Altyapıda Asıl Maç: Karakterle Oynanan Maç (Coşkun Teziç)

- Reklam-

Altyapı sporları çoğu zaman yanlış bir yerden okunur. Kazanılan maçlar alkışlanır, kaybedilenler unutulmak istenir. Oysa altyapı, skorla değil karakterle ölçülür. Çünkü burada oynanan oyun, haftalık değil; ömürlüktür.
İlk Ders: Kaybettiğinde Kimsin?
Kazandığında herkes iyi bir sporcudur.
Ama kaybettiğinde…
Hakemi mi suçluyorsun?
Takım arkadaşına mı dönüyorsun?
Yoksa sessizce sorumluluk mu alıyorsun?
Altyapıda karakter inşası tam da burada başlar. Kaybedilen maç sonrası yapılan ilk konuşma, bir çocuğun sporla olan bağını da, hayata bakışını da belirler.
Antrenör “Sorun sende” değil, “Buradan ne öğreniyoruz?” dediği anda karakter filizi atılır
Disiplin Bağırarak Değil, İnandırarak Öğretilir
Koş cezası, bağırışlar, tehditler…
Bunlar disiplin değildir; korkudur..
Gerçek disiplin, sporcunun kimse kontrol etmezken de doğruyu yapabilmesidir.
Zamanında gelmek, formasına sahip çıkmak, arkadaşına saygı duymak…
Küçük görünen bu detaylar, büyük karakterlerin altyapısını oluşturur.
Disiplin korkuyla değil, aidiyetle kalıcı olur.
Saygı: Rakibe Değil, Önce Kendine
Rakibe el uzatmak kolaydır.
Asıl zor olan; haksızlık hissettiğinde sakin kalabilmektir.
Hakem kararına itiraz etmeyen, rakibini küçümsemeyen, takım arkadaşının hatasını alkışla telafi eden çocuk…
Belki en çok sayı atan değildir ama en sağlam karakter oradadır.
Ve unutmayalım:
Sahada saygıyı öğretmek isteyen yetişkin, önce kenarda saygıyı göstermek zorundadır.
“Yıldız” Etiketi, Karakterin En Büyük Düşmanıdır
Altyapıda en tehlikeli cümle şudur:
“Bu çocuk çok yetenekli.”
Doğrudur.
Ama tek başına yeterli değildir.
Erken parlatılan yıldızlar, çoğu zaman takım olmayı öğrenemeden büyür. Oysa karakter; pas vermeyi, beklemeyi, gerektiğinde geri planda kalmayı bilmektir.
Takım arkadaşının başarısına içten sevinebilen çocuk, sadece iyi sporcu değil; iyi insan yolundadır.
Hata Yapma Hakkı Olmayan Yerde Karakter Gelişmez
Sürekli uyarılan, hatasında kenara çekilen çocuk ne öğrenir biliyor musunuz?
Risk almamayı.
Oysa karakter; denemekten, yanılmaktan ve tekrar ayağa kalkmaktan doğar.
“Yanlış yaptın ama buradayız” mesajını alan sporcu, hem sahada hem hayatta daha cesur olur.
Tribün, Soyunma Odası Kadar Etkilidir
Antrenör bir şey söyler, tribün başka bir şey fısıldar.
Çocuk kimi dinleyeceğini şaşırır.
Ebeveyn, antrenör ve kulüp aynı dili konuşmuyorsa; karakter inşası yarım kalır.
Çocuğun duyması gereken mesaj nettir:
“Oynamasan da değerlisin.
Kazanmasan da buradasın.
Son Düdük: Kim Kazandı?
O maç belki kaybedildi.
Belki kupa gelmedi.
Ama eğer çocuk soyunma odasından başı dik çıktıysa, arkadaşına sarıldıysa, yarın antrenmana yine hevesle geliyorsa…
İşte gerçek galibiyet budur.
Altyapıda karakter; kupa gibi parlamaz, madalya gibi boyna asılmaz.
Ama bir ömür taşınır.
Ve sporun kazandırabileceği en büyük başarı da tam olarak budur.

- Reklam-

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler