Hafta sonu, her ay olduğu gibi ergen–ebeveyn psikolojisi, davranışları ve mindfulness üzerine sohbet etmek için bir araya geldiğim dostum, Psikolojik Performans Danışmanı Ömer Gür ile çay içerken, ünlü kaleci Gianluigi Buffon’un 41 yaşındayken 17 yaşındaki haline yazdığı mektubu mutlaka okumamı tavsiye etti. Eve döndüğümde yaklaşık 10 sayfalık o mükemmel mektubu baştan sona okudum. Ardından Bursaspor Basketbol – Galatasaray MCT Technic maçını izlemeye başladım. Maçın sonunda Göksenin’in canlı yayındaki röportajını seyredince, aklıma şu soru geldi: Acaba Buffon’un yaptığı gibi, Göksenin de bu maçtan bir gün sonra kendine bir mektup yazsa neler söylerdi?
İşte o hayali mektup aşağıda…
Sevgili 34 Yaşındaki Göksenin’e…
Bu mektubu sana, 45 yaşından… artık hem kazandıklarının hem de kaybettiklerinin ne anlama geldiğini daha iyi bildiğin bir yerden yazıyorum.
Dışarıdan hâlâ aynı adamsın: savaşçı, öfkesi hızlı kabaran, formsuz bir gününde bile pes etmeyen bir sporcu.
Ama sana bugün anlatmazsam, yıllar içinde öğrendiklerimin bir kısmına yazık olur.
Önce kötü haberlerle başlayayım:
34 yaşındasın ve her şeyi doğru yaptığını sanıyorsun.
Sanıyorsun ki yıllarca formasını giydiğin kulübe karşı aldığın ilk galibiyette duygularını yönetebilirsin.
Sanıyorsun ki mikrofon, sadece bir mikrofon.
Sanıyorsun ki “haklıysan” söylediğin her şey doğrudur.
Gerçek şu ki daha öğreneceğin çok şey var..
Ayrılığın Acısını Taşımak
Haziran 2025’te “Bu ayrılık böyle olmamalıydı” derken haklıydın.
Seni büyüten yerden böyle ayrılmak, kim olsa üzerdi.
Ama kırgınlık, gençliğin ateşiyle birleştiğinde çoğu zaman insanı düşünmeden konuşturur.
O gün de olan buydu.
Kazandın.
Sevindin.
Haklısın, sevinmek senin hakkın.
Ama bil ki bazen en doğru kutlama…
Sessizlikte olur.
Galibiyet sonrası duşunu alıp eve gitmek, çocuğunun saçını okşamak, eşinle yemeğe oturmak…
Bazen bir kaptanı en güçlü gösteren şey tam da budur.
Mikrofon o kadar tehlikeli ki, hele canlı yayın… tamamıyla seni ve duygularını yönetir.
O anki duyguların ise her zaman seni doğru yere götürmez.
Sosyal Medya… O Tatlı Tuzak
Sana yalvarıyorum:
Böyle duygusal yoğunluğu olan maç geceleri sosyal medyadan uzak dur.
Çünkü sen sustuktan çok sonra bile sözlerinin gölgesi dolaşır.
19 senede camia ile kurduğun gönül bağını bir gecede riske atmana gerek yok.
Haklı olman, her şeyi söylemek zorunda olduğun anlamına gelmiyor.
Kendini Tanımıyorsun…
34 yaşındaki Göksenin kendini güçlü, lider, vazgeçilmez zanneder.
Ama bil ki:
Gerçek güç, duygularını yönetebilmektir.
Gerçek liderlik, gerektiğinde susabilmektir.
Gerçek olgunluk, kapıyı çarpmadan gidebilmektir.
Senin kalbinde büyük bir ateş var. Bu ateş seni Galatasaray’da kaptan yaptı. Bursaspor’da savaşçılığını devam ettirdi..
Ama aynı ateş kontrol edilmezse seni yorar, yıpratır, yanlış sözlere sürükler.
Biliyorum, şu anda “Ben zaten doğruyu söyledim” diyorsun. Ama doğruyu yanlış zamanda söylemek, yanlışı doğru gibi gösterebilir.
Kim Olduğunu Hep Hatırla!
Sen 2006’dan beri aynı camianın içindesin.
15 yaşında girdiğin kapıdan 34 yaşında kaptan olarak çıktın.
Bu, kolay kazanılmış bir madalya değil.
Ama şunu unutma:
Hiçbir kaptan sadece sahada kaptan değildir.
Sırtındaki formayı terletirken aynı zamanda camianın ağırlığını taşıma becerisidir.
Bir gün anlayacaksın ki gerçek kahramanlık sadece bağırarak değil,
gerekince susarak da kazanılır.
Ben Kimim? Sen Kim Olacaksın?
45 yaşına geldiğinde hâlâ ateşli olacaksın.
Hâlâ bazı sözleri duyunca sinirlenecek, bazı kararları haksız bulacaksın.
Bu değişmeyecek — çünkü bu sensin.
Ama bu yaştaki ben, sana tek şeyi öğretmek istiyorum:
Olgunluk değişmek değildir; ateşini kontrol etmektir.
Sana kalan miras sadece attığın üçlükler, derbi galibiyetleri ve kupalar değil;
arkanda bıraktığın saygınlıktır.
Çünkü unutma Göksenin:
Sen sadece bir basketbolcu değilsin.
Bir formanın hafızasısın.
Bir tribünün evladısın.
Aynı zamanda kendi çocuğunun ve alt yapıdaki gençlerin gözünde rol modelsin.
Ve bu, her kupadan daha ağır bir sorumluluktur.
Gerçek cesaret, zayıflığını gösterebildiğinde başlar.
Sen zaten güçlüsün; mesele güçlü kalabilmek.
Son Sözüm…
Sana kızmıyorum genç adam.
Seni anlıyorum.
Daha yolun var.
Ateşini söndürme.
Ama yönetmeyi öğren.
Ve ne olursa olsun şunu unutma:
Sen hâlâ Göksenin Köksal’sın.
Bunun ne demek olduğunu en iyi sen bilirsin.
45 yaşındaki Göksenin’den
34 yaşındaki Göksenin’e…
Bir gün gerçekten anlayacağın umuduyla.




Elinize sağlık… Kenarda eskisi gibi Murat Özyer olsaydı inanın bunların hiçbiri olmazdı…
Damlamış hemen gsli efesli panalı yunan sevici, uzocu, sirtakici, mertis babayannis.
Yorumunuz için teşekkür ederim.
Eşim ile beraber 11-15 yaş grubu oyunculara eğitim veriyoruz, eğleniyoruz, yeni şeyler öğreniyoruz, sahadayız ve çok da keyifliyiz.
Çok güzel edebi bir mektup olmuş. Göksenin kardeşime başarılı sezon geçirmesini dilerim
İlginize ve yorumunuza teşekkür ederim.
Adam hep aynıydı, farkı şimdi başka forma giymesi mi?
Yazını hedef kitlesi Göksenin üzerinden yeni jenerasyon. Bunu ıskalamamakta fayda var. İlginiz için teşekkür ederim.
Murat Abi,
Yine basketbol ile bireysel gelişimi harika birleştirmişsiniz. Elinize, sağlık. Göksenin Köksal okurken ne düşünür bilemem ama ben okurken ‘Keşke zamanında Murat Özgül gibi sadece basketbolu değil, aynı zamanda oyuncusunun zihinsel gelişimini önemseyen bir koçum olsaydı’ diye iç geçirdim. İyi ki varsınız.
Sevgiler
Mert Aksongur
Sanırım otomatik klavyenin azizliğine uğramışım Murat Abi. (Soyadınız Özyer yerine Özgül olarak çıkmış. Kusura bakmayın lütfen)
Çok naziksin Mert, ilgin ve yorumun için çok teşekkür ederim.
Göksenin için böyle bir yorum ,onu ciddiye aldığımızı gösterir.Kariyerine baktığımızda sıradan ve çok ciddiye alınacak bir oyuncu olmadığını düşünüyorum
Nereden baktığımıza bağlı… Aslında yazıda Göksenin üzerinden yeni jenerasyona bir mesaj var. İlginize teşekkür ederim.