Spor, sadece fiziksel bir mücadelenin ya da taktiksel bir üstünlüğün sahnesi değildir; kitleleri aynı duygu etrafında birleştiren, bir ulusun ruhunu ateşleyen en güçlü ortak paydalardan biridir.
TOPLUMSAL HAFIZA…
Bu gerçeği son yıllarda tüm dünyaya en berrak şekilde gösteren ise hiç şüphesiz A Millî Kadın Voleybol Takımımız olmuştur. Filenin Sultanları’nın üst üste elde ettiği 2. Avrupa Şampiyonluğu, spor tarihimize altın harflerle yazılan bir başarı öyküsü olmanın çok ötesinde, ulusal kimliğimizin ve bağımsızlığımızın sembolü olan İstiklal Marşımız ile kurduğu bağ sayesinde toplumsal bir hafıza mekanizmasına dönüşmüştür.
KORKMA…
İstiklal Marşı, yazıldığı dönemin ruhu gereği bir imkansızlığın, inancın ve asla pes etmemenin manifestosudur. Mehmet Akif Ersoy’un “Korkma!” haykırışıyla başlayan bu eser, Türk kadınının parkede verdiği varoluş ve zirve mücadelesiyle birebir örtüşmektedir.
TARİHİ MISRALARIN RUHU…
Filenin Sultanları, turnuva boyunca geriye düştükleri anlarda, baskı altında ezdikleri her topta ve kaybettikleri setlerin ardından ayağa kalkarken aslında o tarihi mısraların ruhunu kuşanmışlardır…
Şampiyonluk sayısının ardından dökülen gözyaşları ise sadece kazanılan bir kupanın sevinci değil; aylarca süren emeğin, ülkeye duyulan aidiyetin ve bayrağı en tepeye çıkarma kararlılığının bir patlamasıdır…
TEK YÜREK OLABİLMEK…
Bu zaferin en ikonik, zamana meydan okuyan anı ise kürsüde İstiklal Marşı’nın okunduğu o dakikalardır. Sporcularımızın el ele tutuşarak, gözlerindeki haklı gururla ve sesleri titreyerek marşımızı tüm dünyaya dinletmesi, salondaki binlerce ve ekran başındaki milyonlarca vatandaşımızı tek bir yürek haline getirmiştir.
TÜRK KADINININ AZMİ VE ÇAĞDAŞ YÜZÜ…
O an, Avrupa’da yankılanan ses sadece bir ülkenin ulusal marşı değil; Türk kadınının azminin, çağdaş yüzünün ve dünyada ulaştığı saygın noktanın haykırışı olmuştur. İstiklal Marşı’nın her bir kelimesi, sporcularımızın adanmışlığıyla yeniden anlam kazanmış, şampiyonluk kürsüsü bir spor platformundan çıkıp ulusal bir gurur anıtına dönüşmüştür.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN KIZLARI…
Sonuç olarak, Filenin Sultanları’nın Avrupa Şampiyonluğu, İstiklal Marşı’mızın ruhunun günümüzdeki en canlı yansımalarından biridir. Onlar, sadece kupayı Türkiye’ye getirmekle kalmamış; bağımsızlık marşımızı uluslararası bir arenada gururla dalgalandırarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün kızları olduklarını kanıtlamışlardır.
Bu şampiyonluk, her İstiklal Marşı çalındığında hatırlanacak küresel bir zaferin, sarsılmaz inancın ve iradenin bir öyküsü olmuştur…
Son sözü bir cumhuriyet kadını olmaktan gurur duyan kaptanımız sevgili Eda Erdem’e bırakıyorum:
CUMHURİYETİN AÇTIĞI YOLDA TÜRK KADINININ NELER BAŞARABİLECEĞİNİ GÖSTERDİK…
“Biz bugün sadece şampiyonluk kazanmadık. Biz Cumhuriyetin bize açtığı yolda Türk kadınlarının neler başarabileceğini bir kez daha gösterdik. Bizden önce yolu açanlar, bize inananlar ve bizden sonra gelecek olan tüm kız çocuklarına armağan olsun bu kupa. Türk kadını her zaman hayal etmeye, mücadele etmeye ve kazanmaya devam edecek. Bu kupa hepimizin. Avrupa’nın başkenti bugün İstanbul. Bu gurur hepimizin…”
Saygılarımla.




