiğinin” cevabını bulacaksınız.
Okul seçiminin önemini, okulda başarının sırrını, tatilde öğrenme kaybının ne demek olduğunu kitapta göreceksiniz.
Dijital dünyada ebeveyn olmanın ne demek olduğunu, nasıl mücadele edileceğini, gerçekleri ve çözüm önerilerini okuyacaksınız.
Günümüzün en önemli sorunu haline gelen ‘EKRAN BAĞIMLILIĞI’ konusunda çocukları ekranla kaç yaşında tanıştırmamız gerektiğini ve ekran başında geçirmeleri gereken süreler hakkında bilgi sahibi olacaksınız.
21. yüzyıl becerilerinin neler olduğunu bulacaksınız.
Ergenliğe geçişte babalara düşen görevleri ve gençlerin bile bile tehlikeyi neden göze aldığını okuyacaksınız.
Gençlerin kariyer gelişimine babaların nasıl katkı sağladığını göreceksiniz.
‘Mutlu bir babanın neden mutlu bir aile demek olduğunu’ Yetişin Babalar kitabında büyük bir keyifle okuyacaksınız.
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Yetişin Babalar kitabını, bir tek babalara yönelik olmadığını, çocukla uğraşan; anne-baba, kadın-erkek, öğretmen-antrenör herkese çok önemli rehber ve elimizin altında bulunması gereken, her başımız sıkıştığında açıp okumamız gereken bir kitap olarak görüyorum.
Daha önce yazmış olduğum bir yazımda antrenör ve öğretmenlerin çocuklarımız üzerinde yaptırım güçlerinin çok etkili olduğunu belirtmiştim. Bu bağlamda antrenör ve öğretmenlerin de çocuklar üzerinde bir ebeveyn etkisine sahip olduklarını söyleyebilirim.
Yıllarca tüm kademelerde basketbol antrenörlüğü (İlkokul, Ortaokul, Lise, Küçük Yıldız, Genç ve A Takım) yapmış biri olarak Türkiye Basketbol Federasyonu Eğitim Kuruluna naçizane bir öneride bulunmak istiyorum:
Genç antrenörlerimizi teknik ve taktik konusunda iyi eğitim almış olarak kabul etsek bile, iyi bir antrenörün en az teknik taktik kadar çocuk pedagojisi ve insan psikolojisini de iyi bilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede genç antrenör arkadaşlarımızın bu konularda nitelikli eğitimler almaları büyük ehemmiyet taşımaktadır.
Genç antrenörlerimizin ‘ÇOCUK KİMDİR?’ sorusuna ise Selçuk Şirin hocamız gibi uzmanlarla bir araya gelerek cevap aramalarının çok önemli olacağını düşünüyorum…
Saygılarımla…




Sevgili Naci hocam;
Emekliliğini yaşayan biri olarak seni gene dinleyip Selçuk Şirin’in kitabını alacağım ve kızlarıma ve damatlarıma okumaları için yollayacağım.
Biz belki birçok hata yaptık. Pardon ben olarak düzeltiyorum bir çok hata yaptım. Büyüme çağında ki torunlarıma destek olur belki.
Sevgili Naci hocam;
Emekliliğini yaşayan biri olarak seni gene dinleyip Selçuk Şirin’in kitabını alacağım ve kızlarıma ve damatlarıma okumaları için yollayacağım.
Biz belki birçok hata yaptık. Pardon ben olarak düzeltiyorum bir çok hata yaptım. Büyüme çağında ki torunlarıma destek olur belki.
Babalar nasıl gelsin günah keçisi yaptıkları babalar eğitimciler soru soran veli istemez adaletsizlikleri sorgulansın istemez bu ülkede adamı olan yükseldiği için başka ülke için yazın bunları…