Gençler Türkiye’den Kaçıyor… Erkin Kaş Malaga’da…

- Reklam-

Unicaja Malaga, Beşiktaş altyapısından Erkim Kaş’ı transfer etti.

2008 doğumlu, 2.01 m boyundaki Erkin Kaş U18 Avrupa Şampiyonası’nda 17:4 dk, 6.4 sayı, 5.0 ribaund, BGL’de ise 30:8 dk, 16.5 sayı, 9.5 ribaund ortalamaları yakaladı.

Bilindiği gibi Real Madrid’deki Ömer Kutluay ve Valencia’daki Nolay Tolun’dan sonra Yiğit Mehmet Okur da Barcelona altyapısına gitmişti. Böylece 4 genç Türk, İspanya altyapısında mücadele edecek. NCAA’de önümüzdeki sezon yer alacak oyuncu sayısı henüz netleşmemekle birlikte 20’yi geçecek.

- Reklam-

23 YORUMLAR

  1. Ülkenin basketbol elitleri evlatlarını dışarıya gönderip bu duruma kılavuzluk yaparken geriye kalan gençler ne yapsın?…. Fırsatı bulan gidiyor işte…. Bu arada giden elitlerin her fırsatta en büyük reklamcısı da Basketfaul… Timsah gözyaşları….

    • Basketfaul’e ihaleyi bırakmanıza katılmıyorum… Basketbol medya piyasası neredeyse bitmişken bu sitenin yıllardır ayakta durması bile alkış sebebidir. Ayrıca ne yapacak , hiç eleştirmeyecek olan haberi sansürleyecek mi?!!!? Bana kalsa yıllardır yazdığım yorum geçerli; Ne zaman bırakacağız şu “üç büyükler her branşa girsin” geyiğini!!! Tam tersi girmesin!!! Basketbolu basketbol yapan (aynısı voleybol için geçerli) son 25 /30 yıldır müessese kulüpleri!!! Tam tersi üç büyükler demek; israf demek, başarı için her yol mübah demek, küfür demek, kavga demek, popülist politika demek, kişisel piar demek… Ayrıca ülkede son 25 yılda ne doğru gidiyor ki basketbol politikası doğru gitsin?!?!?!?!

      • Mertbaba rumuzlu site müdavimi değerli yorumcu. Yukarıdaki yorumumda gençlerin yurtdışına gitmelerinin ihalesini Basketfaul sitesi üzerine yıktığım şeklinde anlam çıkarmanıza katılmıyorum. Gençlerin her fırsatta yurt dışını düşünmelerini ve kaçmalarının doğru olmadığı şeklinde bir duruş sergileyen ve eleştirel yaklaşan Basketfaul sitesinin yurtdışına kaçmış bazı elitleri her habere konu ve başlık yapmasını eleştirdim. Bu tür haberlerin tabii ki diğer gençlerimiz üzerinde olumsuz etkileri olmaktadır. Tüm söylediğim ortadaki bu tezattır. Basketfaul sitesi haber amaçlı olsa bile doğruları ve yanlışları ile basketbolumuzun konuşulup tartışılabildiği yegane alanlardan birisi durumundadır diye düşünmekteyim. Bunun yanında çok değerli kişilerin basketbol eğitimi ve kültürü ile ilgili paylaşımları da işin kreması oluyor. Gençlerimiz kaçıyor çünkü Q rumuzlu yorumcumuz olayı nokta atışı özetlemiş. “Ülkemizdeki altyapıların yetersizliği ve adaletsizliği” Çözüm olarak gördükleri şey yurtdışında “fundamentallerini geliştirme ve adil bir ortamda rekabet etme şansı”…. Gençlere bunları veremiyorsanız ve bu konularda kulağınızın üzerine yatarsanız ve gidenlerin de bazılarının yollarına kırmızı halılar serilip PR yolu ile yüceltilirseniz bunlardan etkilenenler de bu ekosistemden gitmezler, KAÇARLAR!… Önemli olan gençlere nasıl bir ekosistem sunabildiğimizdir. Kalabilmeleri için sebepler mi veriyoruz yoksa kaçmaları için nedenler mi?…. Sağlıcakla…

