Çocuk İşte… (Selam Gökçe)

- Reklam-

Basketbol sahaları ile fiziksel ilişkimi kopardım. Ama duygusal, düşünsel bağlar çabuk bırakılamıyor. Yani hem dışındayım, hem de içindeyim halâ. Özlemim ve anılarım eşliğinde izlemeye çalışıyorum. Şükürler olsun ‘bizim zamanımızda’ diye birşeyler anlatmak hevesinde değilim, tam aksine daha yenilikçi bir bakışla bugünü konuşmak, bir çocuğun düşüncelerini aktarmak istiyorum.

Basketbol maçlarını bir küçük adamla izliyorum.
10-12 yaşlarında, meraklı, arzulu, basketbolcu olmak istediğini söyleyen cingöz biri.

Birlikte izlediğimiz maçlarda bana öyle amansız sorular soruyor ki bazen kıvranıyorum. Örneğin geçen hafta hakemlerin neden ikide bir oyunu durdurup masaya gittiklerini ve ekrana baktıklarını sordu.

Karar vermekte güçlük çektiklerini söylesem de bu ona yetmedi ve nasıl bu kadar çok defa karar veremediklerine söylendi, durdu.

Ardından doğal olarak şu soru geldi:
Antrenörler kaç kere itiraz edebiliyor?
Eğer ikiyse hakemlerin de, ve onun deyişiyle sadece esas hakemin de iki kere ekrana iki dakika süreyle bakma hakkı olsa daha iyi olmaz mı?

Bu çocuklar bazen ne kadar acımasız oluyorlar:
“Eğer bu kadar zor karar veriyorlarsa daha kararlı ve bilgili insanları hakem yapmalı.” dedi ve “Basketbolcular çalışıyorsa onlar da daha çok çalışmalı” diyerek noktayı koydu.
Çocuk işte…

Onun aklına göre futbolda (kendisi aynı zamanda sınıf takımının santrforudur) 22 oyuncu için biri düdüklü üç hakem varken, neden basketbolda hepsinde düdük olan üç hakem 10 oyuncuya yeterli olamıyor?

Biraz daha derine inip basketbol oyun dinamiğinin çok farklı olduğunu anlatmaya çalıştım ama nafile..
Doğal…Her çocuk gibi tuttuğu takım kazandığında göklere fırlayıp, kaybettiğinde berbat ve beş karış suratla ayrılıyoruz.

Ona bu hafta sporda kazanmayı ve kaybetmeyi anlatmayı düşünüyorum.

Hollanda’nın ünlü takımı AJAX’ın antrenörü bir söyleşide ‘Biz kaybettiğimiz gün de birşeyler kazanırız ve sporcular da bu bilinçtedir’ demişti. Onu hatırladım bir anda; bakalım nereye varacağız.

Sporda gerçek kazanım nedir, nelere bağlıdır?Düşünüyor musunuz?

Her insan sakin bir kafayla bir çok anlamlı şey sıralayabilir. Ama üzülerek görüyoruz ki oyun alanına gelindiğinde “vur kır parçala” hiç eksik olmuyor. Benim küçük adam bunu gördüğünde, belki de benden etkilenerek kanalı değiştirmemizi istiyor. O, kavga gürültükerini değil oyunu, üçlükleri, smaçları, top kapmaları seviyor.

Geçende taraftarı olduğu takımın maçını birlikte izlemeyi önerdiğimde istemeden razı oldu ve onları artık sevemediğini söyledi.
“Neden?” dediğimde yüzüme adeta tokat yedim:
Çünkü onların antrenörü ve yöneticisi çok kavgacıymış ve hep ceza alıyorlarmış.

Dedim ya çocuklar sevgi dolu ve aynı zamanda çok da acımasız olabiliyor.

Onların bu sevgisini bilelim, spor ve oyun anlayışlarını ve sevgilerini kaybetmeyelim.

Ben sahadaki işimi bitirdim.

Dikkat edelim arkadaşlar, hepinize sesleniyorum. Çocuklar basketbolu sevmezlerse işsiz kalırsınız.
Ne oynanacak oyun, ne kazanılacak para ve kupa kalır.
Benden söylemesi.
Çocuk işte…
Saygı ve sevgilerimle
Selam Gökçe…

- Reklam-

3 YORUMLAR

  1. Sevgili Selam Ağabey merhaba.

    O ‘küçük adama’ da aramıza hoş geldin diyorum. Umarım küçük adamın düşündükleri, hayal ettikleri bir gün ülkemizde de gerçek olur…

    Selam Ağabey yazılarının devamını bekliyoruz…

    Sevgilerimle.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler