Pazartesi, Mayıs 20, 2024
spot_img

Umut Geçen’in Annesi: İyi Ki Onun Gibi Evladım var.

ECE ERGEZ
Anneler Günü’ndeki konuklarımızdan biri de Umut Geçen’in annesi Sibel Demir…

Umut basketbola nasıl başladı. Klasik bir erkek çocuğu olarak enerjisini dışarı atsın diye mi…?

Umut futbol oynuyordu. Çok hızlı koşuyordu, çok da seviyordu futbolu. Elbette başlangıç noktamız çocuğum boş zamanlarında vaktini boşa harcamaması için yönlendirip spor yapmasını hep desteklemiştim. Ancak ben sadece bir hobi olarak kalacağını düşünmüştüm. Bir yerde bırakır diye düşünmüştüm ama yanıldım. Bu maceranın buralara geleceğini açıkcası en başta tahmin etmemiştim.

Normal bir anne ve oğul ilişkisinden farklı ilerliyor ilişkiniz en baştan beri. Her zaman görüşemiyorsunuz, genelde hep bir mesafe oluyor aranızda. Çok genç yaşta bambaşka bir şehire onu yollamak sizi ne kadar zorlamıştı?

İlk şehir dışı transferi benim için tabii çok zor oldu. Ama ona o kadar güveniyordum ki o eşiği geçmemi çok kolaylaştırdı. Ama tabii o süreçte işimden kalan her boş anında dayanamayıp onun yanına gitmiştim.

Size göre tek başına yaşamakta ne kadar başarılı? Sizden yardım istediği dönemler oldu mu?

Ona bu konuda hep güveniyordum. Hiç zorlayan bir tarafı olmadı. Ama tabii yemeklerimi özlemiyor diyemem. Dışarıdan yemek yemekten bıktığını pek çok zaman söylemiştir. Yanına gittikçe en sevdiklerini yapmaya çalışıyorum. Bu sezon işimin de olmadığı küçük bir an onun yanına gitmiştim ve normalden çok uzun süre kalarak tüm ilgimi ona gösterebilmiştim. Sabah uyanıyor kahvaltı hazır, öğlen eve geliyor yemek kokuları onu karşılaşıyor. Ev sürekli hep düzenli ve temiz. O zaman “yalnız yaşamak çok kötü birinin olması çok güzel” demişti.

Sizin ilk başlarda hobi olarak yapar bırakır diye düşündüğünüzü söylemiştiniz. Peki tam olarak ne zaman bu artık Umut’un mesleği olduğunu kabul ettiniz?

Sanırım Anadolu Efes’in seçmelerine katılıp geçtiği an olduğunu söyleyebilirim. Umut’u deneyecekleri maça hepimiz çok heyecanlı bir şekilde gitmiştik ama 4. periyoda kadar oyuna girememişti. Son dakikalarda sahaya girdi ve kısa bir an sahada kalmış olsa da o kadar iyi kullandı ki o kısa andaki performansı ona Efes’in kapısını açtı. Ben de o an onu izledikten sonra evet benim oğlum profesyonel oyuncu olacak dedim. O an hissettiklerimi tarif edemem gerçekten. Gözlerim dolu doluydu.

Yakın zamana gelecek olursak, Umut’un TBL’de Konyaspor formasıyla elde ettiği bir TBL şampiyonluğu var. O final maçında sizde salondaydınız. Neler hissetmiştiniz o an?

O anı nasıl anlatabilirim ki. Saha kenarında oturmuştum. Maç boyunca hop oturup hop kalkmıştım. Şahane bir maç izlemiştim. Biter bitmez de kendimi sahaya atmıştım dayanamayıp. Bir anne daha ne ister. Orada işimiz bittikten sonra evimize de birlikte döndük. Yol boyunca arabada şarkı söyleye söyleye çok keyifli bir yolculuk yapmıştık.

Sizinkisi klasik bir anne oğul ilişkisinden uzak, aynı zamanda çok da iyi yakın arkadaşsınız.

Evet, benimle ilişkisi arkadaş gibi daha çok. Her sorununu, sıkıntısını çok rahatlıkla benimle konuşabiliyor. Yazın yanında arkadaşları olsa bile beni hep yanında istiyor. Biz hem anne oğul hem de çok iyi iki arkadaşız. Tabii bu dengeyi tutturmak çok kolay olmadı. Bazen sert çıkmanız, bazen daha yumuşak olmanız gereken anlar oluyor. Ben o dengeyi iyi bir şekilde tutturabildiğimi düşünüyorum. Çok küçük yaştayken de bir yetişkinmiş gibi onun düşüncelerine her zaman saygı duymuşumdur. Her zaman onu karşıma alıp dinlemişimdir. Onun evde hep söz hakkı olmuştur. Zaten kendi hayatıyla ilgili kararları hep o alır. Ben kendi fikrimi söylerim ama son kararı her zaman ona bırakırım. Mesela futboldan basketbola geçtiğinde ‘Pişman olur musun acaba? İstediğinin bu olduğuna emin misin?’ dedim. Ama son karar her zaman onun oldu. Son sözü söyleyen hep Umut olur.

Transfer döneminde bu fikir ayrılıklarını yaşadığımız olmuştu. Geçtiğimiz transfer dönemlerinin birinde bu yaşandı hatta. Ben diğer alternatifi istemiştim, annem de aynı şekilde onu istemişti. Umut da gelip fikrimizi alıp sorar danışır hep transfer zamanlarında bize. Ama bizle konuştuktan sonra bir baktık ki antrenörler aklını çelince kendisi başka takıma transfer olmuştu. Sonra pişman oldu tabii, o da keşke sizin dediğinizi seçseydim demişti. Ama işte ben karar zamanlarında Umut’a baskı yapmıyorum. Çünkü benim dediğimi yapar ve mutsuz olursa işler ters giderse bir ömür bunu bana hatırlatır.

Siz aynı güzellik sektöründe başarılı bir kariyere sahip bir iş kadınısınız. Bir tarafta da görüyoruz ki oğlunuzun her anınında yanında olan bir annesiniz aynı zamanda. İkisini birden başarmak çok kolay olmasa gerek. Nasıl yetişiyorsunuz ikisine birden?

Ben çalışmadığım zaman kendimi daha yorgun hissediyorum. Kendimi daha yaşlanmış hissediyorum. Çalışan demir pas tutmaz derler ya, işte ben de gençliğimi ve enerjimi buna borçlu olduğumu düşünüyorum. Güzellik sektöründe çalışan bir kadın olsam da genç kalmam için özel yaptığım bir şey yok. Çok yoğun çalışıyorum. Genç kalmak için hep aktif olup çok çalışmak gerektiğine inanıyorum.

Bu meslek normal bir masa başı işinden malum çok farklı. Keyfi ve gururu başta konuştuğumuz gibi çok farklı olsa da her maç bir anne gözünden düşündüğümüzde baştan sona hop oturup hop kalktığı bir an olsa gerek. Bazen çok ufak şeyler yaşasa bile ‘Ya bak burada işin hazır benim yanıma gelebilirsin istediğin zaman’ demek geldi mi içinden ya da dediğin an oldu mu?

Çok güzel bir noktaya parmak bastın. Evet Umut’un burada işi hazır. Ofisi ilk kurduğumda gelip koltuğuma oturup yayılmıştı. Koltukla bir sağa bir sola dönmüştü. Ben de fotoğrafını çekip ‘İşte senin yerin burası, sen buranın CEO’susun’ demiştim.

Basketbol fiziksel gücün ön planda olduğu bir spor olsa da mental olarak da diri kalmak çok önemli. Dönem dönem oyuncular çok kötü dönemler geçirebiliyor. Çünkü 10 kere iyi oyna bir kez kötü oyna tamam yani biter iş. Kötü geçen bir sezonda Umut da biraz fazla takan bir çocuk olduğu için psikolojisi bozuluyor, isyankarlaşıyor. Ama bunlar hep en üst seviye. Bu yönü gerçekten hiç bana çekmemiş, ben hiç böyle değilim. Böyle zamanlarda sürekli onu yukarı çekmeye çalışıyorum, sürekli motive etmeye çalışıyorum. ‘Lütfen kötü enerjiyi üzerine çekme. Kötü gidecek kötü bitecek’ deme diye o kadar çok söylüyorum ki. Böyle bir psikolojiye başarısız olduğunu düşündüğü anlarda giriyor. Tabii geleceğiyle ve kariyeriyle alakalı ufak tefek kaygılar yaşıyordur. Ben de bunu hissettiğim anlarda ona söylediğim şu cümle var ‘Bugün bırakıyorum de bugün firmanın başına hemen geçiyorsun. Sakın bunları kafana takma.’ Ben zaten sektör o kadar geniş ki ben hepsine yetişemiyorum.

Umut biraz ani ve fevri bir şekilde çok kolay parlayabiliyor ve ikna etmek biraz zor. Sizi de çileden çıkardığı anlar oluyor mu?

Umut bir şeye siyah diyorsa sen onu beyaz yapamazsın. Çok ani parlar ve konu üzerinde konuşurken hemen kaçış moduna geçer. Konuşmak istemez tartışmaya döneceği için. O anlarda o sustuğu için ben konuşmak istesem de konuşmayıp onun sakinleşmesini bekliyorum.

Maçlarını takip edebiliyor musunuz?

Her maçını benim yüreğim kaldıramıyor, ben izleyemiyorum. Onun sakatlandığı anı görünce sen de aynı acıyı içinde hissediyorsun. Allah’a şükür çok ciddi sakatlıklar yaşamadık ama yine de maçlarda yaşadığı en ufak olumsuzluklar bile beni derinden etkiliyor. O yüzden izleyemiyorum.

Son olarak size bu dünyadaki en özel duygulardan biri olan annelik duygusunu tattıran Umut için neler söylemek istersiniz?

Hayatımın en güzel şeyi ona sahip olmak. İyi ki onun gibi bir evladım var. Şimdi böyle zaman zaman beni arayıp ‘Anne ihtiyacın var mı?’ diye sorması, düşüncesi, merhameti, gerçekten onun hayatımdaki yerini varlığını tarif edemem inanınki. Benim için bu paha biçilemez bir duygu. Umut’umu gerçekten çok seviyorum ve ona şunu söylemek istiyorum. Her zaman gökyüzüne bak, her zaman güneşe bak. Kafanı asla toprağa eğmesin. Hep enerjisi yüksek düşüncelerle o güzel kalbini kapla. Çünkü kalbin çok güzel. O kalbini her zaman en güzel şeylerle doldur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler