Yapıcıer’den Meslektaşlarına… Türkiye’de Pazar Dar… Yurt Dışına Çıkın…

- Reklam-

Andaç Yapıcıer antrenörlüğe 20-21 yıl önce Anadolu Efes’te başladı, Türkiye’de pazarın daralması üzerine cesur bir kararla yurt dışına yöneldi. Almanya’da geçen bir sezon dışında Körfez ülkelerinde çalışıp ismini bölgede duyurdu, çok farklı ülkelerden teklif aldı. Başarıları sonucu Asya takımlarının dahi radarına girdi.

Önümüzdeki sezon Dubai’nin Alwasl takımında görev yapacak olan Yapıcıer ile yaptığımız röportajda, yurt dışında görev yapan bir koçun yorumlarını alırken en önemli mesajı meslektaşlarına verdi: Türkiye’de pazar antrenörler için daraldı… Dışarıda çalışmak konusunda cesaret gösterin, kendinize güvenin…

TÜRKİYE’DE PAZAR SINIRLI
Türkiye’de uzun yıllar çalışmış bir antrenör olarak yurt dışına çıkma kararınız nasıl başladı?
Benim için hikâyenin başındaki ana gerçek Türkiye’deki basketbol pazarının sınırlı olmasıydı. Ben profesyonel olarak uzun yıllardır bu işin içerisindeyim. Türkiye’de belirli bir seviyeye geldikten sonra önünüzdeki seçeneklerin her zaman düşündüğünüz kadar geniş olmadığını görüyorsunuz. Bir noktadan sonra aynı piyasada, aynı çevrede ve aynı döngünün içerisinde kalmak bazen sizi değersizleştirebiliyor. Fırsatların limitli olmasından ötürü düşük teklifleri kabul etmeniz gerekebiliyor. Bu sebeple kariyerimde bir adım daha ileri gidebilmek için bilinmeyene doğru gitme konusunda kararımı verdim.
Yurt dışında çalışmadaki motivasyonum ise sadece yeni bir takım bulmak değildi. Kendimi yurtdışında da kanıtlayabileceğime olan inancım son derece yüksekti. Çünkü başka bir ülkeye gittiğiniz zaman geçmişte kazandığınız başarılar size sadece o kapıyı açıyor ama o kapının arkasında kalıcı olabilmek için başarılı olmak zorundasınız. Bu motivasyon ve cesaret, beni önce iki farklı dönemde çalışacağım Bahreyn’e, ardından Almanya’ya, Katar’a ve Kuveyt’e götürdü. Şimdi ise Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Dubai’nin köklü kulüplerinden Alwasl’da yeni bir sayfa açıyorum.

OTURDUĞUNUZ YERDEN fARK EDİLMEYİ BEKLEMEYİN
Yurt dışı sürecinde en fazla desteği kimden veya neyden gördünüz?
Sanırım en önemli katkıyı, geçmişte kurduğum dostluklardan ve profesyonel ilişkilerden sağladım. Çünkü sadece kendi kariyeriniz ve basketbol bilginiz ile oturduğunuz yerden insanların sizi fark etmesini beklemek bana çok gerçekçi gelmiyor. Farklı marketlerin içine girmek için çaba sarfetmeniz gerekiyor. Bu çabayı gösterdiğinizde yeni kapılar sizler için açılıyor. Bu nedenle ben network kelimesini sadece profesyonel bağlantı olarak görmüyorum. İyi ilişkiler kurmak, güven vermek ve doğru bir iletişim içerisinde olmak, benim açımdan antrenörlük kariyerimin görünmeyen yatırımlarından biri oldu. Ben bu davranışların hiçbirini bir gün yurtdışında çalışırım diye yapmadım. Fakat bu davranış bütünü bana en çok katkı sağlayan faktör oldu.

ORTADOĞU’DAN, ASYA’DAN TEKLİFLER…
Türkiye’den veya başka uzak lokasyonlardan da teklifler aldınız mı?
Evet. Türkiye’de hem TBL hem de BSL’de yer alan kulüpler ile gerçekleştirdiğim resmi görüşmeler ve teklifler oldu. Uzak lokasyonlar ile ilgili ise körfez bölgesinin yanı sıra Asya basketbolundan da önemli teklilfler aldım. Hong Kong’da East Asia Super League’de mücadele eden bir takımdan ve Çin’de CBA’de yer alan bir kulüpten resmi tekliflerim oldu. Ancak o dönemde mevcut kulübümle devam eden bir kontratım vardı ve bu nedenle bu teklifleri kabul etmem mümkün olmadı. Bir Türk antrenör olarak kariyerimin Orta Doğu’dan Asya’ya kadar karşılık bulması beni çok mutlu ediyor. Farklı coğrafyadaki kulüplerin beni takip ediyor olması, yıllar önce verdiğim o ilk kararın ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.

