Basketbolda Kazanmak mı, Basketbolu Yaşatmak mı? (Coşkun Teziç)

- Reklam-

Basketbol konuşmayı seviyoruz.
Maçtan sonra hakemi, antrenörü, yabancıyı, genci, sistemi… Herkesi konuşuyoruz.
Ama nedense basketbol kültürünü konuşmaktan özellikle kaçıyoruz.
Çünkü kültür, aynaya bakmayı gerektirir.
Bugün soralım:
Biz basketbolu gerçekten seviyor muyuz, yoksa sadece kazandığımızda mı seviyoruz?

Salonlar Doluyor, Peki ya Zihinler?
Salonlar dolu olabilir.
Ama dolu olan şey her zaman basketbol kültürü değildir.
Bir genç oyuncu üst üste iki hata yaptığında tribünden homurtu yükseliyorsa,
bir antrenör her yenilgiden sonra “yarın kovulur muyum” diye düşünüyorsa,
orada basketbol oynanır ama basketbol yaşanmaz.
Kültür; sabır ister.
Biz ise halen sabırsızlığı “hırs” zannediyoruz

Altyapı Diyoruz Ama Aslında Ne Demek İstiyoruz?
Türkiye’de altyapı kelimesi çok kullanılır.
Ama çoğu zaman şu anlama gelir:
“Üst yapı için ucuz oyuncu bulalım.”
Oysa altyapı:
Kaybetmeye izin verilen,
Oyuncunun insan olarak büyüdüğü,
Skordan bağımsız değerlendirilen bir alan olmalıdır.
13 yaşındaki çocuğun şampiyonluğu değil,
23 yaşındaki karakteri önemlidir.
Bunu anlayamadığımız sürece altyapıdan kültür çıkmaz, sadece turnuva fotoğrafları çıkar.

Antrenörler: Sistem Kurucu mu, Günah Keçisi mi?
Bir ülkede basketbol kültürünü en iyi antrenörler taşır.
Ama biz antrenörleri çoğu zaman taşıyıcı değil, tampon bölge olarak kullanıyoruz.
Kaybedince suçlu,
Kazanınca sessiz,
Süreçte yalnız.
Sonra da “neden ekolümüz yok?” diye soruyoruz.
Ekol, güven ortamında oluşur.
Korku ortamında sadece ezber setler üretilir.

Tribün Kültürü = Basketbol Kültürü
Tribünler, basketbolun vicdanıdır.
Ama biz vicdanı, öfkeye teslim etmiş durumdayız.
Hakeme küfür eden,
genç oyuncuyu yuhalayan,
rakibi düşman gören bir tribün…
Buna taraftarlık diyoruz ama aslında bu,
basketbol kültürünün en net itirafıdır:
“Biz oyunu değil, egomuzu izliyoruz.”

Kazanmak Her Şey mi? Evet… Ama Hangi Bedelle?
Elbette kazanmak önemlidir.
Kimse kaybetmek için spor yapmaz.
Ama her şeyi kazanmak üzerine kurarsanız:
Gelişim kaybolur,
Oyuncu cesaretini yitirir,
Basketbol ruhunu terk eder.
Kültürü olan ülkeler, önce nasıl oynadıklarını tarif eder.
Biz ise sadece kaç fark attığımızı.

Son Top…
Basketbol kültürü bir proje değildir.
Bir sezonluk hedef hiç değildir.
O, bir duruş meselesidir.
Bugün cesur bir karar vermemiz gerekiyor:
Ya kısa vadeli alkışları seçeceğiz,
ya da uzun vadeli saygıyı.
Çünkü gerçek şu:
Kültürü olmayan basketbol, kazansa bile kaybetmiştir.

- Reklam-

2 YORUMLAR

  1. Sevgili Coşkun merhaba.
    Yazının başlığı müthiş.
    “Basketbolda Kazanmak mı,
    Basketbolu Yaşatmak mı?”
    İnanmanı isterim ki başlık; daha yazıyı okumadan bile insanın yüreğine dokunuyor.
    Zaten yazının son satırı bu düşüncemi fazlasıyla doğruluyor…
    “Kültürü olmayan basketbol kazansa bile kaybetmiştir. “

  2. Ben Yazıdan şunu anladım bu yaz Avrupa ikincisi olduk ama hâlâ bi halt olamadık çünkü kültürümüz yok biz turnuvanın en iyi ikinci takımıyız Avrupanın değil ama saraydan atanan kukla ve yanındaki avanelerine bakarsan türk basketbolu muazzam seviyede at yalanı seveyim inananı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler