Sanırım sene 2011 idi. Kadınlar Ligi Türkiye kupası 8’li final maçları Hatay’da düzenleniyordu. Turnuva başlamadan önceki gün tüm federasyon yetkilileriyle takım yöneticileri önümüzdeki sezonun planlaması için otelin toplantı salonunda bir araya gelmişti. Ben de o dönem federasyonda ligler kurulunda çalışıyor olduğum için toplantıya katılmıştım. Jülide abla ile orada beraberdik. Esasında benim kendisiyle tanışıklığım 1984 yılına kadar gidiyor. Daha 17 yaşında İstanbul’dan Mersin Çukurova’ya transfer olmuştum. Yeni yetme üç sporcu (ben – Fahri – Erol) olarak bizi yerleştirdikleri o sporcu evinin arka sokağında takım kaptanımız Cihangir Sonat ve eşi Jülide Sonat otururdu. Biz sıcak ev yemeği ve bir anne şefkati uğruna Sonat ailesinin evinin önünde volta atar davet beklerdik. Canım Jülide ablam her seferinde bize o sıcaklığı vermek üzere evine alırdı. Daha sonraki yıllarda ara ara buluşmalarımız da oldu ama onun vizyonerliği ve liderliği ile tanışmamın asıl tarihi işte o toplantıda gerçekleşti. Toplantının en başında Jülide abla Kadın Basketbolundan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak raconu kesti. Birçok federasyon temsilcisi bizler de dahil ilk defa orada duyduğumuz o müthiş cümleyi söyleyiverdi: Arkadaşlar bundan böyle Bayanlar Basketbol Lig ismini kaldırıyoruz, artık KADİNLAR BASKETBOL ligi olarak ligleri oynatacağız. Başta Anadolu takımlarının yöneticilerinin tamamı itiraz ettiler. Biz kızlarımıza KADIN dedirtemeyiz diye. Bir adım dahi geri atmadı. Böyle olacak dedi. Çünkü o zaten kendine de bayan denmesini hiç sevmezdi, erkek liglerine nasıl bay ligi denmiyorsa bizim de ligimiz ‘Basketbol kadınlar ligi’ olacak dedi. Oldu da. Ondan sonra yetenekli onlarca oyuncu ve onların gelişmiş öz güveniyle birçok başarı elde etti. Dönemin federasyon başkanı Turgay Demirel ile sayısız ‘kavgalar’ etmesine rağmen Erkeklere tanınan hakların ve organizasyonlarin aynısını kadınlara da uygulatarak birçok başarının kazanılmasını sağladı.
2005 yılından itibaren katılmaya başlanılan Avrupa Şampiyonalarının hiç birini boş geçmedik. Tam 7 turnuvada onun emeği var. 2011’de final oynadık, 2. olduk. 2013’te 3. olduk. 2015 ve 2017 de 5. olduk. 2005 yılında sevgili Cem Akdağ’ın coachlugunda aynı zamanda Akdeniz oyunları şampiyonluğumuz da var. 2014 yılında Dünya Şampiyonası’na gittik. Derecemiz Dünya dördüncülüğü oldu. 2012 – 2016 Olimpiyat Oyunlarına bile gitme başarısını elde ettik. 2012’deki Olimpiyat Oyunlarında son anda kaçırdığımız madalya ile beşinci olan takım, tarihte Olimpiyatlar’a giden ilk kadın takımı olarak tarihe geçti. Tüm bu başarılardaki takım fotoğraflarında pek görünmezdi ama onun kafasında hep aynı düşünce vardı: ‘daha iyisini yapmamız lazım.’
Şimdi o dönemlerde ‘dokunduğu oyuncuları’ Türk Kadın Basketbolunu yeniden o eski şaşaalı günlerine döndürmek için çaba sarfediyor. Onun bu sporu yapan kadınların başarısı için verdiği savaşı ve yıktığı tabuları çok net görüyorlardır. Umarım başarılı olacaklar, olmaları lazım çünkü o hâlâ takip ediyor.
En son kendisini ziyaret ettiğimde bana şunu söylemişti: “Cenazemde tabutumun üstüne çıkacam ve gelenleri keyifle seyredeceğim.” Nurlar içinde yat Jülide ablam, iyi ki hayatımın bir parçasında olmuşsun…
Bir not : Biliyorum bunu yazdığım için bana oradan da olsa kızacak ama dayanamıyorum. Bu ülke sporu ve kadınları için bu kadar mücadele etmiş başarılar kazandırmış ve bunları maddi – manevi hiçbir beklenti içinde yapmamış bir SPOR insanı için en azından bu hafta sonu oynanan maçlarda birer tören organize etmek (Tofaş takımıni ayırıyorum, Tolga Öngören’e teşekkür ediyorum duyarlılıklarından dolayı) çok mu zor geldi federasyon ve camiaya… YAZIK GERÇEKTEN




Sevgili İnan merhaba. Her zaman ki gibi çok güzel bir yazı kaleme almışsın.
Jülide Sonat ile ilgili sitemine katılmamak mümkün değil.
Biz ‘aidiyet’ ve ‘geçmişe bağlılık’ kelimelerini en çok kullanan ülkelerden biriyiz. Ancak uygulamada ortalıkta görünmüyoruz.
Eline sağlık. Lütfen yazmaya devam et.
Sevgilerimle…
Teşekkürler abi güzel yorumun için
Bu insanlara yaşarken bırak bari öldüklerinde hakettiklerini verebilsek HİC OLMAZSA
❤️🙏🌹😒🏀👍👏
Inan kardeşim , güzel yazın icin tesekkür ederim ….
Cihangir Sonat