BASKETBOL BİLGİSİ YETMEZ…
Yurt dışında çalışmak Türkiye’den dışarıya bakıldığında çok cazip görünüyor. Gerçekte nasıl?
Yurt dışında çalışmak dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Her sabah uyandığınızda kendinizi yeniden kanıtlamak zorundasınız. Başka bir ülkeye gittiğinizde bazen insanlar sizi ilk kez görür. Sizin kariyerinizden çok, bugün ne yaptığınıza bakarlar. Dil ve kültür farklıdır. Oyuncuların beklentileri, kulüp yöneticilerinin çalışma biçimleri farklıdır. Farklı coğrafyalarda antrenör olarak sadece basketbolu değil, aynı zamanda insanları ve kültürleri de anlamak ve yönetmek zorundasınız. Bunları yapamazsanız, dünyanın en iyi basketbol bilgisine sahip olsanız bile başarılı olmanız çok zor.

BASKETBOL TÜRKİYE’DEN İBARET DEĞİL
Peki sizi yurt dışında tutan ve her defasında yeni bir ülkeye gitmeye cesaretlendiren şey neydi?
Türk antrenörler için basketbolun sadece Türkiye’den ibaret olmadığının farkına vardım. Kendi karakteriniz, doğrularınız ve çalışkanlığınız ile işinizi severek yaptığınızda çalıştığınız ülkenin önemsiz olduğunu tecrübe ettim. Her ülkeye gittiğimde farklı bir basketbol kültürü gördüm ve burada ayakta kalmanın mümkün olduğunu anladım. Bahreyn’de final serisi oynarken sokakta yürümekte zorlandığım zamanlar oldu. Taraftarların desteği ve sevgi gösterileri inanılmazdı. Bu, bana ülkeye ilk geldiğim ve kimsenin beni tanımadığı günleri hatırlattı.

KUVEYT DENEYİMİ…
Geçtiğimiz sezon Kuveyt’te Qadsia takımı ile yaşadığınız tecrübeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Qadsia’ya geldiğimizde durumumuz oldukça karamsardı. Kulüp bir önceki sezon büyük yatırım yapmış, sezonu dördüncü sırada tamamlamış, kimya olarak sıkıntılar yaşayan ve otorite boşluğu olan bir takımdı. Bizim hedefimiz ise çok netti. Projeyi daha yukarıya taşımak ve sezon sonunda kulübü bu problemlerden arındırmak istiyorduk. Bunun ardından çalışmalara başladık ve Murat Öney ile birlikte çok iyi bir çalışma ortamı oluşturduk. Sezon devam ederken takımımızın gelişimi sonuçlara yansıdı. Sezon savaş nedeniyle yarıda kaldığında ligde ikinci sıradaydık. Ayrıca kupa finaline yükselmiştik. Yani sportif açıdan baktığınızda, başladığımız nokta ile geldiğimiz nokta arasında çok ciddi bir fark vardı. En önemlisi de gerekli olan disiplin ve arkadaşlık ortamı sağlanmış ve tek yumruk olmayı başarmıştık. Fakat Orta Doğu’da yaşanan savaş nedeniyle sezon tamamlanamadı ve hikâyemiz maalesef yarıda kaldı. Kulüp, ben ve Murat Öney ile devam etmek istese de diğer opsiyonları değerlendirmenin daha doğru olacağı yönünde kararımı verdim.

ORTA DOĞU’YU SIRP VE YUNAN KOÇLAR ELE GEÇİRMİŞ
Yurt dışında Türk antrenörlerin sayısının hâlâ sınırlı olduğunu görüyoruz. Özellikle Yunan ve Sırp antrenörlerin bazı pazarları daha fazla domine ettiği söylenebilir. Orta Doğu’da da benzer bir tablo var mı?
Evet, bunu açıkça söyleyebiliriz. Özellikle Yunan ve Sırp antrenörlerin Orta Doğu’da sayısı oldukça fazla. Bu ülkelerden gelen antrenörlerin birbirleriyle çok güçlü bir iletişim ve dayanışma içerisinde olduklarını da gözlemliyorum. Ben bu dayanışmayı kariyerimin büyük bölümünde çoğu Türk meslektaşımdan göremedim. Ben de bulunduğum bölgelerde sadece kendi kariyerimi geliştirmeye değil, Türk antrenörlerin bu pazarda daha fazla yer alabilmesi için bir yol açmaya gayret gösterdim. Bunun en somut örneklerinden biri, geçtiğimiz sezon çalıştığım Kuveyt kulübünün yeni sezon için Murat Dikmen ile anlaşması oldu. Benim için bu, kişisel kariyerim açısından elde ettiğim herhangi bir başarı kadar değerli. Bir kapıdan içeri girdiğiniz zaman, arkanızdan gelecek insanların o kapıyı daha kolay bulabilmesi için yolu açık bırakmalısınız. Tabii madalyonun bir de diğer yüzü var. İlk kez Bahreyn ile imzaladığım dönemde birlikte çalışabileceğim bir Türk yardımcı antrenör aradım. Ancak çeşitli nedenlerle bunu gerçekleştiremedim. Kimi yurt dışına çıkmayı tercih etmedi, kimi ise Türkiye’deki marketi kaçırmak istemedi. Bu nedenle ekibime farklı bir ülkeden antrenör dahil etmem gerekti. Bugün geriye dönüp baktığımda, o dönemde bu fırsatı değerlendirmeyen bazı meslektaşlarımın artık profesyonel basketbolun içinde olmadığını görüyorum.

KÖRFEZ ÜLKELERİNDE BASKETBOL GELİŞİYOR
Körfez basketbolunun son yıllarda ciddi şekilde geliştiğini görüyoruz. Siz bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bence Körfez basketbolu artık yeni bir döneme girdi. İlk zamanlarımda bazı oyuncuları buraya gelmeye ikna etmek için ciddi çaba harcıyordum. Bugün ise tam tersine, birçok menajer ve oyuncu bu pazarda yer almak için kendileri iletişime geçiyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri, bölgedeki yatırımların ve hedeflerin büyümesi. Dubai Basketball’ın EuroLeague’e katılması bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir takımın Avrupa basketbolunun en üst seviyesinde mücadele etmesi, bölgenin basketbola bakışındaki değişimi çok net gösteriyor. Bunun dışında geçtiğimiz sezon EuroLeague ve NBA geçmişine sahip oyuncuların bölgedeki projelerde yer alması, Körfez’in artık üst düzey oyuncular için de ciddi bir cazibe merkezi haline geldiğini gösteriyor. Bu nedenle ben Körfez basketbolunu artık sadece “iyi para kazanılan bir pazar” değil, aynı zamanda basketbol kariyeri yapılabilecek bir pazar haline geldiğini düşünüyorum.

TÜRK ANTRENÖRLERİN BU BÖLGEDE ŞANSI VAR
Türk antrenörlerin Körfez’de başarılı olabilmesi için neye ihtiyacı var?

Cesaret, vizyon ve kendine güven. Bence vizyonu geniş olan, farklı kültürleri tanımaya açık olan ve kendisini sürekli geliştiren Türk antrenörlerin bu bölgede her zaman şansı var. Ama bunun için sadece iyi bir antrenör olmak yeterli değil. Buna bir örnek vermem gerekirse geçmiş yıllarda önemli bir CV’ye sahip değerli bir meslektaşım bu bölgedeki önemli kulüpler ile görüşmeler yaptı. İstediği yaklaşımı göremeyince rotasını hemen değiştirdi. Bu anlamda sabırlı olmak ve buradaki ortama ayak uydurmaya çalışmak ve karşınızdaki kültüre adapte olmak zorundasınız. Tabii ki kendi doğrularınız ve kırmızı çizgilerinizi koruyarak… Ben Türkiye’deki antrenörlerin burada çok önemli işler yapabileceğine inanıyorum. Benim bu konuda yapabileceğim en önemli şeylerden biri de bağlantılarımı ve yıllar içerisinde oluşturduğum ilişkileri paylaşmak.

BASKETBOL TÜRKİYE İLE SINIRLI DEĞİL
Türk antrenörlere vereceğiniz en önemli tavsiye ne olur?
Kendinizi Türkiye ile sınırlamayın. Dünyanın her yerinde basketbol oynanıyor ve her pazarın kendi fırsatları var. Ama bir ülkeye gidip sadece Türkiye’de yaptıklarınızı tekrar ederseniz başarılı olamazsınız. Önce bulunduğunuz ülkeyi anlamalı, insanları tanımalı, basketbol kültürünü öğrenmelisiniz. Ve en önemlisi, her gün kendinizi yeniden kanıtlamaya hazır olmalısınız. Ben hiçbir zaman “Ben zaten bunu biliyorum” demedim. Çünkü basketbolda ve hayatta öğrendiğiniz her şeyin üzerine başka bir şey koyabilirsiniz.

AL WASL BENİM İÇİN HEYECAN VERİCİ
Al Wasl ile yeni bir dönem başlıyor. Bu karar sizin için ne ifade ediyor? Kariyerinizde bundan sonraki hedefiniz nedir?
Al Wasl benim için kariyerimde yeni ve çok heyecan verici bir adım. Dubai’nin köklü ve kurumsal kulüplerinden birinde çalışacağım. Kulübün çok iyi bir yerel oyuncu jenerasyonu var. Senegalli residance statüsünde yer alan önemli bir uzunumuz var. Benim hedefim beraber hareket eden ve savaşan bir oyuncu grubuna iyi yabancılar eklemek ve kazanan bir takım yaratmak. Hedeflerime gelince ; ilk yurt dışına çıktığım gün kimse bana “Bu adam beş farklı ülkede çalışacak” demedi. Ben de işin buralara geleceğini bilmiyordum. Şimdi ise, o günkü motivasyonumu yeniden ortaya çıkarıp aynı başarıları çalıştığım her ülkede üstüne koyarak devam ettirmek. Bunun yanında ise, bu yolculuğun benden sonra gelecek Türk antrenörler için de yeni kapılar açmasını da gönülden istiyorum. Bunun için elimden geleni yapmaya devam edeceğim.

Yapıcıer'den Meslektaşlarına... Türkiye'de Pazar Dar... Yurt Dışına Çıkın...

- Reklam-

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler