Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda Milli Takımımız, grupta 3-1 yendiği Almanya’yı aynı sonuçla mağlup ederek yarı finalist oldu. Filenin Sultanlar Cumartesi günü oynanacak yarı finalde Sırbistan ile eşleşti. Yarı finalin diğer ayağında İtalya ile Polonya mücadele edecek.
Melisa Vargas 26, Saliha Şahin 1, Hande Baladın 6, Derya Cebecioğlu 6, Elif Şahin 2, Eda Erdem 12, Zehra Güneş 9, İlkin Aydın 7 sayıyla oynadı.
Maça blok sayıları ve Melisa Vargas’ın etkili smaçları ile başlayıp skoru 10-3’e getirdik. Vargas’ın çok sert servisleri ile farkı 7 sayıya çıkardık, iyi manşet alamadığımız sekansta Almanya 3 sayıya kadar yaklaştı. 25-18 kazandığımız ilk periyoda Melisa, hızı 100 kilometreyi geçe servislerle birlikte 8 sayıya ulaştı.
İkinci setin başlarında rüzgar tamamen yön değiştirdi, Almanya iyi servislerle hücum kalitemizi aşağı çekti ve skor bir anda 7-1 oldu. Blok sayıları bulunca 11-9 ile farkı 2 sayıya çektik ancak devamında skor 16-10’a geldi. Rotasyona giderek oyunu değiştirme çabamız sonuç vermedi ve Derya Cebecioğlu’nun sayılarına rağmen Almanya seti 25-22 aldı. Melisa bu sette 1 sayıda kaldı.
Almanya’nın servis hataları ve Eda Erdem’în deneyim kokan sayıları sonucu üçüncü sete 5-2 ile giriş yaptık. Rakibimizin dışarı gönderdiği smaçların da yardımıyla büyük avantaj yakaladık: 14-7. Fark 8’e çıktıktan sonra Almanya iyi servislerle oyuna tutunmaya çalıştı ancak set sonunu çok iyi oynayıp 25-18 ile 2-1 öne geçtik.
Dördüncü seti önde götürdük ancak Almanya’nın direncini kırmakta zorlandık. Skor 16-16 iken Almanya uzun rallilerle 16-16 beraberliğe yükseldi. Vargas duruma müdahale etti ve 21-16 öne geçtik. Skor 24-18 iken Almanya’ya 4-0’lık seri versek de, seti 25-21, maçı 3-1 kazanıp yolumuza devam ettik.




Zoran Terzic, devşirme kuralını ve Türkiye’yi eleştirdi:
“Dürüst olmak gerekirse, milli takımda sadece o ülkenin gerçek vatandaşlarının ve her şeyden önce başka hiçbir milli takımda oynamamış kişilerin oynamasını çok isterdim.
Şimdiki bu durum, milli takım mı yoksa kulüp karması mı her neyse… Onların bazı kurallarına göre Tijana neredeyse yarı yabancı konumunda ki ondan daha büyük bir Sırp olamaz. Bize göre o neredeyse bir yabancı sayılırken, Türkiye’de Vargas yabancı değil, veya Sinead Jack, ya da Romanya’dan Carutasu ve daha bir sürü başka oyuncu.
Eskiden sadece bir tane olabileceğine dair bir kural vardı ama şimdi Türkiye’de üç tane var. Bence bu kadarı gerçekten biraz fazla”
Ne dersiniz, haklı mı, haksız mı? Milli takımlarda devşirme olmalı mı olmamalı mı? Olacaksa da en fazla 1 tane mi olmalı? Devşirmelerle başarılar kazanmak marifet mi değil mi?
Terziç’in kendisi dürüst değil. Öncelikle Boskoviç de, artık kadroda olmayan Mihayloviç de Sırbistanlı Sırp değiller, Bosnalı Sırplar her ikisi de, yani Bosna Federasyonu denen 1995-Dayton dayatmasının (Bosna’nın çarmıha gerilişi) iki “cumhuriyetinden” biri. Sonuçta resmen “başka” bir ülkedenler ve resmen devşirme her ikisi de, 4-5 yıl önceki dünya ve Avrupa şampiyonlukları da bu iki en skorer oyuncuları olmasaydı onlara gelemezdi. Duygusal anlamda tam Sırp olmaları bir anlam ifade ediyorsa, bizim Arnavut ve Boşnak kökenli “devşirmeler” de en az onlar kadar “tam Türk” olarak anlam ifade ederler. Ya da KKTC’li olsalar yine mi devşirme sayılacaklardı ? Bunların hiçbiri basketbol kadın ve erkek milli takımlarındaki Amerikalılar gibi parayla devşirilmiş kişiler değildir. (Voleybolda bunun örneği Polonya erkekteki Kübalı Leon veya ABD kadın takımındaki Nijeryalı Ogbogu. Ama Terzi efendi “Türkleri” eleştirmeyi tercih eder.) Ayrıca Türklerle evlenerek bizimle içiçe geçmiş olanları (Sınead Jack Kısal ve erkek millideki Marko Matiç. en eski örnek Natalye Hanikoğlu idi.) tümüyle bizdendirler, bunlara “devşirme” diye bakanlar işlerine baksınlar.
İkincisi Boskoviç çok genç yaştan beri tümüyle Eczacıbaşı emeğiyle yetiştirilmiş geliştirilmiş ve “beleşe” Sırp Milli Takımı tarafından kullanılmıştır. Vargas’ın ise ülkesiyle yaşadığı sorundan faydalanarak ona el uzatılmış, o da Fenerbahçe tarafından genç yaştan itibaren geliştirilmiş, milli olabilmesi için yasal süre de sabırla yıllarca beklenmiştir.
Terzi efendi bütün bunlar yokmuş gibi Balkan usülü demagoji politikası yapıyor. O da Alimpiyeviç gibi Türk hakemlere terbiyesizlik etmişti FB’deyken, aynı şeyleri Avrupa maçlarında yapmaktan kaçınan ikiyüzlü bir karakterdi. Ayrıca Türk oyuncuları gereksiz yere haşlar, çarşaflayan Sırbiçkalarına ise laf etmezdi, FB’yi onları Sırp Milli takımına pişirmek için kullanırdı.
Türkiye’de Türk oyuncu eksikliği yok ve başarılar “devşirme” denen başka ülke doğumlular sayesinde gelmiyor, onlar sisteme entegre ediliyorlar. Vargas kadar iyi oyuncu İsveç’te de var (Haak) ama İsveç’in Gizem’i Eda’sı Zehra’sı Elif’i Hande’si olmadığı için bizim kovaladıklarımızı kovalayamıyor. Vargas yokken pasör çaprazı Ebrar’dı ve Avrupa şampiyonluğunu Sırplara beşinci seti 13-15 vererek yitirmiştik. Vargas varken aynı Sırplara aynı şekilde beşinci seti 15-13 kazanarak aldık aynı şampiyonluğu, fark yok gibi yani bu sonuçlar futboldaki beşer penaltı sonuçları gibidir. Yani her iki finaldeki sonuçların birbirlerinin tam tersi olmaları işten bile değildi.
Uzun lafın kısası voleybolumuz devşirmelerle yürümüyor, kendi temposunda gelişti ve gidiyor.
Yurtdışında doğup, büyüyen Ferdi gibi 3 ülke vatandaşı ve annesi yabancı, Hakan, İlkay,
Oğuz, Orkun gibi annesi ve babası Türk olan, Türkiye dışında doğmuş, büyümüş çifte vatandaş ama temsil adına Türkiye’yi seçen futbolcular da resmen başka ülkeden olmuyorlar mı o zaman? Bosna, Sırbistan, Karadağ ki bir zamanlar ülkenin adı Sırbistan ve Karadağ idi, Makedonya Sırpları hepsi aynı ve hemen hepsinde Sırbistan vatandaşlığı da var (bunların içinde Boşnaklar da var) ama milli takım oyuncuları doğup, büyüdükleri, temsil etmek istedikleri ülke neresiyse onu seçtiler, seçiyorlar, etnik Sırp olan Doncic, Antic daha eskilerden rahmetli Petrovic gibiler mesela. Yorumum sana cevap değil fikir, bilgi alışverişi yapmak bu arada…
Ben de o ayrımı vurgulamaya çalıştım, gönülden tercih başka, Amerikan milli takımına girme şansı olmayanların başka ülkelerde basketbol milli takımı oyuncusu olmaları ise bambaşkadır. Onlara da teşekkür ama bu bizim voleybol kadın ve erkek milli takımlarındakiler asla Malach Flynn veya Beren Burke gibi değiller. Hele hele senin örnek verdiğin ebevyninden birisi bizden olan veya benim vurguladığım eşi bizden olanlar, resmi olarak “devşirme” de olsalar “bizim çocuklardır” onlar. O resmiyetten yola çıkmamın nedeni ise bay Terzi’nin demagojisiydi, kendisi de “devşirmelerle” dünya ve Avrupa şampiyonu olmuştu. Hatta o ikisinden Bosna doğumlu Sırp olan Boskoviç, doğum yerinden başka yetiştirildiği ocak Eczacıbaşı’dır, orada “rafine” hale getirilmiş bir “ürün”, ama Sırp milli takımı faydalanıyor. Yani antrenörünün bize laf sallaması utanmazlık. Eczacıbaşına en azından bir teşekkür borçlu.