      • 3 büyükler olmasın ama giderlerini vergiden düşen, salon bile yapmayan, kafası bozulunca kapanan, tek branşta faaliyeti olan müessese kulüpleri olsun, öyle mi? Varlık fonunda yani tasarruf et denilen vatandaşın vergileriyle fonlanan bankalar voleybola dünya para akıtıyor, bu doğru mu etik mi? Fb, her branşta zirveye oynuyor, yüzme, atletizm, masa tenisi gibi branşlarda uluslararası şampiyonlar çıkarıyor, olimpiyat komitesi ödül veriyor, bunu yapabilecek müessese kulübü olabilir mi? Onlar da yabancılarla başarılı olmayı marifet sayıyorlar gerçi. Efes de yabancılarla şampiyon olabildi. Üç büyükler idealist olacaklar , onlar olmazsa ülkede spor olmaz, herşey para, sponsorluk, gelir, reklam değil, Türklere değer verecekler ki diğerlerine de örnek olsunlar tabii haksızlık yapmadan, adam kayırmadan, eşit şart ve haklarla. Küfür, kavga, popülistlik vs sadece sporda yok her yerde var, düzelmesi de mevcut insan profili, kalitesi,mevcudun içinden çıkan siyasilerle çok çok zor, devrim gerek…

  2. Sadece gençler mi; kaçabilen herkes Türkiye’den kaçıyor da, mevzu o değil. Bence bu haberin mutlu ve övünçlü bir başlıkla verilmesi daha doğru olurdu çünkü İspanya altyapı takımlarında ve NCAA’de oynamakta olan Türk oyunculardan bahsediliyor. İspanya dediğiniz, artık her ikisi de mevcut olmayan SSCB ve Yugoslavya’dan sonra Avrupa Şampiyonasında 4 altın 6 gümüş 4 bronz ile en başarılı olmuş ülke. Türkiye’nin sadece 2 gümüşü var bu arada. NCAA ise, NBA’in arka bahçesi. Basketfaul yazılarından onlarcası Türkiye’deki altyapılardaki yetersizliğe ve adaletsizliğe adanmışken ve o yazılara girilmiş belki yüzlerce yorumda vehamet her yönüyle detaylandırılmışken; NCAA’de ve İspanya altyapılarında yetenekleri dikkat çekmiş çocuklarımızın fundamentallerini geliştirme ve adil bir ortamda rekabet edebilme imkanı bulabilmeleri bizi çok mutlu etmeli bence…

  3. Bu haberden bağımsız takımlar Kendi gencine değer vermesin. Gitsinler yabancı genci yetiştirsinler. Oyuncu gidince de “niye gidiyorlar, yetiştirmek için maliyetine katlandık” edebiyatı yaparlar.

  4. Burada duyar dolu yorumlar yapan çoğu kişi, şu çocuklardan herhangi biri tuttukları takımda 5 dakika süre alıp bir hata yapsa “bu çocuğu neden oynatıyorsunuz, gitsin altyapıda oynasın” diye veryansın ederdi! Hep başkaları yetiştirsin, siz gelişince alırsınız.

  5. Düşünceme göre başlık “kaçıyor” biraz yanlış olmuş. Amerika’da herhangi bir yetenek sahibi olmak, insana iyi bir üniversitede okuma olanağı sağlıyor. Avrupa’da da bu olanak son yıllarda epey gelişti. Türkiye hiçbir zaman bir spor ülkesi, hele de basketbol ülkesi olmadı, şimdi de değil. Türkiye bir futbol ülkesi de olmadı, ama futbola düşkünlük fanatizm seviyesinde oldu hep. Amatör olarak futbol oynadığım yıllarda (uzun yıllar önce) en yüksek eğitim orta okul terkti. Mahalle aralarında ve amatör olarak basketbol oynadığımız dönemlerde ise tüm arkadaşlarımız Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde okurduk. Zamanla basketbol yeteneği olan, ama Türkiye’de iyi bir eğitim olanağı olmayan kişiler Amerika’yı ve eğitim sistemini keşfettiler. O tarihten beri de tüm tanıdıklarımın basketbol yeteneği olan çocukları Amerika’ya giderler, bu yeni değil. Bunun ilk nedeni Türkiye’de basketbol alt yapısının olmaması değil. Üstelik de şimdiye kadar Amerika’da basketbol bursu ile okuyan sonra da gerek yurt dışında gerekse de ülkemizde basketbol hayatına devam eden Dünya’ca ünlü bir basketbol oyuncusu da tanımadım. Çünkü öncelikli hedef yüksek okulda okumaktı. Bundan bağımsız olarak, Türkiye’de basketbol altyapı eğitimi olmadığı bilinen bir gerçek. Basketbol altyapı eğitimi bir yatırımdır. Bunun için öncelikle basketboldan kaynaklanan bir sektörün var olması gerekir. Ülkemizde ise basketbol futbol kulüplerinin yan uğraşı olmuştur hep. Zamanında İTÜ, TED koleji, ECZACIBAŞI, EFES olmasaydı, sonrasında da ÜLKER ve BANVİT devreye girmeseydi, basketbol şu andaki halinde bile olmazdı, futbol fanatiklerinin yan çekişme alanı olarak kalırdı. Rüştü YÜCE, Aydan Siyavuş, Aydın Örs ve daha onlarcası olmasa hiçbir şey olmazdı. Düşünceme göre günümüzde bu üst düzey hocaları temsil eden sadece Ufuk Sarıca var. Artık basketbol antrenörü de yetişmiyor. Bu adamlar basketbolcu yetiştirirlerdi. Mehmet OKUR ve İbrahim KUTLUAY saf yetenek basketbolculardı. Hele de Mehmet OKUR, düşünceme göre Türkiye’de yetişen Dünya’nın en iyi basketbolcusudur. Bu iki üst düzey basketbolcunun çocukları yurt dışına gidince, yaklaşık kırk yıldır süren bu durum görünür oldu. Kısaca değişen bir şey yok aslında, ama bize sanki değişmiş gibi geliyor. Futbol fanatizmine devam…

  6. Gidip başarılı olan kaç örnek var ? Nereye gidersen git, hiçbir yerde bedava forma yok ! Formayı almak için uğraşacaksın. Misal Yiğit Hamza Mestoğlu senelerce oralarda takıldı. Sonuç olarak TBL seviyesinde bile fark yaratamadı.

  7. Şuan gençler gidiyor, TBF süreci yönetimiyor, Basketbol adına verimsiz ve beceriksiz yönetim şuan geleceği yok ediyor minvalinde ilerlemeye gayret ediliyor, birilerini, bir şeyleri kötüleyerek yer değiştirme gayreti mevcut. Gerçekten bu şekilde mi? Günümüzde bir çok firmalar batarken, iflas erteleme alırken, personel sayısını azaltırken, spora ve eğitime bakış açımız, daha doğrusu genel kültürümüzün ne durumda olduğu ortadayken nasıl bir sistem oluşmalı? Bu konuda önerisi olanlar var mı? Bu haberi işleyen üstadlarımız için de geçerli bu sorum? Bir personeli bünyeye katmak maliyet açısından ne duruma gelmişken, sürdürebilir olmak adına ve verimlilik adına nasıl antrenör maaşları belirlenmeli, salon kiraları ne durumda, ulaşım? Bunu disiplinel yapmaya kalktığınızda izlenmesi gerekenler belli. Bir de bu işin liyakatli emek kısmı var. Antrenör eğitim ve vize ücretleri, seminer detayları irdelenirken bu maliyet süreçleri dile getirilip TBF kısmı suçlanıyorken, bu sistemin uygulanacağı zamanda neden dile getirilmiyor? Maalesef şuan maddi olarak kötü bir süreçteyiz. O sebeple Geniş spektrumdan bakalım lütfen. Çözümü hep beraber üretmeliyiz. Bu kaçışların, antrenör kalitesinde olan düşüşlerin, Türk gençlerinin olmamasının, verimsizliğin, her şeyin temeli bu. Takımlar liglere katılamıyor artık, şehirler kendi içlerinde sponsor bulamıyor, yatırımcı bulamıyor. Gençlik ve Spor il müdürlüklerine ait salonu olmayan şehirler var lokomotif olan illerde. Var da var yani… Bunları lütfen göz ardı etmeyelim. Canımız acıyor gerçekten. Antrenörler adına da söylüyorum, her yer gibi kolay para kazanım gayreti de spor okullarına sevkediyor.

