Sayın Hidayet Türkoğlu’na Açık Mektup! (İlker Yıldız)

- Reklam-

FIBA tarafından 2026 Onur Listesi’ne (Hall of Fame) seçilerek tarihe geçen Sayın Hidayet Türkoğlu’nu tebrik ediyor ve ülke basketbolumuz adına kendisiyle gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Sayın Hidayet Türkoğlu’nun basketbol kariyerine baktığımızda, ülke basketbolumuz adına birçok ilke imza atan (özellikle NBA ve A Milli Takım kariyeri) bir değer olduğunu büyük bir mutlulukla ve gururla görüyoruz. Kendisinden yeni Hidayet Türkoğlular ve nice değerler yetiştirecek bir ülke basketbol iklimini oluşturmasını bekliyoruz.

26 Ekim 2016 tarihinden itibaren yaklaşık 10 yıldır Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) Başkanlığı görevinde bulunan Sayın Hidayet Türkoğlu’ndan ricam, ülke basketbolumuzda son yıllarda yaşanan yerli büyük oyuncular yetiştirememe ve geliştirememe, basketbolun ülke geneline yayılamama ve gerek niceliksel (yatay) gerekse de niteliksel (dikey) anlamda yaşanan sorunların çözülmesidir.

Bu da öncelikle kulüp takımlarımızın isteklerinden önce, ülke basketbolumuzun şimdi ve geleceğini şekillendirecek yakın ve uzun vadeli planların alınmasıyla sağlanacaktır. Ülke basketbolumuzun geleceği, büyük oyuncular ve büyük antrenörler yetiştirecek bir sistem inşası ile gerçekleşecektir. Bunu başarabileceğimize olan inancım tam. Çünkü, bu ülkenin çocukları birçok alanda olduğu gibi basketbolda da çok yetenekliler.

YERLİLER FİGÜRAN

Ülke basketbolumuz her ne kadar kulüp takımları düzeyinde hem erkekler hem de kadınlar kategorisinde Avrupa’da birçok şampiyonluklar elde etse de, kulüp takımlarımızın elde ettiği bu başarılarda maalesef yerli oyuncularımız figüran durumundalar.

Son olarak 2025-2026 sezonunda kadınlar kategorisinde hem EuroLeague (EuroLeague Women)’de hem de Eurocup’ta takımlarımız şampiyon olsa da, kulüp takımlarımızın bu elde ettikleri şampiyonluklarda yerli oyuncularımız maalesef yabancı kalmış durumdalar.

2025-2026 Kadınlar EuroLeague (EuroLeague Women)’de iki Türk takımı final oynarken, şampiyon olan Fenerbahçe Opet’te yerli oyuncularımız final maçında toplam sürenin sadece ve sadece %20,95’inde parkede yer aldılar (41:54 dakika). Final oynayan Galatasaray Çağdaş Faktoring’te ise yerli oyuncularımız final maçında toplam sürenin sadece %28,72’sinde parkede yer aldılar (57:26 dakika). Her iki temsilcimizde Türk oyuncular final maçında toplam sürenin sadece ve sadece %24,83’ünde parkede yer aldılar. Yerli oyuncularımız, toplam 400 dakikanın sadece 99 dakika 20 saniyesinde parkedeydiler. Bir diğer deyişle iki Türk takımının oynadığı final maçında toplam sürenin %76,17’sinde yabancı oyuncular yer aldılar.

Ayrıca 2025-2026 Kadınlar EuroLeague’de iki Türk takımı final oynamasına rağmen, turnuvanın en değerli 5’inde hiç Türk oyuncu olmaması da basketbolumuz adına bir ironi olsa gerek!

2025-2026 sezonu Kadınlar Eurocup şampiyonu olan ÇİMSA ÇBK Mersin’de de durum diğer Türk takımlarımızdan farklı değil. Temsilcimizde final serisinin son maçında Türk oyunculardan Manolya Kurtulmuş ve Asena Yalçın süre almazken, Büşra Akbaş 04:36 dakika, Sinem Ataş 06:34 dakika ve Esra Ural Topuz 09:57 dakika süre aldı (%20,56). Türk oyuncular final maçında sadece ve sadece 21:07 dakika süre aldılar ve yine sadece 2 sayılık katkı yapabildiler. Final serisinin son maçında toplam sürenin %89,44’ünü yabancı oyuncular yer aldılar.

Temsilcilerimiz şampiyonluklar elde ederken, kadrolarında yer alan; Sude Yılmaz (GS, 24), Sehernaz Çidal (GS, 31), Zeynep Şevval Gül (GS, 25), Şerife Alperi Onar (FB, 30), Tilbe Şenyürek (FB, 31), Ayşe Yılmaz (FB, 23), Manolya Kurtulmuş (ÇBK, 28) ve Asena Yalçın (ÇBK, 35) gibi A Milli Kadın Basketbol Takımımızın geniş kadrosunda yer alan oyuncularımız ise forma şansı bulamadılar.

Kadınlar EuroLeague Dörtlü Final Grubuna son 14 yıldır en az bir Türk takımımız kalma başarısı gösterirken, bu başarıları çok sayıda ve yüksek maliyetli yabancı oyuncuların yer aldığı kadrolarla elde ettiklerini de söylemek zorundayız.

A Milli Kadın Basketbol Takımımızın ise son 10 yıldır büyük bir düşüş içerisinde olduğunu üzülerek görüyoruz. Son olarak kendi ev sahipliğimizde düzenlenen FIBA 2026 Dünya Kupası Elemeleri’nde 5 maçta sadece 2 galibiyet alarak finallere kalabildiğimizi de söylemeliyiz.

ÜST DÜZEY OYUNCU YETİŞTİREMİYORUZ

Son 10-15 yılda basketbolda kulüp takımlarımız, yüksek maliyetli ve bol yabancı oyunculu kadrolarla hem erkekler hem de kadınlar kategorisinde Avrupa kupalarında şampiyonluklar yaşarken, maalesef ülke basketbolumuzda gerek erkeklerde gerekse de kadınlarda üst düzey yerli oyuncular yetiştiremiyor ve geliştiremiyoruz. Bununla birlikte liglerimizde sezon öncesinde birçok takımımız katılım şartlarını yerine getirmekte zorluklar yaşamakta, hatta ligden çekilmeler yaşanmaktadır. Birçok köklü ve başarılı kulübümüz ise sürdürülebilir kulüp yapısından uzak olmaktan kaynaklı olarak da ya basketbol branşını kapatmakta ya da zor durumlarla karşılaşmaktadırlar.

A Milli Takımlarımızda oyuncu havuzu son yıllarda o kadar daraldı ki, yakın gelecekte A Milli Takımlarımız hem Avrupa ve hem de Dünya Şampiyonalarında beklenilen başarılardan çok uzak kalacağını söylemek de zor olmasa gerek.

Şunu da unutmamak gerekir ki, yabancı oyuncuların hegemonyasında elde edilen başarılar gerçek anlamda ülke basketbolumuzun başarısını yansıtmıyor. Tam tersi olarak, bu tüketici anlayış; hem bu ülkenin gençlerine yeterince değer verilmediğinin, hem ülke basketbolumuz adına değer üretmeyi önemsemediğimizin, hem de tüketici bir basketbol ülkesi olduğumuzun bir göstergesi olmuyor mu?…

TBF yetkilileri başta olmak üzere, ülke basketbolumuzun bütün paydaşlarının mevcut anlayışla ülke basketbolumuzun yakın gelecekte çok ciddi sorunlar yaşayacağını geç olmadan görmesi ve gerekli önlemlerin alınması adına acil tedbirlerin hayata geçmesi gerekiyor. Mevcut basketbola bakış açısıyla ülke basketbolumuzun gelişim göstermesi pek mümkün görülmüyor. Bizler sorunları halının altına süpürmekle vakit kaybediyoruz.

Yabancı oyuncu merkezli bakış açısıyla ne ülke basketbolumuzda bir gelişim gerçekleşir, ne bu kulüplerin yer aldığı illerde basketbol kültürü gelişir, ne de gençlerin kendi ile özdeşleşeceği yerli oyuncuların olmadığı kadrolarla elde edilen başarılarla(!) oyuncu havuzumuz genişler…

Basketbolumuzdaki bu kendine yabancılaşmayla, ülkemizde bir basketbol kültürü oluşturmamız ise mümkün değildir.

A Milli Kadın Basketbol Takımımızın ülkemizin ev sahipliğinde oynadığı 2026 Dünya Kupası Elemelerinde 5 maçta sadece 2 galibiyet alması ve 5 numaralı pozisyon başta olmak üzere birçok pozisyonda üst düzey oyuncu yetiştiremediğimiz de bir gerçek. Kadınlar Eurocup’ta ve Kadınlar EuroLeague’de takımlarımız zirvede ama son yıllarda A Milli Takımlar düzeyinde üst düzey oyuncu yetiştirdiğimizden pek fazla söz edemiyoruz.

FIBA 2025 Erkekler Avrupa Şampiyonasında elde ettiğimiz ikincilikle çok önemli bir başarı elde ettik ama ülke basketbolumuz adına bu başarıları istikrarlı hale getirmemiz ise asıl önemli olandır. Bu da ancak büyük oyuncular ve büyük antrenörler yetiştirmemizle sağlanacaktır. Eğer yakın bir süreç içerisinde gerekli önlemler alınmazsa, üzülerek söylemek zorundayız ki, ülke basketbolumuzda üst düzey yerli oyunculara hasret kalacağız ve A Milli Takımlarımız adına da büyük bir ivme kaybı yaşanacaktır. Belki de yıllarca A Milli Takımlar düzeyinde başarıya hasret kalacak ve ciddi bir sorunlar yumağı ile karşı karşıya kalacağız.

Bu ülkenin çocukları ve gençleri, kendi değerlerine yabancılaşmış bir anlayışla elde edilen başarılarla basketbola ne tutkulu hale gelir, ne de basketbola olan sevgileri artar. Aksine, yabancı oyuncu hegemonyasıyla elde edilen kupalarla ve kulüp anlayışıyla, gençlerimiz ülke basketbolumuzda kendilerine adeta yer olmayacağı ve basketbolda yeteneksiz olduklarının kabulüyle karşılaştıklarını üzülerek söylemek zorundayız.

Bu nedenle gerek liglerimizde uygulanmakta olan yabancı oyuncu sayısı kuralından kaynaklı yaşanan sorunlar, gerek kulüp takımlarımızdaki yabancı oyuncu sayısı fazlalığı, gerek kulüplerimizin altyapılarından oyuncu yetiştir(e)meme sorunu ve gerekse de kulüplerimizin finansal fair-play başta olmak üzere sürdürülebilir bir yapıya kavuşamaması problemlerinin en kısa sürede çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Her şey Türk basketbolu için, her şey A Milli Takımlarımız için.

- Reklam-

13 YORUMLAR

  1. İlker Bey’in kaleme aldığı bu yazı, ülke basketbolumuzun temel bir gerçeğine çok net şekilde ışık tutuyor. Özellikle yerli oyuncu üretimi ve sürdürülebilir gelişim konusundaki tespitlere katılmamak zor.

    Ancak burada dikkat çekilmesi gereken bir diğer önemli konu da, dünya basketbolunun oyuncu geliştirme yaklaşımında sessiz ama çok güçlü bir dönüşüm yaşandığıdır. Almanya başta olmak üzere son yıllarda istikrarlı şekilde üst düzey oyuncu yetiştiren ülkelerde, klasik tekrar odaklı antrenman modellerinden ziyade, oyuncunun karar verme, oyun okuma ve adaptasyon becerilerini geliştiren daha çağdaş yaklaşımların ön plana çıktığını görüyoruz.

    Bu sistemlerde odak, sadece teknik üretmek değil; oyuncuyu oyunun içinde çözüm üretebilen, değişken şartlara uyum sağlayabilen ve baskı altında doğru kararı verebilen bir yapıya dönüştürmektir. Bu da doğal olarak hem bireysel kaliteyi hem de milli takım seviyesindeki sürdürülebilir başarıyı doğrudan etkiliyor.

    Türkiye’nin sahip olduğu yetenek havuzu tartışılmaz. Ancak bu potansiyelin en üst seviyeye çıkabilmesi için, oyuncu gelişiminde kullanılan yöntemlerin de güncellenmesi ve dünya ile paralel ilerlemesi kritik önem taşıyor.

    Aksi halde, kulüp bazlı başarılar devam etse bile, milli takım seviyesinde aynı istikrarı yakalamak giderek zorlaşabilir.

    Bu noktada atılacak her adım, uzun vadede Türk basketbolunun geleceğini belirleyecektir.

  2. Bu sezon Trabzonspor kadar kenardan yerli desteği almak zorunda kalan takım yoktur ancak ismail cem hariç hiçbirisi değil katkı vermek takımı geriye götürüyor. Sıralama olarak sıçrama yapamamasın sebebi biraz da budur. İyi olan yerliler kendilerini havuza bir şekilde atıyor. Konu yabancı sorunu değil yerlilelerin yeterli seviyede olmaması.

    • Yerlilerin yeterli seviyede olmamasının başlıca sebepleri yabancılara verilen sonsuz krediler, haksız rekabet ortamı, kırılan şevkler, tutulmayan sözler, Türklere değer verilmemesi ,menajer, yönetici, koç dümenleri vs. Bunları bilerek yorum yapalım. Evet tembel Türk oyuncular var, sabah 9 da bireysel gelişim antremanı koyulan oyuncu çok erken diyebiliyor, bir başkası saati değiştirin kız arkadaşımla buluşacağım veya gitar dersim var falan diyebiliyor ama yabancı sabah 7’de salonda idmanda. Fakat o da her maç sahada olacağını, burada oynayarak parlatılacağını iyi biliyor, dertleri takımın başarısı değil kendi performansları.

  3. FB
    BJK
    Bahçeşehir
    Türk Telekom
    Efes
    Galatasaray
    Bu 6 takım TBF Elit Ligi oluştursun (Sınırsız yabancı ile oynansın) Bu ligde düşme olmasın.

    Tofaş
    Trabzon
    Erok
    Petkim
    Mersin
    Bursa
    Karşıyaka
    Denizli
    Manisa
    Adana
    Antalya
    Ankara
    Balıkesir
    Gaziantep
    Konya
    Kocaeli
    Bu 16 takım TBF Süper Ligi oluştursun (Sadece 1 yabancı ile oynansın. Devşirme sporcu olmasın) Bu ligde son 4’e kalan takımlar ligden düşsün

    • Sana da basketbol sivrizeka ödülü verilsin. Sana yardımcı olmak içi “devşirme” akıl öğreteyim, TBL zaten var doldur o altta (Adana-Gaziantep-Konya dediklerin kim bilmem ayrıca, neyse) sıraladıklarını oraya, orası tamam. Üsttekileri de ABD’ye taşı Trump’a söyle, bir Ğ ligi (G ligi değil, o harfin ligi zaten var) kursun sana, orada oynasınlar. Meraklısı olduğun futbol için Afrika’da bir ülke aramak ise sana düşer.

  4. Elinize sağlık… Burda federasyonun hiçbir şey yapmaması kabul edilemez. FB, evet futboldaki başarısızlığı amatör (!) şubelerdeki üst düzey yatırım yani para harcayarak , kupalar ile kapatması normal karşılanabilir. Aziz Yıldırım bu yöntemi taraftarı konsolide etmek için buldu ve hep dedim çok mantıklı bir hamle kişisel piar için… Ama son divanda aynen şunları dedi ” Biz amatör şubeleri başka bir noktaya getirdik ama bugün yanlış yaptık. Çünkü geliri yok, gideri var!” Yani artık sadece harcayarak olmaz diyor.Amma velakin Türk oyuncuları da kaybediyoruz, Alperi milli takım 1. gardı artık süre alamıyor, 1.numaralı skorerimiz Sevgi en az her maç 10 top kullanmalı zar zor çoğu zaman maç kesinleşince top kullanıyor!!! Olcay zaten savunma yapsın enerji getirsin “modu” dışına çıkması yasak!!! Bayanlar da Belçika milli takımına daha çok hizmet eder halde , erkeklerde de keşfedilmemiş!!! Litvanyalı oyuncu haberleri düşmeye başladı hayırlısı olsun!!! Gelelim GS her yıl yap boz , bir umut ışığı olduğu anda hemen bir iki yabancı alalım hemen kupayı (başarıyı) hedefleyelim!!! Hâlbuki bu yılın başı Ekrem Memnun ile ,İlker Bey’in övgü yazısı da var bir Türk oyuncu potansiyeli değerlendirilmeye başlandı -ki anlaşılmaz bir nedenle Ekrem Hoca gitti , yabancı süreleri arttı.Fırat Okul , Ekrem Hoca gibi kariyerli değil dolayısıyla ilk olarak kendi kariyeri için başarı peşine düşüp bu yolu tercih etmesi yine bizim hatamız.Amma velakin Derin-Gökşen ve Elif yine milli takım için kilit.Hele Elif Bayram, sadece biz değil TBF bu oyuncuyu oynatma konusunda ısrarlı olmalı!!! Elde ,gelecek vaadeden tek uzun ve mükemmel bir ribaund sezgisi ve savunma potansiyeli var.Ama hücum yok!!! Bunu dert etmesi gereken federasyon!!! Yani GS iki yıl bir planlama yapsa -ki bu yıl “mış” gibi yaptı- zaten her yıl bu finaller gelecek. Diğer konu Memleket Mersin… Yine klasik kısa yoldan başarı kazanmayı şiar edindi sonuç ortada..
    Yıllardır Asena Yalçın dışında tek oyuncu yetiştiremedik!!! Sonuç federasyon, kulüplerimize anlıyorsa ya tekdir etmeli anlamıyorsa kötek!!! Koca devletin koca federasyonu , isterse kimse ağzını açamaz!!! Tabi önce liyakat!!! İşte orda çuvallıyoruz…

    • Olmayan aklınla, kişisel piar vs diyerek dalga geçtiğin ve/veya eleştirdiğin Fb kulübü amatöre yatırım yapmasa ülke uluslararası organizasyonlarda bir çok branşta zor temsil edilir…

      • Okuduğunu anlamamak bu işte… Burdaki herkes onu diyor işte kıt!!! Uluslararası organizasyonda temsil mesele değil elin evlatları ile olmamız mesele!!!

        • Sen hem aklı noksansın hem de şark kurnazlığı yapıyorsun da yallah başka kapıya. Yorumda Fb başkanı piar yapıyor diyorsun yorumuna cevaba da vatan, millet edebiyatı yapıyorsun ki yunan takımının başarısına sevinen senin gibi birinin bu tarz edebiyat yapması da ayrı trajikomedi. Ha bu arada senin vatan,millet falan deyip milyonlarca euroya milli takım koçluğu yapan, para için yunana çalıṣan şeyhin kaç Türk evlat yetiştirip, geliştirmiş, yıldız yapmış buna karşın kaç yabancıyı parlatmış, hata yapsalar bile sahada tutmuş?

    • Sahtekârlığına vesile yapmak için bu değerlendirmeye demi atladın, yerinde duramadın değil mi ? Dünya atletizm, basketbol, masa tenisi, yelken, boks, yüzme voleybol camialarında ün yapmanın, futbola çare olsun diye yola çıkmakla olabileceğine inanan veya inanmak isteyen ve hiçbir şeyden anlamayan (mesela performans sporlarında derece uğruna çekilen ve takım sporlarına verilen emekle kıyaslanamayacak çileden veya başka takım sporlarından – voleybol gibi) senin türünden ezikler kendi kulüplerinin başarısızlık ve yeteneksizlikerine çare olarak cahil cesaretiyle çamur atıp başarı değersizleştirmekle derman bulmaya çabalıyorlar. En berbat durumda olanlar da içlerinde basketboldan anlayan tek bir kişi kalmadığı için eski oyuncusu bir Sırbı menejer getirip diye başlarına geçirenler. “Onlar” kiiiiim, kadroda yerli-yabancıyı tartışmak kim ?

  5. Yazınız güzel ve anlamlı ama niyeyse yorumlar yayınlanmıyor. İlk olarak Fb bayan basketbol takımı 47 de 46 galibiyetle hem ligde hem de finalde ezeli rakibini yenerek eurolig şampiyonu oldu bu sitede haber bile olmadı ! Defalarca yazdık sadece basketbol değil futbol, atletizm vs de aynı sorunlar var, futbolda dünya kupasına gidiyoruz, en önemli oyuncular hep yurtdışı doğma, yetişme. Atletizmde de işin kolayına kaçarak parayla 11 sporcu devşirmeye çalıştık haklı olarak yasak geldi. Kolaya kaçma bu ülkede mevcut iktidarın tribüne oynama, göz boyama çabalarıyla zirve yaptı sonuçlar ortada. Basketbolda durum daha da felaket, avrupa 2. si olduk birileri kasıldı ama rakiplerin tam kadro gelmeyişleri, takımda birçok devşirme oyuncu olduğu malum. Mevcut sistemle ve zihniyetle bu ülkede üst seviyede Türk sporcu ancak şansa çıkar. Basketbolda 7 yabancı var Tbl’de bile bu hak 2. En kritik toplar en kritik anlarda hep onların elinde. Adamlar buraya gelip hem vergisiz dünya para kazanıyor hem de kendilerini geliştiriyor, böyle bir çiftliği başka yerde bulamazlar. Birileri de dünya değişti bizim de ayak uydurmamız lazım falan diyor dünya başka konularda da değişti onlar da niye aynı kafada değiliz peki? Oynamayan, hata yapmayan oyuncu gelişemez, kulüpler, yöneticiler,koçlar sürekli başarı ve para gelsin diye haksız rekabet ortamı yarattılar, yabancılara verilen kredileri Türklere vermediler, şevklerini kırdılar, yabancılarla maç,kupa kazanmayı marifet saydılar,bunların başında da A milli takım koçu geliyor, yabancı muadilleri onlarca oyuncu yetiştirdi kendisi Sertaç harici bir tane belli seviye oyuncu yetiştirmedi. Efes’deyken bilhassa eurolig’de kaç Türk oyuncu kaç dakika süre almış ortada. Daha önceki takımlarında da durum aynı.Onu örnek verdim zira güya en iyi Türk koç olduğu kabul edildiği için, kendi insanına değer vermeyen, katkı sunmayan, hazıra konan, Türk basketbolu için bir tane fikir,proje sunmayan, haksız rekabet ortamı yaratan, ortamdan nemalananlardan biri. Gelelim açık mektup yazdığınız federasyon başkanına. Dopingden kariyeri biten, yılın 9-10 ayını vatandaşı olduğu abd’de geçiren, kanun kaçaklarıyla poz veren, milli formayı primle giyen, siyasi baskı ve güçle başkan olabilen birine mektup yazsanız ne olur? Futbolun başındaki de ilkokul terk, hakemi statta hapseden, mafya bozuntusu. Herkese eşit olması gereken İstanbul valisi ve spor bakanının bir spor kulübüne milletin gözünün içine baka baka amigoluk yapabildiği bir ülkede ancak tesadüfi, şansa başarılar olabilir, oyuncu yetişebilir gerisi hikaye. Bu yorum yayınlanmaz sanmam, artık bu site bile objektif olamıyor maalesef. Saygılar.

    • Çok doğru hepsi, alkışlar. Yalnız milli takımımızda bir çok değil bir devşirme var, çocuk yaşta getirilip emek verilenlere devşirme denmezdi eskiden, o emeği unutmayalım. Yetişkinken de gönülden gelip bizden olan Mirsad’a Ermal’a, Aziz Bekir’e kimse devşirme demezdi, İlyasova’ya da, Cedi’ye de demiyorlar, bunu Osmani’ye ve hele hele özellikle Tarık’a yapıştırıp da onları kendileriyle ilgisiz Larkin, Wilbekin, Flynn ile eşitlemeye çalışanlara dikkat. Getirdiklerimizin hepsi bizim hocaların (yardımcı koçlar ve altyapı hocaları) gayretleriyle bu düzeylere geldiler. Selâmlar.

      • Beğenine sevindim, teşekkürler. Devşirme konusunda seninle aynı fikirdeyim, ülkemizde saydığın isimlere hep devşirme dendiği için o sıfatı kullandım ki Ersan harici hepsi evladı fatihan yani bizden ama senin gibi değerli insanlar harici kime,neyi,nasıl anlatalım? Tarık’ı ve Fb’yi eleştirip de sonra O’nun sayesinde bir yerlerinin nasıl kurtulduğunu hep birlikte gõrdük. Selamlar, sevgiler…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler