Salı, Şubat 27, 2024
spot_img

Akıl (Naci Özonay)

“Marcus Aurelius’a göre hepimiz düşüncelerimizden ibaretiz. İnsan aklı çok kıymetli… Çünkü insan düşünebilen bir yaratık olması nedeniyle, tanrısallığa en yakın canlı türü…

Her ne düşünüyorsak onu var ediyoruz. Zira her eylemimiz bir düşüncenin sonucu… Eylemlerimizse kaderimiz üzerinde etkin güce ve belirleyiciliğe sahip.

Eylemler seçimlerin ifadesidir. Her neyi seçtiysen eylemlerinle bunu ifade edersin. Dolayısıyla bir seçim yapmak, diğer bütün seçenekleri terk etmek de sayılır. Belki onlarca, yüzlerce olasılık içinden sadece bir tanesini alıp yaşama uyarlamak büyük bir sorumluluk…

İnsan bir eylemde bulunurken kendiyle ilgili önemli bir sorumluluk alıyordur aynı zamanda. Çünkü artık bir seçim yapmıştır ve o seçimin sonuçlarına maruz bırakacaktır kendini.”

Değerli Antrenör, Öğretmen ve Yönetici Arkadaşlarım,

Futbol hakemi Halil Umut Meler’e, Fair Play ödüllü! ülkenin önemli kademelerinde görev yapmış bir şahıs tarafından yapılan insanlık dışı saldırı, bir tek sporda şiddet olayı olarak görülmemelidir. Günümüzde birçok insanımıza yaşamın her alanında bu tip şiddet olayı yapılmakta ancak gündeme gelmemekte, üstü örtbas edilmektedir.

Halil Umut Meler’e yapılan saldırı sonrası tribünlerden destek tezahüratının olması ve bir grup taraftarın da sahaya girerek insanlık dışı saldırıya linç girişimi ile destek vermeye çalışmaları ise toplumsal olarak ayrı bir sıkıntı konusu olup, “CİNNET” halidir.

İnsanlarımız bu tip şahıslardan dolayı, ailecek restoranlara, AVM’lere huzurlu bir şekilde gidemez, kısacası sokağa çıkamaz duruma gelmişlerdir. Trafikte araç kullanma olayından söz bile etmeyeceğim. En ufak sıkıntıda sopalar ortaya çıkmakta ve büyük olaylar olmaktadır.

Bu çirkin olayları yaratanlar, ne yaparlarsa yapsınlar her birinin bir yerde hatırlı!! tanıdıkları olduğundan dolayı cezai müeyyide ile karşılaşmayacaklarını, korunacaklarını çok iyi bilmektedirler.

Hatta yapmış oldukları rezaletten dolayı toplumun bir kesimi tarafından kahraman haline getirilecek lerini ve olayların bizim topluma has olarak kısa zamanda unutulup gideceğini çok iyi anlamaktadırlar.

Linç girişimine uğrayan Halil Umut Meler’in soyunma odasına giderken orada bulunanlara;

“Canınız sağ olsun, benim hatam” tedavisi sonrası ise “hayatın her alanında şiddete olan inancın son bulmasını temenni ediyorum” ifadeleri ise tam olarak ‘öğrenilmiş çaresizlik’ durumudur.

Yere düştüğü an kapanıp kendini korumaya çalışırken sahaya girmiş kişiler tarafından tekmelenmesine ise diyecek bir söz bulamıyorum.

Dünya çapında gündem olan olay, uluslararası basında ‘Türkiye’de şiddet, linç, çılgınlık, skandal ve utanç gecesi’ olarak nitelendirilmiştir.

Değerli Antrenör, Öğretmen ve Yönetici Arkadaşlarım,

“Akıl insanların ortak özelliğidir Aurelius’a göre… İnsanı diğer canlılardan üstün kılan akıl, aynı zamanda gelişir ve derinleşir. Sonsuz olasılıklar ve çözümler üretir hatta yaratabilir. Dolayısıyla aklı kullanmak insanoğlunun görevidir bir yerde. Mutluluğunu da yine aklıyla inşa edecektir insan… Tabii ki mutluluğunda bir “AHLAKI” vardır, olmalıdır. Çünkü hepimiz içimizde ne kadar özgünsek de kalabalıklarla, insanlarla bir arada yaşıyoruz. Dolayısıyla “MUTLULUK AHLAKI EVRENSELDİR” ve bu yüzden evren aslında kocaman bir kenttir.

İnsan yeryüzünde tek başına değil… Türdeşleriyle birlikte paylaştığı bir sosyal düzenin de bir parçası. Yani toplumun bir ferdi. İnsanı, toplumsal düzenden bağımsız düşünemeyiz. İnsan için ‘başına buyruk’ bir yaşam söz konusu olamaz.

İnsan, kendi başına buyruk olmasın diye bir akla sahiptir zaten. Bu yüzden “ERDEMLER ve DEĞERLER” inşa edebilme becerisi vardır. Dolayısıyla varoluşu kadar, toplumsal varoluşunu da akıllıca tasarlamalıdır.

Davranışları da düşünceleri de bu yönde olmalıdır. Toplumun bir parçası olarak ‘eylemleriyle de’ toplum bütününe ait olmalıdır.”

Değerli Antrenör, Öğretmen ve Yönetici Arkadaşlarım,

“İnsan aklını kullanmayı seçmelidir. Rüzgârda oradan oraya savrulan kuru bir yaprağın kaderine terk edilemez yaşam deneyimi. Beklemek bir alın yazısı olamaz. Mutluluğu beklemek, başarmayı beklemek, sevilmeyi beklemek… Bunlar ağacın dallarında kendiliğinden yetişen, doğaya emanet edilmiş meyveler değildir. İnsanın doğası, bir yerde kendine emanettir. İnsan mutluluğu seçer, sevmeyi sevilmeyi seçer ve bu uğurda yapabilecekleri vardır. Hem de hiç gösterişsiz asaletle yapabileceği çok güzel şeyler vardır.”

‘Haklı olmak ile nazik olmak arasında seçim yapmanız gerektiğinde nazik olmayı seçin’ ilkesi ile yaşayan biz kentlilerin bu durumlar karşısında yapabilecekleri şeyleri, korkmadan (hukuksal yollar, spor alanlarında izlenen müsabakalarda sırtını dönüp sessiz protestolar gibi) mutlaka yapması gerekmektedir. Aksi takdirde ülkemiz, bu Fair Play ödüllü! İnsanlar tarafından istila edilecektir.

Değerli Antrenör, Öğretmen ve Yönetici Arkadaşlarım,

“Düşüncelerimiz neyse biz oyuz dur. Düşüncelerimizi ifade eder, düşüncelerimizi yaşarız.

Düşündüğümüzden başkası olamayız.”

Saygılarımla.

Kaynak: Unutma, Mutlu Bir Hayat Çok Az Şeye Bağlıdır. Marcus Aurelius

4 YORUMLAR

  1. Sn Özonay köşenizin takipçisiyim. Yazınızı okuduktan sonra altına yorum bırakıp bırakmamak konusunda kararsızdım. Ancak düşünceler paylaşıldıkça gelişirmiş derler. Sonuç olarak müsadeniz ve anlayışınız ile yine burdayım. “Ben sporcunun zeki,çevik ve aynı zamanda ahlaklı olanını severim” özdeyişi söylendiği zamanın şartlarında sporcuları hedef almış olarak görülebilir. Günümüz şartlarında spor ile alakası olsun veya olmasın her bireyi kapsadığına inanıyorum! M.K. Atatürk bu sözü söylerken entellektüel birikimini çok net bir şekilde ortaya koymuştur. İnsanoğlunu oluşturan üç önemli unsura dikkat çekmiştir. Zihinsel/zeki, bedensel/çevik, ruhsal/ahlaklı. Bu ifadelere ve kavramlara ve de aralarındaki ilişkiye birçok felsefe ve teoloji eserinde rastlıyoruz. Bizler onlarca yıldır Atatürk’ün bu önemli özdeyişini salonlara ve stadlara anlamadan astık. Olur olmaz yerlerde kullandık! Ne yazık ki anlamadık, anlamadığımız için öğretemedik ve eğitemedik ama çok güzel bir şekilde değersizleştirdik. Bu durum son yıllarda ortaya çıkmış bir durum da değildir! Çünkü çok uzun yıllardır çocuklarımıza öğrettiğimiz ve yaşattıklarımız vasıtası ile eğitimini verdiğimiz değerler; 1- Vur kır parçala bu maçı kazan. 2- Her yerde her zaman en büyük ….. Kitlelerimize verdiğimiz spor kültürünün özeti bunlardır. Atatürk’ün özdeyişinde vurgulamış olduğu unsurlar değildir. Ki şahsen ikinci madde en tehlikelisidir diye düşünüyorum! Sağlık dolu günler dilerim.

  2. Yazımın altına bırakmış olduğunuz yorumlar için teşekkür ederim. Yorumunuza katılmamak mümkün değil. Ben yazımı yazarken iki bin yıl öncesinde bile aklı ve insanı ön planda tutan liderlerin, toplum yaşamında mutlu olabilmenin en önemli yolunun ‘AKIL’ olduğunu ve aklın sağlıklı kullanılması gerektiğini düşündüklerini ifade etmeye çalıştım. Büyük deha Mustafa Kemal Atatürk tüm dünyanın kabul etmiş olduğu her yönüyle muhteşem bir insan ve lider aynı zamanda. Ülkemiz insanlarının Atatürk’ün izinden gitmesi, söylediklerini ve yazdıklarını okuyup ve ‘ANLAMASI’ her yönüyle çok önemlidir. Aslında ülkemiz insanının bir lider arayışına girmesine hiç gerek yok. Çünkü MUSTAFA KEMAL ATATÜRK gibi evrensel bir lidere sahibiz. Onun izinden gitmemiz yeterlidir. Bu vesile ile 2024’ün size ve değerli ailenize insanca bir yaşam sunmasını dilerim, saygılarımla.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler