Laso: Sakatların İyileşeceğini Umarken Yeni Sakatlıklar Oldu

- Reklam-

Anadolu Efes koçu Pablo Laso, AS gazetesine geniş çaplı bir röportaj verdi.

Kariyerinizin en zor sezonu bu mu?
Evet, çünkü geldiğimde sakatlığı bulunan birçok oyuncunun iyileşeceğini düşünmüştüm. Ancak olan şu ki, daha fazla oyuncu sakatlandı. En sonuncusu bu Pazartesi günü yılın en iyi oyununu sergilerken Poirier’in yaşadığı sakatlık…

Yakın geleceği bilmemek sizi rahatsız ediyor mu?
Günümüz spor dünyasında, mevcut sözleşmeleri olanlar bile bunu anlamakta zorlanıyor. Dünya Kupası’nın yaklaştığı şu günlerde futboldaki durumu bir düşünün. Bir proje inşa etmeye dair o romantik düşünce kayboldu, çünkü önemli olan tek şey sonuçlar. Bir oyun stili ve bir takım yaratma konusunda, sadece kulüplerde değil oyuncularda da sabırsızlık var. Biri 15 sayı atması için transfer ediliyor ve eğer sadece 10 sayı atarsa değersiz görülüyor. Bir koç olarak uyum sağlamak zorunda olsam da, ben bu yaklaşımdan kaçınıyorum. Bu sezon EuroLeague’de bir antrenör sözleşmesini birkaç yıllığına yeniledi ve kısa süre sonra kovuldu. Kulüpler hep en iyisini arıyor ancak sadece personeli değiştirerek bunun başarılıp başarılamayacağını kendinize sormanız gerekiyor.

Adınız Unicaja ile anılıyor.
Unicaja‘nın koçu Ibon Navarro benim arkadaşım. Ayrıca onun Kızılyıldız’a gidebileceğini de okudum ama bilmiyorum, kendisiyle konuşmadım. Söylentiler çok erken başlıyor ve birçoğu da söylentiden öteye gitmiyor.

NBA’in Avrupa’ya olası gelişi Türkiye’de nasıl karşılanıyor?
İspanya’daki duruma benziyor. NBA, Avrupa’da potansiyel iş fırsatları görüyor ve bunun ilgi çekici olabileceğine inanıyor. Başlangıçta bazıları bunun daha hızlı olabileceğini düşündü ancak her işte olduğu gibi ilk yıldan acele etmeyeceklerdir; üstelik Avrupa basketbolunun kendine has özellikleri var. EuroLeague, organizasyonuyla, takımlarıyla ve takipçi kitlesiyle kendini kanıtlamış çok üst düzey bir ürün. Odak noktası, temel ürün olan basketbolun kendisini korumak olmalıdır. İspanya’daki bakış açısı da buna çok benzer.

Sahada her zaman bir Türk oyuncu olmak zorunda. Mevcut durumun yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?
Türkiye’de EuroLeague için bir kadro kurmanız ve ardından hafta sonu maçlarında beşi Türk oyuncuya bel bağlamanız gerekiyor, ayrıca biri de her zaman sahada olmak zorunda. ACB’de Baskonia size dört yabancı oyuncuya ihtiyaçları olduğunu ve bunların İspanyol olmak zorunda olmadığını söyleyecektir. Almanya’da altı yabancı oyuncuya izin veriliyor, ancak kadronun geri kalanının Alman olması şartıyla. Neden farklı kurallar olduğunu anlamıyorum. Bu durum taraftarları çıldırtıyor; standart düzenlemelere ihtiyacımız var.

Sahada her zaman bir Türk oyuncunun bulunması zorunluluğu hatalara yol açıyor, değil mi?
İlk günden beri bu konuyu çok düşünüyorum. Bu yıl başıma hiç gelmedi ama maçın sıcağı sıcağına yaşanabilir. Daha sonra rahatça oyuncu değişikliği yapabilmek için genellikle iki veya daha fazla yerli oyuncuyla başlıyorum. Herkesin kendi sırları vardır. Bu konuda Carles Durán ile yaptığım bir konuşmayı hatırlıyorum. Bazen bir pivotu değiştirmek için, her şeyin yerine oturması adına oyun kurucuyu da değiştirmeniz gerekir. Bu kolay değil. Almanya’da tarihsel olarak çok sayıda Amerikalı -sekiz, dokuz…- transfer eden bir kulüp var ve hepsi antrenman yapıyor ama maçta sadece altısı oynayabiliyor.

- Reklam-

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler