Perşembe, Mayıs 30, 2024
spot_img

Can Özcan: Bu kariyerin ilk suçlusu benim!

Şimdilerde bahsi geçen “Altın Nesil”in her ferdinin hatta gelecekte basketbolcu olma hayali kuran her gencin okuması gereken bir röportajla karşınızdayız.

2005 yılında Leon kentinde düzenlenen Avrupa Yıldızlar Şampiyonası alt yapı milli takımlarımızın en büyük zaferlerinden birisidir. “Bu turnuvayı İspanya’da kazanan millilerin en potansiyelli oyuncusu kimdi?” diye sorarsanız da herkesin cevabı “Can Özcan” olacaktır. O zamanlar kendi yaşında Avrupa’nın en iyi oyuncusu denilen hatta rahatlıkla NBA yapabileceği söylenen Can Özcan kariyeri boyunca hiçbir zaman bu beklentileri karşılayamadı. Can Özcan ile röportaj yapmaya giderken yine onun kariyerine benzeyen bir kariyer geçiren isimlerden aldığımız cevaplara benzer şeyler beklerken çok açıksözlü cevaplarla bizleri şaşırttı. Levent Topsakal’ın muhteşem karakterinin ve koçluğunun aslında onlara kariyerlerinde zarar vermiş olabileceğini ve hiç etrafa suç atmadan bu kariyerden kendisinin sorumlu olduğunu söyledi.

Can Özcan’a verdiği dürüst cevaplar için teşekkür ediyor ve sizi bu röportajla baş başa bırakıyoruz:

Can Özcan denilince özellikle alt yapıda üstün fundamentalinden bahsedilirdi. O zamanlar pek yaygın olmayan bir çok pozisyonu oynama kabiliyetinizi nasıl kazandınız ?
Basketbol fundamentali süreç ile gelişen bir olay. Belki birazı doğuştan gelmiş olabilir ama ilk antrenörlerimden de gelmiş olabilir.
Ben basketbola hep herkesten bir kafa uzun olduğum için başladım. Ömer Aras’ın kızı ve Lütfi Arıboğan’ın oğlu benim arkadaşlarımdı, onlar da benim boyumu uzun görünce basketbola yönlendirdiler. İlk olarak Pamukspor’da basketbola başladım. Orada öğrendiklerimin çok büyük etkisi vardı kariyerime çünkü ilk zamanlarda neredeyse 1 saat sadece top fundamentali çalışıyorduk.

Bir ara tüm dünyada tanınan bir genç oyuncuyken şimdi bu seviyedesiniz. Kariyeriniz nasıl şekillendi?
Altyapı milli takımlarında iyi antrenörlerle ve abi diyebileceğim kişilerle çalıştım. Özellikle Levent Topsakal’ın üzerimde emeği çok büyüktür. Onunla geçirdiğimiz turnuvada belki biraz öne çıkmış olabilirim ama takımın başarısıydı tamamen. Muhteşem bir arkadaşlık vardı ve herkes birbirini daha yukarıya çıkarıyordu. Orhun Ene’yle de çalıştım evet altyapıda özellikle milli takım kariyerim çok iyi geçti. Ama üzerimde oluşan çok büyük beklentileri bir türlü karşılayamadım. Şimdi burada denebilecek en kolay şey antrenörler beni oynatmadı olur ama öyle değil, esas suçlu kesinlikle benim. En büyük suçun bende olduğunu kabul etmem gerekiyor bu beklentileri karşılayamadığım için ama tabii ki tartışılacak başka konular da vardır. Mevcut sistemde Türk oyuncuların oynama problemi vardı ama bunu da benim söylemem doğru olmaz sanırım.

Leon’da altın madalya kazandığınız Yıldızlar Şampiyonası hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Çok iyi bir takımdık. Takım olarak oynadık ama rakiplerimiz de çok güçlüydü ve İspanya’daki turnuvada Rubio’lu İspanya’yı geçmemiz kimse tarafından beklenmiyordu. Tamam, turnuva öncesi gittiğimiz hazırlık turnuvalarında da iyiydik belki bir derece olur diyorduk ama bu kadarını biz de beklemiyorduk. Rakip takımlarda Bojan Bogdanovic, Rubio, Diot ve Macvan gibi o zamana damga vuran isimler de vardı. Bu şampiyonluğun en büyük nedeni Levent abinin bize sağladığı müthiş motivasyon ve kendine güven hissiydi. Milli duyguyu savaşma hissini her an yaşadık. Milli takımlarda kendini gösterme olayı vardır kimse ortaya çıkmadı. Yarı finalde 0 dakika oynayan Gökper Gen örneğin final maçında çıkıp maçın MVP’si seçilmişti. Her maçı tek tek düşündük. Bir maç kazanınca diğerini de kazanalım diyorduk böyle böyle şampiyon olduk.

ŞAMPİYON OLDUĞUMUZ YILDIZ TAKIMDAKİ ÖZGÜRLÜĞÜ KULÜP TAKIMLARINDA BULAMADIK

Levent Topsakal değişik bir örnekti sizce altyapı milli takımlarında nasıl koçluklar olmalı?
Levent abiyle yaşadığımız şampiyonluk müthişti ama bu bizim kariyerimiz için avantaj mı oldu, dezavantaj mı oldu? Bilemiyorum. Doğru ya da yanlış olarak bakmıyorum ama onun bize aşıladığı özgüven ve serbestlik bize sonraki kariyerimizde zarar vermiş olabilir. Bize öyle komplike setler ya da ofensler çizmemişti. Herkesin yeteneğine göre uzmanlaştığı alanları kullanmamızı sağlayan ufak tefek dokunuşlarla bize özgürlük sağlamıştı. Sonraki kariyerimizde ise biz bu özgürlüğü bulamazken tam tersi davranışları görüyoruz. Saha içinde ve saha dışında hiçbir şekilde rahat olamıyorduk. Başarı geldiği için biz o zaman bunun iyi bir şey olduğunu düşündük fakat o yaşta değer yargıları tam oturmadığı için baskı altında kalmamıza yol açtı.

GENÇLERİN SORUNU KOÇLARDAN ÖNCE YÖNETİCİLER

Yabancı kuralı kariyerinizin gelişimine herhangi bir etkide bulundu mu sizce?
Yabancı oyuncunun olup olmaması büyük bir sıkıntı değil, esas problem sistemin kendisinde. Yabancı serbestisi olan ülkelerden de oyuncu çıkıyor. Hata en başta yapılıyor. Türkiye’de sistem şöyle; eğer koç üç maç kaybederse görevini kaybedebileceğini biliyor, genç oyuncuları oynatarak da bunu riske etmek istemiyor. Antrenörlere önce genç oyuncu oynatma güveni verilmelidir yönetim tarafından. Sonra antrenörler zaten genç oyunculara o güveni verir. Genç oyunculara çalışmıyor deniliyor ama bu o kadar doğru değil çünkü oynatılamıyor genç oyuncular bu sistem yüzünden.

Tam bu noktada şunu sormak istiyorum, altın nesil denilen bir nesil yakaladığımız söyleniyor. Bu gençlerin Konya’da şampiyon olduğu bir turnuvada sizin adınız ve nerede olduğunuz bana bir Sırp gözlemci tarafından soruldu. NBA yeteneğine sahip olduğunuz söylendi ve şimdi oynadığınız takım söylenince şaşırdı. Siz gençlere kendi durumunuza düşmemeleri için nasıl bir yol önerirsiniz?
Bizim zamanımıza göre gençlerin bazı ufak avantajları var. Artık antrenörler aynı şeyi yapan kişilerden genç olanı seçiyor. Üstüne bir de sosyal medyanın büyük avantajı dokunuyor. Eğer genç bir oyuncunun potansiyeli varsa ufak da olsa bir şeyler yapabiliyorsa hemen onun üstüne gidiliyor ve oynatılması isteniyor. Gözden hiçbir şekilde kaybolmayan bu gençlere daha fazla imkan oluşuyor. Biz mesela Avrupa Şampiyonu olduk ama ne oldu sonunda hiçbir şey. Bir iki haber oldu sonra peşimizi bıraktılar. Genç oyuncuların esas ihtiyacı olan şey biraz kaba olacak ama “yırtık” olmaları diyebilirim. Kendinizi bir şekilde öne çıkarmanız gerekiyor. Birkan, Melih ve Doğuş gibi isimlere bakılmalı. Birkan’a çok uzun bir süre küçümser şekilde bakıldı, “bu takımda ne işi var, niye buraya transfer oldu?” denildi. Ama her seferinde gitti, formayı kaptı. Şimdi bir Euroleague takımında en çok oynayan Türk oyunculardan birisi konumunda. Melih Mahmutoğlu da bu durumda. Oyuncuların kendilerine bu isimleri örnek alması gerekiyor. Bize güven veren hata tolere eden bir sistem yok gençlerin kendilerine güvenip insanüstü bir şekilde çalışması gerekiyor.

“SAVUNMAYA KONSANTRE OL” DAYATMASI…

Alt yapıdan üst yapıya geçerken hangi zorluklarla karşılaştınız?
En büyük sorunlardan biri antrenman metodları olabilir henüz alt yapıda yüksek kalitede idman düzeylerine çıkamadık. Ama bence esas problem altyapıda prens gibi görülen her türlü özgürlük tanınan her türlü sorumluluğu alması istenen oyuncu abileriyle oynamaya başladığında ufacık bir role sıkışıveriyor. “Sen biraz dur, savunmaya konsantre ol” gibi dayatmalar oyuncuların önüne çıkıyor. Savunmasını elbette geliştirmeli ama eğer herhangi bir geri adım atarsa, örneğin yıldız yerine görev adamı olmayı kabul ederse en üst seviyeye asla çıkamaz. Kabullenmeyecek genç oyuncu, rolünün hep daha fazlasını isteyecek.

Samsun’da keyifler nasıl bu sezon için hedefleriniz neler?
Giresun’da oynadıktan sonra Samsun’da da benzer durumlar var gibi gözüküyor. Burada daha profesyonel bir ekip ve daha net bir destek var. Orada Giresun çok yalnız bırakılıyordu, başkan ve ekibi insanüstü çaba gösteriyordu. Burada planlı bir kulüp var. Basketbol da değil sadece, voleybol takımı da aynı şekilde planlı kurulmuş şekilde. Bu sezon biraz geç kurulan bir takım olduk ama iyi gittiğimizi sahaya iyi bir oyun koyduğumuzu düşünüyorum. Maç maç gidiyoruz ve kazandıkça yaptığımız işin doğru olduğunu düşünüyoruz. Planımız ya da net bir hedefimiz yok zaten bizden de bu sezon bir üst lige yükselmemiz beklenmiyor ama play-off’a kesinlikle kalmak istiyoruz. Ne kadar gidebilirsek gitmek istiyoruz. Burada mükemmel bir çalışma ortamı var. Tesislerimiz iyi bize gösterilen ilgi çok iyi. Örneğin maaşlarımız hiçbir şekilde sarkmıyor günü gününe ödeniyor ve bize değer verildiğini hissediyoruz.

Koçla çalışmak nasıl bir duygu çünkü ilginç bir yönetim şekli var ve insan ilişkileri birçok koçtan farklı neler düşünüyorsunuz?
Ayhan hocayla ilk kez burada tanıştık. Gelip tanıyınca ilk başta zorlandığımı söyleyebilirim. Ama düşününce biz bir kişi tanıyoruz, o 12 farklı oyuncuyu tanımaya çalışıyor. Şimdi hem sistemi anladık, hem de takıma sağladığı pozitif hava bizi ileriye taşıdı. Takım arkadaşlarımla da ciddi bir uyumumuz olduğunu düşünüyorum takım içinde herkes birbirini seviyor bu her takım için ekstra bir güç getiriyor.

Samsun’da yaşam şartları nasıl?
Samsun büyük bir şehir. Sonuçta Giresun ve Trabzon’da oynadığım için buranın havasına, insanına ve ortamına alışığım. Fakat buradaki yatırımlar ve tesisler gerçekten dikkat çekici. Sanırım burada olimpik bir organizasyon düzenlenecek ve bunun için müthiş yatırımlar yapılmış. Sadece bizim kullandıklarımız değil bütün sporlar için çok dikkat çekici tesisler var. Sosyal olarak da her türlü imkanı bulabildiğimiz bir şehir. Yazın mesela hemen her yerde denize girilebiliyor. Biraz da bize ilgi gösterirlerse çok daha güzel olacak tribünlerde daha fazla insan görmek istiyoruz.

(Yasin Yıldırım, 02-01-2017)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler