Kırk yıl boyunca basketbolun her kategorisinde antrenörlük yaptıktan sonra dört sezon boyunca BGL takımlarında görev aldım. Bu süreç bana, uzun zaman sonra altyapıda yaşananları yakından gözlemleme fırsatı sundu. “En büyük değişiklik nedir?” diye soracak olursanız, eskiye kıyasla bugün binlerce altyapı kulübünün varlığı ve on binlerce çocuğun basketbol oynamasıdır. Bu tablo ilk bakışta umut verici görünse de değişmeyen sorunlar hâlâ varlığını koruyor.
Ben bu kronik problemlerin tümüne değinmek yerine, ilk altyapı antrenörlüğüme başladığım günden bu yana hiç değişmeyen tek meseleye odaklanmak istiyorum: İlgisizlik.
Yaz aylarında oynanan altyapı milli takım müsabakaları sona erdiğinde, çocuklarını yakından takip eden birkaç veli hariç, altyapı konusu kimsenin gündeminde kalmıyor. Altyapı idarecileri ve antrenörleri dışında bu alana kafa yoran neredeyse kimse yok.
Oysa yayıncı kuruluşların yapacağı çok basit bir jestin bile, altyapıya emek veren kulüpleri, antrenörleri ve yöneticileri motive edeceğine yürekten inanıyorum.
Rica ediyorum:
BSL ve TBL maçlarını yayınlarken, sahadaki Türk oyuncuların hangi kulüplerin altyapısından yetiştiğini söyleyin. Yapacağınız küçük bir araştırma sonucunda ağzınızdan çıkacak üç-beş cümlenin, karşılıksız emek ve yatırım yapan kulüplere nasıl moral olacağını bir düşünün.




Söylesinler tabii güzel olur da sonuç ne olacak,ne değişecek? Altyapılardaki sorunları herkes biliyor da sorumsuz sorumlular yapmaları gerekenleri yapmıyor, ilgisizlik,
ekonomik geçim sorunları, torpil, rüşvet iddiaları, menajer oyunları, ailelerin para hırsları, çocukların kaprisleri,egoları, yönetici ve A takım koçlarının bencillikleri, kişisel çıkar hevesleri, hep ben demeleri, kibirleri, altyapılarla alakadar olmamaları. Say say bitmez. Sonra niye milli takımlarda devşirme ve Türkiye’de doğmamışlar var, neden yıldız oyuncu yetişmiyor diyoruz, bu kafayla yetişmez tabii…