  8. bırakın gitsinler, bırakın oynasınlar efenim! Kulüp takımlrı yabancıdan geçilmiyor bari bu arkadaşlar İspanya gibi Dünya çaında bir spor endüstrisi yaratmış, oyuncuya maddi ve fiziki üst seviye imkanlar sunan bir ğlkede tecrübe kazanır, milli takımımıza katkıda bulunurlar. Kulüplerimiz zaten yabancıdan geçilmiyor… yerli oynatacak doğru düzgün kulüp yok. Süre alabileckeleri Avrupa kulüpleri bulunmaz nimet bu gençler için.

  9. yerli oyuncumuza saygi yok, her zaman elestiriyoruz ve hic gelisme sansi vermiyoruz alt yapidan beri. Bu hele ki uzun olmayan oyuncular icin oldukca gecerli. Bir top kaybinda oyundan cikarip sadece savunma yapmaya ya da bos üclükcü konumuna getiriyoruz. Melih Mahmutoglu bu ülkenin izin verdigi guard tipi ne yazik ki. az süresini aliyor arada üclük atiyor ama topla birsey yapmasi gerektiginde fara bakan tavsan gibi kaliyor.

    Gencler asla sorumluluk ogrenemiyor takimlarimizda. NBA yapamamis bir ortalama Amerikali gelip direk burada ana oyuncu oluyor. Alismasi lazim diye bir sürü hatasi göz ardi ediliyor. Zaaflari varsa diger oyuncularla kapatilmaya calisiliyor. Bizim oyuncumuzun zaafi varsa o oynayamaz ama. Hata yaparsa yedek kalir. Alisma zamani gelisme zamani falan ne demek, kesin gönderin takimdan.

    Avrupa ikincisi olan takimdan Ercan disinda kim Euroleaguede süre aldi dogru düzgün? Sehmus her sene gelisen bir adam, Efes gönderdi bu sene. Kenan neler yapti turnuvada, ama sut atamiyor diyerek hala bir euroleague takimimiz asla almaz.

    Alperen dönse bu sene Fenere gelse, Fener Houston kadar onun üzerinden kurmaz oyununu. Sabonis icin yapar ama Alperen icin yapmaz. Kendi takimlarimiz kendi oyuncularimiza güvenmiyor, onlari asla ilk siraya koymuyor.

    Cedi NBA öncesi süre alsa da takimin 4. 5. oyuncusuydu Furkan süre bile alamiyordu kiralandi. Gelse Efes’e Panathinaikosta oynadigi gibi oynayamazdi ve su son iki senesindeki gelismeyi gösteremezdi.

    Suclamayin gencleri gidiyorlar diye. Gitsinler ve degerleri anlasilsin

  10. Gençler gidiyorsa sebebi kulüp yöneticileri, federasyon,koçlar ve rezalet sistemdir. Kendi ülkenizde size değer verilmiyorsa, çifte standart, haksız rekabet, yabancı parlatma hevesi varsa idealizm yoksa gitmeyip de ne yaparsınız? Bu her spor branşı için geçerli. Larkin kötü oynasam dahi sahada kalacağımı biliyordum demedi mi? Larkin yetenekli ve potansiyelli diye üstüne düşüldü, bizim gençler yeteneksiz mi, öyle olsalar Real,Barca,
    Ncaa,Avustralya onları alır mı, almazlar,.peki neden biz onlara değer vermedik,vermiyoruz? Kenan İspanya’dayken bir hata yapmış direk koça bakmış o da niye baktığını anlamamış molada sormuş Kenan da hata yaptığımızda ya kenara geliriz ya da koça bakarız ondan baktım demiş, bir röportajda anlatıyordu. Zihniyet farkı, sonra İspanya niye sporda başarılı diyoruz, nasıl olmasın? Fb eurolig şampiyonu olurken kaç Türk oyuncu kaç dakika, hangi istatistikle oynadı? Eurolig şampiyonu olurken koçu Türk olan ki aynı kişi milli takım koçu,Efes için de aynı soru geçerli. Kaç Türk koç kaç Türk oyuncuyu geliştirip yıldız yaptı? Mesela milli takım koçu? En iyi koç o ya ondan soruyorum. Türklere sırf Türkler diye iltimas yapılsın demiyoruz ama haksızlık da yapılmasın. Şevki kırık, ne yapsa da oynatılmayacağını, en ufak hatada kenara geleceğini bilen, maç sonucu belli olduktan sonra oynatılan oyuncu figüran olmaz da ne olur? Oynatılmayan, hata yapmayan, en ufak hatada kenara alınan oyuncu gelişir mi? Sistem düzelmedikçe, altyapılarda koçların geçim derdi,torpil, rüşvet, menajer oyunları, haksızlık,ailelerin çocuklarını para kazanma makinesi olarak görmeleri, gençlerin gelişim ve kariyerden önce bol sıfırlı kontrat düşünmeleri bitmedikçe daha çookkk gencimiz gider ve kimsenin de umurunda olmaz zaten umurlarında olsa sistemi değiştirirler de işin içinde para, sponsorluk, çıkar var, değiştirirler mi? Paraya ruhumuzu, vicdanımızı sattık, ekonomik, sosyal, ahlaki, hukuki, ticari, siyasi, spor her bakımdan kahredici halimiz ortada değil mi?

    • Ben de alkışla katılıyorum. Kenan’ın o olayını bilmezdim, acı acı güldürüyor. Eleştirenlerin parmak basmadığı menejer konusu da bu “rezalet sistemin” tamamlayıcı halkası. “Getirilen yabancılar kötü de oynasalar oyundan alınmazlar” diye yazılı olmayan bir madde var, ülkemize özgü. Bu da menejerleri simsarlaştırıyor, ipler yöneticiler tarafından onlara verilmiş oluyor, koçlar da bu sahnede hizaya girmiş oluyorlar, yerlisi-yabancısı, başarılısı-başarısızı. Sistemin içine girmeyen ise ağzıyla kuş da tutmuş olsa (Türk skorerler ile Avrupa’dan europe cup getirmek gibi) TBL’yi boyluyor, iyi takımlarda iş bulamıyor. (Erhan Ernak yani) Hiç bir başarı cezasız kalmaz Türkiye’de. Bu ortamda gitmeye niyeti olmayan bile “kaçar”, bağlasan durmaz.

      • Yabancı koçlar hizaya gelmez,niye gelsinler ki nasılsa bir pazarları, alıcıları elbet var ya bizimkilerin? Yok. O nedenle de simsarlar, yöneticiler ne isterse, ne derse, nasıl basketbolu dizayn etmek isterlerse o olur burada. İstisna 2,3 koç hariç tabii. Başta da gezegenin en iyi koçu olup basketbolumuzdaki ciddi sorunlar hakkında proje üretmeyen, ses çıkarmayan, bana neci davranan, itici , antipatik ve şu an da hak ettiği gibi boşta olan zat.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler