Basketbolfliks ekranlarında dün gece, Alfred Hitchcock’un o meşhur 2.5 saatlik gerilim başyapıtlarından birinin üçüncü bölümünü seyrettik. Sinirlerin gerim gerim gerildiği, taktiklerin havada uçuştuğu, düdük seslerinin adeta bir fon müziğine dönüştüğü sertliği bol bir derbiye tanıklık ettik. Anadolu Efes, taraftarı önünde seriyi sürdürmek ve hayatta kalmak için çıktığı maçta Fenerbahçe Beko’yu 102 – 93 yenerek umutları pazar günkü randevuya taşıdı.
Tarihi Gece: 69 Faul / 83 Serbest Atış!
Öncelikli olarak o tarihi istatistiksel gerçeği masaya bırakalım: İki takıma toplamda 69 faul çalındı ve takımlar serbest atış çizgisine tam 83 kez gitti (35/40 Efes, 34/43 Fenerbahçe). İki takımın toplam isabeti ise 69/83 olarak kayıtlara geçti. Buna bir yorum değil, verilerin paylaşılması olarak bakmamızda fayda var.
48 dakikalık maçlar için NBA tarihine hızlıca göz attığımızda; Phoenix Suns’ın 9 Nisan 2016’da New Orleans Pelicans’a karşı oynadığı ve tek uzatmayla biten maçta, iki takımın toplam 61/80 serbest atış istatistiği yakaladığını görüyoruz. Dün gece BGM’de normal sürede (40 dakikada) biten bu derbiyle, serbest atış çizgisine gitme noktasında NBA dahil dünya genelinde bir rekoru Süper Ligimizde kırmış olabiliriz. Bu konudaki detaylı araştırmamız devam edecek.
Pablo Laso’nun Şapkasındaki Tavşanlar
Seri başlarken sosyal medyaya düşen “Anadolu Efes gelecek sezon için İtalyan bir başantrenörle anlaştı” söylentileri, Pablo Laso gibi bir EuroLeague efsanesinin motivasyonu kaybettirir mi diye düşündürtmüştü. Real Madrid’i iki EuroLeague şampiyonluğuna, altı ACB zaferine taşımış, oyunculuk döneminde Avrupa’nın en elit oyun kurucularından biri olmuş Laso’nun koçluk felsefesini kağıt üzerinde beğenmeyenler mutlaka vardır.
Laso’nun AS Gazetesi’nden Ricardo González’e verdiği röportajda kurduğu şu cümle, aslında onun dün geceki liderliğini ve basketbol felsefesini kusursuz özetliyor:
“Bir arabanın dört tekerleği varsa, tekerlek sayısını sekize çıkarınca daha iyi gitmez; belki de vites kutusuna bakmak gerekir. Bir takım böyle işler.”
İşte dün gece Anadolu Efes galiba eldeki mekanizmayı, yani “vites kutusunu” kusursuz işletti. Sakatlıktan yeni çıkan veteran Shane Larkin’den başka elinde gerçek bir oyun kurucu (playmaker) olmayan bir kimyada bu serinin üç maçına da zihinsel olarak harika hazırlamış bir koç ekibi var karşımızda.
Vincent Poirier’li ilk maçta Fenerbahçe salonunda 10 saniyenin altında hücum sayısını (possession) düşürerek ritmi eline geçirmeyi başarmıştı. Bu şapkadaki ilk tavşandı ama maçın sonunda basketfaulden yedikleri 2+1 ile 1 sayıyla kaybetmişti. İkinci maçı da yine deplasmanda 1 sayıyla kaybedip 2-0 geriye düşen bir takımı; pes etmemeye, savunmada sert kalmaya ve taktik plana sadık kalmaya ikna etmek tamamen bir liderlik başarısı olsa gerek.
Dün akşam ise Laso şapkadan ikinci tavşanı çıkardı: Günümüz spor dünyasındaki ‘Romantizmin ve proje üretme anlayışının kaybolduğu, sadece sonucun istendiği, tarz ve grup yaratmak için sabrın kalmadığı’ o acımasız ortama inat; Laso, takımının sezon boyunca kırılgan olan grup kimliğini paly off’ta kalıcı hale getirdi. Geniş rotasyonu kusursuz kullanarak herkesten katkı aldı, kontrol edemeyeceği faktörlere takılmadan takımını oyunun içinde tuttu.
Gelecek yıl için iki taraflı çıkış opsiyonu içeren net bir sözleşmesi olduğunu saklamayan ve “Eğer Efes istemezse veya ben ayrılmak istersem, belirli bir miktar ödeyerek ayrılık gerçekleşebilir” diyerek geleceğe değil sadece bugüne odaklanan Laso, söz konusu röportajda bahsettiği gibi Real Madrid günlerindeki o en büyük kişisel zaferini İstanbul’a da taşımış görünüyor: Şampiyon olmaktan öte, takımın her zaman finallerde oynayabilecek duyguyu aktarması, mücadele etmesi, bir kimliğe sahip olması ve tanınır kalması…
Öne Çıkan Takım ve Oyuncu İstatistikleri
Takım Karşılaştırması:
• Boyalı Alan Sayıları: Anadolu Efes 30, Fenerbahçe Beko 18 (Efes maçı pota altında üstünlük sağladı).
• 2 Sayı İsabeti: Anadolu Efes 20/30 (%67), Fenerbahçe Beko 13/27 (%48).
• 3 Sayı İsabeti: Anadolu Efes 9/25 (%36), Fenerbahçe Beko 13/21 (%62) (Fenerbahçe’yi oyunda tutan Tarık ( 7/8 üçlük isabeti) liderliğindeki bu çılgın dış şut yüzdesiydi).
Oyuncu Performans Analizleri:
Anadolu Efes:
1. Shane Larkin (31 Verimlilik / 31 Sayı / 5 Asist): 32 dakika sahada kalan kaptan, bu sefer direksiyondaydı. İki sayılık hücumlarda 6/7 ile oynadı, tam 14 faul alarak Fenerbahçe savunmasının tüm agresifliğini cezalandırdı.
2. Jordan Loyd (22 Verimlilik / 23 Sayı / 4 Ribaund): 8/12 genel şut isabeti ve kritik anlarda sahneye koyduğu soğukkanlılık ile Larkin’in en büyük yardımcısı oldu. Son dakikadaki üçlüğü maçı bitiren darbeydi.
3. Erkan Yılmaz (17 Verimlilik / 7 Sayı / 6 Ribaund / 4 Asist): İstatistik kağıdının ötesinde bir enerji koydu muazzam bir liderlik yaptı. Görünmez kahraman rolünü üstlenerek savunma sertliğini artıran, hücum ribaundlarını kovalayan ve 23 dakikada takımına can suyu olan gizli X-faktördü.
Fenerbahçe Beko:
1. Tarık Biberovic (28 Verimlilik / 29 Sayı / 7/8 Üçlük): Maça inanılmaz bir giriş yaptı. İlk 1.5 dakikada 3 üçlükle skoru 9-0’a getirip Pablo Laso’ya erken mola aldırdı. Yayın gerisinden 7/8 ile kariyer gecelerinden birini oynadı..
2. Wade Baldwin IV (28 Verimlilik / 24 Sayı / 6 Asist): 11/13 serbest atış isabetiyle oynadı, agresif kaldı.
3. Nicolo Melli (2 Sayı / 5 Faul): 3. dakikada şanssız bir sakatlık yaşayıp kenara geldi, daha sonra oyuna dönse de faul problemine girdi ve bitime 6 dakika kala 5 faulle oyun dışı kalarak sarı-lacivertlilerin pota altı direncini düşürdü.
Pazar Günü İçin Çekirdekleri Hazırlayın!
Anadolu Efes; dış etkenlere takılmadan, kulaktan kulağa yayılan dedikoduları tamamen saf dışı bırakarak ve takım sinerjisini en üst seviyede tutarak seriyi 2 – 1’e getirmeyi başardı. Pablo Laso’nun öğrencileri, üzerlerindeki büyük baskıya rağmen zihinsel dayanıklılık testini şimdilik başarıyla geçmiş durumda.
Ancak bu gerilim filmi burada bitmiyor; Pazar günü bizi çok daha sert bir hamle-karşı hamle savaşı bekliyor. Fenerbahçe Beko cephesinde ise sakatlıktan dönen ve üçüncü maçta 24 sayı üreten Wade Baldwin kozundan sonra, takımın bir diğer gerçek oyun kurucusu (playmaker) olan tecrübeli lider Nando De Colo da sahada olacak mı? Pota altı direncini yeniden nasıl yukarı çekecek? Jasikevicius’un hamlesi ne olacak?
Merak ve heyecanımız artık doruk noktada…
Laso’nun da belirttiği gibi, bu yoğun takvimlerde artık idman yaptırmaya zaman kalmıyor; tamamen bir “maç yönetme” ve zihinsel satranç savaşı izliyoruz. Şimdi önümüzde pazar günü saat 20.00’de oynanacak o gerilimi yüksek dördüncü bölüm var. Alfred Hitchcock vari bu basketbol şöleninin tadı hepimizin damağında kaldı. Pazar günü ekran başında yerimizi erkenden alacağız; ekran başına geçmeden önce bolca çekirdeğinizi hazırlamayı sakın unutmayın!
Murat Özyer
Basketbol İnsanı



