17’sindeki 30’luklar (İnan Şefkatli)

- Reklam-

Şimdiye kadar ki yazdığım yazıların en keyiflisini yazıyorum. U17 Dünya Şampiyonası’nın Son 8 maçlarının en çekişmelisi olmaya aday olan Türkiye-Fransa maçı öncesinde salonda nefis bir hava vardı. Amerika ve Avustralya son 4’ün biletini rahat alırken bizim Fransa maçının galibinin, yarı final rakibini belirleyecek Litvanya-Sırbistan maçı bizden önce oynandı. Son 7 dakikaya kadar maçta önde olan Litvanya suyun içinde 40 metre derinlikten bir anda çıkmak isteyince ‘vurgun’ yedi. Paralize oldular ve maçı 23 sayıyla kaybettiler. Kusturica’ların Emir olanı sinemada müthiş yönetim işine devam ederken, Nikola olanı da salonda ondan hiç geri kalmaksızın takımını olağanüstü yönetti.

Geldik akşamın herkes tarafından beklenen maçına… Tony Parker bir gün önce Uluslararası coching seminerindeki konuşmasında Türkiye ile oynayacakları çeyrek final mücadelesinin çok güzel bir maç olacağını ama kendilerinin ilk Amerika bozgunundan sonra toparlanıp yükselişe geçtiklerinden bahsetti.

Maç öncesinde insanlar ayak üstü değerlendirmeler yaparken geçen yıl Gürcistan- Tiflis’te düzenlenen U16 Avrupa Şampiyonasında tanıştığım daha 20 yaşına bile gelmemiş olan Can ile karşılaştım. Tiflis’te beraber maçları seyrederken ailesinin turistik tatil yaptigi bu basketbol sevdalısı şimdilerde muazzam bir organizasyonun içine girmiş. Ne olmak istiyorsun diye sormuştum o da ‘ben en genç scout olmak istiyorum’ demişti. Amacına da ulaşmış. Bahçeşehir takımının içine monte edilmiş… Hem altyapı oyuncuları için hem de büyükler için rapor tutup ilgili kişilere iletiyormuş. Projeye bayıldım. Bahçeşehir yöneticilerini tebrik ediyorum, genç Can arkadaşıma başarılar diliyorum (ki başaracağına da eminim)
17'sindeki 30'luklar (İnan Şefkatli)

Dört gündür oynanan şampiyona boyunca salonda bir rastlantı ile tanıştığım baba ve oğul da beni hayranlığa sürükledi. Baba profesyonel başarılı iş kariyerini bitirmiş büyük bir aşk ile basketboldaki bu genç çocukları seyretmek üzere sabahtan gecenin bitimine kadar salondan ayrılmayıp gözünü kırpmadan maçları takip ediyor ama oğlunun hikayesi bambaşka. Tabiri yerindeyse salonda fotoğraf çektirmediği, tanımadığı ünlü – ünsüz kimse kalmamış. Federasyonun en yukarısından aşağıya kadar, tüm scoutlar, antrenörler ve oyuncular… Herkes ile arkadaş. Hikayesi meşhur fıkradaki gibi. Adam İspanya’ya turistik seyahat yapıyor. Bara giriyor. Herkes Pablo’dan bahsediyor. “Kim bu Pablo?” diyor. “Herkes onu tanır” diyorlar. “Ben tanımıyorum” diyor. Nerede şimdi diyor? “Şehir meydanında Papa ile halka sesleniyor” diyorlar. Hemen meydana gidiyor. Bir bakıyor yüzbinlerce coşkulu insana Papa konuşma yapıyor. Kalabalık içinde karı-koca Japon turist… Hemen yanlarına gidiyor ve sahnedeki insanı soruyor. Her iki Japon turist aynı anda “tabii ki tanıyoruz, onu kim tanımaz ki, o meşhur Pablo.” diyorlar… “Ama yanındaki o boylu boyunca beyaz cübbe giymiş, başında beyaz kep olan kişiyi çıkartamadık…” 😃 …

17'sindeki 30'luklar (İnan Şefkatli)

Ve tabii ki geldik maça. Birkaç gün önce yazdığım yazının sonuna eklediğim ‘Bu takım çok güzel bir takım, mutlaka takip edin’ söyleminde ne kadar haklı olduğumu gördünüz herhalde. Bugün bu çocuklar koca bir tarih daha yazdı. Önce coachumuz Hasan Özmeriç ve staffına bir tebrikle başlayalım. Geçen seneki başarılı milli takım macerasının üzerine yenilerini ekleyerek yoluna devam ediyor. Her zaman sadece yaptığı işe konsantre olan, büyük büyük laflar etmeden çalışan Özmeriç’ten beklenti giderek artıyor. Umarım bunun altından da kalkar kendisi ve ekibi.

Beşir özel becerileri olan bir oyuncu. Afrika’dan bu kadar küçük yaşta yabancı bir ülkeye gelip tek başına bir mücadeleye girmesi bile çok takdire şayan. Çok önemli destek verdi ama özellikle savunma bilgisi çok zayıf. Öğrenecek, gelişecek hiç şüphe yok.

Rüzgar için turnuva öncesi konuştuğum kulüp takım coach’u sevgili Soner çok geliştiğinden bahsetmişti. İlk oynanan Yeni Zelanda maçında pek bir varlık gösteremedi. Bu akşam o da bizi çok heyecanlandırdı. Özellikle bocaladığımız maçın başında attığı 10 sayı çok değerliydi.

Demir Öztürk bu takım için çok önemli bir oyuncu. Özellikle Noyan’ın da olmayacağı son iki maçta benim ondan beklentim büyük olacak.

Maalesef takımın en önemli parçalarından olan Noyan sakatlandı. Tam önümde cereyan eden şanssız pozisyon, sanırım kendisini turnuvanın kalanında bizden uzak tutacak. Hemen hemen 3 pozisyonu da oynayabilen özel bir oyuncu. Çok üzüldüm, en kısa zamanda döner umarım.

Karitasu gerçeğini nasıl anlatacağım bilemedim. Türk basketbolunun beklediği 3 numara için mükemmel bir ‘prototip’. Daha çok gelişecek. O geliştikçe biz onu daha keyifli izleyeceğiz. Turnuvada 4 maç sonunda 26 sayı, 10 ribaund, 2.5 assist ortalaması ile göz kamaştırıyor.

Gecenin kimileri için gizli benım için aleni kahramanı ‘Şık’ kardeşim adeta Beyaz Rus Sakinliğinde o son üçlüğü attığında Fransa’nın tabutuna son çiviyi çaktı. Özellikle savunmayı o kadar güçlü yapıyor ki kendisine hayran kalmamak mümkün değil.

Gelelim ‘HERO’ ya. FIBA böyle başlık atmış. Bence Ömer’e de çok yakıştı. Herşeyi ile bu kategorinin çok üstünde bir Kahraman. Turnuva genelinde 28.5 sayı 5.8 ribaund ve 10 assist istatikleri ne demek istediğim kısmını anlatıyor zaten. Esas beni daha çok etkileyen yanı hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok üst düzey bir yapıya sahip olması. Bütün itiş kakışlara rağmen ne zaman sorumluluk alacağını çok iyi biliyor. Ona yapılan savunmaların çoğu illegal ama hiç dengesini bozmuyor ve sadece işine konsantre oluyor.

Sonuç olarak Türk Basketbolu çok derin, çarpıcı, etkileyici bir oyun kurucu oyuncuya kucak açıyor. Alt yapılarda böyle bir dominasyon, bireysel performansı ben uzun yıllar önce İspanyol Ricky Rubio’da hatırlıyorum. Umarım Ömer’in kariyeri Rubio’dan çok daha iyi olur.

Önce Sırbistan’ın karşısına çıkacağız. Onu geçip Pazar akşamı çocuklar gibi şen bir şekilde finali oynayıp şampiyon olacağız çünkü bu takımın sırrı 17 sindeki çocuk gibi görünüp 30 yaş olgunluğunda oynayabilmekten geçiyor.

Küçük bir not; Bir ara stresten kafamı yere doğru döndürdüm ve bu ilginç görüntü ile karşı karşıya kaldım. Artık ayakkabılarda da dizayn konusunda uzay kıvamına geçmişiz, hadi hayırlısı. Korkarım birisi yanlışlıkla annesinin terliği ile maça gelecek tribünlerde ‘ bu model nerede satılıyor’ diye gidip sıraya girecek …
17'sindeki 30'luklar (İnan Şefkatli)Kalın sağlıcakla…

- Reklam-

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler