Bugünlerde hepimiz A Milli Kadın Voleybol Takımımızın elde ettiği başarıları ve A Milli Erkek Voleybol Takımımızın gelmiş olduğu yeri konuşuyoruz. Ancak çoğumuz bu başarıların nasıl inşa edildiği hakkında maalesef bilgi sahibi değiliz…
Bu başarıların ne şekilde geldiği, Türkiye’nin hangi yolla bir ‘voleybol ülkesi’ haline dönüştüğü üzerine açıkça söylemem gerekirse bende düne kadar bir bilgi sahibi değildim…
DİP DALGASI…
Voleybola emek vermiş, geçmiş 20 yılda bugünkü başarılar için çaba sarf etmiş, hala büyük bir inançla ve inatla Türkiye kazan onlar kepçe çalışan voleybol emekçileri ile yaptıkları çalışmalar hakkında sohbet edince, abartıyorlar diye düşünüp duyduklarıma inanamadım…
Ancak konuşma ilerleyip uygulamada yapılanlara, gelmiş olunan noktaya ve elde edilen sıra dışı başarılara bakınca, daha önce ki başarıların yanına yeni bir ‘dip dalgasının da gelmekte olduğunu gördüm. Bana da önümü ilikleyip tebrik etmekten başka bir şey kalmadı…
BUZDAĞININ GÖRÜNMEYEN BÖLÜMÜ…
A Milli Kadın Voleybol Takımımızın elde ettiği dünya çapındaki başarılar ve A Milli Erkek Voleybol Takımımızın yükselişi buzdağının sadece görünen kısmıdır. Voleybolun görünmeyen devasa başarısı ise suyun altında yatmakta ve bu devasa kütle her gün, her ay görünmeden, sessiz sedasız büyümeye devam etmektedir…
Sevgili Okurlar;
Ülkemizde yönetici değişikliklerinde gelen yöneticinin bir önceki yönetimden devraldığı organizasyonları yok sayıp maalesef sil baştan yaptığını çok iyi bilmekteyiz…
Bu çerçevede Erol Ünal Karabıyık’tan sonra Türkiye Voleybol Federasyon Başkanlığını Özcan Mutlugil yapmıştır. Hem Erol Bey hem de Özcan Beyin başkanlığı döneminde bugün Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı olan sevgili Akif Üstündağ Asbaşkanlık görevinde bulunmuştur. Kendisinden önceki dönemlerde yapılanları bozmayıp, organizasyonu büyütüp gelişmesine katkıda bulunduğu için sevgili Akif Üstündağ’ı ayrıca kutlamak gerekir diye düşünüyorum…
Voleybolun gelmiş olduğu noktayı, “Türkiye’nin bir voleybol ülkesine” nasıl dönüştüğünü iyice anlayabilmek adına yetkililerin geçmişte neleri yaptıklarına, nasıl kararlar aldıklarına ve bu kararları nasıl geliştirip takip ettiklerini sizlere aktarmaya çalışacağım.
Bu kadar başarılı bir organizasyonu bende siz değerli okurlara mükemmel bir şekilde aktarmayı çok isterim… Ancak olacak eksiklerimden dolayı Türkiye Voleybol Federasyonu’nun değerli yetkilileri ve çalışanları ile tüm voleybolseverlerin anlayışına sığınıyorum…
Bu konuda yazacaklarım 3-4 yazı dizisi halinde olacaktır. Bu yazılarımda yapmış olduğum görüşmelere, araştırmalara ve sahada insan üstü emekler veren ‘görünmez kahramanlar’la olan sohbetlere yer vereceğim. Son yazımı da kendi düşüncelerime, soracağım sorulara ayıracağım.
DOKTORA TEZİ…
Ara ara sohbet ettiğim spor tutkunu bir dostuma yapmış olduğumuz sohbet esnasında voleybol üzerine yazı yazmaya çalıştığımı söylediğimde kendisi bana şunu söyledi:
“Naci, voleybolun ülkemizde kat ettiği yol ve elde ettiği başarılar aslında bir doktora tezi konusudur…”
‘ORTAK AKIL’ ŞURASI…
2003 yılında A Milli Kadın Voleybol Takımımızın elde ettiği Avrupa ikinciliği TVF yetkililerini Türkiye geneline yayılma ve harekete geçilmesi konusunda tetikleyici bir unsur olmuştur.
Türkiye Voleybol Federasyonu tarafından 28-30 Ağustos 2008 tarihinde “50. Yılında Türkiye’de Voleybolun Gelişimi” başlığıyla düzenlenen tarihi şura Voleybol Federasyonu Başkanı Erol Ünal Karabıyık başkanlığında “Ortak Akıl” sloganıyla toplanmıştır.
Bu şuraya kulüpler, milli takım ve kulüp antrenörleri, üniversitelerden akademisyenler, hakemler, il temsilcileri, idareciler, milli voleybolcular ve voleybola hizmet etmiş insanlar davet edilmiştir.
Bu şurada alınan kararlar ve ana odak noktaları, Türk voleybolunun miladı ve bugünkü küresel başarısının temel taşlarını oluşturmuştur…
“Ortak Akıl” sloganı ile toplanan şurada şu stratejik başlıklar ve konular ele alınmıştır:
1- Eğitim ve Altyapı Reformu (Spor Okulları)
MEB ile Stratejik Ortaklık: Şuranın en somut ve dönüştürücü kararlarından biri, “voleybolun okullarda tabana yayılması” olmuştur… Bu doğrultuda Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği yapılarak yetenekli çocukların küçük yaşta keşfedilmesi için özel Voleybol Spor Okulları ve Spor Liseleri kurulması kararlaştırılmıştır.
Alt Yapı Tarama Sistemi: Türkiye genelinde Anaokulu, İlkokul, Ortaokullardan başlayarak okullara gidilmesi ve Beden Eğitimi Öğretmenleri, Sınıf Öğretmenleri ile iş birliği yapılması sonucu sistematik oyuncu taramalarının gerçekleştirilmesi ve kulüplerin altyapı yatırımlarına zorunlu teşvikler getirilmesi onaylanmıştır.
Mini Voleybol Projesi: 2007 yılında yayımlanan Mini Voleybol Talimatına ek olarak mini voleybolun, ilköğretim seviyesindeki çocuklara yayılması 2008 yılındaki şurada stratejik bir plan haline getirilmiştir.
2009 Büyük Lansmanı: Şura kararlarını takiben Türkiye Voleybol Federasyonu ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokolle 28 Mart 2009 tarihinde düzenlenen basın toplantısı ile “Mini Voleybol Projesi” hayata geçirilmiştir. (Bu Mini Voleybol Projesi de 1 Temmuz 2013 yılında kurulan ‘Fabrika Voleybol’un doğmasına vesile olacaktır.)
2- Kurumsallaşma ve Tesisleşme
Salon Yatırımları: Kulüplerin ve milli takımların uluslararası standartlarda tesislere kavuşması için federasyon öncülüğünde yeni voleybol salonlarının yapılması ve mevcut salonların modernizasyonu karara bağlanmıştır.
Bölgesel Liglerin Yapılandırılması: Voleybolun sadece büyük şehirlerde (İstanbul, Ankara, İzmir) kalmaması, Anadolu’nun her bölgesine yayılması için lig yapılarının ve deplasmanlı lig sisteminin ekonomik olarak desteklenmesine karar verilmiştir.
3- Kulüpler ve Milli Takım Vizyonu
Sürdürülebilir Başarı Modeli: 2003 yılında elde edilen Avrupa ikinciliğinin geçici bir başarı olarak kalmaması adına, milli takım düzeyinde istikrarlı bir “Türk Voleybol Ekolü” oluşturulması hedeflenmiştir.
Sponsorluk ve Medya Stratejisi: Voleybolun marka değerini arttırmak, kulüplere kalıcı gelir sağlamak ve kurumsal sponsorları branşa çekmek için yeni bir medya pazarlama vizyonu belirlenmiştir.
4- Teknik Kadro ve Hakem Eğitimi
Antrenör Eğitimi ve Gelişimi: Türk antrenörlerin dünyadaki modern voleybol trendlerini takip edebilmesi amacıyla ulusal ve uluslararası seminerlerin arttırılması kararlaştırılmıştır.
Hakem Eğitimi, Standartları: Hakem ve gözlemci kalitesinin yükseltilmesi, eğitimlerin dijitalleştirilmesi ve uluslararası arenalarda daha fazla Türk hakeminin görev alabilmesi için bir yol haritası belirlenmiştir.
Sevgili Okurlar;
2008 yılında Türkiye Voleybol Federasyonu’nun yapmış olduğu şurada; “aile eğitimi, antrenör eğitimi, hakem eğitimi, beden eğitimi ve sınıf öğretmenleri eğitimi ve yönetici eğitimi” adlarında kurulan çalışma gruplarına bakınca çalıştayda, sayısız kez ‘EĞİTİM’ kelimesinin geçtiğini, eğitimin öneminin defalarca vurgulandığını, eğitimin olmazsa olmaz olduğunun altının önemle çizildiğini tahmin etmek benim adıma hiç de zor olmadı…
Şurada, pedagojiden fizyolojiye, psikolojiden antrenman bilimine kadar dünya literatürlerinin tarandığını ve bunların günler geceler boyunca kaleme alınıp kitap haline getirildikten sonra ‘ücretsiz’ bir şekilde dağıtıma hazır hale getirilmesini duyunca da basketbolumuz adına imrenmedim desem doğru olmaz.
Türkiye Voleybol Federasyonu “ORTAK AKIL” sloganı etrafında tüm voleybol paydaşlarını ve ilgili akademisyenleri buluşturarak daha yolun başından itibaren başarılı olacağının sinyallerini vermiştir.
Ben burada sormak istediğim sorulardan ilkini sorarak yazımın bu bölümüne nokta koymak istiyorum:
“Ortak Akıl” cümlesini en son ne zaman duyduk? Bunu bir tek basketbol camiasına değil bu yazıyı okuyan herkese sormak istiyorum…
Saygılarımla.




Pekiyi erkek voleybolunda neden aynı başarı gelmiyor? Elbette bu soruyu öküz altında buzağı aramak için söylemedim. Bu sorumun bilimsel cevapları var… Spor artık teknoloji ve bilimle birlikte çalışıyor. Bizim bu başarıyı yakalayacak bilimsel çalışmamız var mı sizce? Elbette yok ama mükemmel organizasyon ve kararlı çalışmayla Türk kadınlarının bazı fiziksel özellikleri örtüşünce bu başarılar geldi. Aynı sistemler ve aynı organizasyon erkeklerde de var ama aynı başarı gelmiyor, gelemez… Sebebi bilimde saklı, şimdilik bu kadar söyleyeyim…