Pazar, Şubat 25, 2024
spot_img

BSL’nin Seyredilebilmesi İçin Türk Oyuncu Sayısı Artmalı

Genç Dinozor kimdir? Basketbol ruhu genç ve enerjik olan, dinozor misali tecrübeli spor insanlarıdır.

Kadroda kimler var? Necip Kapanlı, Haydar Kemal Ateş, Cem Gökçe, Selam Gökçe, Fatih Söylemezoğlu ve zaman zaman “Genç Dinozor” konukları.

Amacı nedir? Türk Basketbol Kamuoyuna ve özellikle veli, oyuncu, antrenör, yönetici ve tüm “Genç Öz kaynak” gruplarına gündemde ait basketbolun saha içi ve saha dışı olaylarını farklı ve geliştirici bakış açısıyla değerlendirmek ve basketbol kamuoyuna farklı düşünce pencereleri açmak.

Ligde 9. hafta geride kaldı. Dolayısı ile takımlarımızın kadro yapısı ve uyum süreci açısından ligdeki durumları şekillenmeye başladı. Bu hafta özellikle ligin tepesindeki 4-5 takım ile puan tablosunda ligin sonuna yakın takımları değerlendirmeye aldık.

Yol yakınken takımlarımız ne yapmalı?

N.K: Bana göre Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes sezonun bu döneminde Euroleague’e konsantre oldukları için BSL performanslarının değerlendirmesi daha sonraya bırakalım diye düşünüyorum. 9. hafta itibari ile BSL maçları seyirciyi ekrana ve salona çekme açısından çok kötü durumda. Sahada sunulan basketbolun göze hoş gelen bir yanı olmalı. Bu maçların seyredilebilir hale gelmesi için tüm paydaşların şapkasını önüne koyup düşünmesi lazım.

Yine Fenerbahçe veya Anadolu Efes’ten birinin şampiyon olacağının kabul edildiği bir lig izliyoruz.

BSL İkinci-Üçüncü Sınıf yabancıların Ligi Oldu

CG: BSL Bana göre de maalesef BSL 2.ve 3. sınıf yabancıların oynadığı bir lig haline geldi. Gerçekleri ortaya koymamız lazım, Türkiye ligi artık Avrupa’nın en iyi ikinci ligi falan değil. Türk oyuncular ana rolleri alsa en azından yakın dostları ve akrabaları maçlara gelerek seyirci sayısını arttırırlar. Artık takımların tek amacı ‘acaba bu maçı bir şekilde kazanabilir miyiz’e dönüşmüş durumda. Yabancı oyuncuların çokça yaptığı atışlarla o gün denk getiren kazanıyor.

BSL ilgiyi tamamen kaybediyor. Basketbol kalitesini arttırmanın yolu Türk oyuncuların oynaması ile olur. Türk oyuncular buna hazır mı? Bir başka konu da budur.

Galatasaray örneğine bakacak olursak, 9. sıradalar ve ellerinde 5 tane A milli takım seviyesine çıkmış Türk oyuncu var. Ancak onların etrafında yüksek hedefler için yeterli olmayan bir takım yabancı oyuncular var. O zaman bu kalitedeki Türk oyuncuların yanına daha genç yetenekleri de koysanız zaten şu an ligde 9. olurlar. Dolayısıyla Galatasaray’da sistemi kuran insanlar baştan hata yapıyor. Bu kurgularıyla ne Türk basketboluna, ne de kulüplerine artı bir değer katmıyorlar. Bu eleştirilerimi Galatasaray taraftarı olarak takımı daha iyi yerlerde görmek istediğim için yapıyorum. Camiayı az çok bildiğim için bu tonda eleştiriyorum, yoksa diğer takımlar için eleştirilerimde bu üslubu kullanmam.

Kazanmanın Tanımı

S.G: Bu işlerin tamiri için ülkemizde, sporda kazanmanın tekrar tanımlanması lazım diye düşünüyorum. Maalesef Türk sporunda kazanmanın tanımı sadece o maçı bir şekilde kazanmak olarak değerlendiriliyor. Bu olduğu sürece de günümüz tanımıyla, yamalama usulüyle, günlük tedbirlerle çözüm üretmeye, daha doğrusu günü kurtarmaya çalışıyorlar. Taraftarına, camiasına sürekli bağlılığından dem vurarak aslında o camiayı sömüren ve günü kurtarmaya çalışan yönetimlerle bu kadar oluyor. O nedenle kazanma olgusunu yeniden irdelemek lazım. Aslında sporda kazanmak için hedef sporcuları geliştirmek, ligleri geliştirmek, tesisleri geliştirmek olmalı. Ama biz de sporda kazanma yanlış tanımlandığı için hiçbir zaman işler arzu edildiği düzeye gelemiyor. Sportif başarının parametrelerini değiştiremediğimiz sürece de bu böyle devam edecek gibi gözüküyor..

Ligin altındaki takımların durumuna bakacak olursak, acil tedbir alması gereken takım Merkezefendi. Kaliteli bir 4 numara, Oturu ile birlikte takımı toparlayabilir derken, bir baktık Oturu da takımdan uçmuş.

Büyükçekmece’de ise Perez’den daha dinamik bir oyun kurucu gerekiyor. Eski uzunu Martynas Sajus’u tekrar kadroya almaları kaderlerini pozitif olarak etkileyecektir.

Üst gruba geldiğimizde, her zaman söylediğim gibi bence Fenerbahçe’nin bir koça ihtiyacı var.

Anadolu Efes’in uzun oyuncuları sakatlandı. Sakatlıklar olmadan evvel de uzun ihtiyacı vardı. Şimdi daha acil duruma geldi. Bu bölgeye transferi gündemde olan oyuncuların takıma gereken çare olması önemli.

Bu sezon Wilbekin ve Larkin Türk statüsünde oynamayacağı için sürprizin olabileceği bir sezon beklentim var.

F.S: Bence de Fener ve Efes play-off başlayana kadar Türkiye ligini çok fazla ciddiye almıyorlar. Ana hedef Euroleague olduğu için bütün konsantrasyonları şimdilik oraya. Bu iki takımı zorlayacak kadrolar ligimizde var. Ancak uzun serilerde sonuç değişmez, ancak günlük performanslarla araya bir iki galibiyet sıkıştırabilirler, hepsi bu.

Ligin alt kısmına bakınca da özellikle Samsun, Bodrum, Merkezefendi ve Büyükçekmece’nin acilen bir şeyleri değiştirecek hamleler yapması gerekli. Yoksa her an bu ligde misafir konumuna geçebilirler.

Ligin kalitesi ve izlenebilirliği ile ilgili olarak… Aidiyet hissedebileceğimiz Türk yıldız oyuncular yaratamadığımız sürece bu durum böyle devam edecek diye düşünüyorum.

Bütçeler Kötü Kullanılıyor

NK: Bütçelerin bu ekonomik zorluklar için de bile arttı ama bütçelerin daha verimli kullanılması lazım. Maçlar sırasında seyircilerin ilgisini çekecek aktiviteler olmalı.

F.S: Bazı maçlarda bu aktiviteler yapılıyor ama gençliğimizdeki “Cin Ali” seviyesini geçmiyor maalesef.

C.G: BSL’nin seyredilebilmesi için Türk oyuncu sayısının arttırılması lazım. Bunu basketbolumuzu yöneten TBF’nin düşünmesi gerekiyor. Bu ortamda basketbola sponsor olmanın cazibesi yok, bu cazibenin yaratılması şart. Bu paraları basketbola yatıranları çok takdir ediyorum, benim param olsa hakikaten vermem. Hayrat yaparım daha iyi olur.

S.G: Transfer edilen 2. ve 3. Sınıf yabancılar Türk oyuncuların gelişmesini engelliyor. TBF bu konuda tedbirleri alması lazım, planlama yapması lazım. Özellikle 1 ve 2 no.lu oyuncuları ülkemizde yetiştirebiliyor olmamız lazım. Hep emek vermeden hazır oyunculara gidiliyor.

C.G: Türk oyuncu sayısının arttırılması ve bu iklimin yaratılması uzun vadede Türk oyuncu kalitesini arttıracaktır. Kenan Sipahi buna çok iyi örnek, zaman içinde Euroleague seviyesine geldi. Aynı şeyleri Can Korkmaz için de söyleyebiliriz. Zaman içinde Eurocup seviyesinde oynayabilecek bir guard haline geldi.

Türk oyuncuların oynayabilmesi için sistemi buna göre düzenlemek lazım. Türk oyuncular bunu hak ediyor mu? Ergin Ataman geçtiğimiz sezona kadar BSL’deki genç oyuncuların iyi çalışmadığı için şikayet ediyordu. Şimdi de Yunanistan’da aynı şikayeti yapıyor. Ergin, bir Euroleague antrenörü olarak yarışmacı, tek hedefi şampiyonluk. Gençlerin hazır olanlarını bekliyor. Sistem bu gençlerin yetişmesini ve gelişmesini destekler hale gelmesi lazım.

Basketbol ligini sizler idare etseydiniz, ligin daha çok izlenmesi için neler yapardınız?

F.S: Ligi izleyip daha yakından takip edebilmemiz için, eskiden olduğu gibi aidiyet hissedebileceğimiz yıldız oyuncularımız olmalı. Bunu yapmak için de doğruların ne olduğu herkes tarafından biliniyor. Ancak farklı sebeplerle uygulanmıyor. Benim yetkim olsa bilinen bu yöntemleri harekete geçirirdim.

N.K: Türkiye’de bütçeler ekonomiden etkilenmeden her sene oluşturuluyor. Ancak problem bütçelerin doğru kullanılmasında. Eğer doğru kullanabilirsek daha iyi takımlar kurulabileceği gibi, çok daha iyi yabancılar getirilebilir. Ayrıca salonları şenlendirip çocukları oraya çekmek lazım.

Türk oyuncuların çoğunluğu oluşturacağı iklim şart..

C.G: Bana göre de öncelikle Türk oyuncuların sayısal çoğunluğunun olabileceği bir iklim yaratmak gerekli. Bu iş federasyonun görevi. Mevcut durumda basketbol takımlarına sponsor olanlara üzülüyorum. Bu ortamda bu kadar büyük rakamları basketbola yatıranları kutluyorum. Ben sponsor olsam hiçbir şey yapılmayan bir ortamda bu kadar büyük paraları basketbol için harcamam.

S.G: Sorunun cevabında aynı noktaya dönüyoruz. Yerli oyuncu sayısını maalesef artıramıyorsun. Çünkü getirdiğin 2. sınıf yabancılar senin buradaki üste doğru gelen oyuncunu alt edebiliyor. O zaman da kazanç kısmına baktığında yerli oyuncu yetiştirmek için harcadığın çabadan kolay vaz geçiyorsun. Gelinen noktada 1 ve 2 numara bile yetiştiremiyoruz. A milli takıma 2 tane devşirme guard alarak devam edersen temelde bazı şeyleri değiştiremezsin.

Bu haftalık da bu kadar…

Unutmayın, yaş sadece bir rakam. Basketbol ise ruhumuzun büyümeyen çocuğudur. Hem Dinozor, hem de genç olabilirsiniz!

4 YORUMLAR

  1. Hepimizin bildiği şeyleri ambalajlı ve kibar ifadelerle dile getiriyorsunuz. Sevinelim mi üzülelim mi? Basketbol özelinde ülkemizde yönetici ve teknik adam yok. Üst seviye oyuncu yetiştirecek ekosistemimiz nasıl olsun? Olamaz! Çünkü köşe başlarını tutanlar oyuncu yetişmesini istemiyorlar. Bu sayede ülkeye ikinci-üçüncü sınıf birçok yabancı oyuncuya planlı bir şekilde değerinin iki üç misli maliyetle piyasa hazırlanıyor. Kendi ülkesinde kendi yöneticileri ve kendi koçları tarafından saygı görmeyen üstelik 2. sınıf muamelesi gören Türk oyunculardan ne bekleyebilirsiniz ki? Zaten Türk oyunculara altyapıdan itibaren toksik bir ekosistem yaratmışsınız. Anlı şanlı, ekol, lokomotif, …vs sıfatlı efsane kulüplerimiz için bile bu durum özellikle geçerli! Bu durumdan en kritik en önemli yerlerde görev yapan en önde gelen koçlarımız da sorumludurlar. El oğluna kendi ülkesinin çocuklarından daha çok önem veren de onlardır! Sanki ipleri yada kumandaları başkalarının elindeymiş gibi! Velhasıl elle tutulur bir tarafımız yok! Zaten Banvit gibi bir organizasyona sahip çıkmamış ve dağılma sürecinde Banvit oyuncularını ganimet gibi gören bir camiadan da farklı şeyler beklemek hayalperestliktir…. Bu yorum ambalajsızdır….

  2. Yalnız ( da ) ayrı yazılır, belirteyim de 🙂
    Bir de yukarıdaki sohbete herkes adını koymuş, siz “bu yorum ambalajsiz” derken, isminizi gizleyerek bırakın sıradan ambalajı adeta kurşun kaplı taputa saklanmışsınız. Oldu mu şimdi? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu derler adama 🙂

  3. Alperen Şengün’ün katıldığı podcast yayınında söyledikleri arasında en dikkat çekici olanlardan biri kariyer planlaması hakkında söylediğiydi. Türkiye’deki bir Euroleague kulübünden gelen teklifi, süresinin azalacağını ve buy-out maddesi engelini bildiği için reddetmesi, menajerinin “NBA senin için erken” demesine rağmen, NBA’e gitmek için doğru zamanın geldiği bilincinde ve kararlılığında olması, bu doğru kararı kendisinin vermesi. Genç oyuncuların Alperen’i örnek alması gerek. NBA olmaz Avrupa olur, genç bir oyuncu her zaman süre alıp kendini geliştireceği ve takımında baş rollerden birini üstleneceği bir kulübe gitmeyi hedeflemeli. Daha önceki bir yazıda çok güzel anlatıldığı gibi, gençler için en büyük tuzak öğrenilmiş çaresizliktir.

  4. 2. ve 3. sınıf yabancıların neredeyse tamamı senede 10 milyon kazanan yerlilerden iyi. yerli sayısının artması da ligi daha izlenir yapmayacak. daha az izlenir yapacak ve küçültecek. ama zaten belli ki yerli oyuncuların baskısıyla istediğiniz olacak, göreceğiz nasıl olacağını.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler