Biz Voleybol Ülkesiyiz 3 (Fabrika Voleybol) Naci Özonay

- Reklam-

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE…
‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ kitabını okuyanlar bilirler; Finlandiya, coğrafi ve sosyal açıdan zorlu koşullara (bataklıklar ve yoksulluk) sahip bir ülkeyken, halkın içinden çıkan adanmış bir lider Johan Vilhelm Senellman sayesinde ülke küllerinden yeniden doğar. Bataklıklar beyaz zambakların açtığı bir ülkeye dönüşür.

Ben, “Fabrika Voleybol Koordinatörü” sevgili Fuat Fırat’ı dinlerken kitabı yeniden okuyormuş hissine kapılıp kendimi Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabının içinde gezinir buldum. Sevgili Fuat’ın anlattıklarını sizler okuyunca neler hissedeceğinizi açıkçası çok merak ediyorum…

FABRİKA VOLEYBOL…
Tohumların ekilmesi 1 Temmuz 2013 yılında başlıyor. Bu fikir, voleybola ulaşamayan, imkanlar olarak yetersiz daha fazla çocuğu erken yaşta spor ve voleybol ile tanıştırma düşüncesiyle ile ortaya çıkıyor. Uzun vadede ise kulüplerin altyapı havuzunu oluşturması amaçlanıyor.

En önemli hedefleri;
Voleybolu Türkiye’nin en ücra köşelerine götürüp, Anadolu’yu voleybolun merkezlerinden biri haline getirmek ve büyük şehirlerdeki imkanları küçük şehirlere de taşımak,
‘Fırsat eşitliği’ sağlayarak önemle maddi imkânı yetersiz olan çocuklarımızın voleybola kolay ulaşmasını sağlamak,
Voleybolu çocukların ayağına götürerek çocuklarımıza spor hizmetini sunmak,
Çok önemli bir ‘sosyal projeyi’ spor ve voleybol organizasyonu üzerinden hayata geçirmiş olmak…
Ve bu uğurda Anadolu kazan onlar kepçe tüm ülkeyi karış karış gezme olayı başlıyorlar.

İlk merkez Ankara’da açıldıktan sonra hızla federasyonun salonu olduğu İstanbul, Bursa ve İzmir gibi illerde arka arkaya Fabrika Voleybol Okulları açılıyor.

DOĞU VE GÜNEYDOĞUDA OKUL AÇMAKTAN BÜYÜK BİR KEYİF ALIYORUZ…
Sevgili Fuat büyük bir heyecanla, Doğu ve Güneydoğu illerinde okul açmaktan büyük keyif aldıklarını belirterek konuşmasına başlıyor.
Fabrika Voleybol okullarını tanıtmaya ise;
Coğrafi konum bakımından zorlu, çetin doğa ve iklim şartlarına sahip, dağlık, ülkemizin güneydoğu ucunda, Irak sınırına 20 km mesafede olan Beytüşşebap’taki okullarını büyük bir gururla anlatarak başlıyor.
Beytüşşebap’ı ve oradaki ilk gününü şöyle anlatıyor;
“Zor bulunan düzlük alana bir spor salonu yapılmış. Bizi ilk gün 220 ye yakın bir sporcu kitlesi karşıladı. Çocukların heyecanını ve mutluluklarını tanımlayamam. Çalışmanın başında çocuklara dağıtmış olduğumuz tişörtleri antrenman bitiminde üstlerinden çıkarıp bize geri vermeye çalıştıklarını görünce inanın ne diyeceğimizi bilemedik. Tişörtlerin artık onların olduğunu söyleyince, çocuklarımızın yüzündeki mutluluğu görmenizi isterdim… Ve ardından bizlerden (ünlü sporcularmışız gibi) imza istemeleri ise bizlerde unutamayacağımız bir anının oluşmasına neden oldu.

Biz Voleybol Ülkesiyiz 3 (Fabrika Voleybol) Naci Özonay

Bu bölgemizde kış ayları çok sert geçiyor. Yaklaşık 2 metre karın yağdığı bir gün biz eğitime ara verildi mesajı beklerken, Yüksel Hocamız tarafından kazılan tünelle salona ulaşıldığı ve antrenmanların yapıldığı, eğitimlerin aksatılmadığı haberini aldık…”

Biz Voleybol Ülkesiyiz 3 (Fabrika Voleybol) Naci Özonay

HEDEF, NİTELİKLİ ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK…
Fabrika Voleybol birçok alana hizmet ediyor dersem sanırım doğru demiş olurum. İşin sosyolojik boyutunda nitelikli insanlar-çocuklar yetiştirmeye çalışıyorlar. Bir tek çocuklarımız değil, o bölgelerde hizmet veren antrenörlerimizi ve ilgili öğretmenlerimizi de eğitiyorlar. Fabrika Voleybol yetkililerinin, çocukların ileriki yaşamlarında voleybol sporu ile uğraşsınlar diye bir iddiaları yok…

Çocuklara bir takım içinde nasıl davranılması gerektiğini, nelere dikkat edileceğini ve paylaşıma dair kavramları öğretmeye çalışıyorlar. Spor disiplini alan çocukların ileriki yaşamlarında kendi ayakları üzerinde güçlü bir şekilde duracağına inanıyorlar. Çocukların elde edecekleri bu kazanımların onlarca şampiyonluğa bedel olduğunu da büyük bir mutlulukla belirtiyorlar…

BİZ AİLECEK İSTEDİĞİMİZE ULAŞTIK…
Elde ettikleri kazanımlara bir örneği sevgili Fuat şöyle anlatıyor:
“Biz okullarımıza gelen çocuklarımızın velilerini ‘memnuniyet anketi’ kapsamında ara ara telefonla arıyoruz. Bir gün ben Muş’ta ki bir anneyi aradım. Annemize Fabrika Voleybol ile ilgili sorular sormaya çalışırken, annemiz beni durdurup bana şunları söyledi;
Ben kızımın voleybolcu olmayacağını biliyorum fakat benim çocuğum Fabrika Voleybola başladıktan sonra bizimle yemek yemeye başladı, kendini çok daha iyi ifade eder hale geldi, arkadaş çevresi ve ders başarısı arttı ben size bunlar için teşekkür ediyorum. Biz ailecek istediğimize ulaştık…”

“BEN YARIN LİCE YERİNE BODRUMA GİDECEK OLSAYDIM İNANIN BU KADAR HEYECAN DUYMAZDIM…”
Değerli okurlar; TVF’de ki odasında sevgili Fuat’la sohbet ederken bana “size bir şey söyleyeceğim” deyip sessizliği sağladıktan sonra, ertesi gün Lice’ye okul açmaya gideceğini duygu dolu bir şekilde şu cümlelerle ifade etti:
“Naci Hocam ben yarın Bodrum’a gidecek olsam inanın bu kadar heyecan duymazdım… Bu benim bakış açımla ilgili bir durum. Oradaki çocukları düşününce gözlerim doluyor… Çocuklarımızdaki olumlu değişimlere şahit olmak ve çocuklarımız konusunda antrenörlerimizden gelen pozitif geri bildirimleri duymak hepimizi çok sevindiriyor.

Fabrika Voleybol okullarımızdan mezun olan çocuklarımızın antrenör, hakem, istatistikçi ve spor yöneticisi adayı olduklarını görmek bizleri mutlu ediyor. Bu mezunlarımızdan bizlere CV gönderen çocuklarımız bile olmaya başladı.”

PSİKOLOJİK KAZANMA, HABİTUS İNŞASI…
Fabrika Voleybol; Anadolu’nun en ücra köşelerine, önemle sosyo-ekonomik yönü dezavantajlı bölgelere spor olgusunu voleybol ile ulaştırarak, sporun toplumsallaşmasını, altyapı kültürünü ve oradaki çocuklarımızda ‘psikolojik kazanma’ duygusunu nasıl kullanacaklarına dair bir ‘habitus’ yapısı oluşturmuştur.

Bu madalyonun iki yüzüdür… İlki fiziksel ve coğrafi erişimi, diğeri ise o erişimin çocukların zihninde kalıcı bir karakter inşasına dönüşmesini temsil etmektedir.

TOPLUMSAL NORMLARIN KIRILMASI VE AİLE DÖNÜŞÜMÜ…
Fabrika Voleybol okullarında eğitim alan çocuklarımızın %90’nına yakınının kız çocuklarımız olduğunu öğrenince yüreğimde farklı bir heyecan ve mutluluk yaşadığımı belirtmek istiyorum…

Neden farklı bir heyecan ve mutluluk yaşadığıma gelince:
Kadın ve kız çocuklarımızın sosyal, kültürel ve ekonomik baskılar altında büyük sıkıntılar yaşadığı bir coğrafyada Fabrika Voleybolu sadece bir spor okulu olarak görmenin büyük haksızlık olacağını düşünüyorum…
Fabrika Voleybolu bireysel özgürleşme, toplumsal dönüşüm ve bir direnç alanı olarak tanımlamak gerekir…
Erkek egemen yapıların ve sınırlı imkanların gölgesinde büyüyen kız çocuklarımız için bu proje, hayatlarını yeniden şekillendiren çok boyutlu bir başarı hikayesidir…
Kadın ve kızlarımız adına sıkıntıların yoğun olduğu bir coğrafyada Fabrika Voleybol ’un başarısını, kazanmış oldukları kupa ya da yetiştirmiş oldukları sporcu sayısıyla ölçmeyi de doğru bulmuyorum…
Burada ki gerçek başarı; bir kız çocuğumuzun başını dik tutarak sahaya adım atması, kendi kararlarını verebilecek özgüveni kazanması ve o coğrafyanın kaderini spor yoluyla değiştirmesidir…
Fabrika Voleybol, kız çocuklarımız için bir spor projesinden çok daha fazlası; bir sosyal devrim modelidir…

EĞİTİMİN GÜCÜ…
“6-12 yaş hedef kitlemiz olmasına rağmen özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki dezavantajlı çocukların kötü alışkanlıklardan uzak tutulması, korunması, sosyalleşmesi için 13-14 yaş gruplarını da projeye, ‘eğitim’ sürecine dahil ediyoruz…”
Sevgili Fuat’ın bu açıklamasından yola çıkarak;
Fabrika Voleybol projesinin; eğitim yoluyla sıfırdan başlayan topyekûn aydınlanma, toplumsal dönüşüm hareketi olarak da karşımıza çıktığını söyleyebilirim.

BATAKLIKTAN ZAMBAK YETİŞTİRMEK…
Fabrika Voleybol ‘un, insanüstü çabalarını; “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabında ki ‘bataklıktan zambak yetiştirme’ olayı ile özdeşleştirip ‘yiğidin hakkını yiğide’ vererek bu yazımı noktalamaya başlamak istiyorum.

Sevgili okurlarımız;
Fabrika Voleybol ile ilgili yazı dizisine başlarken 3-4 yazı ile toparlayabileceğimi düşünmüştüm. Ancak işin içine girdikçe, Fabrika Voleybol ‘un başardığı olağanüstü çalışmalara şahit olup, aysbergin görünmeyen o devasa ve muhteşem yüzüne de dokunmaya başlayınca yazılarımı 3-4 yazı ile bitiremeyeceğimi görmüş oldum…
Daha açık ve dürüstçe ifade etmem gerekirse; Fabrika Voleybol ‘un eğitim yoluyla sosyal, sportif anlamda elde ettiği başarıları ve gerçekleştirdikleri dönüşümü gözlemleyince bende bu sıra dışı başarı öyküsünün içinde bir süre daha kalmak istedim desem daha doğru olacak…
Bundan sonraki yazımda sevgili Fuat’ın Fabrika Voleybol hakkında vermiş olduğu teknik detayları, nasıl bir yapılanma içinde olduklarını, Türkiye’de kaç yerde okullarının olduğunu, öğrenci sayılarını, bu okullara nasıl imkanlar sağladıklarını, okul açacakları yerleri nasıl belirlediklerini, antrenörlerini nasıl seçip nasıl eğittiklerini ve pek çok konuyu kaleme alacağım.
Saygılarımla.

 

- Reklam-

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler