Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Günümüzde ülkemiz eğitim ve öğretim konusunda kan kaybetmiş olsa da ülkemizi hem ulusal hem de uluslararası alanda başarıyla temsil eden ve öğrenciler yetiştiren eğitim kurumlarımız, okullarımız mevcut durumdadır.
Bu okullarımızın öyle güçlü geçmişleri, köklü yapıları ve genetik kodları vardır ki okulun kapısına-sınırlarına geldiğinizde güvenlikle karşılaşır karşılaşmaz o etkiye girersiniz. Kapısından içeri girdiğinizde ise bir ibadethaneye girmiş gibi o mistik hava sizi ele geçirir ve o etkiye kapılır gidersiniz. İster öğrenci olun ister veli olun ister öğretmen olun ister idareci olun ister çalışan olun isterseniz de ziyaretçi biri olun… O okulun etkisi sizi ele geçirir ve yutar…
O etki o kadar güçlüdür ki, göz göze gelmek ya da bir anlık sessizlik yeterlidir. Bağırış çağırışa gerek yoktur. Ya o etkiye kapılıp çevreden gelen normlara, beklentilere ve değerlere uyum sağlarsınız ya da girmiş olduğunuz o ortamı hızlıca terk edersiniz.
İşte bu az sayıda ki okullarımızdan mezun olan sıra dışı çocuklarımız Türkiye’nin de geleceğini kurgulamada ve ülkemizi yurtdışında temsil de önemli roller oynarlar.
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
İşte Anadolu Efes’te Türkiye için basketbolun böyle bir okuludur… Geçmiş yıllarda Anadolu Efes’in okulundan mezun olan antrenör, sporcu ve yöneticiler bugün hem ülke basketboluna hem de ülke sınırları dışına damga vurmaktadırlar.
Bu yüzden Anadolu Efes sınırlarından giren, spor salonuna adım atan her antrenör her oyuncu her idareci Anadolu Efes’in geçmiş kodlarını, köklerini, güçlü genetik yapısını iyi bilmek ve iyi idrak etme zorunluluğuna sahip olmalı ve ona göre hareket etmelidir. Anadolu Efes’in kapısından giren herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir;
‘Anadolu Efes herhangi bir spor kulübü değildir.’
Bugün ülke basketboluna yön veren, ülkemizde antrenörlük yapan, oyuncu olan ya da yöneticilikle uğraşanların bir kısmı geçmişte Anadolu Efes’te görev almıştır. Görev almayanların önemli bir kısmı da (benim gibi) Anadolu Efes’i (EFES PİLSEN) örnek alarak yol almaya çalışmışlardır.
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Bugün Anadolu Efes’in yaşadıklarına, sahada verilen! Mücadeleye baktığımızda; (maç kazanıp kaybetmekten bağımsız olarak) en temel sorunun Anadolu Efes’in geçmişinden bihaber oyuncu, antrenör ve ilgililer tarafından yönetildiğini, ele geçirildiğini ve bir arada olduğunu büyük bir üzüntüyle görmekteyiz.
Ülkemizdeki güçlü eğitim kurumları gibi Anadolu Efes’te ülkemiz basketbolunun en önemli yapı taşlarından biridir. Türk basketbolunun lokomotifi konumundadır. Anadolu Efes çatısı altına giren herkesin nereye geldiğini, neler yapması gerektiğini çok iyi bilmesi gerekir…
Anadolu Efes Spor Kulübü sadece kulüp idarecilerine, sporculara ve diğer çalışanlarına ait bir kurum değildir. Anadolu Efes Spor Kulübü Türkiye’ye mal olmuş, taraflı tarafsız herkesin gönlüne taht kurmuş bir basketbol takımıdır. Anadolu Efes’in başarı grafiği aşağı doğru indiğinde Türk basketbolunun da başarı grafiği aşağı doğru inmektedir.
Kurulduğu günden bugüne kadar Anadolu Efes’e liderlik yapan, maddi ve manevi desteğini esirgemeyen, Anadolu Efes’in Anadolu Efes olmasında büyük rolü bulunan Sayın Tuncay Özilhan’ın kulübün köklerine ve genetik kodlarına dönmesi adına geçmişte kulübe hizmet eden ‘gerçek Anadolu Efeslilerle’ el ele tutuşup buradan çıkış yolunu araması gerekmektedir.
‘AİDİYET’ kavramı göz ardı edilemeyecek kadar önemli ve değerlidir…
Bu çerçevede Anadolu Efes karar vericilerinin hızlı bir şekilde çok zaman kaybetmeden (2026-2027 sezonu da elden kayıp gitmeden) Anadolu Efes’i Anadolu Efes yapan ‘FABRİKA AYARLARINA’ dönmeleri için hareket etmeleri gerekmektedir.
Saygılarımla.




Kaçan balık hep büyüktür derler. Bu sezon Anadolu Efes için bence bitti. Artık bir kaç maç daha kazanmanın peşinde olmalılar.
Antrenör Pablo Laso yada üzülüyorum. O kadar başarılı bir coach’ın içine düştüğü durum beni çok üzüyor.
Birbirlerinden kopuk aidiyet özellikleri olmayan insanlar topluluğundan takım olmaz. Tabi bu topluluk aslında içlerinde bağlılık duygusu olan sporcukarı da aşağı çekmekte onlarıda kötü göstermektedir.
Yeni idari kadronun da tecrübesizliği ve yetersizliği de eklenince takımı ayağa kaldıracak düzeltme işleride yapılamaz hale geliyor. Sık maç programıda bu durumu körüklüyor tabi…
İdari kadroda yetersiz kalan Tek isim İ.Şenol. Tecrübesiz yönetim bilgisi olmayan biri. Profesyonellik başka bir şey. Bu kadar kör olunmaz olunmamalı.
Naci Bey’i okurken aklıma gelen isim Ufuk Sarıca oldu. Efes’in başındayken performansını en çok merak ettiğim koç.
Ufuk Hoca görev aldı bir sezon. Ama sabredemediler İ.Şenol a Ettikleri kadar.
O zaman Yakup Sekizkök derhal staffa getirilip , biraz liyakat eklenebilir.Laso da çok rahatlar…
Bu yazıda “somut” hiçbir şey yok; ne bir eleştiri ne bir argüman ne bir fikir… “Kendi çocuklarınıza dönün” gibi hamasi bir ifade ne mevcut sorunların kaynağını açıklamaya ne de gelecekte neler yapılabileceğine dair bir iddia içeriyor. Ataman’ın son yılında, tarihinin en pahalı kadrosuyla play-off’a kalamamıştı Efes. Ufuk Sarıca’nın yarım sezonundaki performansını hatırlayan var mı? Sorun Efes’e gelenlerin pasaportundaki bayrak değil. Sorun kötü yönetim, kötü planlama ve amaçsızlık.
2 kuruşluk basketbol görgümüzle İsmail ile olmazzzz dedik en başta. Tuncay baba nasıl ve neden göremiyor?
Anadolu Efeste Her zaman işin ehilleri vardı. Ama bugün gel gelelim ki kendi işinde iyilerden biri olan İ.Şenol’ u hayatında görmediği göremeyeceği bir lükse ve mevkiye getirirsen olacağı bu. Kulüp içinden yetişmemiş insanları Üst düzey yönetici pozisyonuna getirirsen içerideki huzursuzluklar had safhada olur. Muhabirlik yapan bir insan transferden ne anlasın Allah aşkına. Fenerbahçe Beko da işler nasıl yürüyor ders vermesi gerekirsen ders alması gereken durumda artık. Kulüp içinde o kadar yetişmiş insan varken hatta ve hatta kulübe tabiri caizse ömrünü adamış dışarıda insanlar varken yazık günah. EFES ruhu geri gelmeli. Örneğin Tamer OYGUÇ’ u getir sportif direktör ya da GM olarak. Efes ekolünün yetiştirdiği en iyilerden birisi. İçeride yıllardır stafta yer alan idareci Özgür ALYÜZ var. Yeterki isteyin. Tuncay başkan böyle giderse bu günleri de çok arayacak.
Yazı bomboş bir yazı olmuş.böyle bir olayı farklı mecraya çekmek daha da anlamsızlaştırmış. Daha 5 sene önce Anadolu Efes iki kez üst üste eurolige şampiyonu oldu 4 defa da final four yaptılar pandemide iptal olan sezon olmasa 3 kupa kesindi! Şimdi başkan aynı başkan kulüp aynı kulüp 1 senede eğitimsiz yada öğrendiklerini mi unuttu!
Bu yaşanabilir bir süreç Barcelona en son 2010 yılında Euroleague kupasını kazandı geçen 16 yılda çokta acınası halleri yıkık sezonları korkunç yıllarına şahit olduk halen daha yol bulamadılar sayısız antrenör değişikliği sayısız oyuncu rotasyonu bu ne ispanyanın eğitiminin kötü olmasıyla yada kulübü yönetenlerin iş bilmemezlikleriyle bağdaşmaz.
Panatinaikos 17. Sırada bitirmişti ataman gitmeden önce yıllarca final four a gidemediler başkanlık babadan oğula orada hanedanlık monarşiyle yönetilen yer yıllarca işin içinden çıkamadılar bu onları eğitimsiz ve iş bilmez yapmaz !
Dünyada ve hayatta hiçbir hadise sonsuza kadar düz ve daima güzel gitmez inişler çıkışlar hatalar hayatımızın bir parçası planlarımızı programlarımız dünyanın en sistemine en iyilerine de emanet etsek başarızlık ihtimali başarılı olma ihtimali kadar yanımızda durur.
Obradovic ile ilişkileri zarar görmesin diye Partizan’dan Bonga’yı almadığını sırıtarak itiraf eden İsmail Şenol’ un bu itirafa rağmen koltukta kalması şaşırtıcı. Kadroyu İsmail Şenol kurduysa bu çok başarısız tabloya rağmen koltukta kalması şaşırtıcı, kadroyu kendisi kurmadıysa o koltukta ne işi olduğu şaşırtıcı. İsmail Şenol istifa etmeli, istifa etmiyorsa kovulmalı. Basketbolu iyi bilen, güçlü bir karakter ve gerçek bir yönetici o koltuğa getirilmeli. Maçlar kaybedilir, kazanılır ancak aciz şekilde yönetilmez. Kısacası sorumlusu İsmail Şenol değilse ben bu yetkisiz/sorumsuz pozisyonda çalışmıyorum demeli.Sorumluluk ondaysa sorumluluğu üstüme alıyorum diyerek istifa etmeli.