Moral Veren Bir Galibiyet Ama!… (İlker Yıldız)

- Reklam-

A Milli Erkek Basketbol Takımımız, 27 Ağustos-14 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası’na hazırlık sürecindeki 4. özel maçını dün deplasmanda Litvanya ile oynadı. Hazırlık döneminde şu ana kadar ki, belki de en iyi oyunumuzu Litvanya karşısında oynadık ama tıpkı Almanya ile oynadığımız maçta olduğu gibi yine rakibimiz geriden gelerek oyuna ortak oldu. Maçın sonunda Litvanya’nın iki basit top kaybı ve Şehmus’un sayıları ile maçı kazanmayı başardık. Bu galibiyetin, şampiyonanın başlamasına bir hafta gibi kısa bir süre kala milli takımımız için çok iyi bir moral kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Tebrikler milli takım.

Litvanya gibi hazırlık döneminde oynadığı 5 maçı da kazanan, ekol bir basketbol ülkesinin milli takımını şampiyonanın başlamasına bir hafta kala, hem de binlerce seyircisi önünde deplasmanda yenmek çok önemli bir başarı. Ayrıca kendi sahamızda 21 sayı farkla yenildiğimiz Litvanya’yı, 20 gün sonra deplasmanda 3 sayı farkla yenmek de milli takımımızın takım olma adına önemli bir gelişim gösterdiğinin de ispatıdır. Ancak, ayaklarımızın da yere sağlam basması gerekiyor. Çünkü takım kadromuzda oyuncu pozisyonlarına tek tek baktığımızda maalesef bir denge söz konusu değil. Bu derece kötü dış şut atmaya devam edersek, şampiyonadaki üst seviye takımları yenmemiz de hayal olacaktır. Bu mevcut oyuncu kadro yapılanması ile şampiyonada beklediğimiz şekilde madalyaya uzanmamız biraz zor görünüyor!

Oyun Anlamında Gelişiyoruz ama Eksik Olduğumuz Birçok Konu Var

A Milli Erkek Basketbol Takımımız, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası hazırlık sürecinin ilk özel maçında kendi sahasında İstanbul Basketbol Gelişim Merkezi’nde Litvanya’ya çok kötü bir oyun sonunda 91-70 kaybetmişti. Bormio kampındaki yükleme antrenmanları sonrasındaki ilk maçımız olsa da, takım olarak bu derece kötü bir oyunu hiçbirimiz beklemiyorduk.

Son üç yıldır A Milli Erkek Basketbol Takımımızın başında bulunan Sayın Ergin Ataman’ın milli takımımıza oynattığı basketbola baktığımızda çoğunlukta belli bir takım oyun düzeninden ve sistemli bir takım oyunundan ziyade, daha çok yıldız oyuncuların inisiyatif aldığı bir basketbol izledik. Sayın Ataman’ın kulüp takımlarındaki yüksek maliyetli yabancı oyuncu transferleri ile sağladığı oyun anlayışının, son üç yılda A Milli Erkek Basketbol Takımımız için uygun olmadığını üzülerek gördük. Son üç yıllık süreçte üç önemli FIBA organizasyonunda da başarısız olmuş ve son 30 yılın en başarısız dönemine imza atılmıştı! Ayrıca, son üç yıllık süreçte resmi maçlarda hiçbir üst düzey milli takım karşısında bir tane bile galibiyet alamadığımıza da üzülerek şahit olduk.

Milli Takımımızın şampiyonada başarılı olabilmesinde en önemli etkenlerin başında savunma sertliğimiz ve topu paylaşmamız gelecektir. Milli takımımız, hücumda pota altı dışında, kısa oyuncu ve dış şuttan sayı üretme yönünden zengin bir takım değil. Pota altındaki uzun oyuncu rotasyonumuzun zenginliği sayesinde, boyalı bölgede savunma sertliği konusunda zorluk yaşayacağımızı düşünmüyorum. Ancak kısalar konusunda ise çok ciddi sorunlarımız olduğu da bir gerçek. Üçlük çizgisinin önünde kısalarımız çok kolay geçiliyorlar. Özellikle Bormio kampına katılması gerekirken bunun yerine tatil yapmasına izin verilen Larkin’in yeterli kuvvet ve kondisyonda olmaması, Furkan Korkmaz’ın belki de basketbol kariyeri açısından birçok yönden en kötü dönemini yaşaması, Onuralp Bitim’in çok formsuz bir sezon sonrasında istenilen düzeye henüz ulaşamaması, oyun kurucu yönünden de son 10-15 yılda yaşadığımız sorunların devam etmesi gibi sebeplerden dolayı kısa rotasyonumuz yönünden savunmada ciddi sorunlar yaşamaya devam ediyoruz. Hazırlık döneminde oynadığımız maçlarda bu sorunları fazlasıyla gördük.

Uzun oyuncu rotasyonuna baktığımızda, hem sırtı dönük oynayabilen hem rakip boyalı alanda oyun kurucu gibi top dağıtabilen hem de hücum ribaundu katkısı verebilen çok önemli bir oyuncuya sahip olmamız (Alperen Şengün), pick and pop oynayabilen ve gayet iyi uzun mesafe şutu olan (Sertaç Şanlı), atletizmi ve blok tehdidi ile boyalı bölge caydırıcılığı olan (Adem Bona), boyalı bölgede sert oyuncularla mücadele edebilen ve boyalı bölgeyi kapatabilen (Ömer Faruk Yurtseven) ve 4-5 pozisyonunda da oynayabilen (Ercan Osmani), geniş ve derinlikli uzun oyuncu rotasyonuna sahibiz. Belki de Avrupa Şampiyonasına katılan ülke milli takımları arasında en iyi ve çok yönlü uzun oyuncu rotasyonuna sahip milli takım bizizdir.

Larkin ve Furkan Korkmaz çok formsuzlar. Larkin’in savunması o kadar kötü ve ayakları o kadar yavaş kalıyor ki, savunduğu oyunculara hem kolay geçiliyor hem de kolay sayı bulmalarına engel olamıyor. Larkin, yükleme antrenmanlarının yapıldığı Bormio kampına katılmak yerine tatil yapınca, kuvvetsizliği ve hazır olmamasından dolayı maçta da ayakları adeta gitmemeye başladı. Birçok kez çembere gidebileceği açık koridoru kullanmadı ya da kullanacak ayak çabukluğuna sahip değildi. Furkan Korkmaz’ın gerek boş atışları değerlendirememesi gerekse de basit top kayıpları yapması, özellikle Almanya ve Litvanya gibi bizimle birlikte madalya mücadelesi verecek olan milli takımlar karşısında oynadığımız özel maçlarda takımımıza olumsuz yansıdığını görüyoruz.

Kenan Sipahi’nin ve Berk İbrahim Uğurlu’nun üzerlerinde haddinden fazla baskı olduğu ve güven konusunda da kimi oyunculara verilen motivasyon kendilerine verilmediği için, iyi oyun çıkartamıyorlar ama onları bu denli yok saymanın da doğru olmadığını düşünüyorum. Özellikle Berk’e birçok maçta çok az süre verildiğini görüyoruz. Oysa oyun kurucunun güvenle ve yeterince süre vererek takımdaki oyuncuları tanıması ve takımın da onu tanıması gerekiyor. Bu derece formsuz bir Larkin’e verilen süre ve gösterilen sabır, maalesef diğer oyuncularımıza gösterilmiyor. Bu da gerekli olan öz güveni sahada kazanmalarına engel oluyor. Ayrıca Sayın Ergin Ataman’ın, Şehmus’u oyun kurucu oynatmaya çalışması ve her seferinde bunun olumsuz sonuçlarıyla karşılaşmamıza rağmen bunda ısrar etmesini anlamak çok zor.

Cedi Osman’ın ve Şehmus Hazer’in maçta açık alan yakalaması durumunda çok önemli katkılar verdikleri şüphesiz. Cedi Osman’ın özellikle daha kontrollü ve daha sakin olması gerekiyor. Özel maçlarda gördük ki, hiçbir oyuncumuzun, oyun kontrolünü kaybetmesine ve top paylaşımı konusunda dikkatsiz olmasına tahammülümüz yok. Çünkü takım olarak çok çabuk oyun konsantrasyonunu kaybedip, oyundan düşüyor ve yardımlaşmayı unutuyoruz. Bu da, maç içerisinde oyun performansı anlamında çok fazla iniş ve çıkışlar yaşamamıza sebep oluyor (Almanya ve son Litvanya maçında olduğu gibi).

Milli Takımımızın en formda ismi Alperen Şengün. Alperen’in, hazırlık döneminde oynadığımız özel maçlardaki kazanma isteği yüzünden de okunuyordu. Milli Takımımız adına Alperen sadece hücum ve savunmada pota altında önemli bir oyuncu değil, rakip pota altında oyun kurucu pozisyonunda oynayabilecek düzeyde basketbol aklı üst düzeyde olan bir oyuncu. Ercan Osmani, hazırlık sürecindeki istikrarlı ve formda olan oyuncularımızın başında geliyordu, onun katkısı takımımız için çok önemli olacaktır. Anlaşılan o ki, teknik ekibimiz gerek Ömer Faruk Yurtseven’e gerekse de Sertaç Şanlı’ya, rakip takımların kadro yapısına göre faydalı olacak şekilde süre ve sorumluluk verecek. Adem Bona, A milli takımımız açısından yeni bir isim ve belki de son yıllardaki en büyük kazancımız olacak. Atletizmi ile hem çember altını rakiplere karartıyor, hem de 3-4 numaralı pozisyondaki oyuncuları savunabilecek şekilde çabuk ayaklara sahip olmasından dolayı da eşleşmelerde yaşayabileceğimiz zorlukları giderme noktasında önemli katkılar sağlayacaktır.

Neredeyse takımın bütün yükünü uzunlar çekerken, özellikle dış şutlardaki yüzdemizin bu kadar düşük olmasından dolayı uzun süreli ve zorluk derecesi yüksek olan maçların olacağı bir turnuvada kısalarımız takıma destek noktasında bu kadar geri planda kalamazlar ve kalmamalılar. Dış şut konusunda hazırlık döneminde oynadığımız özel maçlarda olduğu gibi kötü bir tablo çizersek, şampiyona sürecinde uzunlarımızın porta altında adeta dayak yemelerine ve sert temaslara maruz kalmalarına adeta davetiye çıkarırız. Bu da şampiyona sürecinde uzunlarımızın fazlasıyla yıpranmalarına yol açacaktır. Bu denli sadece uzunlardan sayı üretmek zorunda kalırsak ve önemli anlarda hiçbir dış şut isabeti katkısı gelmezse, bu takım nasıl kritik maçları kazanacak ve nasıl madalya yolunda ilerleyebilecek?

Ergin Ataman, hazırlık dönemindeki ilk özel maçta Litvanya karşısında üç dakika süre verdikten sonra diğer maçlarda süre vermediği Yiğit Arslan’ı kadroda eğer düşünmüyorsa ve Sarper David Mutaf da kadrodan çıkarılacaksa, neden şutör oyuncu rotasyonu konusunda yaşayabileceğimiz ciddi sorunlar ilk baştan hesap edilmedi? BSL’de sezonun özellikle son dönemini çok formda geçiren ve ülke basketbolumuzun son yıllarda yetiştirdiği en önemli şutör oyuncuların başında gelen Melih Mahmutoğlu, aday kadroya neden alınmadı? Pota altı rotasyonumuz çok iyiyken, tam da iç-dış dengesi için şutör bir oyuncuya ihtiyacımız varken, Melih’in kadroda olmaması anlaşılır gibi değil!… Benzer durum PF yani 4 numaralı pozisyon için de geçerli, eğer Yiğitcan Saybir (Dört özel maçın, sadece ikisinde oynatıldı) düşünülmüyorsa, bu sezon Fenerbahçe Beko’nun şampiyonluk serisindeki en formda yerli ismi olan Metecan Birsen neden kadroya alınmadı? Devşirme oyuncu konusunda son yıllarda yaşadığımız sorunlar yetmezmiş gibi tekrar Larkin ile yola devam edilmesi ve en azından Tarık Biberoviç gibi dış şut sorunumuza çözüm adına çok büyük ölçüde katkı verecek bir oyuncu neden aday kadroya alınmaz?’…

Larkin’den %5,88, Furkan’dan %16,67 Üçlük Yüzdesi!

Milli Takımımız, hazırlık döneminde şu ana kadar oynadığı dört maçta korkunç diyebileceğimiz şekilde üç sayılık yüzdeyle oynadı. Litvanya karşısındaki ilk maçta 7/22 (%31,82), Almanya karşısında 2/20 (%10,00), Çekya karşısında 5/31 (%16,10) ve Litvanya ile deplasmanda oynadığımız son maçta 6/20 (%30,00) olmak üzere toplamda 20/93 (%21,51) gibi bu seviyedeki bir milli takım için kabul edilemez derecede düşük üç sayı yüzdesiyle oynadık. Bu düşük üç sayı yüzdesi ile ne uzunlarımızdan gerektiği gibi faydalanabiliriz, ne rakip takımların alan savunmalarına karşı çözüm üretebiliriz, ne de iç-dış dengesini kurup dengeli bir hücum yapabiliriz.

Milli Takımımızdaki Larkin ile birlikte dış şut tehdidi en fazla olmasını beklediğimiz Furkan Korkmaz, o kadar formsuz ki hem boş atışları kaçırıyor hem de savunmada da ciddi sorunlar yaşıyor. Furkan’ın, hazırlık dönemindeki dört özel maçtaki üç sayı isabeti 3/18, yani %16,67 (!) Bu üç sayı yüzdesi, Furkan gibi kariyerli bir oyuncu için kabul edilebilir bir yüzde olmasa gerek!

A Milli Erkek Basketbol Takımımız, Bormio (İtalya) kampında yükleme antrenmanları yaparken, Larkin ise tatili tercih ettiği için, iyi bir hazırlık dönemi geçirmediğinden dolayı forma giydiği üç maçta da (Litvanya ile oynadığımız ilk maçın kadrosunda yoktu) beklenilen performansının çok altındaydı. Bu üç maçta da maçın ilerleyen dakikalarında gereksiz zorlamalarıyla hem kendisini hem de takımımızı birçok kez oyundan düşürdüğünü de ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim. Larkin’in, hazırlık dönemindeki üç özel maçtaki üç sayı isabeti 1/17, yanlış okumuyorsunuz %5,88, inanılır gibi değil! Türkiye 71-73 Almanya (0/5 üçlük), Türkiye 79-65 Çekya (0/5 üçlük), Türkiye 84-81 Litvanya (1/7 üçlük)!…

Çok Mu Zordu?

A Milli Erkek Basketbol Takımımızın teknik ve idari ekibinin, sezon içerisindeki form durumlarının iyi olmasına ve milli takımımız için de birçok açıdan faydalı olacakları kesin olmasına rağmen (özellikle dış şut konusunda yaşadığımız ciddi sorunlar göz önünde bulundurulduğunda); Melih Mahmutoğlu, James Metecan Birsen ve Tarık Biberoviç’i en azından aday kadroya alıp, hazırlık sürecindeki performanslarına göre değerlendirmede bulunması çok mu zordu?

Son Topu Kullanmaya Dikkat!

Sayın Ergin Ataman, Türk Hava Yolları DBB Süper Kupası’nda Almanya’ya 73-71 yenildiğimiz maçın son hücumu öncesinde aldığı molada, takımımızın en formsuz ve fiziksel olarak en hazır olmayan oyuncusu olan Larkin üzerinden set oynamayı tercih etti. Oysa Alperen maçta sahanın en iyisiyken ve eşleşme olarak da çok büyük üstünlük kurmuşken, Larkin üzerinden son hücum seti çizilmesi daha önce son toplarda kaybettiğimiz; Fransa, Sırbistan ve İspanya maçlarını akıllara getirdi. Açıkçası söylemek gerekirse bu kadar fazla son toplarla kaybetmemiz sadece tesadüflere ya da şansızlıklara bağlanamaz! Almanya ile oynadığımız özel maçta televizyon kameralarının ekranlara getirdiği gibi bunda antrenör tercihleri ilk sırada gelmektedir. Neyse ki, son oynadığımız Litvanya karşısında maçı bu sefer son topla biz kazandık…

Youtuberlar Milli Takımımızda da Mı Var!

Bir milli takım oyuncusunun, milli takım kampında argo söylemlerinin yer aldığı video görüntüleri çekmesine ve yayınlamasına kimlerin izin verdiğini de çok merak ediyorum. Milli Takımımızın idari ve teknik ekibi bunu görmüyor mu? Bu youtuber sevdalısı oyuncumuzun çektiği videoyu izleyenler, milli takım kampında bu ne ciddiyetsizlik demezler mi? Bormio kampı ile ilgili bilgi ve görüntüleri, sağ olsun bu oyuncumuzun çektiği videolarla bir nebze de olsa görmüş olduk!…

Kamp Süreci ile İlgili Bilgilendirmelerin Yetersizliği!

A Milli Erkek Basketbol Takımımızın, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası hazırlıklarına başladığı 29 Temmuz 2025 tarihindeki Bormio kampından, hazılıklara İstanbul’da devam ettiği 6 Ağustos 2025 tarihine kadar ki bir haftadan fazla süreçte, TBF resmi web sayfasında milli takımımızla ilgili bir tek haber bile yayımlanmadığını üzülerek gördük. Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) resmi web sayfasında milli takımımızın hazırlık süreciyle ilgili çok kısıtlı bilgi paylaşımı yapılması da anlaşılır gibi değil. 40 yıldır milli takımlarımızı dikkatle takip ediyorum ama bu kadar önemli bir turnuva öncesinde A Milli Takımımızın ülke spor gündemimizde bu kadar yer etmediğine ilk kez şahit oluyorum. Gerçi, A Milli Takımlarımız her geçen yıl ülke spor gündemimizde arka planda kalsa da, bu yılki durumun iyice dip olduğunu da söylemek zorundayım.

Oysa diğer spor branşlarında (futbol, voleybol, hentbol) milli takımlarımızın böyle önemli bir şampiyonaya hazırlanma durumu söz konusu olduğunda, ülke sporumuzda hemen herkesin bilgi alabileceği şekilde şeffaf bir bilgi edinme ortamı sağlanıp, ülkemizin spor alanındaki en önemli temsil noktası olan milli takımlarımıza olan ilginin de bu sayede artması sağlanırdı (Bakınız: A Milli Kadın Voleybol Takımımız). Şunu da ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim, Avrupa Şampiyonasına hazırlanan diğer ülke milli takımlarının hazırlık sürecinde oynadıkları maçları izlediğimizde, tribünlerin de dolduğunu görüyoruz. Oysa A Milli Takımımızın İstanbul Gelişim Merkezi’nde oynadığı Litvanya maçında tribünlerin yarısının bile dolmadığını üzülerek gördük. Bu durum bile başlı başına, milli takımımızın ülke spor gündemine alınması konusunda yeterince çalışma yapılmadığını göstermesi açısından önemli bir kriter olsa gerek. Bir federasyonun kendi resmi web sayfasında bile yeterli sayıda bilgilendirme yapılmıyorsa, ülke çapında bu önemli organizasyona katılım konusunda nasıl ilgi ve gündem oluşturulabilir ki?

A Milli Basketbol Takımlarımızın uzun süredir başarısızlıklarla karşı karşıya kalması, kulüp fetişizminin körükleniyor olması ve şampiyonalar öncesinde TBF’nin basın ve iletişim konusunda yetersizliği neticesinde, A Milli Basketbol Takımlarımız ülke spor gündeminde iyiden iyiye yer etmemeye başladı. Sokağa çıksanız ve basketbolla ilgilenenlere bile sorsanız, 27 Ağustos-14 Eylül tarihleri arasında A Milli Erkek Basketbol Takımımızın FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası’na katılacağından habersiz olduklarını göreceksiniz. Ülkemizde basketbolseverleri bile milli takımı takip edemez duruma düşürür ve milli takımımıza son 30 yılın en başarısız dönemini yaşatırsanız, ülkemizde basketbola ne ilgi kalır, ne de sevgi! Aynı durum EuroLeague’de oynayan kulüp takımlarımız mevzu bahis olduğunda ise haftalar öncesinde gerek TBF resmi web sayfasında, gerek EL resmi sosyal medya hesaplarında, gerekse de ülke basketbolumuzun yazılı ve görsel medyasında her türlü bilgi paylaşımı yapılıp, EL’ye olan ilginin artması sağlanılıyordu. Neden benzer hassasiyet A Milli Basketbol Takımlarımız için gösterilmiyor!

Hazırlık döneminde oynadığımız özel maçların sonuçları ve programı:
1) (07.08.2025, İstanbul-Türkiye) Türkiye 70-91 Litvanya
2) (15.08.2025, Münih-Almanya) Türkiye 71-73 Almanya
3) (16.08.2025, Münih-Almanya) Türkiye 79-65 Çekya
4) (20.08.2025, Litvanya) Türkiye 84-81 Litvanya
5) (23.08.2025, İstanbul-Türkiye) Türkiye – Karadağ

A Milli Erkek Basketbol Takımımıza, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası’nda başarılar diliyorum. Yolun sonu madalya olsun. Her şey Türk basketbolumuz için. Her şey A Milli Takımlarımız için.

- Reklam-

7 YORUMLAR

  1. Basketbol yazan arkadaşlaın çoğunluğu ne yazık ki FB sempatizanlarından oluşuyor. Hal böyle olunca FB’li oyuncular göklere çıkarılıyor. Nesnel bir yaklaşımdan uzak bir görüntü sergileniyor. FB yönetim kurulunun anlamsız bir şekilde Ataman başta iken ulusal takıma oyuncu göndermeyeceğiz tartışmasından sonra (Ataman’ın hazırlık döneminde GS lehine davranışı o kadar anlamsız ve saçma iken) Mahmutoğlu, Birsen ve Biberoviç isimleri üstünde durmak ne kadar doğru?! Mahmutoğlu ve Birsen’in geçen yıl kaç dakika oynamışlar! Biberoviç devşirme olsaydı oyunu kim kuracaktı? Bu sorulara yanıt veren yok. Ulusal takımın başarılı olmasını önemseyenler öne çıksınlar ve şunu diyebilirler mi: 3 yıl boyunca Amerikalı oyun kurucu almayacağız. 3 yıl boyunca altyapıdan çıkan (yerli) oyun kurucu oynatacağız. Nba’de olduğu gibi özel oyuncu koçları takıma dahil edip genç oyuncuları hem takımımıza hem de ülkeye kazandıracağız. Hodri meydan!

    Yerden yere vurmak yerine yapıcı eleştiriler üretmek daha yararlı olmaz mı? Çok zor olmamalı.

    • Fb sempatizanı olmak suç mu ayıp mı? Sporun genelinde, mevcut ekonomik ciddi sorunlara rağmen en çok milli oyuncuyu bünyesinde barındıran, en çok ödül kazanan,
      tesis ve gençlere yatırım yapan, olimpiyat komitesinden ödül alan başka takım var mı? Milli takım koçunu bir tek Fb’liler mi eleştiriyor? Duayen Necip,Erman abilerin eleştirileri ortada. Gerçekler acıdır, eleştiri, hakaret,küfür yoksa herkesin hakkıdır. Milli takım koçu konumuna yakışmayacak şeyler yaparsa tepki görmesi de doğal ki koçun kendisi de özür diledi. Guard gerekli doğru da formsuz olan Larkin yerine rakiplere baskı yapabilen,hırslı Doğuş olsa ne olurdu? Ya da Berk’e daha çok güvenilse kötü mü olurdu? İlla madalya almak şart mı? Madalya olmasın kendi insanımızı kazanalım buna kim hayır der? Bu sorulara da yanıt veren yok. Geçen sezon son dönemde Melih ve Metecan gayet iyi oynadılar aksini söyleyen ya basketbolu bilmiyordur ya da kasten aleyhte konuşuyordur. Tarık tüm sezon iyiydi ama Bosna Hersek izin vermeyince devşirme statüsüne takıldı, sorun olmasa milli takıma alınsa ona da laf söylerdiniz. Dış şutu olan Yiğitcan da gayet iyi sezon geçirdi ama ona da az süre verildi. Furkan niye tercih edildi neden ısrar ediliyor bunu sorgulayan yok. Son kısımda yazdıklarınızı hemen herkes söylüyor ama uygulama yok. Oynamayan,oynatılmayan hata yapmayan,hatalardan ders almayan oyuncu gelişebilir mi? Geçim derdindeki altyapı koçu kimi,nasıl yetiştirebilir? Torpil,
      menajer, ebeveyn olayları da ayrı. Günlük başarı peşinde koşulursa, idealist olunmazsa, altyapılara önem,Türk oyunculara olması gerektiği gibi şans,kredi verilmezse Türk oyuncu havuzu daha da daralır onlar da ne yapsam burada oynatılmam deyip haklı olarak ya ncaa’e gider veya parasını alır bençte oturur, figüran olur.

  2. İlker Bey yazıda tezatlıklar var… Ataman , kulüp takımının kazandıramadığı kendine güveni 1 ayda mı kazandıracak!?!?! Gard sorunu yazdığınız gibi kabak gibi ortadayken sırf şutu daha iyi diye Biberoviç mi değerlendirilecek!??! Larkin’inin yapamadığı savunmayı (ki hiç katılmıyorum son örneği bknz Litvanya maçı son top) Estonya maçında bile savunma da eşleştiremeyeceğimiz Melih mi yapacak?!?!?! Euroleague ‘de kadroya bile alınmayıp gençlerden kurulu Ksk veya küme düşmemeye oynayan takımlara karşı süre alıp sayı atan pardon 3lük atan Melih mi bizi Avrupa’da taşıyacak?!?! Sadece şampiyonluk serisinde iki maç iyi oynadı diye Metecan kadroya alınırsa bu diğer oyuncuların sezon boyu performanslarına haksızlık değil mi!?!?! Ercan Osmani niye iyi veya özgüvenli??!?! Acaba Efes ona her platformda süre ve güven verildiğinden olabilir mi!?!?! Yiğit sakat deniyor siz hiç değinmemişsiniz?!?! Kenan Sipahi, iki koç bu adamı Obra’nın yok etmesinden kurtardı biri Ufuk Sarıca diğeri onu hep kadroya alan Ataman!!! Berke’yi hep yazıyorsujuz ama ilk Litvanya maçında gördük… Aldığı süre ve oyuna katkısı Kenan’dan fersah fersah iyi olması gereken Berke’ye ilk Litvanya maçında süre verildi, katkısını yazsaydınız keşke öyle güveni yok demekle geçiştirilmez!?!?!Ki son maçta bence kadro planlaması için fazla süre alacak…. Son olarak her yazınızın finali; “herşey Türk milli takımı içinse” , kulübünü milli takıma tercih edenler unutulup hemen koşa koşa ayaklarına mı gidilecek!??! Saygılarımla…

    • Damlamış hemen gerginin manevi oğlu, avukatı, şakşakçısı. Manevi baban Türkleri basın önünde ağır şekilde eleştirip kadro dışı bırakmıştı, bu kafa mı oyunculara kendine güven verecek? Gelişmesine katkıda bulunduğu kaç Türk oyuncu var? Necip abinin manevi babana eleştirilerine cevap verebildin mi? Hayır tabii ki. Melih bir tek onlara mı üçlük attı, yuh be. Fb düşmanısın biliyoruz da avrupa’da bile öyle düzgün bilek kaç tane var? Melih, babanın Fb ile arası düzelince hemen para alıp kenarda oturan oyuncu oldu değil mi? Adam olan o lafı daha önce söyler. Kenan olayında bile manevi babana pay biçmişsin ya bravo. Kulübünü milli takımlara tercih edenler de Cedi ve Ömer, biri yorgunum dedi gelmedi diğeri telefonlara bile çıkmadı da senin gibilere ne desek boş, sen git yunan takımının başarısına sevin, tek branşta faaliyet gösteren efes ve en son yüzmede sahtekarlığı ortaya çıkıp madalyaları elinden alınan gs’yi tut aman bırakma mertis babayannis !

  3. son yıllarda gördüğüm en yanlı en anlamsız yorum bence tamamen tribüne yönelik kışkırtıcı linç edici bi zihniyet tabiki herkesin yorum yapma hakkı eleştiri hakkı var ama eleştiriyide eleştirme hakkımız var shane larkin çok özel bir oyuncu ve yeteneği tartışılmaz doğru olduğu belli olmayan resimleri doğru kabul ederek modası geçmiş eşitlik söylemleri bana komik geldi tabiki yıldızlar özel muamele görür ergin atamanın 3 kez euroleauge şampiyonu olması bu yüzdendir ispanya portekize yenildi nooldu ispanya bittimi sonuçta bunlar hazırlık maçı 19 hücum ribaundu verdiğimiz 20 de 2 üçlük attığımız 17 top kaybı yaptığımız maçı son topta kaybediyorsak burda çok önemli bir başarı vardır takımda son dünya şampiyonu Almanya ben büyük bir aksilik olmazsa hakem numaraları filan bu takım şampiyonluk adayıdır

  4. Federasyon başkanı spor adamı değil artık. Kendisi siyasi bir figür. Yurtdışında kaçak yaşayan mafyatik iş adamları ile fotoğraf çektirmekle meşgul. Ülkenin diğer kurumlarının durumu ne ki basketbol federasyonunun durumu ne olsun?

  5. Şimdi Atamanseverler hemen tu kaka yaparlar bu yazıya. Bu Furkan’ı herhalde pazarlamak için kadroya aldılar, başka bir açıklaması olamaz. Evet çok iyi bir oyuncuydu, ama onun kadar da yeteneğine ihanet eden bir oyuncu yok. “Çok para alıp kenarda oturan oyuncuları” kadroya almayacağını (yani Melih gibi) zaten belirtmişti antrenörümüz ama Metecan hakikaten güme gitti. Tarık , antrenörün Larkin aşkına takıldı. Neyse şimdilik hep destek tam destek. İnşallah bir 3 sene daha aynı “üst düzey takımları yenememe” problemi yaşamayız. Yaşasak da zaten hesap soran yok.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler