BSL’de de, TBL’de de bu sezon bir çok takım yaz aylarını sancılı geçiriyor. Bazı takımlar sezonu açmışken henüz transfer yapmamış olan, hatta kapatmayı düşünen kulüpler var…
Örneği TBL’den verelim…
Orta ölçekte bir takımın oyuncu maaşları 45-50 milyon TL… Vergiler, menajer ödemeleri deplasman giderleri, çalışanların maaşları, malzeme ve diğer giderlerle birlikte harcamalar en az 100 milyon TL‘yi buluyor… Tabii şampiyonluğa takım kurmuşsanız gider toplamı 150-200 milyonu bulur…
Buna karşılık kulüplerin gelirleri yok denecek kadar az…
TBF’den gelen 5 milyon TL… Gişe hasılatı 500.000-2.000.000 TL arası… İddaa geliri 1 milyon TL… Toplasanız 7-8 milyon TL civarında bir rakam…
Yüklen sponsorlara… Ama nereye kadar… Bir süre sonra onlar da yoruluyor…
Kulüplerin çok ciddi projeler üretmeleri gerekiyor… Türk basketbolunun geleceği açısından TBF’nin de yol göstericilikle birlikte mali kriterleri revize edip uygulaması şart… Bu gidiş iyi değil…
…Ve elbette altyapı… Hani kulüplerin gereksiz masraf olarak gördüğü, 3 kuruş para veren kulüplerin sabredemediği altyapılar… Takımların 4-5 oyuncusu altyapılarından yetiştirdikleri oyuncular olsa hem bütçelerine katkısı olur, hem de ürettikleriyle gurur duyarlar…




TBL’de yabancı oyuncu olmamalı. Çözüm bu kadar basit…
Yazdıklarınız çok yerinde durum tespitleridir. Çok haklısınız. Sıkıntı çok büyük. Yamalarla nereye kadar! Ancak üretmek konusundaki temenninizi hayal olarak kabul ediyorum. Basketbol altyapılarımız için gerekli olan insan ve maddi kaynaklarımız olmasına rağmen sefil durumdayız. Önce en tepeden yöneticiler ardından 50 yıl önceki vizyonla yetişmiş ve yetişmekte olan teknik adamlarımız ve eko sistemimizi kontrol eden Olimpustaki ölümsüz tanrıların etki sınırlarının net bir şekilde belirlenmesi gerekir diye düşünüyorum. Bunların gerçekleşmesi hiç kolay şeyler değildir… 😔
Yabancı oyuncu olsun ama sahada 1 ve yedekte 1 olarak en fazla 2 olsun. hatta 26 yaş altı diye de yaş kısıtı gelsin yabancı oyuncular için
altyapı’da köklü bir değişikliğe ihtiyaç var kulüpler ve basketbol okullarının değiştirilmesi gerekiyor
Türk basketbolunun değerini kalıcı olarak yükseltmenin tek yolu, sabır ve emek isteyen oyuncu yetiştirme sistemidir. Ne kadar fazla nitelikli oyuncu yetiştirebilirsek, bunun Türk basketboluna geri dönüşü de o kadar büyük olacaktır. Her oyuncunun mutlaka üst düzey profesyonel ya da NBA seviyesine ulaşması gerekmez. Kendi potansiyeline uygun seviyeye gelen her sporcu, Türk basketboluna önemli bir katkı sağlar.
Bunun için daha fazla şut makinesi, daha fazla antrenör, daha fazla antrenman ekipmanı ve çok daha fazla nitelikli tekrar yapılması gerekir. Aynı zamanda antrenörlerin sürekli gelişimi de bu sistemin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Bu hedefe ulaşmak için devlet, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF), kulüpler ve okullar ortak bir sistem içinde çalışmalıdır. Dünyada başarılı bir model zaten vardır. Amerika Birleşik Devletleri, ilkokuldan başlayıp ortaokul, lise ve üniversite seviyesine kadar uzanan basketbol organizasyonuyla yıllardır dünya çapında oyuncular yetiştiriyor.
Türkiye’nin de bunu başarmaması için hiçbir sebep yoktur. Yeni bir sistemi keşfetmeye değil, doğru planlanmış ve sürdürülebilir bir organizasyona ihtiyacımız var. Bu organizasyonun en önemli koordinatörü ise Türkiye Basketbol Federasyonu olmalıdır. Doğru planlama, güçlü iş birliği ve uzun vadeli bir oyuncu geliştirme modeliyle Türk basketbolu çok daha üst seviyelere ulabilir
sayın necip kapanli
sayın örs
sayin özyer
sayın yakan
sayın öngören
sayın yilmaz
sayın ozonay
bu görev size ait
Türk basketbolunun yeniden güçlü bir oyuncu yetiştirme sistemine kavuşması için öncelikle organizasyonun doğru kurulması gerekir.
1. Lokomotif kulüplerle ortak masa kurulmalı
İlk adım olarak; Anadolu Efes, Fenerbahçe, Galatasaray Beşiktaş trabzon Gaziantep Darüşşafaka, Türk Telekom, Bahçeşehir Koleji ve altyapıya yatırım yapabilecek diğer kulüplerle nitelikli bir çalışma toplantısı düzenlenmelidir.
Bu toplantının amacı, Türk basketbolunun geleceği için ortak bir vizyon belirlemek ve uzun vadeli bir oyuncu geliştirme projesi oluşturmaktır.
2. Ortak finansman modeli oluşturulmalı
Projeye katılan kulüplerden belirli bir bütçe taahhüdü alınarak ortak bir oyuncu geliştirme havuzu kurulmalıdır. Böylece sistem kişilere değil, sürdürülebilir bir yapıya dayanır.
3. Tesisleşme sorunu çözülmeli
Kulüplerin en büyük sorunlarından biri antrenman tesisi eksikliğidir.
Bu noktada Türkiye Basketbol Federasyonu öncülüğünde Gençlik ve Spor Bakanlığı, belediyeler ve üniversitelerle protokoller yapılmalıdır. Kamu desteği doğrudan kulüplere para vermek yerine, tesislerin oluşturulması ve kullanılabilir hâle getirilmesi ve calisanlarin sigortali olması için kullanılmalıdır.
4. Antrenörler güvence altında çalışmalı
Antrenörler belediyeler veya üniversiteler bünyesinde kadrolu ve sigortalı olarak görev yapmalı; kulüpler ise tamamen oyuncu gelişimine odaklanmalıdır.
5. Basketbol okulları ortak sisteme entegre edilmeli
Bu organizasyona katılmak isteyen basketbol okulları ve altyapı kulüpleri belirlenen eğitim ve kalite standartlarını uygulayarak aynı oyuncu geliştirme modeli içinde yer almalıdır.
Aslında yapılacakların büyük bölümü zaten biliniyor. Bu ülke basketbola bugün başlamadı. Yaklaşık 30 yıldır NBA ve EuroLeague seviyesinde oyuncular yetiştirebilecek potansiyele sahip olduğunu defalarca gösterdi. Sorunumuz yetenek değil; organizasyon eksikliği.
Bu nedenle sistemin ana aktörü Türkiye Basketbol Federasyonu olmalıdır. Federasyonun liderliğinde kulüpler, Gençlik ve Spor Bakanlığı, belediyeler ve üniversiteler ortak bir yapı içinde hareket etmelidir.
Aksi hâlde yıllardır konuşulan sorunlar konuşulmaya devam eder; ancak sonuç değişmez. Aynı tas, aynı hamam…
Bugün Türk basketbolunun en büyük ihtiyacı yeni eleştiriler değil, ortak akıl ve ortak organizasyondur. Basketbolun önde gelen isimleri yazılar yazmakla yetinmek yerine, bu dönüşüme liderlik edecek bir gönül birliği oluşturmalıdır. Çünkü Türk basketbolunun geleceğini değiştirecek olan şey fikir değil; o fikirleri hayata geçirecek güçlü bir organizasyondur.
Türk Basketbolu İçin Yol Haritası
Türk basketbolunun yeniden güçlü bir oyuncu yetiştirme sistemine kavuşması için öncelikle organizasyonun doğru kurulması gerekir.
1. Lokomotif kulüplerle ortak masa kurulmalı
İlk adım olarak; Anadolu Efes, Fenerbahçe, Darüşşafaka, Türk Telekom, Bahçeşehir Koleji ve altyapıya yatırım yapabilecek diğer kulüplerle nitelikli bir çalışma toplantısı düzenlenmelidir.
Bu toplantının amacı, Türk basketbolunun geleceği için ortak bir vizyon belirlemek ve uzun vadeli bir oyuncu geliştirme projesi oluşturmaktır.
2. Ortak finansman modeli oluşturulmalı
Projeye katılan kulüplerden belirli bir bütçe taahhüdü alınarak ortak bir oyuncu geliştirme havuzu kurulmalıdır. Böylece sistem kişilere değil, sürdürülebilir bir yapıya dayanır.
3. Tesisleşme sorunu çözülmeli
Kulüplerin en büyük sorunlarından biri antrenman tesisi eksikliğidir.
Bu noktada Türkiye Basketbol Federasyonu öncülüğünde Gençlik ve Spor Bakanlığı, belediyeler ve üniversitelerle protokoller yapılmalıdır. Kamu desteği doğrudan kulüplere para vermek yerine, tesislerin oluşturulması ve kullanılabilir hâle getirilmesi için kullanılmalıdır.
4. Antrenörler güvence altında çalışmalı
Antrenörler belediyeler veya üniversiteler bünyesinde kadrolu ve sigortalı olarak görev yapmalı; kulüpler ise tamamen oyuncu gelişimine odaklanmalıdır.
5. Basketbol okulları ortak sisteme entegre edilmeli
Bu organizasyona katılmak isteyen basketbol okulları ve altyapı kulüpleri belirlenen eğitim ve kalite standartlarını uygulayarak aynı oyuncu geliştirme modeli içinde yer almalıdır.
Aslında yapılacakların büyük bölümü zaten biliniyor. Bu ülke basketbola bugün başlamadı. Yaklaşık 30 yıldır NBA ve EuroLeague seviyesinde oyuncular yetiştirebilecek potansiyele sahip olduğunu defalarca gösterdi. Sorunumuz yetenek değil; organizasyon eksikliği.
Bu nedenle sistemin ana aktörü Türkiye Basketbol Federasyonu olmalıdır. Federasyonun liderliğinde kulüpler, Gençlik ve Spor Bakanlığı, belediyeler ve üniversiteler ortak bir yapı içinde hareket etmelidir.
Aksi hâlde yıllardır konuşulan sorunlar konuşulmaya devam eder; ancak sonuç değişmez. Aynı tas, aynı hamam…
Bugün Türk basketbolunun en büyük ihtiyacı yeni eleştiriler değil, ortak akıl ve ortak organizasyondur. Basketbolun önde gelen isimleri yazılar yazmakla yetinmek yerine, bu dönüşüme liderlik edecek bir gönül birliği oluşturmalıdır. Çünkü Türk basketbolunun geleceğini değiştirecek olan şey fikir değil; o fikirleri hayata geçirecek güçlü bir organizasyondur.
6. Basketbol okulları ortak sisteme bağlanmalı
Belirlenen kalite standartlarını karşılayan basketbol okulları ve altyapı kulüpleri aynı eğitim modeli içinde yer almalıdır.
7. Teknoloji her merkeze girmeli
Şut makineleri, performans analiz sistemleri, Vertimax benzeri atletik gelişim ekipmanları ve video analiz teknolojileri yaygınlaştırılmalıdır. Oyuncu gelişimi bilimsel verilerle takip edilmelidir.
8. Okul–Kulüp modeli kurulmalı
İlkokuldan üniversiteye kadar eğitim kurumları ile kulüpler arasında güçlü bir iş birliği kurulmalı; öğrenciler hem eğitimlerini hem spor hayatlarını birlikte sürdürebilmelidir.
9. Bölgesel oyuncu gelişim merkezleri açılmalı
Türkiye’nin farklı bölgelerinde yetenek taraması yapan ve en yetenekli çocukları destekleyen merkezler oluşturulmalıdır.
10. Başarı kriteri kupa değil, oyuncu olmalı
Kulüpler yalnızca kazandıkları şampiyonluklarla değil; A Takıma, milli takımlara, EuroLeague’e ve NBA’e kazandırdıkları oyuncularla değerlendirilmelidir.
Sonuç
Türkiye’nin potansiyeli vardır. Bunu geçmişte defalarca gösterdik. Bugün eksik olan şey yetenek değil; planlama, koordinasyon ve organizasyondur.
Yeni bir sistemi keşfetmeye ihtiyacımız yok. Dünyada başarılı örnekler ortadadır. Önemli olan, bu modelleri ülkemizin şartlarına uygun şekilde uygulayabilmektir.
Türk basketbolunun geleceği; federasyonun liderliğinde, kulüplerin iş birliğiyle, devletin desteğiyle, belediyelerin ve üniversitelerin katkısıyla kurulacak güçlü bir oyuncu geliştirme ekosistemine bağlıdır.
Artık eleştirmekten çok üretmenin, konuşmaktan çok organize olmanın zamanıdır. Bugün atılacak doğru adımlar, önümüzdeki 10–20 yıl boyunca Türk basketbolunun kaderini değiştirebilir.
TBL de yabancı oyuncu olmasın diyen arkadaşlara şu anda ligin kalitesini yabancı oyuncuların yükselttiğini ve maliyetlerinin Türk oyunculardan daha az olduğunu biliyor mu acaba? Yabancı oyuncu kaldırılır veya 1+1 olursa 35-40 yaş arası Türk oyuncular milyon milyon kazanmaya devam eder ve sadece Türk oyuncu piyasası artar ama yabancı sayısı 2+1 yapılır ve yanına kademeli genç oyuncu kontenjanı getirilirse daha mantıklı çözüm olur. 21- 22 ve 23 yaş olmak üzere 3 Türk genç oyuncu kuralı ve 2+1 yabancı kuralı getirilirse daha mantıklı ve uzun vadede sonuç alınan bir çözüm olur bence.
okul hayatı biten genc basketbolcu oyuncular yeterli ücret alıyorlar mı.oğlum 2011 altyapıa seçildi tvl2 ve tbş1 oyuncularının yeterli ücret anlamadıklarını öğrendim NE DERECE DOĞRU BİLMİYORUM. şimdilik basketboldan vazgeçtik. basket bizim hayallarımızdı. çok zor süreç geciriyorız. tecrübeli kişilerin detegine ihtiyacımız var
Alt yapıyı en en çok önem vermesi gereken yılların ekolü Ankara TED Koleji dün genç takımını kapattı.
Bence bütün TED Kolej yönetimi basketbol şubesini tamamen kapatsın böylece tüy dikmek için uğraşmalarına gerek kalmaz
İddaa gelirlerine 10 yıldır zam yapılmadı. 10 yıldır yahu. Takımlar aynı parayı alıyor. Tbf hiçbir girişimde bulundu mu bu konuda?