Beşiktaş Divan Kırulu’nda konuşan Genel Sekreteri Uğur Fora, basketbolla ilgili olarak forma konusunda sitemlerini iletti ve sadece 810 formanın satıldığını söyledi.
Fora şöyle konuştu:
“Hepimiz basketbol şubesinin ne kadar iyi yönetildiğinden, bütçesinin optimum gittiğinden bahsediyoruz. Beşiktaş Jimnastik Kulübü prensipleriyle yönetiyoruz basketbol şubesini.
Sizce basketbol formamız kaç adet satıldı? Sıkı durun söylüyorum! 810 adet. Hepimizin çıkıp ağzından düşürmediği basketbol şubemize sahiplenmemiz ve aidiyetimiz 810.
Bunun birinci sorumlusu benim. Hayatımda basketbol forması aldım buraya gelene kadar. Bunu hepimizin, özellikle divan üyelerimizin bilmesi ve ortak akılla bulması lazım. Bir formülüm yok ama bunu bilmeliyiz.”
Biz bilmiyor muyduk Fenerbahçe ile o son periyotta zorlanacağımızı. Bilim denen bir şey var. 2 günde 1 basketbolcu maça mı çıkar! Dertlenmedik mi, federasyon düzeyinde, bakanlık düzeyinde yapmadık mı! Ne elimizi kolumuzu bağladı, basketbol milli takımının maç takvimi. 10 güne düşürtebildik. Takımın yüzde 25’i sakatlandı, diğerleri yoruldu.
Fenerbahçe – Beşiktaş final maçında Sinan Erdem dolu, Beşiktaş’ın kazandığı para ise 3 milyon TL. 1.5 milyon salona veriyorsun, güvenlik, yemeği, elektriği, ulaşımı topluyorsun, Passolig’e yüzde 10 veriyorsun, 3 milyon kalıyor.”




Engelli macinda elektrikleri kesen, bangir bangir muzik calip saygisizlik edenlerin uzerinde de ayni forma mi vardi?
Aklımıza 12 MAYIS 2012 geldi…
Maalesef amatör branşlar diye anılan ki, ülkemizde basketbol da bu kategoride kabul ediliyor, spor branşları da kimse elini taşın altına koymuyor. Türkiye’deki her şey başarıya endeklenmiş. Başarı olursa (ki bu başarı da önemli olmalı, medyada ses getirmeli) ve arkasında önemli bir taraftar kitlesi varsa, önemli oranda katkı sunabilecek bir sponsor veya sponsorlar bulabilirsiniz. Yoksa karın tokluğuna talim. Her şeyi devletten, kulüplerden bekliyoruz. Kulüp yöneticilerinin ellerini ceplerine ne kadar atacağı o branşın kaderini belirliyor. Taraftar, sporsever olarak; aman bilet alıp bir organizasyona destek olmayalım. Mümkünse bedava bilet olursa maçlara gidelim. Aman cebimizden haftada üç beş yüz lira bilet parası çıkmasın. Gerçekten sporcularımızı, özellikle anadolu dediğimiz ki- hepsi bizim çocuğumuz, hepsi anadolu takımları– kulüplerin sporcularını canı gönülden kutluyorum. Bu kadar spora ilgisiz bir toplum içinde -sadece futbola ilginin olduğu- basketbol, voleybol, hentbol, atletizm, boks, yüzme, v.b. spor branşlarında azimle ellerinden geldiği kadar mücadele etmek çok büyük bir başarıdır.
Kulüpte basketbol kültürü oluşturamadınız ki, öyle olunca ne doğru dürüst sponsor geliyor, ne finansman. Geç olmadan acı gerçeklerle yüzleşmekte fayda var.
Sıkı duracak hiçbir şey yok basketbolseverler için, onlar biliyor Beşiktaş’ın basketbolu seven, izleyen euroleague veya NBA izleyen, ve kendi takımını izleyen bir dişe dokunur seyircisi olmadığını ve maçlarının en fazla bir kaç yüz kişiye oynandığını. 800 iyi rakam buna bakarak. Her yıl FB maçlarına gelip kuduran (ama her defasında morarmaktan da bıkmayan) “binlerin” ise, buraya damlayan trol örnekleri gibi basketbolla ilgili en ufak bir bilgi kırıntısına sahip olmayan ve olamayan malum kategoriden oldukları da çok iyi biliniyor. Gelelim final ağlaklığına. Beşiktaş’ın karakteristiği her hüsran sonrası bahaneler ve şikayetler. Oysa avantajlı olan kendileriydi, bütün sezon 88 maç yapmış, bunların 43’ünün Avrupa’nın en güçlü euroleague takımlarıyla oynamış rakibine karşı topu topu 68 maç yapmış, ve Avrıpa’nın ÜÇÜNCÜ kupasında kendilerinden ucuz takımlarla güya “Avrupa” (!) maçı oynamış olmalarına karşın daha seri başlamadan yandaşları olan medya bunlara ağlama startı vermişti, seri biteli iki hafta olacak halâ zır zır zır. Konu malum efendim “rakip kendisinden çok daha zor ve çok daha fazla sayıda maç oynamış ve bir sürü sakatlıkla boğuşmuş o hiç önemli değil, çıtkırıldım Yıldız Saraylı beyzadeler arada çok beklemiş de formları düşmüş, sakatlıklar ondan oluyormuş, hey yavrum hey. Asalet eziklerin kendilerini asil ilan etmeleriyle olmaz, tavırlarıyla olur. Mesela başına ne gelirse gelsin ne kadar çok daha fazla sayıda ve çok daha zor maçlar oynamış olursa olsun bunu zırıldamadan, çıkıp yorgun argın oynayan ama yine de rakibine lig ve kupa şampiyonluğu koklatmayana asil derler. Ve bu asiller “rakipleri ezmeye devam” ederler, sonradan görme bu ezikler de ışık kapatır böğürtü açarlar.
Dedi her finali kaybettiğinde hakeme bağlayan trol… Bknz Ataman dönemi tüm finaller… Hatta bu yılki faul rekoru kırslarda yenilgiyi hakeme bağlayan utanmaz troll!!! 😎😎😎
Asıl utanmaz trol senin gibi ona buna rezilce yalakalık yapandır. Bir insana böylesi tapanlarda kişilik,karakter sorunu vardır acil doktora gitmeleri gerekir, şeyhine söyle ülkende tavernalara yakın bir hastane varsa seni götürsün bir baktırsın sonra beraberce uzo içip sirtaki yapıp birbirinizi teselli edersiniz, uzocu,
sirtakici, mertis babayannis…
Yine nerenden uydurdun sazan ? Ne zaman “bağlamışız” ? Bir kez çalındı, o da dopingle ve derin federasyonun dopingçileri kayırmasıyla, hakemlerin ise -içerde- gücü yetmiyor bize 30 yıldır. Sen “yediğine doymadın mı” ? Biz final kaybedeli kaç yıl oluyor ? Senin zübük bırak finali, Avrupa’da NBA bütçesiyle artk playoff’u bile geçemiyor, keşke geçebilseydi de karşımıza çıksaydı yine, geleneksel zevkimizden mahrum kalmazdık. Hakem yardımına karşın beceremedi.
Pana koçu Ataman’dan mı bahsediyorsunuz?
Yer İzmir gaziemir avm Beşiktaş resmi ürünleri satan mağaza, oğluma basketbol forması arıyorum, yok dendi, biz basketbol satmıyoruz dendi. Böyle olmaz ki basketbol aşılama, Fenerbahçe ve Karşıyaka satış mağazalarında basketbol forması en önde satışta, sonra forma satamıyoruz. Alamıyoruz ki efendim
Türkçe meali tercümesi var mı bu beyefendinin açıklamasının? Açıklamadan ziyade açıklamama cinsinden olmuş ifadeler…