Euroleague’de Fenerbahçe Beko fırtınası devam ediyor. Temsilcimiz arayı açarak liderliğini sürdürüyor. Takımın kimyası oturmuş ve roller paylaşılmış durumda. Çok büyük bir aksilikler dizisi olmazsa çeyrek finalde saha avantajını alacaklar gibi görünüyor. Melli’nin sakatlığı son Partizan maçında biraz kendini hissettirdi gibi geldi bana. Ama özellikle Euroleague çaylağı, birkaç pozisyon oynayabilen Tucker’ın ve Baldwin’in katkıları her geçen gün Fenerbahçe’yi şampiyonluğun en büyük adaylarından biri durumuna getiriyor. Diğer temsilcimiz Anadolu Efes ise yanlış kadro kurulumunun faturasını ödüyor. Ara, üstteki takımlarla gittikçe açılıyor. Kimse yeni koç Laso’ya fatura çıkarmasın. Oyun kurucusuz takım olmaz. Sakatlığı süren Larkin’e sezon başında bir yedek alınmaz mı?
Gelelim ülkemizin basketboluna. Tuhaf şeyler olmaya devam ediyor. Ömer Faruk 8 yıl önce milli takıma izinsiz katılmadığından bir ceza almıştı. Şimdi bu cezanın kaldırıldığını öğreniyoruz. Bundan önce aynı şekilde Türklük statüsünü kaybeden Larkin ve Wilbekin affedilmişlerdi. Bu gibi durumlara düşmemek için kamp ve maç programını önceden oyuncuların önüne koyarsınız ve bir nevi kontrat imzalarsınız. En azından kimlerle yola çıkacağınızı öğrenirsiniz. “Her ne olursa olsun maksat kazanmak” derseniz kaos çıkar. Milli Takım kutsaldır. Yapboz şeklinde devam edersek sonumuz yine hüsran olur. Takımımız son şampiyonada 2. oldu. Biz o turnuvanın en iyi ikinci takımıydık. Şu anda Avrupa’nın en iyi 2 takımından biri değiliz. Olabilmek için prensiplerden ödün veremeyiz.
Bölgesel ligin çok önemli olduğunu söylemekten dilimizde tüy bitti. 85- 90 milyonluk ülkemizde rica minnet 30 tane takım bölgesel lige katılıyorsa bu işte bir yanlışlık var. 2.5 aylık bir sezonla basketbolu ülkeye nasıl yaymayı başarırız? Eskiden 90-100 takım vardı. Semt takımları bile vardı. Bölgesel takımlarının en büyük sorunu ekonomik. Sponsor arayışlarının 2.5 aylık bir sezon yüzünden sonuçsuz kaldığını duyuyoruz. Hâlbuki 6 aylık bir sezon olsa, kulüplere sponsor bulmada yardımcı olur diye düşünüyorum. Son günlerde federasyonun bir sürü sponsorluk anlaşmaları yaptığını medyadan öğreniyoruz. Bu kaynakların en azından bir kısmının bölgesel lig organizasyonuna harcayacak mıyız? Kim bilir? Bu anlaşmaları ticari sır değilse (!) spor kamuoyuyla paylaşmak gerekir herhalde..




Avrupa gündemine (bu arada medyasına) hakim olmanın da ötesinde hayatının bir bölümünü onların göbeğinde ve saygın bir pozisyonda geçirmiş olan duayen bir figür Avrupa’nın branştaki gündeminin haftalık özetini geçmiş, bütün kıta fırtınaya hayran (kıskanç da olsa saygılı), bizim kamuoyunun çoğunluğu, ve medyasının tamamı ise kıskanç ama saygılı değil, böyle bir şey yokmuş gibi davranarak bunu önemsizleştirme, gündeme almamaya, hatta karalama amaçlı olarak Fenerbahçe’nin Türk oyuncularının katkılarını önemsizleştirmeye, bunu başaramadığı zaman oyuncularının kökeninin Türk olmadığı yollu dedikodular yaymaya, bu oyuncuları yetiştirenin başka kulüpler olduğundan tut Fenerbahçe’den çıkma bazı başka oyuncuların başka kulüplerde oynamalarının bu kulübün olumlu değil olumsuz göstergesi olduğu yollu algı yaymaya, veya kim kime ne dedi de, doğru mu yanlış mı hangisi – tamamen veya ne kadar – haklı gibi fasa fisolar üzerinden bölünüp birbirleriyle savaşmaya enerji ve vakit harcanıyor, hani şu başlık da olmasa bu sitede, Fenerbahçe’nin kadınlı-erkekli Avrupa basketbol aleminin en tepesinde yer aldığını (fırtına estirdiğini) basketbol medyasını (bırak genel medyayı) okuyan anlayamaz-bilemez, iyi ki var, iyi ki varsınız Sayın Kunter. Yanıbaşımızdaki komşumuzda dün ilkokul bugün hastane bombalanırken biz de böyle şeylerle avunuyor, İsrail takımlarının da olduğu bir ligde basketbol izliyoruz. Hayat böyle, kısa, acı ve acayip bir şey işte.